6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Akaryakıt bayilik sözleşmesinde rekabet mevzuatına göre beş yıllık sürenin dolmasından sonraki feshin haklı sayılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3094 E. 2021/6902 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Akaryakıt bayilik sözleşmesinde alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, Rekabet Kurulu 2002/2 sayılı tebliğ ve Kılavuz uyarınca en çok beş yıl olabilir; süre ilk sözleşme tarihinden işler ve zeyilname ile yapılan uzatma bu sınırı aşamaz. Fesih, bu beş yıllık sürenin dolmasından sonra yapılmışsa haklı sayılır ve buna göre değerlendirme yapılması gerekir.

Ele alınan sorunlar

Bayilik sözleşmesinin süresinin rekabet mevzuatına göre belirlenmesi ve feshin haklılığı → kabul

İddia: Davalı şirket, sözleşmenin beş yıllık sürenin dolmasından sonra feshedildiğini, feshin haklı olduğunu ileri sürerek aleyhine hükmedilen cezai şart ve kâr kaybının kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Rekabet Kurulu'nun Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti (2002/2) Tebliği'nin 5/a maddesi ile Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'un 40. maddesi uyarınca, alıcıya getirilen belirsiz süreli veya beş yılı aşan ya da beş yılı aşacak şekilde zımnen yenilenebilen rekabet etmeme yükümlülüğü grup muafiyetinden yararlanamaz ve belirsiz süreli sayılır. Somut olayda taraflar arasındaki ilk bayilik sözleşmesi esas alındığında beş yıllık süre, sözleşme tarihinden itibaren dolmaktadır; sonradan yapılan zeyilname ile süre uzatımı bu beş yıllık sınırı aşamaz. Sözleşme, bu beş yıllık sürenin dolmasından sonra feshedildiğinden feshin haklı nedenle yapıldığının kabulü ile buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmediğinden karar davalı yararına bozulmalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Akaryakıt bayilik sözleşmesinde rekabet etmeme yükümlülüğünün beş yılla sınırlı olması, sürenin ilk sözleşme tarihinden işlemesi ve bu sürenin dolmasından sonraki feshin haklı sayılması bakımından bağlayıcı emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akaryakıt bayilik sözleşmesi rekabet etmeme yükümlülüğü dikey anlaşmalar grup muafiyeti (2002/2) beş yıllık süre sınırı haklı fesih cezai şart kâr kaybı

Atıf yapılan mevzuat: Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2) — Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2) 5/a

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2840 E. 2024/4746 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9042 E. 2023/293 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/3094 E.  ,  2021/6902 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2018 tarih ve 2009/1035 E. - 2018/246 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 04.07.2019 tarih ve 2018/1182 E- 2019/948 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; 07/06/2004 tarihinde davacı ile davalı şirket arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, 10/12/2004 tarihinde imzalanan zeyilname ile Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin süresinin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatıldığını, 10/12/2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın davalı tarafından süresinden önce 07/09/2009 tarihinde feshedilmesi sebebiyle sona erme tarihine kadar geçecek 3 ay için davacının akaryakıt ve madeni yağ satımından elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, davalının sözleşme süresinde davacıdan almayı taahhüt ettiği miktarın altında alım yapması nedeniyle cezai şart alacağının olduğunu, sözleşmeye uyulmaması sebebiyle de ayrıca cezai şart alacaklarının olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan, 32.377 USD cezai şart alacağının ödeme günündeki Merkez Bankası efektif (döviz) satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının, davalının fesih tarihi olan 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek dövize uygulanan en yüksek faiz ile tahsiline, kâr kaybı borcundan dolayı şimdilik 5.000,00 TL’nin davalının fesih tarihi olan 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesiniş talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 03/03/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile kâr mahrumiyeti iddiasına dayalı alacak talebini 24.803,12 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı şirket vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin işin görüldüğü ve davalının ikametgahının da bulunduğu Aydın Mahkemeleri’nin olduğunu, aynı konuda Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2009/575 esasına kayden açılmış dava bulunduğunu, davanın derdestlikten reddi gerektiğini, taraf ve konusu aynı olan davanın birleştirilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, dosya kapsamı ve benimenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı şirket arasında 26/05/2004 tarihli Akaryakıt İstasyonları İçin Ariyet ve Emanet Sözleşmesi, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi, 07/06/2004 tarihli Protokol, 10/12/2004 tarihli Zeyilname akdedildiği, davalı ... in 10/12/2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere kefil olarak imza koyduğu, taraflar arasındaki 07/06/2004 tarihli sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu, ancak daha sonra bağıtlanan 10/12/2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren 5 yıl olarak uzatıldığı ve 07/06/2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03/07/2009 tarihli ihtarname ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli olduğu, tarafların edimlerini 10/12/2009 tarihine kadar devam ettirmeleri gerektiği, sözleşmenin davalı tarafaından süresinden önce haksız feshinin sözleşmenin 27.1 maddesinde belirtilen sözleşmeye aykırılığı oluşturduğu ve davacının cezai şart talebinin yerinde olduğu, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesinin 27.1/c maddesi uyarınca davacının cezai şart yanında mahrum kaldığı kârı da isteyebileceği, 07/06/2004 tarihli Protokol'ün 2.

maddesinde bayiinin alım taahhüdünün düzenlendiği ve tonaj ihlali nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağının 10/12/2004 tarihli zeyilname olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2016 tarihli kararında yer alan "Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ...'in kefalet imzasını taşıyan sözleşmenin 07/06/2004 tarihli olduğu, daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren zeyilnamede ise davalı ...'in imzası bulunmadığı..” şeklindeki maddi vakıa tespiti bulunduğu gerekçeleri ile kefil ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... Petrol Petrol ürünleri Plastik Elektronik Sanayi ve Tic.

Ltd. Şti. yönünden 24.803,12 TL kâr kaybı alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 32.377 USD cezai şart alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren USD’ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte ödeme günündeki TC. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinde TL'ye çevrilerek davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 07/06/2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmenin 31. maddesinde sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu, sözleşmenin bitim süresinden 3 ay önce tarafların yazılı bildirimde bulunmamaları halinde kendiliğinden bir yıl yenilenmiş sayılacağının düzenlendiği, bu sözleşmenin davalı ... tarafından kefil sıfatıyla imzalandığı, 07/06/2004 tarihinde imzalanan Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesine Zeyilname başlıklı belgede sözleşme süresinin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatıldığı, sözleşmenin değiştirilmeyen maddelerinin aynen kaldığının düzenlendiği, bu belgede davalı ...’in kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, bu değişiklikle belirsiz süreli olan sözleşmenin belirli süreli sözleşmeye dönüştürüldüğü, buna göre 07/06/2004 tarihli sözleşmenin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yılın sonunda yani 10/12/2009 tarihinde sona ermesinin kararlaştırıldığı, davalı kefilin imzası olan sözleşme 1 yıl süreli olduğundan 07.06.2005 tarihi itibariyle davalı kefilin sorumluluğunun sona erdiği, aynı sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından davalılara karşı cari hesap ve vade farkı alacağının tahsili talebiyle açılan davada verilen kararın temyizi üzerine hükmün davalı ...

yararına 10/02/2016 tarihli ilamla bozulduğu ve gerekçesinin “Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ...'in kefalet imzasını taşıyan sözleşmenin 07/06/2004 tarihli olduğu, daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren zeyilnamede ise davalı ...'in imzası bulunmadığı, bu durumda asıl sözleşmenin süresinin sona ermesi ile kefilin sorumluluğunun bittiği..” şeklinde olduğu, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddedildiği, davacı tarafın, davalı kefilin sözleşmenin 24.maddesi uyarınca şirket yöneticisi olarak borçtan sorumlu olduğu ve şirket yetkilisi olarak imza atmış olması nedeniyle sözleşme süresinin uzatıldığından haberdar olduğu yönündeki itirazlarının sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği yerinde görülmediği, 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arasındaki ürün alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle oluşan cezai şart alacağından davalı kefilin de sorumlu olduğu düşünülebilir ise de, zaten bu tutarın hesaplanmasına davalı kefil vekilinin itiraz ettiği, ve itirazında haklı olduğu, zira 1.

yılın sonunda davalıya eksik alıma ilişkin gönderilen bir ihtara rastlanılmadığı, raporda şerh içeren faturadan da söz edilmediği, diğer cezai şart talebi ile kâr kaybı talebinin ise davalı kefilin kefaletinin sona erdiği dönemden sonrasına ilişkin olduğu, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesine İlişkin Zeyilnamede ve 07/06/2004 tarihli Protokolde kefil sıfatıyla imzası bulunmayan ve 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arası döneme ilişkin haksız cezai şart talebine itirazında haklı olan davalı ...’in dava konusu cezai şart ve kar kaybı alacağından sorumlu olmadığı, ilk derece mahkemesinin bu davalıya yönelik davanın reddi yönünde verdiği kararda bir isabetsizlik görülmediği, davalı şirket vekili yasal sürede cevap dilekçesi sunmadığından yetki ve derdestlik (o tarihte dava şartı olmayan) ilk itirazları yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında ileri sürülmeyen zamanaşımı def’inin de haklı görülmediği, davalı şirket vekilinin esasa yönelik istinaf sebeplerinin bu davada verilen karara yönelik olmadığı, davanın konusu olmayan teminat mektubu ve intifa süresine ilişkin olduğu, kamu düzenine ilişkin olup re’sen dikkate alınacak bir husus da bulunmadığı, dolayısıyla esasa yönelik istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekili ile davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Hüküm davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve asgari alım taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.

1-Rekabet Kurulu’nun 14/07/2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti (2002/2) Tebliğinin “Rekabet Etmeme Yükümlülüğü” başlıklı 5/a maddesinde; “Bu Tebliğ ile tanınan muafiyet anlaşmada yer alan, aşağıda belirtilen yükümlülüklere uygulanmaz: a) Alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü. Rekabet etmeme yükümlülüğünün yukarıda belirtilen süreyi aşacak şekilde zımnen yenilenebileceğinin kararlaştırılması halinde, rekabet etmeme yükümlülüğü belirsiz süreli sayılır” düzenlemesine; yine Rekabet Kurulu’nun Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 40. maddesinde; “Alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi büyük önem taşımaktadır.

Süresi beş yıldan uzun olan rekabet etmeme yükümlülüğünün grup muafiyetinden yararlanması bu Kılavuzun 44. paragrafında belirtilen istisna dışında mümkün değildir. Şayet alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi belirsiz ise yine grup muafiyeti uygulanamayacaktır. Beş yıllık süreyi aşacak şekilde zımnen yenilenebilen rekabet etmeme yükümlülükleri de grup muafiyeti kapsamında değildir” düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olaya gelince, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi 07/06/2004 tarihli ve süresi 1 yıldır. Daha sonra 10/12/2004 tarihli zeyilname ile sözleşme süresi bitmeden 10/12/2004 tarihinden itibaren sözleşme 5 yıl süre ile uzatılmıştır.

Yukarıda bahsedilen hükümler birlikte dikkate alındığında taraflar arasındaki ilk sözleşme tarihi 07.06.2004 olup beş yıllık süre 07/06/2009 tarihinde sona ermektedir. Davalı şirket tarafından sözkonusu sözleşme 03/07/2009 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. Sözleşme beş yıllık süreden sonra feshedilmiş olduğundan sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile buna göre değerlendirme yapılması gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı şirketin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 29,50 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721363500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1182 E. 2019/948 K.

Kefilin imzasız kaldığı zeyilname sonrası sözleşme süresinden sorumluluğu

Gerekçe özeti

Bir sözleşmeye kefil olarak imza atan kişinin sorumluluğu, kendi imzasının bulunduğu sözleşme metninin süresiyle sınırlıdır; sözleşme süresini uzatan sonraki bir zeyilnamede kefilin imzası yoksa, kefil bu uzatılmış süreye ilişkin borçlardan sorumlu tutulamaz ve kefaletin sona erdiği tarihten sonra doğan alacaklardan (cezai şart, kâr kaybı) sorumlu değildir. Kefilin şirket yöneticisi sıfatıyla süre uzatımından haberdar olması, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi karşısında bu sonucu değiştirmez. Ayrıca yasal süresinde cevap dilekçesi sunulmadan sonradan ileri sürülen yetki, derdestlik ve zamanaşımı itirazları dinlenmez; istinaf incelemesi de dava konusu ile ilgisi bulunmayan hususlara yönelik sebeplerle sınırlı olarak genişletilemez.

Emsal değeri

Kefilin sorumluluğunun kendi imza attığı sözleşme metninin süresiyle sınırlı olduğu, sonraki bir zeyilname ile yapılan süre uzatımına kefilin imzasının bulunmaması halinde bu uzatılan döneme ilişkin borçlardan sorumlu tutulamayacağı yönündeki tespit, kefalet sözleşmelerinin yorumu bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: kefalet sözleşmelerin nisbiliği ilkesi zeyilname cezai şart kâr kaybı derdestlik zamanaşımı def'i belirli süreli sözleşme

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1182

KARAR NO 2019/948

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/03/2018

NUMARASI 2009/1035 E.- 2018/246 K.

DAVA

Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/07/2019

Davanın kısmen kabulune yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ve davalı şirket vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında 07.06.2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi ve aynı tarihli Protokol ile 26.05.2004 tarihli Ariyet ve Emanet Sözleşmesi akdedildiğini, ayrıca 10.12.2004 tarihinde 07.06.2004 tarihinde imzalanan Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesine ilişkin Zeyilname imzalandığını,bu zeyilname ile sözleşme süresinin 5 yıl süre ile uzatıldığını, davalının 10.12.2009 tarihinde sona erecek sözleşmeyi 03.07.2009 tarihli yazısı ile 07.09.2009 tarihi itibariyle sona erecek şekilde feshettiğini bildirdiğini, feshin haksız olduğunu, bayilik sözleşmesi ve protokolün 2.maddesi uyarınca davalı şirketin her yıl belirli miktarda akaryakıt ve madeni yağ satmayı aksi halde cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ancak sözleşmenin yürürlük süresince bu taahhüdüne uymadığını, bu nedenle 22.377-USD cezai şart alacakları olduğunu, yine sözleşmenin 27.1 maddesi uyarınca sözleşmenin ihlali nedeniyle 10.000-USD cezai şart alacağı olduğunu, aynı madde uyarınca kar kaybı taleplerinin de olduğunu, zira müvekkilinin sözleşmenin 10.12.2009 tarihine kadar devam edeceği inancıyla bölgede başka bir istasyona yatırım yapma gereği duymadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 32.377-USD cezai şart alacağının ödeme günündeki Merkez bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının 07.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek dövize uygulanan en yüksek faiziyle, şimdilik 5.000-TL kar kaybı alacağını 07.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 03.03.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile, 5.000-TL olan kar kaybı alacağı taleplerini 24.803,12-TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.

CEVAP

Davalı şirket vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını,Aydın Ticaret mahkemelerinin yetkili olduğunu, zira müvekkili ikametgahı Aydın olduğu gibi sözleşmeye konu işyerinin de Aydın’da bulunduğunu , ayrıca aynı konu hakkında Aydın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/575 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden dava olması nedeniyle derdestlik itirazları olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili yasal sürede davaya cevap vermemiş, 26.06.2014 havale tarihli dilekçesinde müvekkili yönünden sözleşmenin 07.06.2015 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplamaların da hatalı olduğunu belirtmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki 07/06/2004 tarihli sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu, ancak daha sonra bağıtlanan 10.12.2004 tarihli Zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren 5 yıl olarak uzatıldığı, zeyilname gereğince 07/06/2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kalarak kabul edildiği , buna göre sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ereceği,ancak davalı şirketin sözleşmeyi süresinden önce vekili aracılığıyla haklı bir neden bildirmeksizin 03/07/2009 tarihli ihtarname ile fesih ettiğini bildirdiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshinin haksız olduğu, buna göre davacının sözleşmenin 27.1 maddesi uyarınca 10.000-USD cezai şart ve 3 aylık kar kaybı 24.803,12-TL’yi talep edebileceği, yine Protokolün 2.maddesi uyarınca taahhüt edilen tonaj ihlalinden kaynaklanan cezai şart alacağının 22.377 USD olduğu, öte yandan davacı alacağının dayanağı 10.12.2004 tarihli zeyilname olup Yargıtay 19 Hukuk dairesinin 19.02.2016 tarihli kararı ile "Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ...

kefalet imzasını taşıyan sözleşme 07.06.2004 tarihlidir. Daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren zeyilnamede ise davalı ... imzası bulunmamaktadır." şeklindeki maddi vakıa tespitinin mahkemeyi bağlayacağı, dolayısıyla davalı kefil ... yönünden açılan davanın haksız olduğu gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden reddine, diğer davalı ....Sanayi ve Tic. Ltd Şti yönünden 24.803,12 TL kar kaybı alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine,32.377 USD cezai şart alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren USD ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte ödeme günündeki TC. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinde TL 'ye çevrilerek davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/190 E. ve 2014/206 K. sayılı dosyası incelendiğinde de görüleceği üzere, söz konusu dosyanın müvekkilinin davalılardan cari hesap ve vade farkı alacaklarına ilişkin itirazın iptali davası olduğunu, oysa bu dava konusu cezai şart ve kar mahrumiyeti taleplerinin taraflar arasında imzalanan 10.12.2004 tarihli Zeyilname’den kaynaklanmadığını, huzurdaki davadaki taleplerinin taraflar arasında imzalanan 07.06.2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletmesi Sözleşmesi’nden kaynaklandığını, dolayısıyla Yargıtay bozma ilamının huzurdaki dava açısından herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi’nin 24.3. maddesi uyarınca davalı ...

davalı şirket ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiden doğan ve doğacak tüm borçlardan müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, yine 24.4. maddesi uyarınca davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin ve müdürlerinin de, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi devam ettiği müddetçe davalı şirket ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, 24.5. maddesi uyarınca davalı kefilin taraflar arasındaki bayilik ilişkisinden doğan hak, yetki, yükümlülükleri ile davalı şirketin hisselerini müvekkil şirketten yazılı izin almaksızın başkasına devredemeyeceğini kabul ettiğini,24.6. maddesinde, davalı kefilin bayilik ilişkisinden doğan haklarını, yükümlülüklerini, yetkilerini ve/veya davalı şirketin hisselerini başkasına devretmesi halinde, davalı şirketin bayilik ilişkisinden doğan vadeli ve vadesiz tüm borçlarının muaccel hale geleceğinin ve davalı kefilden tahsil edileceğinin kabul edildiğini, Protokol’ün 1.

maddesinde, Protokol’ün Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi ile bağlantılı olduğunun belirtildiğini, Zeyilname’nin de aynı Sözleşme ile bağlantılı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmelerin tüm maddelerinin yorumlanmasından tüm sözleşmeler arasında bağlantı olduğu ve dolayısıyla tüm sözleşmelerden doğan borçlardan davalı kefilin de sorumlu olduğu sonucuna ulaşıldığını, 2-07.06.2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi’nin 31. maddesi uyarınca sözleşmenin taraflarca sözleşme bitiminden 3 ay önce yazılı olarak feshedilmemesi halinde, sözleşmenin aynı şartlarla devam edeceğini, dolayısıyla davalı ...’in müvekkil ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden doğan tüm borçlar açısından sorumluluğu, bu sözleşmeye dayanmakta olup sözleşme tarihinin bitiminden 3 ay öncesinde tarafların sözleşmenin feshine ilişkin herhangi bir beyanları olmadığından davalı ...’in kefilliğinin geçerli olduğunu belirterek davanın ...

yönünden de kabulünü istemiştir.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, Aydın Mahkemelerinin yetkili olduğunu, zira sözleşmeye konu işyeri Aydın’da olduğu gibi müvekkili ikametgahının da Aydın olduğunu,2-Derdestlik itirazlarının olduğunu, Aydın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/575 E. sayılı davası ile bu davanın konusu ve taraflarının aynı olduğunu,3-Zamanaşımı definin dikkate alınması gerektiğini,4-Davalı tarafın da kabulünde olduğu üzere 10.12.2004 tarihli zeyilname ve esasını teşkil eden önceki sözleşme hükümlerinin bittiğini, çekilen ihtar ile önceden bildirmek suretiyle fesih hakkının kullanıldığını ve davalıya bildirimde bulunulduğunu, sözleşme hükümleri bitmekle sözleşmeye dayalı tüm mahrumiyet ve kısıtlamaların da sona erdiğini, intifa hakkı şerhinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, ancak mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan karar verildiğini, teminat mektuplarının taraflar arasındaki protokol uyarınca alındığını ve başka bir sebeple paraya çevrilemeyeceğini, davalının temin konusu meblağın %10’u gibi bir tutar için tüm mektupların paraya çevrilmesi talebinde bulunduğunu, bu hususlar incelenmeden karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve asgari alım taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı şirkete yönelik davanın ıslah edilen haliyle kabulüne, davalı kefil ... yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 07.06.2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmenin 31.maddesinde sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu, sözleşmenin bitim süresinden 3 ay önce tarafların yazılı bildirimde bulunmamaları halinde kendiliğinden bir yıl yenilenmiş sayılacağı düzenlenmiş, bu sözleşme davalı .... tarafından kefil sıfatıyla imzalanmıştır.

”07.06.2004 tarihinde imzalanan Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesine Zeyilname” başlıklı belgede ise, sözleşme süresinin 10.12.2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatıldığı, sözleşmenin değiştirilmeyen maddelerinin aynen kaldığı düzenlenmiş olup iş bu belgede ise davalı ...’in kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı görülmüştür. Bu değişiklikle belirsiz süreli olan sözleşme belirli süreli sözleşmeye dönüştürülmüş, buna göre 07.06.2004 tarihli sözleşmenin 10.12.2004 tarihinden itibaren 5 yılın sonunda yani 10.12.2009 tarihinde sona ermesi kararlaştırılmıştır. Bu durumda davalı kefilin imzası olan sözleşme 1 yıl süreli olduğundan 07.06.2005 tarihi itibariyle davalı kefilin sorumluluğu sona ermiştir.

Nitekim aynı sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından davalılara karşı cari hesap ve vade farkı alacağının tahsili talebiyle açılan davada İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05.06.2014 tarihli 2012/190 E., 2014/206 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı ... vekilinin temyizi üzerine ise Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 10.02.2016 tarihli 2015/13367 E., 2016/2616 K. sayılı kararı ile hükmün davalı ... yararına bozulmasına karar verilmiş, kararın gerekçesi “Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ... kefalet imzasını taşıyan sözleşme 07.06.2004 tarihlidir. Daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren zeyilnamede ise davalı ... imzası bulunmamaktadır. Bu durumda asıl sözleşmenin süresinin sona ermesi ile kefilin sorumluluğu biter.

Takip konusu edilen borcun davalının kefalet verdiği sürenin sona ermesinden sonra doğduğu anlaşıldığından kefil ... hakkındaki davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklinde olup davacı vekilinin karar düzeltme istemi reddedilmiştir. Davacı tarafın, davalı kefilin sözleşmenin 24.maddesi uyarınca şirket yöneticisi olarak borçtan sorumlu olduğu ve şirket yetkilisi olarak imza atmış olması nedeniyle sözleşme süresinin uzatıldığından haberdar olduğu yönündeki itirazları da sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği yerinde görülmemiştir.Öte yandan 07.06.2004-07.06.2005 tarihleri arasındaki ürün alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle oluşan cezai şart alacağından davalı kefilin de sorumlu olduğu düşünülebilir ise de, zaten bu tutarın hesaplanmasına davalı kefil vekili itiraz etmiş olup, itirazında da haklıdır.

Zira 1.yılın sonunda davalıya eksik alıma ilişkin gönderilen bir ihtara rastlanılmamış, raporda şerh içeren faturadan da söz edilmemiştir. Diğer cezai şart talebi ile kar kaybı talebi ise davalı kefilin kefaletinin sona erdiği dönemden sonrasına ilişkindir. O halde 07.06.2004 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesine İlişkin Zeyilnamede ve 07.06.2004 tarihli Protokolde kefil sıfatıyla imzası bulunmayan ve 07.06.2004-07.06.2005 tarihleri arası döneme ilişkin haksız cezai şart talebine itirazında haklı olan davalı .... dava konusu cezai şart ve kar kaybı alacağından sorumlu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin bu davalıya yönelik davanın reddi yönünde verdiği kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bununla birlikte, davalı şirket vekili yasal sürede cevap dilekçesi sunmamış olduğundan, yetki ve derdestlik(o tarihte dava şartı olmayan) ilk itirazları yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında ileri sürülmeyen zamanaşımı def’i de haklı görülmemiştir. Davalı şirket vekilinin esasa yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde ise, iş bu davada verilen karara yönelik olmadığı, davanın konusu olmayan teminat mektubu ve intifa süresine ilişkin olduğu, bu davada hükmedilen cezai şart ve kar kaybı alacağına yönelik hiçbir istinaf sebebi ileri sürülmediği, kamu düzenine ilişkin olup re’sen dikkate alınacak bir husus da bulunmadığı görülmüş, dolayısıyla esasa yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı şirketten alınması gereken 5.016,23- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.254,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 3.761,33- TLnin davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına,Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

04/07/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.