Akaryakıt bayilik sözleşmesinde rekabet mevzuatına göre beş yıllık sürenin dolmasından sonraki feshin haklı sayılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3094 E. 2021/6902 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Akaryakıt bayilik sözleşmesinde alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, Rekabet Kurulu 2002/2 sayılı tebliğ ve Kılavuz uyarınca en çok beş yıl olabilir; süre ilk sözleşme tarihinden işler ve zeyilname ile yapılan uzatma bu sınırı aşamaz. Fesih, bu beş yıllık sürenin dolmasından sonra yapılmışsa haklı sayılır ve buna göre değerlendirme yapılması gerekir.
Ele alınan sorunlar
Bayilik sözleşmesinin süresinin rekabet mevzuatına göre belirlenmesi ve feshin haklılığı → kabul
İddia: Davalı şirket, sözleşmenin beş yıllık sürenin dolmasından sonra feshedildiğini, feshin haklı olduğunu ileri sürerek aleyhine hükmedilen cezai şart ve kâr kaybının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Rekabet Kurulu'nun Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti (2002/2) Tebliği'nin 5/a maddesi ile Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'un 40. maddesi uyarınca, alıcıya getirilen belirsiz süreli veya beş yılı aşan ya da beş yılı aşacak şekilde zımnen yenilenebilen rekabet etmeme yükümlülüğü grup muafiyetinden yararlanamaz ve belirsiz süreli sayılır. Somut olayda taraflar arasındaki ilk bayilik sözleşmesi esas alındığında beş yıllık süre, sözleşme tarihinden itibaren dolmaktadır; sonradan yapılan zeyilname ile süre uzatımı bu beş yıllık sınırı aşamaz. Sözleşme, bu beş yıllık sürenin dolmasından sonra feshedildiğinden feshin haklı nedenle yapıldığının kabulü ile buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmediğinden karar davalı yararına bozulmalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Akaryakıt bayilik sözleşmesinde rekabet etmeme yükümlülüğünün beş yılla sınırlı olması, sürenin ilk sözleşme tarihinden işlemesi ve bu sürenin dolmasından sonraki feshin haklı sayılması bakımından bağlayıcı emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ rekabet etmeme yükümlülüğü↗ dikey anlaşmalar grup muafiyeti (2002/2)↗ beş yıllık süre sınırı↗ haklı fesih↗ cezai şart↗ kâr kaybı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2840 E. 2024/4746 K.
Ortak:rekabet etmeme yükümlülüğü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · cezai şart · kâr kaybı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Şti. yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 32.377 USD «cezai şart» alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren USD’ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte ödeme günündeki TC.
… enin 31. maddesinde sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu, sözleşmenin bitim süresinden 3 ay önce tarafların yazılı bildirimde bulunmamaları halinde kendiliğinden bir yıl «yenilenmiş» sayılacağının düzenlendiği, bu sözleşmenin davalı ... tarafından «kefil» sıfatıyla imzalandığı, 07/06/2004 tarihinde imzalanan Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesine Zeyilname başlıklı belgede sözleşme süresinin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatıldığı, sözleşmenin değiştirilmeyen maddelerinin aynen kaldığının düzenlendiği, bu belgede davalı ...’in kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, bu değişiklikle belirsiz süreli olan sözleşmenin belirli süreli sözleşmeye dönüştürüldüğü, buna göre 07/06/2004 tarihli sözleşmenin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yılın sonunda yani 10/12/2009 tarihinde sona ermesinin kararlaştırıldığı, davalı kefilin imzası olan sözleşme 1 yıl süreli olduğundan 07.06.2005 tarihi itibariyle davalı kefilin sorumluluğunun sona erdiği, aynı sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından davalılara karşı «cari hesap» ve «vade farkı» alacağının tahsili talebiyle açılan davada verilen kararın temyizi üzerine hükmün davalı ... yararına 10/02/2016 tarihli ilamla bozulduğu ve gerekçesinin “Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ...'in «kefalet» imzasını «taşıyan» sözleşmenin 07/06/2004 tarihli olduğu, daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren «zeyilnamede» ise davalı ...'in imzası bulunmadığı, bu durumda asıl sözleşmenin süresinin sona ermesi ile kefilin sorumluluğunun bittiği..” şeklinde olduğu, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddedildiği, davacı tarafın, davalı kefilin sözleşmenin 24.maddesi uyarınca şirket yöneticisi olarak borçtan sorumlu olduğu ve şirket yetkilisi olarak imza atmış olması nedeniyle sözleşme süresinin uzatıldığından haberdar olduğu yönündeki itirazlarının «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» gereği yerinde görülmediği, 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arasındaki «ürün alım taahhüdüne» aykırılık nedeniyle oluşan «cezai şart» alacağından davalı kefilin de sorumlu olduğu düşünülebilir ise de, zaten bu tutarın hesaplanmasına davalı kefil vekilinin itiraz ettiği, ve itirazında haklı olduğu, zira 1. yılın sonunda davalıya eksik alıma ilişkin gönderilen bir «ihtara» rastlanılmadığı, raporda «şerh» içeren faturadan da söz edilmediği, diğer cezai şart talebi ile kâr «kaybı» talebinin ise davalı kefilin kefaletinin sona erdiği dönemden sonrasına ilişkin olduğu, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesine İlişkin Zeyilnamede ve 07/06/2004 tarihli Protokolde kefil sıfatıyla imzası bulunmayan ve 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arası döneme ilişkin haksız cezai şart talebine itirazında haklı olan davalı ...’in «dava konusu» cezai şart ve «kar kaybı» alacağından sorumlu olmadığı, ilk derece mahkemesinin bu davalıya yönelik davanın reddi yönünde verdiği kararda bir isabetsizlik görülmediği, davalı şirket vekili yasal sürede cevap dilekçesi sunmadığından «yetki» ve «derdestlik» (o tarihte dava şartı olmayan) «ilk itirazları» yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında ileri sürülmeyen «zamanaşımı def»’inin de haklı görülmediği, davalı şirket vekilinin esasa yönelik istinaf sebeplerinin bu davada verilen karara yönelik olmadığı, davanın konusu olmayan «teminat mektubu» ve intifa süresine ilişkin olduğu, «kamu düzenine» ilişkin olup re’sen dikkate alınacak bir husus da bulunmadığı, dolayısıyla esasa yönelik istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekili ile …
Benzer bu kararda… eşmeye uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihte sona ermesi gerektiği noktasında toplanmış olup dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı (tonaj ihlali) iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2.Dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
… emece 20.03.2018 tarih, 2009/1035 E. ve 2018/246 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ve «protokol» imzalandığı, ayrıca bu sözleşme nedeniyle 10.12.2004 tarihli «zeyilname» akdedildiği, davalı ...’in 10.12.2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere «kefil» olarak imzaladığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı ve 07.06.2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03.07.2009 tarihli «ihtarname» ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce haksız feshinin «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu ve davacının «cezai şart» talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin 27-1/c maddesi gereğince davacının cezai şart yanında «mahrum» kaldığı kârı da isteyebileceği, ayrıca 07.06.2004 tarihli protokolde bayiinin «alım taahhüdünün» düzenlendiği ve tonaj ihlâli nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağını 10.12.2004 tarihli zeyilnamenin oluşturduğu ve zeyilnamede ise davalı ...'in imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının ve 32.377 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilin karar verilmiş, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:grup muafiyeti · dikey anlaşma · asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · kar mahrumiyeti · zeyilname · yoksun kalınan kâr · ihtirazi kayıt
Benzer bu karardaMahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten akaryakıt sektöründe uygulanan «dikey anlaşmalara» ilişkin olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) çerçevesinde Rekabet Kurulu ve Danıştay tarafından alınan çok sayıda karar ile sabit olduğu üzere bayiilik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerde yer alan «rekabet etmeme yükümlülüğünün» süresine etki eden intifa sözleşmeleri ve «kira sözleşmelerinin» tamamının tek bir dikey anlaşma olarak kabul edildiği, söz konusu kararlarda Rekabet Kurulunun 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan anlaşmaların “azami hadde indirme” ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılmış olan anlaşmaların ise yapıldıkları tarihten itibaren en fazla beş yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğde düzenlenen «grup muafiyetinden» yararlanabileceğine ve bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına karar verildiği, oysa taraflar arasında imzalanan 07.06.2004 tarihli sözleşmenin süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli «zeyilname» ile sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı, taraflar arasındaki zeyilname ile uzatılmış sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ereceği ve her durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 18.09.2010 tarihinden önce sona erdiği gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… emece 20.03.2018 tarih, 2009/1035 E. ve 2018/246 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ve «protokol» imzalandığı, ayrıca bu sözleşme nedeniyle 10.12.2004 tarihli «zeyilname» akdedildiği, davalı ...’in 10.12.2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere «kefil» olarak imzaladığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı ve 07.06.2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03.07.2009 tarihli «ihtarname» ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce haksız feshinin «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu ve davacının «cezai şart» talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin 27-1/c maddesi gereğince davacının cezai şart yanında «mahrum» kaldığı kârı da isteyebileceği, ayrıca 07.06.2004 tarihli protokolde bayiinin «alım taahhüdünün» düzenlendiği ve tonaj ihlâli nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağını 10.12.2004 tarihli zeyilnamenin oluşturduğu ve zeyilnamede ise davalı ...'in imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının ve 32.377 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilin karar verilmiş, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
… 2024/148 Karar sayılı ilâmı ile taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşme, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olsa da süresi beş yılı aşmadığından akaryakıt «dağıtım» sektöründeki «dikey anlaşmaların» 2002/2 sayılı Tebliğe uygunluğunun belirlenmesine yönelik Rekabet Kurulu kararları kapsamına «dahil» olmadığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin 10.12.2004 tarihli «zeyilname» ile beş yıl olarak belirlendiği, bu durumda sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gerektiği, dolayısıyla davalı şirket tarafından süresinden önce 03.07.2005 tarihli «ihtarname» ile sona erdirildiği nazara alındığında Özel Daire bozma ilâmında belirtilen hususların somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen «direnme» kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
… eşmeye uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihte sona ermesi gerektiği noktasında toplanmış olup dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı (tonaj ihlali) iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9042 E. 2023/293 K.
Ortak:cezai şart · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaŞti. yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 32.377 USD «cezai şart» alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren USD’ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte ödeme günündeki TC.
… enin 31. maddesinde sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu, sözleşmenin bitim süresinden 3 ay önce tarafların yazılı bildirimde bulunmamaları halinde kendiliğinden bir yıl «yenilenmiş» sayılacağının düzenlendiği, bu sözleşmenin davalı ... tarafından «kefil» sıfatıyla imzalandığı, 07/06/2004 tarihinde imzalanan Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesine Zeyilname başlıklı belgede sözleşme süresinin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatıldığı, sözleşmenin değiştirilmeyen maddelerinin aynen kaldığının düzenlendiği, bu belgede davalı ...’in kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, bu değişiklikle belirsiz süreli olan sözleşmenin belirli süreli sözleşmeye dönüştürüldüğü, buna göre 07/06/2004 tarihli sözleşmenin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yılın sonunda yani 10/12/2009 tarihinde sona ermesinin kararlaştırıldığı, davalı kefilin imzası olan sözleşme 1 yıl süreli olduğundan 07.06.2005 tarihi itibariyle davalı kefilin sorumluluğunun sona erdiği, aynı sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından davalılara karşı «cari hesap» ve «vade farkı» alacağının tahsili talebiyle açılan davada verilen kararın temyizi üzerine hükmün davalı ... yararına 10/02/2016 tarihli ilamla bozulduğu ve gerekçesinin “Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ...'in «kefalet» imzasını «taşıyan» sözleşmenin 07/06/2004 tarihli olduğu, daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren «zeyilnamede» ise davalı ...'in imzası bulunmadığı, bu durumda asıl sözleşmenin süresinin sona ermesi ile kefilin sorumluluğunun bittiği..” şeklinde olduğu, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddedildiği, davacı tarafın, davalı kefilin sözleşmenin 24.maddesi uyarınca şirket yöneticisi olarak borçtan sorumlu olduğu ve şirket yetkilisi olarak imza atmış olması nedeniyle sözleşme süresinin uzatıldığından haberdar olduğu yönündeki itirazlarının «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» gereği yerinde görülmediği, 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arasındaki «ürün alım taahhüdüne» aykırılık nedeniyle oluşan «cezai şart» alacağından davalı kefilin de sorumlu olduğu düşünülebilir ise de, zaten bu tutarın hesaplanmasına davalı kefil vekilinin itiraz ettiği, ve itirazında haklı olduğu, zira 1. yılın sonunda davalıya eksik alıma ilişkin gönderilen bir «ihtara» rastlanılmadığı, raporda «şerh» içeren faturadan da söz edilmediği, diğer cezai şart talebi ile kâr «kaybı» talebinin ise davalı kefilin kefaletinin sona erdiği dönemden sonrasına ilişkin olduğu, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesine İlişkin Zeyilnamede ve 07/06/2004 tarihli Protokolde kefil sıfatıyla imzası bulunmayan ve 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arası döneme ilişkin haksız cezai şart talebine itirazında haklı olan davalı ...’in «dava konusu» cezai şart ve «kar kaybı» alacağından sorumlu olmadığı, ilk derece mahkemesinin bu davalıya yönelik davanın reddi yönünde verdiği kararda bir isabetsizlik görülmediği, davalı şirket vekili yasal sürede cevap dilekçesi sunmadığından «yetki» ve «derdestlik» (o tarihte dava şartı olmayan) «ilk itirazları» yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında ileri sürülmeyen «zamanaşımı def»’inin de haklı görülmediği, davalı şirket vekilinin esasa yönelik istinaf sebeplerinin bu davada verilen karara yönelik olmadığı, davanın konusu olmayan «teminat mektubu» ve intifa süresine ilişkin olduğu, «kamu düzenine» ilişkin olup re’sen dikkate alınacak bir husus da bulunmadığı, dolayısıyla esasa yönelik istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekili ile …
Dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshedildiği, «asgari alım taahhüdüne» uyulmadığı iddiasıyla «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · mahrum kalınan kâr · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · taahhütname
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshedildiği, «asgari alım taahhüdüne» uyulmadığı iddiasıyla «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» istemine ilişkindir.
2.Davacı dava dilekçesinde, «mahrum» kaldığı kâr için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla döviz cinsinden 500,00 USD'nin ödenmesi talebinde bulunmuş ise de, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede «mahrum kalınan» kârın döviz cinsinden ödeneceği konusunda açık hüküm bulunmadığından mahrum kalınan kâra TL cinsinden hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde USD cinsinden hükmedil …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3094 E. , 2021/6902 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2018 tarih ve 2009/1035 E. - 2018/246 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 04.07.2019 tarih ve 2018/1182 E- 2019/948 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; 07/06/2004 tarihinde davacı ile davalı şirket arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, 10/12/2004 tarihinde imzalanan zeyilname ile Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin süresinin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatıldığını, 10/12/2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın davalı tarafından süresinden önce 07/09/2009 tarihinde feshedilmesi sebebiyle sona erme tarihine kadar geçecek 3 ay için davacının akaryakıt ve madeni yağ satımından elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, davalının sözleşme süresinde davacıdan almayı taahhüt ettiği miktarın altında alım yapması nedeniyle cezai şart alacağının olduğunu, sözleşmeye uyulmaması sebebiyle de ayrıca cezai şart alacaklarının olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan, 32.377 USD cezai şart alacağının ödeme günündeki Merkez Bankası efektif (döviz) satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının, davalının fesih tarihi olan 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek dövize uygulanan en yüksek faiz ile tahsiline, kâr kaybı borcundan dolayı şimdilik 5.000,00 TL’nin davalının fesih tarihi olan 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesiniş talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 03/03/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile kâr mahrumiyeti iddiasına dayalı alacak talebini 24.803,12 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin işin görüldüğü ve davalının ikametgahının da bulunduğu Aydın Mahkemeleri’nin olduğunu, aynı konuda Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2009/575 esasına kayden açılmış dava bulunduğunu, davanın derdestlikten reddi gerektiğini, taraf ve konusu aynı olan davanın birleştirilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, dosya kapsamı ve benimenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı şirket arasında 26/05/2004 tarihli Akaryakıt İstasyonları İçin Ariyet ve Emanet Sözleşmesi, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi, 07/06/2004 tarihli Protokol, 10/12/2004 tarihli Zeyilname akdedildiği, davalı ... in 10/12/2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere kefil olarak imza koyduğu, taraflar arasındaki 07/06/2004 tarihli sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu, ancak daha sonra bağıtlanan 10/12/2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren 5 yıl olarak uzatıldığı ve 07/06/2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03/07/2009 tarihli ihtarname ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli olduğu, tarafların edimlerini 10/12/2009 tarihine kadar devam ettirmeleri gerektiği, sözleşmenin davalı tarafaından süresinden önce haksız feshinin sözleşmenin 27.1 maddesinde belirtilen sözleşmeye aykırılığı oluşturduğu ve davacının cezai şart talebinin yerinde olduğu, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesinin 27.1/c maddesi uyarınca davacının cezai şart yanında mahrum kaldığı kârı da isteyebileceği, 07/06/2004 tarihli Protokol'ün 2.
maddesinde bayiinin alım taahhüdünün düzenlendiği ve tonaj ihlali nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağının 10/12/2004 tarihli zeyilname olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2016 tarihli kararında yer alan "Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ...'in kefalet imzasını taşıyan sözleşmenin 07/06/2004 tarihli olduğu, daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren zeyilnamede ise davalı ...'in imzası bulunmadığı..” şeklindeki maddi vakıa tespiti bulunduğu gerekçeleri ile kefil ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... Petrol Petrol ürünleri Plastik Elektronik Sanayi ve Tic.
Ltd. Şti. yönünden 24.803,12 TL kâr kaybı alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 32.377 USD cezai şart alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren USD’ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte ödeme günündeki TC. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinde TL'ye çevrilerek davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 07/06/2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmenin 31. maddesinde sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu, sözleşmenin bitim süresinden 3 ay önce tarafların yazılı bildirimde bulunmamaları halinde kendiliğinden bir yıl yenilenmiş sayılacağının düzenlendiği, bu sözleşmenin davalı ... tarafından kefil sıfatıyla imzalandığı, 07/06/2004 tarihinde imzalanan Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesine Zeyilname başlıklı belgede sözleşme süresinin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatıldığı, sözleşmenin değiştirilmeyen maddelerinin aynen kaldığının düzenlendiği, bu belgede davalı ...’in kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, bu değişiklikle belirsiz süreli olan sözleşmenin belirli süreli sözleşmeye dönüştürüldüğü, buna göre 07/06/2004 tarihli sözleşmenin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yılın sonunda yani 10/12/2009 tarihinde sona ermesinin kararlaştırıldığı, davalı kefilin imzası olan sözleşme 1 yıl süreli olduğundan 07.06.2005 tarihi itibariyle davalı kefilin sorumluluğunun sona erdiği, aynı sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından davalılara karşı cari hesap ve vade farkı alacağının tahsili talebiyle açılan davada verilen kararın temyizi üzerine hükmün davalı ...
yararına 10/02/2016 tarihli ilamla bozulduğu ve gerekçesinin “Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ...'in kefalet imzasını taşıyan sözleşmenin 07/06/2004 tarihli olduğu, daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren zeyilnamede ise davalı ...'in imzası bulunmadığı, bu durumda asıl sözleşmenin süresinin sona ermesi ile kefilin sorumluluğunun bittiği..” şeklinde olduğu, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddedildiği, davacı tarafın, davalı kefilin sözleşmenin 24.maddesi uyarınca şirket yöneticisi olarak borçtan sorumlu olduğu ve şirket yetkilisi olarak imza atmış olması nedeniyle sözleşme süresinin uzatıldığından haberdar olduğu yönündeki itirazlarının sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği yerinde görülmediği, 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arasındaki ürün alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle oluşan cezai şart alacağından davalı kefilin de sorumlu olduğu düşünülebilir ise de, zaten bu tutarın hesaplanmasına davalı kefil vekilinin itiraz ettiği, ve itirazında haklı olduğu, zira 1.
yılın sonunda davalıya eksik alıma ilişkin gönderilen bir ihtara rastlanılmadığı, raporda şerh içeren faturadan da söz edilmediği, diğer cezai şart talebi ile kâr kaybı talebinin ise davalı kefilin kefaletinin sona erdiği dönemden sonrasına ilişkin olduğu, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesine İlişkin Zeyilnamede ve 07/06/2004 tarihli Protokolde kefil sıfatıyla imzası bulunmayan ve 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arası döneme ilişkin haksız cezai şart talebine itirazında haklı olan davalı ...’in dava konusu cezai şart ve kar kaybı alacağından sorumlu olmadığı, ilk derece mahkemesinin bu davalıya yönelik davanın reddi yönünde verdiği kararda bir isabetsizlik görülmediği, davalı şirket vekili yasal sürede cevap dilekçesi sunmadığından yetki ve derdestlik (o tarihte dava şartı olmayan) ilk itirazları yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında ileri sürülmeyen zamanaşımı def’inin de haklı görülmediği, davalı şirket vekilinin esasa yönelik istinaf sebeplerinin bu davada verilen karara yönelik olmadığı, davanın konusu olmayan teminat mektubu ve intifa süresine ilişkin olduğu, kamu düzenine ilişkin olup re’sen dikkate alınacak bir husus da bulunmadığı, dolayısıyla esasa yönelik istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekili ile davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve asgari alım taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1-Rekabet Kurulu’nun 14/07/2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti (2002/2) Tebliğinin “Rekabet Etmeme Yükümlülüğü” başlıklı 5/a maddesinde; “Bu Tebliğ ile tanınan muafiyet anlaşmada yer alan, aşağıda belirtilen yükümlülüklere uygulanmaz: a) Alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü. Rekabet etmeme yükümlülüğünün yukarıda belirtilen süreyi aşacak şekilde zımnen yenilenebileceğinin kararlaştırılması halinde, rekabet etmeme yükümlülüğü belirsiz süreli sayılır” düzenlemesine; yine Rekabet Kurulu’nun Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 40. maddesinde; “Alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi büyük önem taşımaktadır.
Süresi beş yıldan uzun olan rekabet etmeme yükümlülüğünün grup muafiyetinden yararlanması bu Kılavuzun 44. paragrafında belirtilen istisna dışında mümkün değildir. Şayet alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi belirsiz ise yine grup muafiyeti uygulanamayacaktır. Beş yıllık süreyi aşacak şekilde zımnen yenilenebilen rekabet etmeme yükümlülükleri de grup muafiyeti kapsamında değildir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi 07/06/2004 tarihli ve süresi 1 yıldır. Daha sonra 10/12/2004 tarihli zeyilname ile sözleşme süresi bitmeden 10/12/2004 tarihinden itibaren sözleşme 5 yıl süre ile uzatılmıştır.
Yukarıda bahsedilen hükümler birlikte dikkate alındığında taraflar arasındaki ilk sözleşme tarihi 07.06.2004 olup beş yıllık süre 07/06/2009 tarihinde sona ermektedir. Davalı şirket tarafından sözkonusu sözleşme 03/07/2009 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. Sözleşme beş yıllık süreden sonra feshedilmiş olduğundan sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile buna göre değerlendirme yapılması gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı şirketin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 29,50 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721363500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz