Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5394 E. 2021/7286 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vesayet↗ yazılı delil ile ispat↗ keşide tarihi↗ teminat senedi↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ ihtiyati tedbir↗ kötü niyet tazminatı↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ taraf ehliyeti↗ kötü niyet↗ limited şirket↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, teminat senedi iddiasının yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, davacının, davalıya borçlu olmadığını da yazılı deliller ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, davalının alacağına geç kavuşmasına sebebiyet verilecek nitelikte bir ihtiyati tedbir kararı verildiği gerekçesiyle de asıl alacak üzerinden % 20 kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, somut olayın şartları gereği ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalı-alacaklı ...'nun davacı şirkete borç para verdiğini ve karşılığında bono aldığını savunduğu ancak bu savunmasını ispatlayamadığı, davalı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2004 sayılı İİK'nun 72/1 maddesi gereğince davacı-borçlunun davasının kabulüne, Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1445 esas sayılı dosyasında takibe konu keşidecisi Çerçioğlu Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi, lehtarı ..., keşide tarihi 01/06/2006, vadesi 01/06/2013 olan, 300.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı-borçlunun yasal koşullar oluşmadığından davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davada taraf ehliyeti Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/d maddesi uyarınca dava şartı olup, mahkemelerce doğrudan doğruya (resen) gözönünde tutulur. Davada, davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia nedeniyle dosya arasına 02.06.2011 tarihli sağlık kurulu raporu sunulmuştur. Bu durumda mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 405 inci ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 56 nci maddeleri uyarınca davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği, bononun düzenlendiği tarihte medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olup olmadığının araştırılması ve bu hususun bir ön sorun kabul edilerek, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8 inci maddesi uyarınca vesayet makamından izin alınması yönünde işlem yapılması gerekmektedir. Bu yön gözönünde tutulmadan yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13488 E. 2012/19189 K.
Ortak:vesayet · limited şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 405 inci ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 56 nci maddeleri uyarınca davalının «vesayet» altına alınmasının gerekip gerekmediği, «bononun» düzenlendiği tarihte medeni haklardan yararlanma «ehliyetine» sahip olup olmadığının araştırılması ve bu hususun bir ön sorun kabul edilerek, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8 inci maddesi uyarınca vesayet makamından izi …
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · re'sen gözetilme · sözleşmenin iptali · kısıtlılık · dava şartı yokluğu · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi · muvafakat
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14754 E. 2015/475 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 405 inci ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 56 nci maddeleri uyarınca davalının «vesayet» altına alınmasının gerekip gerekmediği, «bononun» düzenlendiği tarihte medeni haklardan yararlanma «ehliyetine» sahip olup olmadığının araştırılması ve bu hususun bir ön sorun kabul edilerek, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8 inci maddesi uyarınca vesayet makamından izi …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre «kısıtlı» adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde «sulh hukuk» hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, «vesayet» mahkemesi olan ....
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu konuda bir izin vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile «vesayet» altında bulunan davacının MK’nın 462 ve 463 maddeleri gereği izin ve ilgili mahkemesinden onay alınmadan davalı Kılıçhanlar ......i’nin %96 oranda ortağı olmasının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi vasinin «vesayeti» altındaki kişi adına dava açabilmesini vesayet makamının iznine tabi kılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal hasım · kısıtlılık · yargılama giderleri · sulh hukuk mahkemesi · ticaret sicili · sulh · harç · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAyrıca kabule göre, davalı...Memurluğu «yasal hasım» konumunda bulunup davanın açılmasına da sebebiyet vermediğinden aleyhine «harç», «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi, yine, davacı taraf kendisini vekille «temsil» ettirmediği halde bu husus nazara alınmayarak davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre «kısıtlı» adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde «sulh hukuk» hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, «vesayet» mahkemesi olan ....
Dava, 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca «kısıtlanan» davacı ...’nun davalı şirketteki ortaklığının ve müdür olarak atanması işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna ilişkin «ticaret sicil» kayıtlarının iptali istemine ilişkindir.
2006/43 K. sayılı ilamı ile TMK’nın 406. maddesi hükmü uyarınca «kısıtlanma» kararı verilmiş, oğlu .... ise vasi olarak atanmıştır.........
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12212 E. 2013/11335 K.
Ortak:vesayet · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 405 inci ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 56 nci maddeleri uyarınca davalının «vesayet» altına alınmasının gerekip gerekmediği, «bononun» düzenlendiği tarihte medeni haklardan yararlanma «ehliyetine» sahip olup olmadığının araştırılması ve bu hususun bir ön sorun kabul edilerek, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8 inci maddesi uyarınca vesayet makamından izi …
Benzer bu karardaDava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi hükmü gereğince, acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, vasinin dava açabilmesi «vesayet» makamının iznine tabidir (Dairemizin 07.06.2012 gün ve 2012/6837-9880 E.K., 27.11.2012 gün ve 2011/13488-19189 E.K. sayılı ilamlarında belirtildiği gibi).
Somut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek mehil · kısıtlılık · ibraz
Benzer bu karardaDava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
Somut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, «vesayet» makamından dava açmaya izin kararı alması için davacı vasiye «mehil» vermek ve bu karar alındıktan sonra davaya devam edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş re'sen bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6234 E. 2021/5233 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 405 inci ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 56 nci maddeleri uyarınca davalının «vesayet» altına alınmasının gerekip gerekmediği, «bononun» düzenlendiği tarihte medeni haklardan yararlanma «ehliyetine» sahip olup olmadığının araştırılması ve bu hususun bir ön sorun kabul edilerek, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8 inci maddesi uyarınca vesayet makamından izi …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisine ait «kamulaştırma bedelinin» davalı banka nezdinde «depo» edildiği, murisin «kısıtlı» olması sebebiyle depo edilen bedelin «vesayet» makamının talimatı üzerine üç ay vadeli «mevduat hesabına» aktarıldığı, vesayet hesabına uygulanan faiz oranının farklı olduğu ancak bu oranın Adalet Bakanlığı ile davalı arasında yapılan sözleşme uyarınca belirlendiği, da …
Dava, davacıların murisine ait «kamulaştırma bedelinin» «nemalandırılması» için «vesayet» makamının emriyle açılan «mevduat hesabına» düşük oranda faiz uygulandığı iddiasına dayalı olarak bahsedilen uygulama sebebiyle uğranılan nema «kaybının» davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların murisine ait «kamulaştırma bedeli» davalı banka nezdinde «depo» edilmiş olup, davalı bankaca, «kısıtlıya» ait kamulaştırma bedelinin nasıl «nemalandırılması» gerektiği hususunda «vesayet» makamından görüş sorulmuş, vesayet makamınca verilen cevapla, kamulaştırma bedelinin vesayet hesabı adı altında açılacak üçer ay vadeli bir «mevduat hesabına» aktarılması istenilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamulaştırma bedeli · nemalandırma · kısıtlılık · depo kararı · mevduat hesabı · kâr kaybı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacıların murisine ait «kamulaştırma bedeli» davalı banka nezdinde «depo» edilmiş olup, davalı bankaca, «kısıtlıya» ait kamulaştırma bedelinin nasıl «nemalandırılması» gerektiği hususunda «vesayet» makamından görüş sorulmuş, vesayet makamınca verilen cevapla, kamulaştırma bedelinin vesayet hesabı adı altında açılacak üçer ay vadeli bir «mevduat hesabına» aktarılması istenilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisine ait «kamulaştırma bedelinin» davalı banka nezdinde «depo» edildiği, murisin «kısıtlı» olması sebebiyle depo edilen bedelin «vesayet» makamının talimatı üzerine üç ay vadeli «mevduat hesabına» aktarıldığı, vesayet hesabına uygulanan faiz oranının farklı olduğu ancak bu oranın Adalet Bakanlığı ile davalı arasında yapılan sözleşme uyarınca belirlendiği, da …
Dava, davacıların murisine ait «kamulaştırma bedelinin» «nemalandırılması» için «vesayet» makamının emriyle açılan «mevduat hesabına» düşük oranda faiz uygulandığı iddiasına dayalı olarak bahsedilen uygulama sebebiyle uğranılan nema «kaybının» davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı bankanın bu cevap üzerine, üçer ay vadeli bir «mevduat hesabı» açtığı ve «kamulaştırma bedelini» bu hesapta %5,50 oranında faiz uygulayarak «nemalandırdığı» görülmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/828 E. 2011/10238 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · harç
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davanın tüketici mahkemesi sıfatıyla «harç» ödenmeksizin açıldığı, uyuşmazlığının TTK hükümlerinin uygulanmasını gerektirmesi nedeniyle davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla devam edilmesine karar verildiği ve davacılar vekiline dava harcını yatırması için verilen süre içinde harcın yatırılmaması nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece dava harcının yatırılmadığı gerekçesi ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmişse de, dosyada 03.11.2009 tarihli dava harcı yatırıldığına ilişkin makbuzun mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5394 E. , 2021/7286 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.01.2018 tarih ve 2015/223 E- 2018/34 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.02.2020 tarih ve 2019/59 E- 2020/96 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1445 esas sayılı dosyası ile davacı tarafından düzenlendiği iddia olunan 01/06/2006 düzenlenme tarihli, 01/06/2013 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bono dayanak yapılmak suretiyle icra takibi başlatıldığını, davacı şirket ile davalı ... arasında hiçbir hukuki ve ticari veya alacak-borç ilişkisi bulunmadığını, bonoda imza dışındaki tüm alanların daktilo kullanılmak suretiyle doldurulduğunu, bononun düzenleme tarihi ile vade tarihi arasında yedi yıllık bir süre olduğunu, davalının senedi protesto dahi ettirmemiş olmasının ortada gerçek bir alacağın var olmadığını ve davalının kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu ileri sürerek Osmaniye 2.
İcra Müdürlüğü'nün 2015/1445 esas sayılı dosyası ile davacı şirket aleyhinde başlatılan icra takibi ve takibe dayanak yapılan bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davalının bedelsiz bonoları haksız ve kötü niyetli olarak takibe koyması nedeniyle asıl alacağın % 20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacı vekilinin iddiaların tamamının asılsız, gerçek dışı ve hayal ürünü olduğunu, davalının, davacı şirkete nakit borç para verdiğini ve karşılığında o zaman şirket müdürü olan ...'nun imzaladığı bonoları aldığını ve alacağının bulunduğunu, bu alacağına ilişkin davalıya bono verildiğini, davalının kendileri ile defalarca görüştüğünü ancak davacı tarafın sürekli davalıyı oyaladığını, sonuç alamayınca da icra takibi başlattıklarını, davacı tarafın borçlu olmadığını senet ya da başkaca bir yazılı delil ile ispat etmek durumunda olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, davacı tarafça takibin durdurulması yönünde talepte bulunmuş ise de mahkemece paranın ödenmemesi hususunda karar verildiğini savunarak davacı tarafın kötü niyetli olarak takibe itiraz etmesinden dolayı kötü niyet tazminatı talebinde bulunduklarını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, teminat senedi iddiasının yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, davacının, davalıya borçlu olmadığını da yazılı deliller ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, davalının alacağına geç kavuşmasına sebebiyet verilecek nitelikte bir ihtiyati tedbir kararı verildiği gerekçesiyle de asıl alacak üzerinden % 20 kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, somut olayın şartları gereği ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalı-alacaklı ...'nun davacı şirkete borç para verdiğini ve karşılığında bono aldığını savunduğu ancak bu savunmasını ispatlayamadığı, davalı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2004 sayılı İİK'nun 72/1 maddesi gereğince davacı-borçlunun davasının kabulüne, Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1445 esas sayılı dosyasında takibe konu keşidecisi Çerçioğlu Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi, lehtarı ..., keşide tarihi 01/06/2006, vadesi 01/06/2013 olan, 300.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı-borçlunun yasal koşullar oluşmadığından davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davada taraf ehliyeti Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/d maddesi uyarınca dava şartı olup, mahkemelerce doğrudan doğruya (resen) gözönünde tutulur. Davada, davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia nedeniyle dosya arasına 02.06.2011 tarihli sağlık kurulu raporu sunulmuştur. Bu durumda mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 405 inci ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 56 nci maddeleri uyarınca davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği, bononun düzenlendiği tarihte medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olup olmadığının araştırılması ve bu hususun bir ön sorun kabul edilerek, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8 inci maddesi uyarınca vesayet makamından izin alınması yönünde işlem yapılması gerekmektedir.
Bu yön gözönünde tutulmadan yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721344800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz