Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3145 E. 2021/6934 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket hisse devri↗ mutlak ticari dava↗ şirket müdürlüğü↗ kusur oranı↗ tasdik kararı↗ ticari dava niteliği↗ müteselsil sorumluluk↗ hisse devri↗ ek prim↗ iş bölümü↗ limited şirket↗ görevsizlik kararı↗ ticaret sicili↗ taahhütname↗ maddi tazminat↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 12. fıkrasında, sigorta primlerini haklı bir neden olmaksızın yasal süresi içinde ödemeyen özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzey yönetici ve yetkililerin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarının öngörüldüğü, aynı maddenin 5. fıkrasına göre, kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51,102,106. maddeleri hariç diğer maddelerin uygulandığı, bu kapsamda limited şirket hissesinin noter tasdiki ile devir işleminin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmadığı sürece prim borçları nedeniyle devreden ortaklar hakkında SGK tarafından icra takibi başlatılabileceği, TTK'nın tescil başlıklı 598. maddesinde; esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulması gerektiği, bu başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde, ayrılan ortağın ticaret siciline başvurarak ismini ticaret sicilinden sildirebileceğinin düzenlendiği, davacının SGK borcunun tahakkuk ettiği 2008 yılının 12. ayında şirketin ortağı olmadığı, devir sonrası hisseyi devralan davalının gerek devralan ortak olarak devir sözleşmesinde kabul ve taahhüt ettiği, gerekse MCM şirketi yetkilisi olarak yaptırmak zorunda olduğu kayıt ve tescil işlemlerini yaptırmadığı, zarara uğradığı iddiasıyla Türk Borçlar Kanunu 51. ve 58. maddesi manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini talep edebileceği, Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınacağı gerekçeleriyle davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
I-) Dava, limited şirket hisse devri sebebiyle taraflar arasında çıkan uyuşmazlığa ilişkindir. 6102 sayılı TTK. 4/1-a maddesi uyarınca işbu dava mutlak ticari dava niteliğinde olup anılan Yasa'nın 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile değişik 5/3. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesinin görevi dahilindedir. 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile değişik 5. maddesi hükmüne göre asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde görev dava şartları arasında sayılmış ve aynı Yasa'nın 1. maddesinde "göreve ilişkin kurallar" kamu düzeninden sayılmıştır. 115. maddesinde dava şartlarının yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece davanın asliye ticaret mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir, kararın res’en bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
II-) Davalının temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığı görülmüştür.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10943 E. 2013/15465 K.
Ortak:mutlak ticari dava · hisse devri · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaI-) Dava, «limited şirket hisse devri» sebebiyle taraflar arasında çıkan uyuşmazlığa ilişkindir.
4/1-a maddesi uyarınca işbu dava «mutlak ticari» dava niteliğinde olup anılan Yasa'nın 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile değişik 5/3. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesinin görevi dahilindedir.
Mahkemece davanın asliye ticaret mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkemenin «görevsizliğine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir, kararın res’en bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava; «anonim şirket» «hisse devrinin iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın «mutlak ticari» dava olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, 6102 Sayılı Yasa’nın yürürlüğünden önce açılmış olan davada «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devrinin iptali · peşin karar harcı · anonim şirket
Benzer bu karardaDava; «anonim şirket» «hisse devrinin iptali» istemine ilişkindir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı ...'ya iadesine, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/58 E. 2014/7642 K.
Ortak:müteselsil sorumluluk
İncelediğiniz karardaMahkemece, 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 12. fıkrasında, sigorta «primlerini» haklı bir neden olmaksızın yasal süresi içinde ödemeyen özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzey yönetici ve yetkililerin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olacaklarının öngörüldüğü, aynı maddenin 5. fıkrasına göre, kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51,102,106. maddeleri hariç diğer maddelerin uygulandığı, bu kapsamda «limited şirket» hissesinin noter «tasdiki» ile devir işleminin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmadığı sürece prim borçları nedeniyle devreden ortaklar hakkında SGK tarafından icra takibi başlatılabileceği, TTK'nın tescil başlıklı 598. maddesinde; esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, «şirket müdürleri» tarafından «ticaret siciline» başvurulması gerektiği, bu başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde, ayrılan ortağın ticaret siciline başvurarak ismini ticaret sicilinden sildirebileceğinin düzenlendiği, davacının SGK borcunun tahakkuk ettiği 2008 yılının 12. ayında şirketin ortağı olmadığı, devir sonrası hisseyi devralan davalının gerek devralan ortak olarak devir sözleşmesinde kabul ve «taahhüt» ettiği, gerekse MCM şirketi yetkilisi olarak yaptırmak zorunda olduğu kayıt ve tescil işlemlerini yaptırmadığı, zarara uğradığı iddiasıyla Türk Borçlar Kanunu 51. ve 58. maddesi manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini talep edebileceği, Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların «kusur oranı», sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınacağı gerekçeleriyle davacının «maddi tazminat» talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın 6183 sayılı Kanun'un «mükerrer» 35. maddesinin 5. fıkrası gereğince «müteselsil sorumluluğa» dayandığı, yetkili müdürlerin münferiden yetkilerin devam ettiği 2008/7 ay 2009/1 ay 19.01.2009 tarihine kadar doğan amme borcundan kendi aralarındaki iç ilişkide 1/2 oranında sorumlu olmaları gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.646.00 TL’nin «ihtarname» gereğince «temerrüt tarihi» 16.07.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetici sorumluluğu · mükerrerlik · temerrüt tarihi · rücu · ihtarname · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın 6183 sayılı Kanun'un «mükerrer» 35. maddesinin 5. fıkrası gereğince «müteselsil sorumluluğa» dayandığı, yetkili müdürlerin münferiden yetkilerin devam ettiği 2008/7 ay 2009/1 ay 19.01.2009 tarihine kadar doğan amme borcundan kendi aralarındaki iç ilişkide 1/2 oranında sorumlu olmaları gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.646.00 TL’nin «ihtarname» gereğince «temerrüt tarihi» 16.07.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre, vergi borcundan asıl sorumlu şirket olup, «yöneticilerin sorumluluğu» tali niteliktedir.
… /5. maddesi gereğince ancak vergi borcunun kendisinden talep edilmesi ve bu talep sonucunda ödeme yapmak zorunda kalması nedeni ile diğer müteselsil borçlu davalıya «rücu» edebileceğinin kabulü ile oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı veki …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3145 E. , 2021/6934 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.09.2019 tarih ve 2017/60 E. - 2019/451 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların ortağı olduğu dava dışı şirketteki davacı hissesinin 3. kişiye devredildiği halde davalı tarafından devrin ticaret siciline bildirilmemesi nedeniyle şirkete ait vergi borcunun ödenmek zorunda kalındığını ileri sürerek, müvekkili tarafından ödenen 16.853,00 TL maddi ile 5.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 21.853,00 TL tazminatın davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı ile okul yıllarından itibaren tanıştığını, kârlı ihaleler olduğunu ancak durumu iyi olmadığı için şirket kurup ihalelere giremediğini, kendisinin maddi sıkıntıları olduğunu ve bu nedenle şirkete ortak olmayacağını söylediğini, kayınbiraderi olan ... ile bir şirket kurarlarsa şirkette çalışıp, işleri takip edeceğini bildirdiğini ve davacının bunu kabul ettiğini, MCM Mühendislik şirketinin %80 hissesini davacının devraldığını, kalan hisseleri ise ...ın devraldığını, davacının işlerini yürütmek için vekaletname ile ihaleler almaya başladığını ancak 2008 yılında vekaletnamesinin süresi dolmasına rağmen davacı tarafın yeni vekalet verilmediğini, bu kez diğer şirket yetkilisi ...ın vekaletname verdiğini, davacının Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2008/530 Hazırlık sayılı soruşturma dosyasında ifade vermesinin sorumlusunun kendisi olmadığını, yapılan soruşturmada kendi lehine kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacının şirket hisselerini 05/05/2010 tarihinde devrettiğini, kendisinden kaynaklanan zararın doğmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 12. fıkrasında, sigorta primlerini haklı bir neden olmaksızın yasal süresi içinde ödemeyen özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzey yönetici ve yetkililerin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarının öngörüldüğü, aynı maddenin 5. fıkrasına göre, kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51,102,106. maddeleri hariç diğer maddelerin uygulandığı, bu kapsamda limited şirket hissesinin noter tasdiki ile devir işleminin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmadığı sürece prim borçları nedeniyle devreden ortaklar hakkında SGK tarafından icra takibi başlatılabileceği, TTK'nın tescil başlıklı 598.
maddesinde; esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulması gerektiği, bu başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde, ayrılan ortağın ticaret siciline başvurarak ismini ticaret sicilinden sildirebileceğinin düzenlendiği, davacının SGK borcunun tahakkuk ettiği 2008 yılının 12. ayında şirketin ortağı olmadığı, devir sonrası hisseyi devralan davalının gerek devralan ortak olarak devir sözleşmesinde kabul ve taahhüt ettiği, gerekse MCM şirketi yetkilisi olarak yaptırmak zorunda olduğu kayıt ve tescil işlemlerini yaptırmadığı, zarara uğradığı iddiasıyla Türk Borçlar Kanunu 51. ve 58. maddesi manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini talep edebileceği, Türk Medeni Kanunu’nun 4.
maddesi kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınacağı gerekçeleriyle davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
I-) Dava, limited şirket hisse devri sebebiyle taraflar arasında çıkan uyuşmazlığa ilişkindir. 6102 sayılı TTK. 4/1-a maddesi uyarınca işbu dava mutlak ticari dava niteliğinde olup anılan Yasa'nın 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile değişik 5/3. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesinin görevi dahilindedir. 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile değişik 5. maddesi hükmüne göre asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde görev dava şartları arasında sayılmış ve aynı Yasa'nın 1. maddesinde "göreve ilişkin kurallar" kamu düzeninden sayılmıştır.
115. maddesinde dava şartlarının yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece davanın asliye ticaret mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir, kararın res’en bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
II-) Davalının temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığı görülmüştür.
SONUÇ
Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın res’en BOZULMASINA, (II) numaralı bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721327400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz