Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3805 E. 2021/6270 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; bilirkişi kurulu tarafından yapılan tıbbi değerlendirme sonucu bebeğin kalbindeki hastalıklara anne karnında tanı konmasının mevcut şartlarda mümkün olmadığı, mevcut arızanın doktor ... ... dışında meydana gelmiş bir arıza olduğu, hekimin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalının hekimin kusuru olması halinde zarardan sorumlu olmakla mevcut dosya delil durumu çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu davalının tanzim ettiği poliçe kapsamında tazmin sorumluluğu olmayacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5309 E. 2019/7607 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatılmış onam · down sendromu · tıbbi kötü uygulama · bilgi alma hakkı · aydınlatma yükümlülüğü · ihbar olunan · ba formu · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, «down sendromlu» çocuk olma riskinin yüksek çıktığı bilgisinin doktor tarafından bilinmesine rağmen doktorun hastayı aydınlattığına ve hastanın A/S testinin yapılmasını reddettiğine ilişkin bir kayıt, belge, onam «formu» ve epikrizde hiçbir kayıt olmadığını, hekimin yüzde yüz kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının 24.09.2012 tarihinde «ihbar olunan» doktor tarafından kendisinden istenen üçlü tarama testini yaptırmış olmasına rağmen, aynı gün istenen A/S testi konusunda aydınlatılmamış olduğunu ileri sürmesinin çelişkili olduğu, A/S testi aynı hastane bünyesinde ihbar olunan doktor tarafından yapılmayacağından, davacı ...'tan imzasını «taşıyan» yazılı onam alınmasının mümkün olmadığı, ihbar olunan doktorun kendisinin yapmayacağı bir işlemle ilgili davacıdan imzalı, yazılı onam almasının beklenemeyeceği, ihbar olunan doktorun gebeliğin haftasına uygun tarama testlerini ve USG tetkiklerini istediği, sonuç olarak «tıbbi kötü uygulamasının» bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıların davasının reddi …
Yine sözleşmenin 5. maddesinde “(1) Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde «muvafakat» etmesinden sonra yapılabilir. (2) Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. (3) İlgili kişi, muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve «aydınlatılmış onamı» ile yapılabilir.
-
Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin sigorta tazminatı | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1988 E. 2024/4400 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatılmış onam · down sendromu · aydınlatma yükümlülüğü · ispat yükü · vekalet ücreti · kesin hüküm
Benzer bu kararda… Kararı Dairemizin 28/11/2019 tarih, 2018/1849 E. ve 2019/7606 K. sayılı kararıyla hekimin üçlü tarama testi sonucunda elde edilen düşük risk oranına rağmen bebeğin «down sendromlu» olabileceğini, «kesin» tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini usulünce anneye/babaya açıklaması ve onları aydınlatması gerektiğine, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğini «ispat yükünün» ise hekimde olduğuna ve fakat Mahkemece bu konuda bir inceleme yapılmadığına işaret edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
… ına dair bir bilginin olmadığını, doktorun özen yükümünü yerine getirmediğini, evvelce yapılan bozma kararı ile oluşan kazanılmış hakların ihlal edildiğini, annenin «aydınlatılmış onam» içeriğinin bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen kararların hatalı yorumlandığını, yerel mahkemenin usul hataları yaptığını ve «vekalet ücretini» hatalı hesapladığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile davacının üçlü tarama test sonucunda «down sendrom» riski taramasının cutoff değerinin altında çıktığı, raporda bulunan nottan anlaşılacağı üzere davacının ileri tetkikler hakkında anneyi bilgilendirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2927 E. 2022/8330 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · aydınlatma yükümlülüğü · avans faizi
Benzer bu kararda… bbi açıdan gerekli ve uygun teşhis, tedavi noktasında hekimin özenle görevini yapma yükümlüğünü yerine getirdiğinin anlaşılamadığı, daha da önemlisi hekimin çocuğun «down sendromlu» olarak doğması ihtimalini tespit etmeye yarayacak şekilde gerekli bilgilendirme ve uyarıları tam ve eksiksiz yapmadığı, özellikle anne adayının yaşı, hekim tarafından muayene edildiği tarih karşısında davacı annenin karşılaşabileceği fayda ve riskleri konusunda gerekli bilgilendirmeyi davacı anne açısından yapmadığı, bu suretle hekimin «aydınlatma yükümlülüğünü» açıklanan hükümlere uygun şekilde yerine getirdiğinin davalı ... tarafından ispatlanamadığı, nitekim hekimin görev yaptığı hastanenin teşhis ve tedaviye ilişkin tuttuğu kayıt ve belgelerin, davalının lehine sigorta yaptığı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gerçekleştirmesi, en önemlisi gerekli testlerin yapılması yönünde hareket ettiğini göstermekten uzak olduğu, esasen dava dışı hekim ile hastane arasındaki iç ilişkiye dair her türlü eksiklik ve yanlışlığın ise dış ilişki çerçevesinde davacıları hukuken bağlayamayacağı, davacıların maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle, davacı küçük ... tarafından, davalı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının kabulüne, küçük ... için 279.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL bakıcı ücretinin, küçük ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 25/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek TCMB kısa vadeli kredilere uyguladığı «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile Küçük ...'a ödenmesine, davacı Anne ... ve davacı baba ... tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulüne, …
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mevcut kayıtlara göre, sigortalı hekimin hastayı «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirdiğinin ispatlanamamış olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/270 E. 2017/765 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · sorumluluk sigortası · ihbar · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi, davalı ile davanın «ihbarı» istenen hekim 3.kişi ... arasında 11.08.2015 - 11.08.2016 tarihleri arasında geçerli olarak yapıldığı, Sigorta Hukukunun 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, TTK'nın 4. maddesi uyarınca bu yasadan doğan hususların ticari dava sayılacağı, poliçenin niteliği dikkate alındığında, zorunlu poliçe olması nedeniyle 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinde yer alan sigorta kapsamı dahilinde değerlendirilemeyeceği, ayrıca davalı ile davacı arasında «vekalet ilişkisi» bulunmadığından davalının «sorumluluğunun sigorta» hukukundan kaynaklandığı, asliye ticaret mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
-
Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1849 E. 2019/7606 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatılmış onam · down sendromu · bilgi alma hakkı · aydınlatma yükümlülüğü · delillerin toplanmaması · muvafakat · ispat yükü · ifa
Benzer bu kararda… nın bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, «ispat yükünün» hekimde bulunduğu kabul edilerek, taraf «delilleri toplanıp» sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir …
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, dava dışı hekimin davacının gebelik takibinde kusurlu uygulamasının bulunmadığı, davacı annenin başvuru tarihi itibari ile gebeliğinin 14.haftası içerisinde olması, çocuğun «down sendromlu» olarak doğmasının direkt «sebebinin» hekim uygulaması olmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nın 394/1. (TBK 510/1.) maddesi hükmü uyarınca vekaleti gereği gibi «ifa» etmemiş sayılmalıdır.
Yine sözleşmenin 5. maddesinde “(1) Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde «muvafakat» etmesinden sonra yapılabilir. (2) Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. (3) İlgili kişi, muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3805 E. , 2021/6270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.05.2019 gün ve 2017-454/406 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı ...' ın hamilelik dönemindeki tüm kontrollerini Özel Koru Ankara Hastanesine bağlı çalışan Dr. ... ...' nin takip ettiğini, doktorun bebeğin sağlık durumu ile ilgili sıkıntıları tespit edip davacıya söylemesi gerektiğini, davacının bu durumda hamileliğini sonlandırabileceğini, doktorun davacının doğumu sonlandırma hakkını kısıtlandırarak, küçük...’in bu hastalıklarla dünyaya gelmesini sağlayıp, Yiğit’in de hayatını tehlikeye attığını, hekimin davalı ... şirketine ekli poliçe ile tıbbı kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sigorta yaptırdığını, hekimin hastasını aydınlatma özen ve çaba sarf etme yükümlülüğünün ihlali neticesinde davacıların kişisel değerlerinde eksilme meydana geldiğini ileri sürerek hekimin mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak davacılar Vicdan için 75.000,00 TL, ...
için 75.000,00 TL, Yiğit için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 225.000,00 TL manevi tazminatın ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL maddi tazminatın fiilin gerçekleşmesinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hekim ...’nin dava konusu olay ve benzeri riskler bakımından davalı şirket tarafından tanzim edilen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile güvence altına alındığını, mahkemece söz konusu müdahalenin bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edilmesi gerektiğini, hekimin elinde olmayan sebeplerle gelişen zararlardan sorumlu tutulamayacağını, dava konusu olayda hekimin kusuru olmadığını, zarar ile hekim tarafından uygulanan teşhis ve tedavi işlemleri arasında illiyetin bulunmadığını, davacı tarafın tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmamasının esas olduğunu belirterek davanın hekim ...’ ye ihbarını ve davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; bilirkişi kurulu tarafından yapılan tıbbi değerlendirme sonucu bebeğin kalbindeki hastalıklara anne karnında tanı konmasının mevcut şartlarda mümkün olmadığı, mevcut arızanın doktor ... ... dışında meydana gelmiş bir arıza olduğu, hekimin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalının hekimin kusuru olması halinde zarardan sorumlu olmakla mevcut dosya delil durumu çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu davalının tanzim ettiği poliçe kapsamında tazmin sorumluluğu olmayacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istekleri halinde aşağıda yazılı 304,60 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, 16/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, Tıbbi kötü uygulama kaynaklı, hizmet veren doktorun tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sigortası nedeniyle sigorta şirketi aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinden ibarettir.
Mahkemece, yargılama sırasında, doktorun bebekte meydana gelen arıza dolayısıyla kusurlu olup olmadığı konusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişiler netice itibariyle doktorun kusurlu olmadıklarını belirtmişler mahkeme de bu raporu benimseyerek davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili yargılama sırasında bilirkişi raporuna itiraz etmiş, mahkemece itiraz edilen hususlar dikkate alınmamıştır.
Davacı vekili itirazlarının mahkemece dikkate alınmadan davanın reddine karar verildiğini belirterek aynı hususları temyiz dilekçesinde yeniden dile getirmiştir.
Mahkemece, davacının itirazlarının değerlendirilmesi ve gerekirse yeni bir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan mahkemenin kararın onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına muhalifim.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721321400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz