Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5423 E. 2021/7114 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6325 sayılı kanun 18/a-15↗ son tutanak↗ dava şartı arabuluculuk↗ zorunlu arabuluculuk↗ ibraz süresi↗ arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ para alacağı↗ arabuluculuk↗ istinaf başvurusunun reddi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ menfi tespit davası↗ ticari dava niteliği↗ teminat mektubu↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ istirdat↗ usulden reddi↗ menfi tespit↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar para alacağı olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister menfi tespit yahut istirdat veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği teminat mektubunun bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin sürede mahkemeye ibrazı için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, menfi tespit davalarının, borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, zorunlu arabuluculuk yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, arabuluculuğa başvurulduğu anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık kesin süre içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, teminat mektubundan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; " (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3235 E. 2021/5629 K.
Ortak:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın gönderilmesi · ilk itiraz · ön inceleme duruşması
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5495 E. 2022/1020 K.
Ortak:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · borçlu olunmadığının tespiti · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça, çeklerin «bedelsiz» kalması nedeniyle «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmesi istemi «tespit davası» olarak değerlendirildiğinde uyuşmazlığın TTK 4/1-a maddesi gereğince «mutlak ticari» dava olduğu, TTK' nın 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak gözetileceği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin «son tutanağın» aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunluluğu bulunduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık «kesin süre» içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği «ihtarını» içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın «usulden reddine» karar verileceği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın TTK.’nin 5/A maddesine göre «zorunlu arabulucuk» yoluna başvurmadığı gerekçesi ile H.M.K.'nun 114/2 delaletiyle T.T.K.'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve H.M.K.'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · bedelsizlik · ihtar
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça, çeklerin «bedelsiz» kalması nedeniyle «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmesi istemi «tespit davası» olarak değerlendirildiğinde uyuşmazlığın TTK 4/1-a maddesi gereğince «mutlak ticari» dava olduğu, TTK' nın 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak gözetileceği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin «son tutanağın» aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunluluğu bulunduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık «kesin süre» içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği «ihtarını» içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın «usulden reddine» karar verileceği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5986 E. 2021/3832 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… sinden anlaşıldığı üzere davaya konu icra takibinin dayanağının kambiyo senetleri olduğu, kambiyo senetlerinden kaynaklanan davaların 6102 sayılı Kanun çerçevesinde «ticari nitelikte» olduğu, davacının davasını Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açtığı, bu durumda 6102 SK 5/A maddesi ve 6325 SK 18/a maddesi gereği ticari davalarda «zorunlu arabuluculuğa başvurma» dava şartının yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının «arabulucuya başvurmadan» 09/12/2019 tarihinde eldeki davayı açtığı, bu durumda ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6050 E. 2021/4519 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, «arabulucuya başvurulmadan» dava açıldığı gerekçesiyle, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğu» gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/139 E. 2022/3987 K.
Ortak:son tutanak · dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» aslı yada arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesi ile davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · ara karar · kambiyo senedi · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» aslı yada arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesi ile davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/(1).b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının «vekalet ücreti» yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesine davalı vekili için 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit» talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5433 E. 2021/7131 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca «arabulucuya başvurulması» gerektiği, davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; «menfi tespit» davasında öncelikli olarak bir alacağın varlığının tartışıldığı bu nedenle alacaklıya dava açarken «arabulucuya başvurma» dava şartının tabi tutulması ancak aynı konu ve alacakla ilgili borçlu tarafından açılacak menfi tespit davasının arabuluculuğa başvurma dava şartına tabi tutulmamasının hak arama yönünden eşitsizliğe yol açacağı, menfi tespit davasında «zorunlu arabuluculuk» kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince davanın «usulden reddine» ilişkin karar usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6032 E. 2021/3614 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK' nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...' nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · davanın konusu · kambiyo senedi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalıya para borcunun olmadığının iddia edildiği, dava şartının dava açılmadan önce yerine getirilmediği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin «usulden red» kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4366 E. 2021/5834 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · para alacağı · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «menfi tespit» davasının konusunun, «para alacağına» ilişkin ve «eda davası» olduğu, davanın taraflarca serbestçe üzerinde tasarruf edebilecekleri işlerden kaynaklandığı, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olan «arabulucuya başvurunun» zorunlu olduğu, dava dilekçesi kapsamında arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davanın arabulucuya başvuru dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK' nın 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «menfi tespit» davasının konusunun, «para alacağına» ilişkin ve «eda davası» olduğu, davanın taraflarca serbestçe üzerinde tasarruf edebilecekleri işlerden kaynaklandığı, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olan «arabulucuya başvurunun» zorunlu olduğu, dava dilekçesi kapsamında arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davanın arabulucuya başvuru dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK' nın 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5423 E. , 2021/7114 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2019 tarih ve 2019/315 E- 2019/1166 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.03.2020 tarih ve 2020/198 E- 2020/591 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının altyüklenicisi olduğu stadyum inşaatı için davalı şirket ile 02/05/2015 tarihli sözleşme imzalandığını, davalı taşeronun şantiye sahasına getireceği malzemelerin ödenmesini teminat altına almak üzere 1.365.000,00 TL değerinde teminat mektubu verildiğini, gelen malzeme karşılığı ödenen bedel kadar teminat mektubunun davalı tarafından serbest bırakıldığını ancak çelik malzemenin getirilmediğini belirterek, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. tarafından düzenlenen 63010000279 nolu 673.300,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun davacıya ya da Yapı ve Kredi Bankasına iadesine, 673.300,00 TL bedelli kesin teminat mektubundan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ve dava konusu teminat mektubunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile imzalanan sözleşmenin Samsun’da 33.000 seyirci kapasiteli stadyumun çelik çatısı ile bu inşaatla bağlantılı yürütülen AVM’nin çelik çatı işlerinin yapılmasına ilişkin olduğunu, dava konusu teminat çekinin her iki sözleşmenin de teminatını oluşturduğunu, davalının teminat mektubunu iade yükümlülüğünün sadece 02.05.2015 tarihli sözleşme kapsamında tanzim olunan hakedişlerin ödenmesi ile doğmadığını, davalının muhtelif bakiye alacaklarını tahsil edemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar para alacağı olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister menfi tespit yahut istirdat veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği teminat mektubunun bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin sürede mahkemeye ibrazı için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, menfi tespit davalarının, borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, zorunlu arabuluculuk yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, arabuluculuğa başvurulduğu anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık kesin süre içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, teminat mektubundan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; " (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır.
TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721066500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz