Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3235 E. 2021/5629 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
son tutanak↗ dava şartı arabuluculuk↗ görev dava şartı↗ zorunlu arabuluculuk↗ ibraz süresi↗ arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ dosyanın gönderilmesi↗ arabuluculuk↗ ilk itiraz↗ menfi tespit davası↗ ön inceleme duruşması↗ ticari dava niteliği↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ usulden reddi↗ menfi tespit↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddi kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile dosyanın gönderildiği asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin sürede ibrazı için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön inceleme duruşmasının yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, menfi tespit davalarının gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek zorunlu arabuluculuk yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, arabuluculuğa başvurulduğu anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık kesin süre içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nedeni ile dosya üzerinde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5495 E. 2022/1020 K.
Ortak:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça, çeklerin «bedelsiz» kalması nedeniyle «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmesi istemi «tespit davası» olarak değerlendirildiğinde uyuşmazlığın TTK 4/1-a maddesi gereğince «mutlak ticari» dava olduğu, TTK' nın 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak gözetileceği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin «son tutanağın» aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunluluğu bulunduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık «kesin süre» içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği «ihtarını» içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın «usulden reddine» karar verileceği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın TTK.’nin 5/A maddesine göre «zorunlu arabulucuk» yoluna başvurmadığı gerekçesi ile H.M.K.'nun 114/2 delaletiyle T.T.K.'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve H.M.K.'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · borçlu olunmadığının tespiti · bedelsizlik · ihtar
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça, çeklerin «bedelsiz» kalması nedeniyle «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmesi istemi «tespit davası» olarak değerlendirildiğinde uyuşmazlığın TTK 4/1-a maddesi gereğince «mutlak ticari» dava olduğu, TTK' nın 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak gözetileceği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin «son tutanağın» aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunluluğu bulunduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık «kesin süre» içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği «ihtarını» içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın «usulden reddine» karar verileceği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Menfi tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5986 E. 2021/3832 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… sinden anlaşıldığı üzere davaya konu icra takibinin dayanağının kambiyo senetleri olduğu, kambiyo senetlerinden kaynaklanan davaların 6102 sayılı Kanun çerçevesinde «ticari nitelikte» olduğu, davacının davasını Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açtığı, bu durumda 6102 SK 5/A maddesi ve 6325 SK 18/a maddesi gereği ticari davalarda «zorunlu arabuluculuğa başvurma» dava şartının yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının «arabulucuya başvurmadan» 09/12/2019 tarihinde eldeki davayı açtığı, bu durumda ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Tazminat | Menfi tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6050 E. 2021/4519 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, «arabulucuya başvurulmadan» dava açıldığı gerekçesiyle, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğu» gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Menfi tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/139 E. 2022/3987 K.
Ortak:son tutanak · dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» aslı yada arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesi ile davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · ara karar · kambiyo senedi · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» aslı yada arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesi ile davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/(1).b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının «vekalet ücreti» yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesine davalı vekili için 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit» talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5433 E. 2021/7131 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca «arabulucuya başvurulması» gerektiği, davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; «menfi tespit» davasında öncelikli olarak bir alacağın varlığının tartışıldığı bu nedenle alacaklıya dava açarken «arabulucuya başvurma» dava şartının tabi tutulması ancak aynı konu ve alacakla ilgili borçlu tarafından açılacak menfi tespit davasının arabuluculuğa başvurma dava şartına tabi tutulmamasının hak arama yönünden eşitsizliğe yol açacağı, menfi tespit davasında «zorunlu arabuluculuk» kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince davanın «usulden reddine» ilişkin karar usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6032 E. 2021/3614 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK' nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...' nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · davanın konusu · kambiyo senedi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalıya para borcunun olmadığının iddia edildiği, dava şartının dava açılmadan önce yerine getirilmediği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin «usulden red» kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
-
Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5423 E. 2021/7114 K.
Ortak:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:para alacağı · istinaf başvurusunun reddi · borçlu olunmadığının tespiti · teminat mektubu · istirdat · teminat
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TKK'nın 5/A maddesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, kanun koyucunun talep ve dava türü ne olursa olsun konusu bir miktar «para alacağı» olan tüm talepler hakkında alacaklı ve borçlu açısından bir ayrım yapmadan ve sınırlama getirmeden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını amaçladığı, ister alacak ister «menfi tespit» yahut «istirdat» veya tazminat olsun bu davaların konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davacının davalı tarafa verdiği «teminat mektubunun» bir kısmıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 Kanunu'un 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» mahkemeye «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «teminat mektubundan» dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» talebine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının», borçlu tarafından alacaklıya yönelik açılan borcun bir miktarının veya tamamının davalı alacaklıya ödenmemesi gerektiğine ilişkin olduğu, davalı açısından ise eda davasının hukuki sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğu, menfi tespit davalarının taraflar arasındaki hukuki sonucunun niteliği, «zorunlu arabuluculuk» yasası ve TTK'nın 5. maddesi bir arada düşünüldüğünde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Kanun’un 18/A- 2. maddesinde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceğinin düzenlendiği, işbu davada davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, dolayısıyla yerel mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3244 E. 2021/5698 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «menfi tespit davalarının» gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek «zorunlu arabuluculuk» yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, «arabuluculuğa başvurulduğu» anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık «kesin süre» içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nede …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın «usulden reddi» kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile «dosyanın gönderildiği» asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği «arabulucuya başvurulmasının» dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya «son tutanağın» 1 haftalık «kesin sürede» «ibrazı» için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve «ilk itirazlar» hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön «inceleme duruşmasının» yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince TTK’nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki davalar yanında, «menfi tespit davalarının» da dava şartı sıfatıyla «arabuluculuk» kapsamında olduğu, davacının «arabuluculuğa başvurduğuna» dair hiçbir belge ve beyanın bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/2, 115/1-2 maddeleri gereğince davanın davaşartı yokluğundan usulen reddine karar verilmiş bu ka …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, «arabuluculuğa başvurulmadan» dava açıldığı gerekçesiyle, TTK'nın 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi göndermesi ile HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3235 E. , 2021/5629 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.07.2019 tarih ve 2019/447 E. - 2019/699 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.10.2019 tarih ve 2019/1266 E. - 2019/1282 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile Korpet Petrol Ürünleri ve Nak. San. Ltd. Şti. sahibi davalı ... arasında yapılan şifahi sözleşme ile akaryakıt karşılığında teminat mahiyetinde davalıya üç adet 350.000,00'er TL'lik senetler düzenlenerek verildiğini, ancak davalının senetleri aldıktan sonra taahhüt ettiği akaryakıtı müvekkiline teslim etmediğini, senetlerde tanzim tarihinin sonradan doldurulduğunu, 06/09/2018 tanzim ve 10/11/2018 tediye tarihli senetin Samsun İcra Dairesi'ne ibraz edilerek müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte ödeme emri çıkarıldığını, takibe itiraz ettiklerini, takibe konu senette " bedeli malen ahzolunmuştur" şerhinin yazılı olduğunu, bu senedin mal karşılığı verilmesine rağmen karşılığında müvekkiline gönderilen bir malın mevcut olmadığını ve senedin karşılıksız kaldığını belirterek, müvekkilinin davalıya verdiği 06/09/2018 düzenleme, 10/11/2018 ödeme tarihli 350.000,00 TL bedelli senede ilişkin borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından cevap verilmemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddi kararı istinaf edilmeden kesinleşmiş davacı vekilinin talebi ile dosyanın gönderildiği asliye ticaret mahkemesince davanın 06/05/2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin sürede ibrazı için süre verilmesine gerek bulunmadığı ve bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı, HMK'nın 138. maddesine göre mahkemenin öncelikle dava şartı ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebileceği, verilen kararın niteliğine göre ön inceleme duruşmasının yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, menfi tespit davalarının gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek zorunlu arabuluculuk yasasının ve gerekse TTK'nın 5. maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada değerlendirildiğinde ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Yasası’nın 18/A maddesinin ve özellikle 2. fıkrasında zorunlu arabuluculuğa tabi davanın açıldığı hallerde, arabuluculuğa başvurulduğu anlaşılıyor ise, davacı tarafa arabuluculuk tutanağını sunmak üzere bir haftalık kesin süre içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise, herhangi bir işlem yapmaksızın mahkemece davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlendiğinden, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olduğu, yerel mahkemece davanın yasa kapsamında dava şartı yokluğu nedeni ile dosya üzerinde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/09/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına, 6102 sayılı Yasa'nın 5/a maddesinde getirilen düzenlemenin dava çeşidine ilişkin olmayıp madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere dava konusuna ilişkin olmasına, menfi tespit davalarının da konusu itibariyle bir alacağın tahsiline ilişkin bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/692150700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz