Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4688 E. 2021/6284 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 222↗ cari hesap ilişkisi↗ ba/bs formları↗ bilirkişi ücreti↗ ispat külfeti↗ ticari defter ve kayıtlar↗ cari hesap↗ bayilik sözleşmesi↗ kesin süre↗ ispat yükü↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün davalı-alacaklıda olduğu, taraflar arasında su bayiliğine dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının su bayiliği sözleşmesinin feshinden sonra borcu bulunmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelendiği ve davalının ticari alacak hesabında takibe alınmayan 47.733,21 TL ticari alacak kaydının bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının ise davalının bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle incelenemediği, dosyaya celbedilen BA-BS kayıtları ile tarafların bildirim yaptığı miktarların aynı olduğu ve birbirini doğruladığı, davacı tarafça takibe konu miktarın ödendiğine ilişkin belge ve delil ibraz edilmediği, her ne kadar davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için ispat külfeti kendisinde olan davalı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmamış ve bu nedenle davacı defter ve belgeleri incelenememiş ise de davacının ve davalının BA-BS formlarında matrahı 5.000,00 TL'nin üzerindeki faturaların bildirilmiş olduğu, davalının alacağını ispatladığı, davacının ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, ipoteğe dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebidir.
Dairemizin 2016/12021 E. ve 2017/6386 K. sayılı ilamı ile ispat külfetinin davalı-alacaklıda olduğu gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra bu kapsamda talimat yolu ile davalı defterlerinin incelenmesine karar verilmiş ve davalının defterlerine dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş olup, bu kez davacı yanın da defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla alacağını ispat etmekle yükümlü olan davalı tarafa bilirkişi ücretini yatırmak üzere kesin süre verilerek bu kesin sürenin sonuçları ihtar edilmiş, davacı tarafın ticari defterleri mahkeme kaleminde hazır edilmesine rağmen davalı yanca bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Davacının ticari defterlerinde bilirkişi incelemesi yapılamaması üzerine mahkemece ilgili vergi dairesinden taraflara ait BA-BS formları celpedilmiştir. Söz konusu BA-BS formlarında taraflar arasındaki alışverişe dair 129.587,00- TL ve 28.990,00 TL tutarında faturaların varlığı saptanarak davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı taraf alacağına dayanak olarak açık-cari hesap ilişkisini göstermiş olup, bahsi geçen faturalar dışında BA-BS formlarında yer almayan 5.000.- TL'den az miktarlı faturalara da alacak kapsamında dayanıldığının davalı kayıtlarında belirtilmiş olması ve de ayrıca davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca kendi lehine delil oluşturmayacağı da birlikte değerlendirildiğinde davalı alacağın varlığını ve alacaklı olduğunu dosya kapsamı itibariyle kesin delillerle ispatlayamamıştır. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yetersiz ve hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4311 E. 2023/3428 K.
Ortak:cari hesap ilişkisi · ba/bs formları · bilirkişi ücreti · ispat külfeti · cari hesap · bayilik sözleşmesi · ispat yükü · bilirkişi incelemesi · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; «menfi tespit» davalarında kural olarak «ispat yükünün» davalı-alacaklıda olduğu, taraflar arasında su bayiliğine dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının su «bayiliği sözleşmesinin» feshinden sonra borcu bulunmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelendiği ve davalının ticari alacak hesabında takibe alınmayan 47.733,21 TL ticari alacak «kaydının» bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının ise davalının «bilirkişi ücretini» yatırmaması nedeniyle incelenemediği, dosyaya celbedilen BA-BS kayıtları ile tarafların bildirim yaptığı miktarların aynı olduğu ve birbirini doğruladığı, davacı tarafça takibe konu miktarın ödendiğine ilişkin belge ve delil «ibraz» edilmediği, her ne kadar davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için «ispat külfeti» kendisinde olan davalı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmamış ve bu nedenle davacı defter ve belgeleri incelenememiş ise de davacının ve davalının BA-BS «formlarında» matrahı 5.000,00 TL'nin üzerindeki faturaların bildirilmiş olduğu, davalının alacağını ispatladığı, davacının ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine …
Ancak, davalı taraf alacağına dayanak olarak açık-«cari hesap ilişkisini» göstermiş olup, bahsi geçen faturalar dışında BA-BS «formlarında» yer almayan 5.000.- TL'den az miktarlı faturalara da alacak kapsamında dayanıldığının davalı kayıtlarında belirtilmiş olması ve de ayrıca davalının «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca kendi lehine delil oluşturmayacağı da birlikte değerlendirildiğinde davalı alacağın varlığını ve alacaklı olduğunu dosya kapsamı itibariyle «kesin» delillerle ispatlayamamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra bu kapsamda talimat yolu ile davalı «defterlerinin» incelenmesine karar verilmiş ve davalının defterlerine dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş olup, bu kez davacı yanın da defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla alacağını ispat etmekle yükümlü olan davalı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere «kesin süre» verilerek bu kesin sürenin sonuçları «ihtar» edilmiş, davacı tarafın «ticari defterleri» mahkeme kaleminde hazır edilmesine rağmen davalı yanca bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle «bilirkişi incelemesi» yapılamamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece 11.02.2020 tarih ve 2018/17 E. ve 2020/156 K. sayılı kararı ile «menfi tespit» davalarında kural olarak «ispat yükünün» davalı-alacaklıda olduğu, taraflar arasında su bayiliğine dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının su «bayiliği sözleşmesinin» feshinden sonra borcu bulunmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelendiği ve davalının ticari alacak hesabında takibe alınmayan 47.733,21 TL ticari alacak «kaydının» bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının ise davalının «bilirkişi ücretini» yatırmaması nedeniyle incelenemediği, dosyaya celbedilen BA-BS kayıtları ile tarafların bildirim yaptığı miktarların aynı olduğu ve birbirini doğruladığı, davacı tarafça takibe konu miktarın ödendiğine ilişkin belge ve delil «ibraz» edilmediği, her ne kadar davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için «ispat külfeti» kendisinde olan davalı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmamış ve bu nedenle davacı defter ve belgeleri incelenememiş ise de davacının ve davalının BA-BS «formlarında» matrahı 5.000,00 TL'nin üzerindeki faturaların bildirilmiş olduğu, davalının alacağını ispatladığı, davacının ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine …
Bozma Kararı Dairemizin 17.11.2021 tarih, 2020/4688 E. ve 2021/6284 K. sayılı kararıyla davacının «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yapılamaması üzerine mahkemece ilgili vergi dairesinden taraflara ait BA-BS «formları» celp edildiği, söz konusu BA-BS formlarında taraflar arasındaki alışverişe dair 129.587,00 TL ve 28.990,00 TL tutarında faturaların varlığı saptanarak davanın reddine karar verildiği, ancak davalı taraf alacağına dayanak olarak açık-«cari hesap ilişkisini» gösterdiği, bahsi geçen faturalar dışında BA-BS formlarında yer almayan 5.000,00 TL'den az miktarlı faturalara da alacak kapsamında dayanıldığının davalı kayıtlarında belirtilmiş olması ve ayrıca davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi uyarınca kendi lehine delil oluşturmayacağı da birlikte değerlendirildiğinde davalı alacağın varlığını ve alacaklı olduğunu dosya kapsamı itibariyle «kesin» delillerle ispatlayamadığında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yetersiz ve hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gereğine iş …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamının değerlendirilmesinde, davada kural olarak «ispat yükünün» davalı- alacaklı üzerinde olduğu, davalı taraf alacağına dayanak olarak açık-«cari hesap ilişkisini» göstermiş olduğu, taraflara ait BA-BS «formların» da taraflar arasındaki alışverişe dair 129.587,00 TL ve 28.990,00 TL tutarındaki faturalar dışında BA-BS formlarında yer almayan 5.000,00 TL'den az miktarlı faturalara da alacak kapsamında dayanıldığının davalı kayıtlarında belirtilmiş olması ve ayrıca davalının «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmaması nedeniyle kendi lehine delil oluşturmayacağı, davalı alacağın varlığını ve alacaklı olduğunu «kesin» delillerle ispatlayamamış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava değerinin %20'si üzerinden hesaplanan 10.116,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2765 E. 2021/971 K.
Ortak:ba/bs formları · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; «menfi tespit» davalarında kural olarak «ispat yükünün» davalı-alacaklıda olduğu, taraflar arasında su bayiliğine dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının su «bayiliği sözleşmesinin» feshinden sonra borcu bulunmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelendiği ve davalının ticari alacak hesabında takibe alınmayan 47.733,21 TL ticari alacak «kaydının» bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının ise davalının «bilirkişi ücretini» yatırmaması nedeniyle incelenemediği, dosyaya celbedilen BA-BS kayıtları ile tarafların bildirim yaptığı miktarların aynı olduğu ve birbirini doğruladığı, davacı tarafça takibe konu miktarın ödendiğine ilişkin belge ve delil «ibraz» edilmediği, her ne kadar davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için «ispat külfeti» kendisinde olan davalı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmamış ve bu nedenle davacı defter ve belgeleri incelenememiş ise de davacının ve davalının BA-BS «formlarında» matrahı 5.000,00 TL'nin üzerindeki faturaların bildirilmiş olduğu, davalının alacağını ispatladığı, davacının ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine …
Davacının «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yapılamaması üzerine mahkemece ilgili vergi dairesinden taraflara ait BA-BS «formları» celpedilmiştir.
Ancak, davalı taraf alacağına dayanak olarak açık-«cari hesap ilişkisini» göstermiş olup, bahsi geçen faturalar dışında BA-BS «formlarında» yer almayan 5.000.- TL'den az miktarlı faturalara da alacak kapsamında dayanıldığının davalı kayıtlarında belirtilmiş olması ve de ayrıca davalının «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca kendi lehine delil oluşturmayacağı da birlikte değerlendirildiğinde davalı alacağın varlığını ve alacaklı olduğunu dosya kapsamı itibariyle «kesin» delillerle ispatlayamamıştır.
Benzer bu kararda2-Davacı vekili delil listesinde tarafların «ticari defter» ve kayıtlarına dayanmış olup vergi dairesine bildirilmiş olan BA-BS «formlarının» getirtilmesini talep etmiş olduğundan mahkemece ilgili vergi dairesinden satıma konu faturaya ilişkin BA-BS «formları» istenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · eksik inceleme · teslim
Benzer bu kararda2-Davacı vekili delil listesinde tarafların «ticari defter» ve kayıtlarına dayanmış olup vergi dairesine bildirilmiş olan BA-BS «formlarının» getirtilmesini talep etmiş olduğundan mahkemece ilgili vergi dairesinden satıma konu faturaya ilişkin BA-BS «formları» istenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, davacının malların davalıya «teslimini» ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11373 E. 2018/4781 K.
Ortak:ba/bs formları
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; «menfi tespit» davalarında kural olarak «ispat yükünün» davalı-alacaklıda olduğu, taraflar arasında su bayiliğine dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının su «bayiliği sözleşmesinin» feshinden sonra borcu bulunmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelendiği ve davalının ticari alacak hesabında takibe alınmayan 47.733,21 TL ticari alacak «kaydının» bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının ise davalının «bilirkişi ücretini» yatırmaması nedeniyle incelenemediği, dosyaya celbedilen BA-BS kayıtları ile tarafların bildirim yaptığı miktarların aynı olduğu ve birbirini doğruladığı, davacı tarafça takibe konu miktarın ödendiğine ilişkin belge ve delil «ibraz» edilmediği, her ne kadar davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için «ispat külfeti» kendisinde olan davalı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmamış ve bu nedenle davacı defter ve belgeleri incelenememiş ise de davacının ve davalının BA-BS «formlarında» matrahı 5.000,00 TL'nin üzerindeki faturaların bildirilmiş olduğu, davalının alacağını ispatladığı, davacının ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine …
Davacının «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yapılamaması üzerine mahkemece ilgili vergi dairesinden taraflara ait BA-BS «formları» celpedilmiştir.
Söz konusu BA-BS «formlarında» taraflar arasındaki alışverişe dair 129.587,00- TL ve 28.990,00 TL tutarında faturaların varlığı saptanarak davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… avunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı ... şirketi ve onun acentası olan diğer davalı arasında tek primli yatırım sigortası başvuru «formları» düzenlendiği, davacının 03/06/2005 tarihli başvuru «formu» ile 27.415,00 EURO ve 15/07/2005 tarihli başvuru formu ile de 20.030,00 EURO ödemeyi davalı acentaya yaptığı, davalı acentanın «prim» tahsiline yetkili olduğu, ödemeler karşılığında davalı ... şirketi tarafından poliçe düzenlenip davacıya gönderilmediği, «sigorta sözleşmesi» uyarınca davalı ... şirketinin davacı aleyhinde «sebepsiz zenginleştiği», davacının tespit ve tesciline ilişkin talebinden vazgeçtiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 03/06/2005 ve 15/07/2005 tarihli başvuru formlarında yazılı miktar kadar toplamda 47.445,00 EURO'nun her bir ödeme tarihinden itibaren faiziyle davalı ... şirketinden tahsiline, diğer davalı ... ...'in «acente» konumunda olması ve asıl sigorta şirketinin davada yer alması nedeniyle «pasif husumetinin» bulunmadığından «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
2-Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamında, davalı «acentenin» «prim» tahsiline yetkili olduğu ve davacı tarafından iki adet poliçe için başvuru «formlarında» yazılı miktarlar kadar ödeme yapıldığının kabulü gerektiğinden bahisle davanın reddine dair verilen kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, anılan «tediye makbuzlarının» dava konusu poliçe başvuru «formlarında» yapılan ödemelerin iadesine ilişkin olup olmadığı hususu karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tediye makbuzu · acente · ba formu · pasif husumet yokluğu · sigorta sözleşmesi · acentelik · ek prim · pasif husumet
Benzer bu kararda… avunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı ... şirketi ve onun acentası olan diğer davalı arasında tek primli yatırım sigortası başvuru «formları» düzenlendiği, davacının 03/06/2005 tarihli başvuru «formu» ile 27.415,00 EURO ve 15/07/2005 tarihli başvuru formu ile de 20.030,00 EURO ödemeyi davalı acentaya yaptığı, davalı acentanın «prim» tahsiline yetkili olduğu, ödemeler karşılığında davalı ... şirketi tarafından poliçe düzenlenip davacıya gönderilmediği, «sigorta sözleşmesi» uyarınca davalı ... şirketinin davacı aleyhinde «sebepsiz zenginleştiği», davacının tespit ve tesciline ilişkin talebinden vazgeçtiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 03/06/2005 ve 15/07/2005 tarihli başvuru formlarında yazılı miktar kadar toplamda 47.445,00 EURO'nun her bir ödeme tarihinden itibaren faiziyle davalı ... şirketinden tahsiline, diğer davalı ... ...'in «acente» konumunda olması ve asıl sigorta şirketinin davada yer alması nedeniyle «pasif husumetinin» bulunmadığından «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
2-Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamında, davalı «acentenin» «prim» tahsiline yetkili olduğu ve davacı tarafından iki adet poliçe için başvuru «formlarında» yazılı miktarlar kadar ödeme yapıldığının kabulü gerektiğinden bahisle davanın reddine dair verilen kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak mümeyyiz davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de, davalının «acentesi» olan ... ... davacının yaptığı ödemelerin iade edildiğini ileri sürerek, dosyaya buna dair «tediye makbuzları» sunmuştur.
Mahkemece, anılan «tediye makbuzlarının» dava konusu poliçe başvuru «formlarında» yapılan ödemelerin iadesine ilişkin olup olmadığı hususu karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4573 E. 2024/6202 K.
Ortak:ba/bs formları · ispat külfeti · ispat yükü · ticari defter · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; «menfi tespit» davalarında kural olarak «ispat yükünün» davalı-alacaklıda olduğu, taraflar arasında su bayiliğine dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının su «bayiliği sözleşmesinin» feshinden sonra borcu bulunmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelendiği ve davalının ticari alacak hesabında takibe alınmayan 47.733,21 TL ticari alacak «kaydının» bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının ise davalının «bilirkişi ücretini» yatırmaması nedeniyle incelenemediği, dosyaya celbedilen BA-BS kayıtları ile tarafların bildirim yaptığı miktarların aynı olduğu ve birbirini doğruladığı, davacı tarafça takibe konu miktarın ödendiğine ilişkin belge ve delil «ibraz» edilmediği, her ne kadar davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için «ispat külfeti» kendisinde olan davalı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmamış ve bu nedenle davacı defter ve belgeleri incelenememiş ise de davacının ve davalının BA-BS «formlarında» matrahı 5.000,00 TL'nin üzerindeki faturaların bildirilmiş olduğu, davalının alacağını ispatladığı, davacının ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine …
Ancak, davalı taraf alacağına dayanak olarak açık-«cari hesap ilişkisini» göstermiş olup, bahsi geçen faturalar dışında BA-BS «formlarında» yer almayan 5.000.- TL'den az miktarlı faturalara da alacak kapsamında dayanıldığının davalı kayıtlarında belirtilmiş olması ve de ayrıca davalının «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca kendi lehine delil oluşturmayacağı da birlikte değerlendirildiğinde davalı alacağın varlığını ve alacaklı olduğunu dosya kapsamı itibariyle «kesin» delillerle ispatlayamamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra bu kapsamda talimat yolu ile davalı «defterlerinin» incelenmesine karar verilmiş ve davalının defterlerine dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş olup, bu kez davacı yanın da defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla alacağını ispat etmekle yükümlü olan davalı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere «kesin süre» verilerek bu kesin sürenin sonuçları «ihtar» edilmiş, davacı tarafın «ticari defterleri» mahkeme kaleminde hazır edilmesine rağmen davalı yanca bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle «bilirkişi incelemesi» yapılamamıştır.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya celbedilen BA ve BS «formlarından» tarafların ticari ilişki içinde bulunduğu, davacının satış bildirimi karşısında davalının alış bildirimi yaptığı, davalının faturaya yasal süresi içerisinde itiraz etmediği halde süresi geçtikten sonra mal «teslimi» yapılmaması nedeniyle «iade faturası» kestiği, davacı tarafın ise iade faturasını kabul etmeyerek ihtaren iade ettiği, tarafların «defter» ve kayıtları arasındaki farkın davalının iade ettiği faturayı defter kayıtlarına işlemesinden kaynaklandığı, davalı tarafça faturaya süresinde itiraz yapılmadığından «fatura» içeriği kabul edilmiş sayılacağından sonradan yapılan mal tesliminin yapılmadığı itirazı noktasında «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olacağından, hizmeti almadığına yönelik iade faturası dışında başkaca delil bulunmadığı gibi, mal alımını destekleyen BA formları mevcut olup, davalı tarafça inkar edilen mal teslimi olgusunun ispatlandığı, davalı tarafça «kesin» delille ödeme yapıldığının ispatlanmadığı dikkate alınarak, bilirkişinin ek raporunda tespit ettiği davacı alacak bedeli olan 272.943,99 TL «asıl alacak» miktarı yönünden kısmen kabulüne, takip konusu asıl alacak likit olduğundan davacı lehine «icra inkar tazminatına» karar verildiği, davacının takipten önce davalıyı «temerrüde» düşürdüğünü ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe vaki itirazın 272.943,99 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden …
Davalının, davacı yanca icra takibine dayanak yapılan faturaları «ticari defterlerine» kaydettiği ve BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirdiği anlaşılmakta olup bu durumun faturalara konu malların davalıya «teslim» edildiğine dair bir «karine» oluşturacağı gözetildiğinde İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin, karinenin aksini «ispat külfetinin» davalıda olduğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının takip dayanağı faturalara konu malları müvekkiline «teslim» etmediğini, müvekkili şirket çalışanlarının hatası sonucu faturaların sehven «ticari defterlere» kaydedildiğini, müvekkilinin hatayı fark eder etmez davacıya 31.12.2020 tarihinde 278.884,26 TL'lik «iade faturası» düzenlediğini, davacının iade faturasını noter marifetiyle iade ettiğini, oysaki davalının davacıdan 5.940,20 TL alacaklı olduğunu, davacı gerçek bir alışverişe dayanmayan ve teslim edilmeyen mallar nedeniyle «sahtecilik» suçu işlemiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz süresi · faturanın tebliği · itiraz süresi · faturaya itiraz · iade faturası · karine · yemin delili · sahtecilik
Benzer bu kararda… tle; uyuşmazlığın tamamen şekli olarak incelendiğini; yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davaya konu faturaya dayalı ürünleri davalıya «teslim» ettiğini ispatlaması gerektiğine yönelik tespitine rağmen Sayın mahkemece sadece 8 günlük «faturaya itiraz süresi» geçtiği için «ispat külfetinin» müvekkilde olduğunu ve ödemenin yapılmadığı gerekçesiyle davayı kabul ettiğini; alacağın varlığı yargılamayı gerektirmesi ve alacağın likit olmaması nedeniyle «inkar tazminatına» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kanıtlar toplanmadan karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının takip dayanağı faturalara konu malları müvekkiline «teslim» etmediğini, müvekkili şirket çalışanlarının hatası sonucu faturaların sehven «ticari defterlere» kaydedildiğini, müvekkilinin hatayı fark eder etmez davacıya 31.12.2020 tarihinde 278.884,26 TL'lik «iade faturası» düzenlediğini, davacının iade faturasını noter marifetiyle iade ettiğini, oysaki davalının davacıdan 5.940,20 TL alacaklı olduğunu, davacı gerçek bir alışverişe dayanmayan ve teslim edilmeyen mallar nedeniyle «sahtecilik» suçu işlemiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya muhtelif faturalar tahtında mal satıp «teslim» ettiğini, davalının «faturaları tebliğ» aldığını ve kayıtlarına işlediğini ancak «fatura» bedellerini ödemediğini, bunun üzerine müvekkilince davalı aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya celbedilen BA ve BS «formlarından» tarafların ticari ilişki içinde bulunduğu, davacının satış bildirimi karşısında davalının alış bildirimi yaptığı, davalının faturaya yasal süresi içerisinde itiraz etmediği halde süresi geçtikten sonra mal «teslimi» yapılmaması nedeniyle «iade faturası» kestiği, davacı tarafın ise iade faturasını kabul etmeyerek ihtaren iade ettiği, tarafların «defter» ve kayıtları arasındaki farkın davalının iade ettiği faturayı defter kayıtlarına işlemesinden kaynaklandığı, davalı tarafça faturaya süresinde itiraz yapılmadığından «fatura» içeriği kabul edilmiş sayılacağından sonradan yapılan mal tesliminin yapılmadığı itirazı noktasında «ispat yükü» davalı tarafa geçmiş olacağından, hizmeti almadığına yönelik iade faturası dışında başkaca delil bulunmadığı gibi, mal alımını destekleyen BA formları mevcut olup, davalı tarafça inkar edilen mal teslimi olgusunun ispatlandığı, davalı tarafça «kesin» delille ödeme yapıldığının ispatlanmadığı dikkate alınarak, bilirkişinin ek raporunda tespit ettiği davacı alacak bedeli olan 272.943,99 TL «asıl alacak» miktarı yönünden kısmen kabulüne, takip konusu asıl alacak likit olduğundan davacı lehine «icra inkar tazminatına» karar verildiği, davacının takipten önce davalıyı «temerrüde» düşürdüğünü ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe vaki itirazın 272.943,99 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4688 E. , 2021/6284 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.02.2020 tarih ve 2018/17 E. - 2020/156 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında su bayiliği sözleşmesi yapıldığını , bu sözleşmenin teminatı olarak diğer müvekkili ...' a ait taşınmazın davalı lehine ipotek ettirildiğini, davalının müvekkili şirketin borçlarını ödemediği iddiasıyla sözleşmeyi feshedip ipoteğe dayalı olarak Bakırköy 18. İcra Dairesi'nin 2013/445 E. sayılı dosyasında haksız takip yaptığını ileri sürerek davalıya borçlarının olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin 2011 yılında satın aldığı ürünlerin bedellerini ödemediğini, bu nedenle bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ardından takip yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün davalı-alacaklıda olduğu, taraflar arasında su bayiliğine dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının su bayiliği sözleşmesinin feshinden sonra borcu bulunmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelendiği ve davalının ticari alacak hesabında takibe alınmayan 47.733,21 TL ticari alacak kaydının bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının ise davalının bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle incelenemediği, dosyaya celbedilen BA-BS kayıtları ile tarafların bildirim yaptığı miktarların aynı olduğu ve birbirini doğruladığı, davacı tarafça takibe konu miktarın ödendiğine ilişkin belge ve delil ibraz edilmediği, her ne kadar davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için ispat külfeti kendisinde olan davalı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmamış ve bu nedenle davacı defter ve belgeleri incelenememiş ise de davacının ve davalının BA-BS formlarında matrahı 5.000,00 TL'nin üzerindeki faturaların bildirilmiş olduğu, davalının alacağını ispatladığı, davacının ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, ipoteğe dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebidir.
Dairemizin 2016/12021 E. ve 2017/6386 K. sayılı ilamı ile ispat külfetinin davalı-alacaklıda olduğu gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra bu kapsamda talimat yolu ile davalı defterlerinin incelenmesine karar verilmiş ve davalının defterlerine dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş olup, bu kez davacı yanın da defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla alacağını ispat etmekle yükümlü olan davalı tarafa bilirkişi ücretini yatırmak üzere kesin süre verilerek bu kesin sürenin sonuçları ihtar edilmiş, davacı tarafın ticari defterleri mahkeme kaleminde hazır edilmesine rağmen davalı yanca bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılamamıştır.
Davacının ticari defterlerinde bilirkişi incelemesi yapılamaması üzerine mahkemece ilgili vergi dairesinden taraflara ait BA-BS formları celpedilmiştir. Söz konusu BA-BS formlarında taraflar arasındaki alışverişe dair 129.587,00- TL ve 28.990,00 TL tutarında faturaların varlığı saptanarak davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı taraf alacağına dayanak olarak açık-cari hesap ilişkisini göstermiş olup, bahsi geçen faturalar dışında BA-BS formlarında yer almayan 5.000.- TL'den az miktarlı faturalara da alacak kapsamında dayanıldığının davalı kayıtlarında belirtilmiş olması ve de ayrıca davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca kendi lehine delil oluşturmayacağı da birlikte değerlendirildiğinde davalı alacağın varlığını ve alacaklı olduğunu dosya kapsamı itibariyle kesin delillerle ispatlayamamıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yetersiz ve hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 17/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/712126700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz