Yetkisiz temsilcinin imzaladığı çekten şahsi sorumluluğu; ilamsız takipte tazminat koşulu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4404 E. 2021/5984 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
TTK 818. maddesinin atfıyla TTK 678 uyarınca, borçlu şirketi temsile yetkisi bulunmadığı halde (azledilmiş temsilci) çeki imzalayan kişi çekten şahsen sorumlu olup alacaklı ona karşı takip yapabilir; bu nedenle menfi tespit davası reddedilir. İlamsız icra takibi borçlunun itirazı üzerine durduğundan (İİK 72/4; ihtiyati tedbirle durdurma söz konusu değil) davacı aleyhine tazminat koşulları oluşmaz. Ayrıca hükmün tavzihi/tashihi yoluyla taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar değiştirilemez.
Ele alınan sorunlar
Yetkisiz temsilcinin çekten şahsi sorumluluğu → ret
İddia: Davacı, dava konusu çekleri şirket adına imzalasa da çeklerin keşide tarihlerinde temsile yetkili olmadığını, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Gerekçe: Davacıya keşideci şirkete ilişkin imza yetkisi verilmiş ise de noter azilnamesiyle bu yetki geri alınmış; buna rağmen davacı dava konusu çekleri imzalayıp davalıya vermiştir. TTK 818. maddesinin atıf yaptığı TTK 678. maddesi uyarınca, borçlu şirketi temsile yetkisi olmadığı halde çeki imzalayan kişi hakkında alacaklı takip yapabileceğinden, davacının çeklerden şahsen sorumlu olduğu ve menfi tespit davasının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Davalı lehine tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
Gerekçe: İİK 72/4 uyarınca ilamsız icra takibi, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararıyla değil borçlunun itirazı üzerine durmuştur; icra takibinin ihtiyati tedbir nedeniyle durdurulması söz konusu olmadığından davacı aleyhine tazminat koşulları oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Tavzih/tashih yoluyla hükmün değiştirilmesi talebi → ret
İddia: Davacı, icra takibindeki faiz oranı ile aleyhine hükmedilen tazminata ilişkin kısımların tavzih/tashih yoluyla düzeltilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Hükmün tavzihi/tashihi yoluyla taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar değiştirilemez ve sınırlandırılamaz; bu nedenle faiz ve tazminata ilişkin düzeltme talebinin reddine yönelik ek karara karşı istinaf başvurusu yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Azledilmiş temsilcinin çekten şahsi sorumluluğu ile ilamsız takipte itirazla durma halinde tazminat koşulunun oluşmaması yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkisiz temsilcinin sorumluluğu (TTK 678)↗ menfi tespit↗ İİK 72/4 tazminat koşulu↗ hükmün tavzihi/tashihi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4404 E. , 2021/5984 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ
VEKİLİ AV. ... ......
VEKİLİ AV....
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.02.2018-02.04.2018 tarihli ve 2016/748 E- 2018/105 K. sayılı asıl ve ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne-esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.11.2019 tarih ve 2018/1603 E- 2019/1497 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Spor Dünyası Dış Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı olduğunu, davacının kardeşi ...’in yetkilisi ve sahibi olduğu Spor Dünyası Dış Tic. Ltd. Şti’ne ait imza yetkisinin kardeşi tarafından vekaletname ile müvekkiline verildiğini, Spor Dünyası Dış Tic. Ltd. Şti ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin 2012 yılı Mart ayında Spor Dünyası Dış Tic. Ltd. Şti. adına iki adet çek keşide ederek davalı şirkete verdiğini, ancak davalının bu çeklere ilişkin olarak müvekkili hakkında dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunduğunu, ceza davasının halen derdest olduğunu, davalının bu çeklere dayalı olarak müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, oysa müvekkilinin bu çekler nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin dava konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çeklerin dava dışı Spor Dünyası Dış Tic. Ltd. Şti.’nin müvekkiline olan borcuna karşılık davacı tarafından keşide edilerek verildiğini, çekler bankaya ibraz edildiğinde karşılıklarının çıkmadığını ve keşideci imzası ile uyuşmadığının şerh düşüldüğünü, çeklere dayalı olarak keşideci şirket hakkında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, ancak keşidecinin imzaya ve borca itiraz ettiğini, bunun üzerine davacı ile kardeşi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve davacının ceza yargılaması sırasında dava konusu çekleri şirket adına imzalayarak verdiğini kabul ettiğini, ancak davacının çeklerin keşide tarihlerinde keşideci şirketi temsile yetkili olmadığını, TTK’nın 818.m.
atfıyla 678.m. uyarınca davacının şahsi sorumluluğunun söz konusu olduğunu, bu nedenle davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı ...'e Spor Dünyası Dış Ticaret Ltd. Şti.'ne ilişkin imza yetkisi verildiği, ancak İstanbul 8. Noterliği'nin 08/05/2012 tarihli azilnamesi ile keşideci şirket yetkilisinin davacıyı vekaletten azlettiği, buna rağmen davacının dava konusu çekleri imzalayıp davalıya verdiği, bu hususta davacının resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı ve ceza aldığı, TTK'nun 818.maddesinde atıf yapılan TTK. 678. maddesi uyarınca, borçlu şirketi temsile yetkisi olmadığı halde çeki imzalayan davacı hakkında alacaklının takip yapabileceği gerekçesiyle davanın reddine, icra takibinin durdurulmuş olmasından dolayı davalı alacaklının alacağını geç almış bulunmasından doğan zararın karşılanması için dava değeri üzerinden hesaplanacak %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak İİK. 72/4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararı nedeniyle icra takibinin durdurulmasının söz konusu olmadığı, ilamsız icra takibinin borçlunun itirazı üzerine durduğu bu sebeple davacı aleyhine tazminat koşullarının oluşmadığı, davacı vekili icra takibindeki faiz oranına ve aleyhine hükmedilen tazminata ilişkin kısımların tavzih/tashih yoluyla düzeltilmesini talep etmiş ise de, hükmün tavzihi/tashihi yoluyla taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar değiştirilemeyeceğinden ve sınırlandırılamayacağından bu taleplerin reddine yönelik ek karara ilişkin istinaf isteminin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK.
353(1) b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine, davalının şartları oluşmayan tazminat isteminin reddine, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353(1) b-1 m. uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.10.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/708338700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz