İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4395 E. 2021/6452 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ infazda tereddüt↗ kefalet sözleşmesi↗ bozma sonrası karar↗ müteselsil sorumluluk↗ müteselsil kefil↗ icra takibine itiraz↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ infaz↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ cy/cy kaydı↗ temerrüt↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; icra takibine konu borcun davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan, davalı ...'ın müteselsil kefil olduğu, davalı ...'ın ise kefalet imzasını içermeyen genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takibine itirazlarının, davalı ... yönünden toplam 160.233,56 TL borcun tamamı yönünden iptaline, davalı Ay-Ben Mobilya San. Tic. Ltd. Şti.'yönünden ise takip tarihinde davalı lehine rehinle teminat altına alınan kısım düşülerek 111.433,56 TL borçtan davalı ... ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğundan iptaline, itirazın iptaline karar verilen miktarlar üzerinden %20'si oranında tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa değişen oranlarda temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 19/02/2013 tarihli, 250.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların kefil oldukları, 15/04/2014 tarihli, 300.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ...'ın kefaletinin bulunmadığı, davalı ...'ın kefalet sözleşmesi tarihinde evli olduğu nüfus kaydı ile sabit olduğu, en geç kefaletin kurulması anında eş rızasının bulunması kefaletin geçerlilik koşulu olduğundan ve davaya konu icra takibine dayanak kredi sözleşmesinin davalı ...'ın imza atmadığı sözleşme olması nedeniyle anılan davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında gerekçe yönünden isabet görülmediğinden bu yöndeki istinaf istemlerinin kabulüne, diğer davalılar hakkındaki istinaf sebepleri yönünden ise toplam alacağı tespit eden ayrıntılı, dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyeti raporu hükme esas alındığından sair sebeplere dayalı istinaf isteminin esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı kefil ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... yönünden istinaf istemlerinin gerekçe yönünden kabulüne, sair istinaf istemlerinin reddine, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... hakkındaki davanın reddi kararı yönünden kaldırılmasına karar verilmiş ve yeniden hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK 353/1-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, ilk derece mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK 297. maddesine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, somut olayda olduğu gibi, ilk derece mahkemesi kararı hakkında istinaf istemlerinin kısmen esastan reddine, kısmen kabulüne verilip, sadece istinaf istemi kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması halinde bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sadece davalı ... yönünden yeniden hüküm kurulurken, diğer davalılar yönünden yeniden hüküm kurulmaksızın istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4525 E. 2023/4012 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · müteselsil sorumluluk · müteselsil kefil · icra takibine itiraz · istinaf incelemesi · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; icra takibine konu borcun davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan, davalı ...'ın «müteselsil kefil» olduğu, davalı ...'ın ise «kefalet» imzasını içermeyen «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalıların «icra takibine itirazlarının», davalı ... yönünden toplam 160.233,56 TL borcun tamamı yönünden iptaline, davalı Ay-Ben Mobilya San.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 19/02/2013 tarihli, 250.000 TL limitli «genel kredi sözleşmesinde» diğer davalıların «kefil» oldukları, 15/04/2014 tarihli, 300.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ...'ın «kefaletinin» bulunmadığı, davalı ...'ın «kefalet sözleşmesi» tarihinde evli olduğu nüfus «kaydı» ile sabit olduğu, en geç kefaletin kurulması anında eş rızasının bulunması kefaletin geçerlilik koşulu olduğundan ve davaya konu icra takibine dayanak kredi sözleş …
Şti.'yönünden ise takip tarihinde davalı lehine rehinle «teminat» altına alınan kısım düşülerek 111.433,56 TL borçtan davalı ... ile birlikte «müteselsilen sorumlu» olduğundan iptaline, itirazın iptaline karar verilen miktarlar üzerinden %20'si oranında tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa değişen oranlarda «temerrüt faizi» işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.07.2018 tarihli ve 2016/1521 E., 2018/589 K. sayılı kararıyla; icra takibine konu borcun davalı ...'ın «müteselsil kefil» olduğu ve davalı ...'ın ise «kefalet» imzasını içermeyen «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalıların «icra takibine itirazlarının», davalı ... yönünden toplam 160.233,56 TL borcun tamamı yönünden iptaline, davalı Ay-Ben Mobilya San.
… esinin 14.11.2019 tarihli ve 2018/1778 E., 2019/1402 K. sayılı kararıyla davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 19.02.2013 tarihli, 250.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesinde» diğer davalıların «kefil» oldukları, 15.04.2014 tarihli, 300.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ...'ın «kefaletinin» bulunmadığı, davalı ...'ın «kefalet sözleşmesi» tarihinde evli olduğunun nüfus «kaydı» ile sabit olduğu, en geç kefaletin kurulması anında eş rızasının bulunması kefaletin geçerlilik koşulu olduğu, ayrıca davaya konu icra takibine dayanak kredi sözle …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek davalıların «icra takibine itirazlarının» iptaline, %20 oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:araç rehni · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · kazanılmış hak · temlik · geçersizlik · ihtarname · kötüniyet
Benzer bu karardaŞti.'nden bu miktar düşüldüğünde davalı şirketin 111.433,56 TL toplam borçtan, davalı ...'ın ise «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 160.233,56 TL toplam borcun tamamından sorumlu olması koşulu ile icra takibinin devamına, asıl alacağa değişen oranlarda «temerrüt faizi» işletilmesine, itirazın iptaline karar verilen miktar yönünden takdiren %20 tazminatın davalılardan tahsiline, davacının, davalılar Ay-Ben Mobilya San.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'ın kredi kullandığı sırada «ibraz» edilen kimlikte bekar göründüğünü, davalı şirketin ortağı olduğunu, 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 77 nci maddesi gereğince eş onayına gerek olmadığını, «kötüniyetli» davranarak evli olduğunun saklandığını, davalılara «ihtarname» gönderildiğini, faiz oranının hatalı hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; «genel kredi sözleşmesine» müvekkilinin «kefaletinde» eş rızasının bulunmadığını, kefaletin «geçersiz» olduğunu, borcun asıl borçlu şirket tarafından ödendiğini, icra takibine konu edilen sözleşmede müvekkilinin kefaletinin bulunmadığını, müvekkilinin borçtan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İcra Müdürlüğünün 2016/12356 sayılı takip dosyasına anılan davalıların vaki itirazlarının kısmen iptali ile; takip tarihinde 48.800,00 TL miktarlı «araç rehni» mevcut olduğundan asıl borçlu davalı Ay-Ben Mobilya San.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17071 E. 2013/21511 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dava niteliği · ihtiyati haciz · bono · görevsizlik kararı · haciz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAlacaklı vekili, müvekkilinin borçlulardan «bonoya» dayalı alacağının bulunduğunu ileri sürerek, borçluların mal ve alacakları üzerine «ihtiyati haciz» kararı verilmesi isteminde bulunmuş, mahkemece, değinilen gerekçe ile talebin «görevsizlik» nedeniyle reddine karar verilmiştir.Ancak; 6102 sayılı Yasa'nın 4. maddesi uyarınca bu tür işler «ticari nitelikte» olduğundan bu tür işlere bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine aittir.
Mahkemece evrak üzerinden yapılan inceleme sonunda; ihtiyati haczin bir dava olmadığı, dayanağı ne olursa olsun bu tür işlere Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin bakacağına ilişkin bir yasal görev bulunmadığı, bu tür işlere genel «görevli» mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin bakacağı gerekçesi ile talebin «görevsizlik» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13756 E. 2013/17771 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dava niteliği · ihtiyati haciz · bono · görevsizlik kararı · haciz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAlacaklı vekili, müvekkilinin borçlulardan «bonoya» dayalı alacağının bulunduğunu ileri sürerek, borçluların mal ve alacakları üzerine «ihtiyati haciz» kararı verilmesi isteminde bulunmuş, mahkemece, değinilen gerekçe ile talebin «görevsizlik» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, evrak üzerinden yapılan inceleme sonunda; ihtiyati haczin bir dava olmadığı, dayanağı ne olursa olsun bu tür işlere Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin bakacağına ilişkin bir yasal görev bulunmadığı, bu tür işlere bakmaya genel «görevli» mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin bakacağı gerekçesi ile talebin «görevsizlik» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Ancak; 6102 sayılı Yasa'nın 4. maddesi uyarınca «ticari nitelikteki» bu tür işlere bakma görevi aynı yasanın 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemelerine aittir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7676 E. 2022/4596 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; icra takibine konu borcun davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan, davalı ...'ın «müteselsil kefil» olduğu, davalı ...'ın ise «kefalet» imzasını içermeyen «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalıların «icra takibine itirazlarının», davalı ... yönünden toplam 160.233,56 TL borcun tamamı yönünden iptaline, davalı Ay-Ben Mobilya San.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 19/02/2013 tarihli, 250.000 TL limitli «genel kredi sözleşmesinde» diğer davalıların «kefil» oldukları, 15/04/2014 tarihli, 300.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ...'ın «kefaletinin» bulunmadığı, davalı ...'ın «kefalet sözleşmesi» tarihinde evli olduğu nüfus «kaydı» ile sabit olduğu, en geç kefaletin kurulması anında eş rızasının bulunması kefaletin geçerlilik koşulu olduğundan ve davaya konu icra takibine dayanak kredi sözleş …
Şti.'yönünden ise takip tarihinde davalı lehine rehinle «teminat» altına alınan kısım düşülerek 111.433,56 TL borçtan davalı ... ile birlikte «müteselsilen sorumlu» olduğundan iptaline, itirazın iptaline karar verilen miktarlar üzerinden %20'si oranında tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa değişen oranlarda «temerrüt faizi» işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Benzer bu karardaŞti.'nin kullanacağı krediye «müteselsil kefil» olduğu, ancak eş rızasının alınmadığı, «kefalet» miktarlarına göre, nisbi harcın davacı tarafa tamamlattırıldığı, her iki «genel kredi sözleşmesi» de 6098 sayılı Borçlar Kanunun yürürlüğe girdiği 01/7/2012 tarihiden sonra imzalanmış olup, Borçlar Kanunun 584/1. maddesine göre, «kefalet sözleşmesinin» geçerli olabilmesi içinde eş rızasının da alınmış olası gerektiği, alınan aile nüfus kayıt tablosuna göre davacı ile davalı ...'ın evli olduğu, ...'ın borçlu şirke …
Somut vakaya bakıldığında, Genel Kredi Sözleşmesinde «kefil» sıfatıyla ...’ın imzası bulunmakta ise de, eş rızasının bulunmamasından kaynaklanan şekli noksanlığın davalı bankanın da kabulünde olduğu, ipoteğin «kefalet» borcunu değil, asıl borcu teminen verildiği, bu nedenle davalının ...’a «ipotek» borçlusu olarak «temerrüt ihtarı» gönderdiği ve icra takibi için de «rehnin paraya çevrilmesine» dair yöntemi seçtiği, kefaleten kaynaklanan herhangi bir muarazanın çıkmadığı anlaşılmakla, bu aşamada, davacının «münhasıran» «şekil şartının» noksanlığı nedeniyle kefalet sözlemesinin «geçersizliğinin» tespitine dair dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, «aile konutu» «şerhi» konulması ve «ipoteğin fekki» istemine ilişkin talepler yönünden «görevsizlik» kararı verildiği, «kefalete» ilişkin talepler değerlendirildiğinde, davalı ...'ın 1.500.000.-TL limitle ve 3.000.000.-TL Alden Pazarlama...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aile konutu · temerrüt ihtarı · rehnin paraya çevrilmesi · ipoteğin fekki · şekil şartı · münhasırlık · cy/cy şerhi · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaSomut vakaya bakıldığında, Genel Kredi Sözleşmesinde «kefil» sıfatıyla ...’ın imzası bulunmakta ise de, eş rızasının bulunmamasından kaynaklanan şekli noksanlığın davalı bankanın da kabulünde olduğu, ipoteğin «kefalet» borcunu değil, asıl borcu teminen verildiği, bu nedenle davalının ...’a «ipotek» borçlusu olarak «temerrüt ihtarı» gönderdiği ve icra takibi için de «rehnin paraya çevrilmesine» dair yöntemi seçtiği, kefaleten kaynaklanan herhangi bir muarazanın çıkmadığı anlaşılmakla, bu aşamada, davacının «münhasıran» «şekil şartının» noksanlığı nedeniyle kefalet sözlemesinin «geçersizliğinin» tespitine dair dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, «aile konutu» «şerhi» konulması ve «ipoteğin fekki» istemine ilişkin talepler yönünden «görevsizlik» kararı verildiği, «kefalete» ilişkin talepler değerlendirildiğinde, davalı ...'ın 1.500.000.-TL limitle ve 3.000.000.-TL Alden Pazarlama...
Davacının «münhasıran» tespite dair «hukuki yararının» bulunması için davalı banka tarafından buna ilişkin bir «ihtar» veya takibe maruz bırakılması gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4395 E. , 2021/6452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
VEKİLİ AV. ... ......
DAVALILAR 1-...
VEKİLİ AV. ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.07.2018 tarih ve 2016/1521 E- 2018/589 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.11.2019 tarih ve 2018/1778 E- 2019/1402 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; genel kredi sözleşmesine müvekkilinin kefaletinde eş rızasının bulunmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, borcun asıl borçlu şirket tarafından ödendiğini, icra takibine konu edilen sözleşmede müvekkilinin kefaletinin bulunmadığını, müvekkilinin borçtan sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve Ay-Ben Mobilya San Tic. Ltd. Şti. vekili; davacı bankanın kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; icra takibine konu borcun davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan, davalı ...'ın müteselsil kefil olduğu, davalı ...'ın ise kefalet imzasını içermeyen genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takibine itirazlarının, davalı ... yönünden toplam 160.233,56 TL borcun tamamı yönünden iptaline, davalı Ay-Ben Mobilya San. Tic. Ltd. Şti.'yönünden ise takip tarihinde davalı lehine rehinle teminat altına alınan kısım düşülerek 111.433,56 TL borçtan davalı ... ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğundan iptaline, itirazın iptaline karar verilen miktarlar üzerinden %20'si oranında tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa değişen oranlarda temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen 19/02/2013 tarihli, 250.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların kefil oldukları, 15/04/2014 tarihli, 300.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ...'ın kefaletinin bulunmadığı, davalı ...'ın kefalet sözleşmesi tarihinde evli olduğu nüfus kaydı ile sabit olduğu, en geç kefaletin kurulması anında eş rızasının bulunması kefaletin geçerlilik koşulu olduğundan ve davaya konu icra takibine dayanak kredi sözleşmesinin davalı ...'ın imza atmadığı sözleşme olması nedeniyle anılan davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında gerekçe yönünden isabet görülmediğinden bu yöndeki istinaf istemlerinin kabulüne, diğer davalılar hakkındaki istinaf sebepleri yönünden ise toplam alacağı tespit eden ayrıntılı, dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyeti raporu hükme esas alındığından sair sebeplere dayalı istinaf isteminin esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararının davalı ...
yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı kefil ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... yönünden istinaf istemlerinin gerekçe yönünden kabulüne, sair istinaf istemlerinin reddine, ilk derece mahkemesi kararının davalı ... hakkındaki davanın reddi kararı yönünden kaldırılmasına karar verilmiş ve yeniden hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK 353/1-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, ilk derece mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir.
Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK 297. maddesine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, somut olayda olduğu gibi, ilk derece mahkemesi kararı hakkında istinaf istemlerinin kısmen esastan reddine, kısmen kabulüne verilip, sadece istinaf istemi kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması halinde bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sadece davalı ... yönünden yeniden hüküm kurulurken, diğer davalılar yönünden yeniden hüküm kurulmaksızın istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/708137400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz