Sahtelik iddiasında zamanaşımı bulunmaması ve imza sahteliğinde noterin taraf gösterilmesi zorunluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3912 E. 2019/6188 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sahtelik (imza sahteliği) iddiasının ileri sürülmesi herhangi bir zamanaşımı süresine bağlı olmadığından bu iddia zamanaşımı gerekçesiyle reddedilemez. Noterce onaylanan senet HMK 204/2 uyarınca resmi senet olup, HMK 208/son gereği imzanın sahteliği ancak senede resmiyet kazandıran kişi (ilgili noter) de taraf gösterilerek açılan davada incelenebilir; husumetin notere de yöneltilmesi gerekir, eksik hasımla açılan davada davacıya bu yönde önel verilir. Kamu düzenine ilişkin bu husus HMK 355 uyarınca re'sen gözetilir.
Ele alınan sorunlar
Sahtelik (imza sahteliği) iddiasının zamanaşımına tabi olup olmadığı → kabul
İddia: Davalılar, usulüne uygun hisse devrinin iptalinin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, devir tarihi (14.12.2000) itibarıyla dava açma süresinin dolduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sahtelik iddiasının ileri sürülmesi için öngörülmüş bir zamanaşımı süresi bulunmadığından, davanın zamanaşımına uğradığından bahisle usulden reddi ve bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İmza sahteliği iddiasında senede resmiyet kazandıran noterin taraf gösterilmesi zorunluluğu (eksik hasım) → kabul
Gerekçe: Noterlerin görevleri dairesinde onayladıkları senetler HMK 204/2 uyarınca resmi senet niteliğindedir; HMK 208/son uyarınca resmi senetteki imzanın sahteliği ancak senede resmiyet kazandıran kişi de taraf gösterilerek açılacak davada incelenip karara bağlanabilir. Bu nedenle husumetin ilgili noterliğe de yöneltilmesi gerekirken dava eksik hasımla açılmıştır; davacıya HMK 208/son yöntemiyle ilgili noter hakkında dava açmak üzere önel verilmesi, dava açılırsa işbu dava ile birleştirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Kamu düzenine ilişkin bu husus HMK 355 uyarınca re'sen gözetilir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Sahtelik iddiasının zamanaşımına tabi olmadığı ve imza sahteliği iddiasında senede resmiyet kazandıran noterin zorunlu taraf olduğu yönünde bağlayıcı içtihat değeri taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Sahtelik (imza sahteliği) iddiasının ileri sürülmesi herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir; bu iddia zamanaşımı gerekçesiyle reddedilemez.
- Dava şartı
- İmza sahteliği iddiasında senede resmiyet kazandıran kişinin (ilgili noterin) davada taraf olarak gösterilmesi zorunludur (HMK 208/son); eksik hasımla açılan davada davacıya önel verilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ zamanaşımı↗ resmi senet↗ imza sahteliği↗ eksik hasım↗ husumet↗ re'sen inceleme (HMK 355)↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1083 E. 2017/34 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza sahteliği
İncelediğiniz kararda2- Diğer yandan, davada noter tarafından onaylanan sözleşmedeki «imzanın sahteliği» iddia edilmektedir.
Bilindiği üzere, noterlerin «görevleri» dairesinde onayladıkları senetler, HMK'nın 204/2. maddesi uyarınca «resmi senet» niteliğinde olup aynı kanunun 208/«son» maddesi uyarınca resmi bir senetteki «imzanın sahteliği» hakkındaki iddianın, ancak, ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstermek suretiyle açılacak davada incelenip karara bağlanması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBöyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkiliyebilir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
III maddeleri uyarınca noterlikçe onaylanan «imza sahteliği» sabit oluncaya kadar geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kimlik tespiti · hisse devrinin iptali · imza inkarı · şekil şartı · ek mehil · sahtelik · pay devri · tasdik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «hisse devir sözleşmenin» davacının oğlu olan vekili ... tarafından imzalanmış olduğu, ancak noter senedinde devreden olarak ...'ın yer aldığı, hisse devir senedinde imzanın vekaleten atıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, davacı adına hisse devir sözleşmesini imzalayan ...'ın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, vekilin ya da «temsilcinin» imza atarken vekaleten ya da temsilci olarak hareket ettiğini yazmamasının tek başına o sözleşmeyi «geçersiz» hale getirmeyeceği, noterin imza «tasdiki» yaparken davacının «kimlik tespitlerini» yapmış olması ve vekilin ayrıca kimlik tespiti yapılmamış olması da tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, noter tarafından imza tasdiki yapılmış olmakla TTK 520. maddesinde öngörülen «şekil şartının» gerçekleştiği, «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesine dair şirket ortaklar kurulunun kararını davacı adına yine vekili olan ...'ın imzaladığı, bu karara ... adına vekilinin katılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere vekaleten hareket edildiğine dair açıklama yazılmaması imzayı geçersiz hale getirmeyeceği, hisse devrinin usulüne uygun olarak alınan «ortaklar kurulu» kararıyla şirket pay defterine işlendiği ve «pay devrinin» tamamlandığı, devir tarihinde gerçek hisse değerleri ile hisse devir senedinde gösterilen değerler arasında davacı aleyhinde açık bir nispetsizlik bulunmadığı, dav …
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter sözleşmesinin «sahteliği» hakkında karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12282 E. 2013/10396 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza sahteliği
İncelediğiniz kararda2- Diğer yandan, davada noter tarafından onaylanan sözleşmedeki «imzanın sahteliği» iddia edilmektedir.
Bilindiği üzere, noterlerin «görevleri» dairesinde onayladıkları senetler, HMK'nın 204/2. maddesi uyarınca «resmi senet» niteliğinde olup aynı kanunun 208/«son» maddesi uyarınca resmi bir senetteki «imzanın sahteliği» hakkındaki iddianın, ancak, ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstermek suretiyle açılacak davada incelenip karara bağlanması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBöyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Öte yandan, HUMK'nın 295/f.I ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82/f.III maddeleri hükümlerine göre noterlikçe onaylanan «imza sahteliği» sabit oluncaya kadar geçerlidir.
Şu halde onaylı «imzanın sahteliği» iddiasının bu imzayı onaylayan noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · ortaklar kurulu kararının iptali · imza inkarı · ek mehil · sahtelik · sözleşmenin iptali · tasdik kararı · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaZira noterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle açılan dava aynı zamanda HUMK'nın 314. maddesi anlamında açılmış bir «sahtelik» davasıdır.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakında da ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter «sözleşmesinin iptaline» karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hisseyi devralanın/«mirasçılarının» davayı kabul beyanları da bulunmadığı gözetildiğinde devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının da hiçbir inceleme yapılmaksızın iptaline karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Noterliği'nin 10/12/2007 tarih ve 23815 Yev. nolu «hisse devir sözleşmesinin iptaline» ve dava konusu 60 payın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
1- Dava, noterde düzenlenen Limited Şirket «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada kabul kararı verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1751 E. 2019/1651 K.
Ortak:Hisse Devrinin İptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik · hisse devir sözleşmesi · limited şirket
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davanın noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» «sahteliği» hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3912 E. , 2019/6188 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/04/2017 tarih ve 2016/6 E- 2017/613 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26/04/2018 tarih ve 2017/726 E- 2018/478 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Alp Anadolu İnşaat Nakliyat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti 'nin kurucu ortaklarından olduğunu, müvekkiline ait payın şirket sermayesinin %10'una karşılık geldiğini, müvekkiline ait hisselerin tamamının sahte hisse devir sözleşmesiyle davalılardan ...'a devredildiğini sonradan öğrendiğini ileri sürerek, sahtecilikle yapılan devrin iptaline, usulsüz devir tarihinden itibaren müvekkiline ödenmesi gerekip ödenmeyen kar payı alacaklarından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000.-TL alacağın ait olduğu dönemden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline ve şirket kayıtları üzerine dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, usulüne uygun bir şekilde yapılan hisse devrinin iptalinin talep edilebilmesinin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu işlemin davacının da beyan ettiği gibi 14.12.2000 tarihinde gerçekleştirildiğini, dava açma süresinin 14.12.2010 tarihinde dolduğunu, müvekkili...a husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, sahtecilik iddiasıyla yapılan başvurunun huzurdaki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, işlemi gerçekleştiren noter ve ilgilerin davaya dahil edilmesi gerektiğini, devir işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunun 146 ıncı maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, hisse devrinin İstanbul 20. Noterliğinin 14.12.2000 tarih ve 37479 yevmiye no.lu Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile yapıldığı, eldeki davanın ise 05.01.2016 tarihinde açıldığı, davalılar vekilince zamanaşımı def'inin süresinde ileri sürüldüğü, dava tarihi olan 05.01.2016 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, dolayısıyla davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacının şirket ortağı olduğu ve ortaklar arasında zamanaşımı süresinin işlemediği iddiasının yerinde olmadığı, zira hisse devir sözleşmesinin ve davacının şirket ortaklığından ayrıldığının Ticaret Sicil Gazetesinin 04.01.2001 tarihli 5207 sayılı nüshasında ilan edilmiş olduğu, eldeki davanın tarihinin ise 05.01.2016 olup, davanın ceza zamanaşımına da uğramış olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devir işleminin iptali ve tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf, İstanbul 20.Noterliğinin 14.12.2000 tarih ve 37479 yevmiye numarası ile onaylanan Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinde, hisseyi devreden kısmındaki isminin altında bulunan imzanın kendi eli ürünü olmadığını ve sahte olduğunu ileri sürmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, sahtelik iddiasının ileri sürülmesi için öngörülmüş bir zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Bu bakımdan davanın zamanaşımına uğradığından bahisle usulden reddi ve bu yöne vaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile bölge adliye mahkemesince verilen kararın bozulması gerekmiştir.
2- Diğer yandan, davada noter tarafından onaylanan sözleşmedeki imzanın sahteliği iddia edilmektedir. Bilindiği üzere, noterlerin görevleri dairesinde onayladıkları senetler, HMK'nın 204/2. maddesi uyarınca resmi senet niteliğinde olup aynı kanunun 208/son maddesi uyarınca resmi bir senetteki imzanın sahteliği hakkındaki iddianın, ancak, ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstermek suretiyle açılacak davada incelenip karara bağlanması gerekmektedir. Bu itibarla, davada husumetin ilgili noterliğe de yöneltilmesi gerekirken, davanın eksik hasımla açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, HMK'nın 208/son maddesinde öngörülen yöntemle, davacıya ilgili noter hakkında dava açmak üzere önel verilmesi, dava açıldığı takdirde işbu dava ile birleştirilerek görülmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması ve kamu düzenine ilişen bu husus bakımından HMK'nın 355.
maddesi hükmü de gözden kaçırılmak suretiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bölge adliye mahkemesince verilen hükmün bu nedenle de re'sen bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/691604100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz