Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5347 E. 2021/5520 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasın reddi↗ tefrik↗ pasif husumet ehliyeti↗ husumet ehliyeti↗ mirasçılık↗ pasif husumet↗ taraf ehliyeti↗ ek tasfiye↗ iflas↗ sulh↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalılardan ...’nun vefatı üzerine adı geçen davalı bakımından dosya tefrik edilerek mirasçıları aleyhinde davaya devam edilmiş ve yukarıda açıklanan gerekçe ile mirasçıların pasif husumet ehliyetleri olmadığı gerekçesi ile redddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 08.05.2018 tarih 2015/285 Esas 2018/224 Karar sayılı karar ile terekenin borca batık olduğu gerekçesi ile mirasın hükmen reddine karar verilmiş ise de karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 2021/441 E. - 2021/1275 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. Bu durumda, mahkemece kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Ayrıca sırf yargılama sırasında ölen davalı ... mirasçılarının sunduğu mirasın reddi kararına dayanılarak davanın reddine karar verilmesi Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde belirtilen usule de aykırıdır. Zira, ilgili madde hükmü gereğince en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddeden davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi gerekir. HGK'nun 03.07.2002 tarih E.15-572 K.577 sayılı kararında da açıklanan bu ilkelere değinilmiştir. (Aynı yönde bkz. 11. HD 23.09.2013 tarih ve 2015/6042-8196 sayılı Kararı) O halde yukarıda sözü edildiği gibi araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/385 E. 2019/7808 K.
Ortak:mirasçılık · ek tasfiye · iflas · sulh · temsil
İncelediğiniz karardaZira, ilgili madde hükmü gereğince en yakın yasal «mirasçıların» tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilir.
Mirasın «iflas» hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddeden davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir «temsilci» ile davaya devam edilmesi gerekir.
Mahkemece, davalılardan ...’nun vefatı üzerine adı geçen davalı bakımından dosya «tefrik» edilerek «mirasçıları» aleyhinde davaya devam edilmiş ve yukarıda açıklanan gerekçe ile mirasçıların «pasif husumet ehliyetleri» olmadığı gerekçesi ile redddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYargılama sırasında davalı ...’ın vefat ettiği, davaya «dahil» edilen tüm «mirasçıların» mirası red ettikleri, daha sonra mirasçı ...’ın da vefat ettiği ve annesi olan ...’in davaya dahil edildiği, kök muris Ayhan’a ait mirasın «miras ortaklık» «temsilcisi» sıfatıyla yargılamada temsil edildiği ve mahkemece davanın kabulüne yönelik karar verilerek hüküm kısmında dahili davalılar yönünden mirasçıların miras payları oranında sorumluluklarının «tasfiye» aşamasında nazara alınmasına karar verilmişse de, Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre tasfiye edilir.
Mirasın «iflas» hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi yoluna gidilip «tasfiye» sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddeden «mirasçılar» için atanacak ve yetkilendirilecek bir «temsilci» ile davaya devam edilmesi gerekir (Dairemiz’in 12/06/2015 tarih 2015/6042-2015-8196 sayılı ilamı).
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1445-2018/141 sayılı ilamıyla kök muris ... adına «miras ortaklığını» «temsil» etmek üzere Av....'ın miras ortaklık temsilcisi olarak atanmasına karar verildiği, yapılan «bilirkişi incelemesiyle» davacının işbu davaya konu dosya kapsamında takip tarihi itibariyle 30.000,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, icra dosyasında 30.000 TL «asıl alacak» miktarına ilişkin müteveffa ... tarafından yapılan itirazın iptaline, 27/12/2005 tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda «avans faiz» işletilmesi suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %40'ı olan 12.000 TL «icra inkar tazminatının» müteveffanın terekesinden tahsili ile davacı tarafa verilmesine, «dahili» davalılar yönünden ise «mirasçıların» miras payları oranında sorumluluklarının «tasfiye» aşamasında nazara alınmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras ortaklığı · veraset ilamı · acentelik sözleşmesi · acentelik · bilirkişi incelemesi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaSulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1445-2018/141 sayılı ilamıyla kök muris ... adına «miras ortaklığını» «temsil» etmek üzere Av....'ın miras ortaklık temsilcisi olarak atanmasına karar verildiği, yapılan «bilirkişi incelemesiyle» davacının işbu davaya konu dosya kapsamında takip tarihi itibariyle 30.000,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, icra dosyasında 30.000 TL «asıl alacak» miktarına ilişkin müteveffa ... tarafından yapılan itirazın iptaline, 27/12/2005 tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda «avans faiz» işletilmesi suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %40'ı olan 12.000 TL «icra inkar tazminatının» müteveffanın terekesinden tahsili ile davacı tarafa verilmesine, «dahili» davalılar yönünden ise «mirasçıların» miras payları oranında sorumluluklarının «tasfiye» aşamasında nazara alınmasına karar verilmiştir.
1-Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davalı ...’ın vefat ettiği ve «veraset ilamına» göre «mirasçıları» olduğu görülen ..., ... ve ...’ın davaya «dahil» edildiği, davaya dahil edilen mirasçıların mirası red ettiklerinin mahkeme kararları ile tesciline karar verildiği, daha sonra ...’ın vefat ettiği ve veraset ilamı …
Yargılama sırasında davalı ...’ın vefat ettiği, davaya «dahil» edilen tüm «mirasçıların» mirası red ettikleri, daha sonra mirasçı ...’ın da vefat ettiği ve annesi olan ...’in davaya dahil edildiği, kök muris Ayhan’a ait mirasın «miras ortaklık» «temsilcisi» sıfatıyla yargılamada temsil edildiği ve mahkemece davanın kabulüne yönelik karar verilerek hüküm kısmında dahili davalılar yönünden mirasçıların miras payları oranında sorumluluklarının «tasfiye» aşamasında nazara alınmasına karar verilmişse de, Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre tasfiye edilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6042 E. 2015/8196 K.
Ortak:mirasın reddi · mirasçılık · ek tasfiye · iflas · sulh · temsil
İncelediğiniz karardaZira, ilgili madde hükmü gereğince en yakın yasal «mirasçıların» tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilir.
Ayrıca sırf yargılama sırasında ölen davalı ... «mirasçılarının» sunduğu «mirasın reddi» kararına dayanılarak davanın reddine karar verilmesi Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde belirtilen usule de aykırıdır.
Mirasın «iflas» hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddeden davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir «temsilci» ile davaya devam edilmesi gerekir.
Benzer bu karardaTürk Medeni Kanununun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal «mirasçıların» tamamı tarafından reddolunan miras, «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilir.
Mirasın «iflas» hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi yoluna gidilip «tasfiye» sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddedilen davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir «temsilci» ile davaya devam edilmesi gerekir.
Yine mahkemece, sırf yargılama sırasında ölen davalı M.U. «mirasçılarının» sunduğu «mirasın reddi» kararına dayanılarak davanın reddine karar verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesi · limited şirket · ilan
Benzer bu karardaDava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» uyarınca şirket hisse devir ve müdür atama kararının tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5347 E. , 2021/5520 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.04.2019 tarih ve 2019/105 E. - 2019/322 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Süheyla Yalçıntaş dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisi ...’nun da aralarında bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin usulsüz krediler nedeniyle banka zararına yol açtıkları iddiasına dayalı olarak zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkmesince, yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalıların murisi ...'nun 05.04.2007 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçıları olarak davalılar ... ve Ayşe İrem Maro'nun kaldığı, davalıların da TMK'nın 605. maddesi uyarınca terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddi talebiyle İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/285 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, mahkemece 2015/285 Esas, 2018/224 Karar ve 08.05.2018 tarih karar ile davanın kabulüne, muris ...'nun terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verildiği, anılan nedenle davalıların murisin mirasını reddetmeleri sebebiyle davada pasif husumet ehliyetleri kalmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava; davacı banka yöneticilerinin usulsüz iş ve eylemleri sebebi ile davacı bankayı zarara uğrattıklarından bahisle açılan tazminat davası olup, davalı gerçek kişiler davacı banka yöneticilerinden olan ...’nun mirasçılarıdır.
Mahkemece, davalılardan ...’nun vefatı üzerine adı geçen davalı bakımından dosya tefrik edilerek mirasçıları aleyhinde davaya devam edilmiş ve yukarıda açıklanan gerekçe ile mirasçıların pasif husumet ehliyetleri olmadığı gerekçesi ile redddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 08.05.2018 tarih 2015/285 Esas 2018/224 Karar sayılı karar ile terekenin borca batık olduğu gerekçesi ile mirasın hükmen reddine karar verilmiş ise de karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 2021/441 E. - 2021/1275 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. Bu durumda, mahkemece kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Ayrıca sırf yargılama sırasında ölen davalı ... mirasçılarının sunduğu mirasın reddi kararına dayanılarak davanın reddine karar verilmesi Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde belirtilen usule de aykırıdır. Zira, ilgili madde hükmü gereğince en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddeden davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi gerekir. HGK'nun 03.07.2002 tarih E.15-572 K.577 sayılı kararında da açıklanan bu ilkelere değinilmiştir.
(Aynı yönde bkz.
11. HD 23.09.2013 tarih ve 2015/6042-8196 sayılı Kararı) O halde yukarıda sözü edildiği gibi araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemini kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 15.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/691500100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz