Menfi tespit | İpotek fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5886 E. 2021/4703 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihalenin feshi↗ güven kuruluşu↗ kısmi ödeme↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ sözleşmeden doğan dava↗ tazminat davası↗ ihtiyati tedbir↗ ipotek↗ istinaf incelemesi↗ iş bölümü↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ maddi ve manevi tazminat↗ havale↗ ıslah↗ taahhütname↗ maddi tazminat↗ menfi tespit↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalı bankanın Adana/Gazipaşa şubesi yetkilileri ile yapılan görüşmede 150.000,00 TL ödenmesi halinde uyuşmazlık konusu ipoteğin fek edileceğinin bildirilmesi üzerine kredi borçlusunun hesabına söz konusu tutarı yatırdığı ve bu şekilde ipotek sözleşmesinden doğan borcunun sona erdiği, davalı bankanın adı geçen şubesinin yetkililerinin de ipoteğin fek edileceğine dair 18.12.2015 tarihli belgeyi kendisine verdiği ileri sürüldüğü, ancak davacının, davasının dayanağını oluşturan 18/12/2015 tarihli belgede 150.000,00 TL ödeme yapılması halinde ipoteğin fek edileceğine dair bir ibare bulunmadığı yine ipotek bedelinin 195.000,00 TL tutarında olduğu nazara alındığında, 150.000,00 TL ödemenin davalı banka tarafından kabulü halinde bakiye 45.000,00 TL'lik ipotek bedeli hakkında da 18.12.2015 tarihli belgede bir açıklama bulunmadığı aynı şekilde, davacı tarafça, davalı bankanın, 195.000,00 TL bedelli ipoteğe karşılık 150.000,00 TL ödenmesini ve bu şekilde ipoteğin sona ermesini kabul ettiğine dair başkaca herhangi bir delil veya belge sunulmadığı, davacı tarafça borçlu şirketin hesabına havale edilen 150.000,00 TL tutarındaki paranın da davacıya ait banka hesabına iade edildiği ve halen bu hesapta tutulduğu hususunda uyuşmazlık olmadığı bu durumda, davacının kısmi ödeme sebebiyle ipoteğin sona erdiğini ispat edemediği gerekçesi ile, davacının asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı reddine, dava başlangıçta menfi tespit ve ipoteğin fekki talebiyle açılmış ise de, yargılama sırasında davacı tarafça ibraz olunan dilekçe üzerine yargılamaya tazminat davası olarak devam olunduğu, bu itibarla davanın ve kararın niteliği gözetilerek davacı tarafın yargılama sırasında ihalenin iptali sebebiyle davalı bankanın taşınmazı yeniden satışa çıkarmamak için takip dosyası hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl dava yönünden; davacının davalı bankaya 150.000,00 TL ve 270,00 TL ipotek fek bedeli yatırdığı, imzası davalı bankaca inkar edilemeyen 18.12.2015 tarihli ipotek fek yazısına rağmen ipoteğin kaldırılmadığı, davalı bankanın bir güven kuruluşu olduğu ve vermiş olduğu fek yazısı uyarınca ipoteği fek etmesi gerekirken, davalının sorumluluk limitinin 195.000,00 TL olduğu gerekçesiyle ipoteği kaldırmamasının doğru olmadığı, ipoteğin fekki şartlarının oluştuğu, bu nedenlerle asıl dava dosyası bakımından davanın kabulü yerine red kararının doğru olmadığı anlaşılarak esas dava dosyası bakımından davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılarak 150.000,00 TL'nin davalı banka hesabına aktarılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen dava yönünden ise; maddi ve manevi tazminat davası açılabilmesi için bir zararın doğmuş olması gerektiği, birleşen dava tarihi itibariyle taşınmaz ihale ile satılmış ise de, davacı tarafından açılan ihalenin feshi davası üzerine ihalenin feshine karar verildiği ve taşınmazın davacıya geri döndüğü, bu nedenle doğmuş bir zarar bulunmadından, birleşen davadaki taleplerin bu nedenle reddedilmesi gerektiği gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen davalar yönünden kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, asıl davanın kabulüne, dava konusu Adana ili, Çukurova ilçesi, Karalarbucağı Mahallesi,... Ada, ... parselde kayıtlı, 9. kat 18 nolu bağımsız bölüm taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına, davacının hesabına iade edilen 150.000,00 TL'nin davalı .... hesabına aktarılmasına ve birleşen davadaki davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, her iki taraf vekilleri tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1- Dava, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkin olup, yargılamanın safahatında ipotekli taşınmazın satılması nedeniyle dava, ıslah ile maddi ve manevi tazminat davasına dönüştürülmüştür. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı bankanın ipoteğin kaldırılmasına ilişkin taahhüdünü yerine getirmediği ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaparak taşınmazın satılmasına sebep olduğu, ancak ihalenin feshi davası sonucu taşınmazın davacıya iade edildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve davacının hesabına iade edilen 150.000,00 TL'nin davalı .... hesabına aktarılmasına, birleşen davadaki taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı asıl davada; menfi tespit ve ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş ise de, 29.11.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını maddi tazminat davasına dönüştürmüş olup, bankaya yatırdığı 150.000.- TL ile ilgili olarak ise ıslahtan önce de sonra da herhangi bir talebi bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, talebin dışına çıkılarak hüküm tesisi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Ayrıca, ihalenin feshi davası sonucunda dava konusu taşınmazın davacıya dönmüş olması nedeniyle birleşen davadaki maddi tazminat isteminin reddi doğru ise de, davacıya ipoteğin kaldırılacağına dair taahhütte bulunulmasına rağmen davalı banka tarafından bu taahhüt yerine getirilmeyerek takip başlatılması ve taşınmazın sattırılması şeklindeki eylemler nedeniyle davacının manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacağının değerlendirilmesi gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bu yönden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3051 E. 2019/4424 K.
Ortak:ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · ipotek
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda, asıl dava yönünden; davacının davalı bankaya 150.000,00 TL ve 270,00 TL «ipotek» fek bedeli yatırdığı, imzası davalı bankaca inkar edilemeyen 18.12.2015 tarihli ipotek fek yazısına rağmen «ipoteğin kaldırılmadığı», davalı bankanın bir «güven kuruluşu» olduğu ve vermiş olduğu fek yazısı uyarınca ipoteği fek etmesi gerekirken, davalının sorumluluk limitinin 195.000,00 TL olduğu gerekçesiyle ipoteği kaldırmamasının doğru olmadığı, «ipoteğin fekki» şartlarının oluştuğu, bu nedenlerle asıl dava dosyası bakımından davanın kabulü yerine red kararının doğru olmadığı anlaşılarak esas dava dosyası bakımından davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılarak 150.000,00 TL'nin davalı banka hesabına aktarılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen dava yönünden ise; maddi ve manevi «tazminat davası» açılabilmesi için bir zararın doğmuş olması gerektiği, birleşen dava tarihi itibariyle taşınmaz ihale ile satılmış ise de, davacı tarafından açılan «ihalenin feshi» davası üzerine ihalenin feshine karar verildiği ve taşınmazın davacıya geri döndüğü, bu nedenle doğmuş bir zarar bulunmadından, birleşen davadaki taleplerin bu ned …
… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalı bankanın Adana/Gazipaşa şubesi yetkilileri ile yapılan görüşmede 150.000,00 TL ödenmesi halinde «uyuşmazlık konusu» ipoteğin fek edileceğinin bildirilmesi üzerine kredi borçlusunun hesabına söz konusu tutarı yatırdığı ve bu şekilde «ipotek» «sözleşmesinden doğan» borcunun sona erdiği, davalı bankanın adı geçen şubesinin yetkililerinin de ipoteğin fek edileceğine dair 18.12.2015 tarihli belgeyi kendisine verdiği ileri sürüldüğü, ancak davacının, davasının dayanağını oluşturan 18/12/2015 tarihli belgede 150.000,00 TL ödeme yapılması halinde ipoteğin fek edileceğine dair bir ibare bulunmadığı yine ipotek bedelinin 195.000,00 TL tutarında olduğu nazara alındığında, 150.000,00 TL ödemenin davalı banka tarafından kabulü halinde bakiye 45.000,00 TL'lik ipotek bedeli hakkında da 18.12.2015 tarihli belgede bir açıklama bulunmadığı aynı şekilde, davacı tarafça, davalı bankanın, 195.000,00 TL bedelli ipoteğe karşılık 150.000,00 TL ödenmesini ve bu şekilde ipoteğin sona ermesini kabul ettiğine dair başkaca herhangi bir delil veya belge sunulmadığı, davacı tarafça borçlu şirketin hesabına «havale» edilen 150.000,00 TL tutarındaki paranın da davacıya ait banka hesabına iade edildiği ve halen bu hesapta tutulduğu hususunda uyuşmazlık olmadığı bu durumda, davacının «kısmi ödeme» sebebiyle ipoteğin sona erdiğini ispat edemediği gerekçesi ile, davacının asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı reddine, dava başlangıçta «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki» talebiyle açılmış ise de, yargılama sırasında davacı tarafça «ibraz» olunan dilekçe üzerine yargılamaya «tazminat davası» olarak devam olunduğu, bu itibarla davanın ve kararın niteliği gözetilerek davacı tarafın yargılama sırasında ihalenin iptali sebebiyle davalı bankanın taşınmazı yeniden satışa çıkarmamak için takip dosyası hakkında «ihtiyati tedbir» kararı verilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «menfi tespit» ve «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkin olup, yargılamanın safahatında «ipotekli» taşınmazın satılması nedeniyle dava, «ıslah» ile maddi ve manevi tazminat davasına dönüştürülmüştür.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın konusunu teşkil eden ipoteğin dava açıldıktan sonra ancak ön «inceleme tutanağı» imzalanmadan fek edildiği bu nedenle davanın konusuz kaldığı, davalı bankanın, kendisine yapılan yazılı başvuru ve «ipotek» borçlusunun bankaya ipotekten veya farklı bir husustan kaynaklanan herhangi bir alacağının olmamasına rağmen dava açılmasından evvel kendisine yapılan başvurudan sonraki 15 gün içerisinde «ipoteğin fekkini» gerçekleştirmemesinden dolayı davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin açık olduğu, davacı tarafından dava açıldıktan sonra davalı bankaya tekrar yazılı başvuruda bulunulduğu ve ipotek fek harcı ödenerek ipotek fek ettirildiği, bankaların ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeleri «masrafları» ipotek yükümlüsünden isteyebileceği, 21,70 TL tutarındaki harcının zorunlu miktar olarak kabulünün mümkün olmadığı bu nedenle bankanın «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle, konusuz kalan davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ve davalı bankanın yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulm …
İlk derece mahkemesince, bankaların ancak kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgelendirilen «masrafları» «ipotek» yükümlüsünden talep edebileceği, «ipoteğin kaldırılması» için gerekli olan ipotek fek harcının bu anlamda zorunlu bir masraf olmadığı gerekçesiyle, konusuz kalan davada «yargılama giderlerinden» davalı bankanın sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
1-) Dava, genel tarımsal «kredi sözleşmesinin» «teminatı» olmak üzere davalı banka lehine tesis edilen «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ön inceleme tutanağı · tüketici kredisi · yargılama giderlerinden sorumluluk · yargılama giderleri · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın konusunu teşkil eden ipoteğin dava açıldıktan sonra ancak ön «inceleme tutanağı» imzalanmadan fek edildiği bu nedenle davanın konusuz kaldığı, davalı bankanın, kendisine yapılan yazılı başvuru ve «ipotek» borçlusunun bankaya ipotekten veya farklı bir husustan kaynaklanan herhangi bir alacağının olmamasına rağmen dava açılmasından evvel kendisine yapılan başvurudan sonraki 15 gün içerisinde «ipoteğin fekkini» gerçekleştirmemesinden dolayı davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin açık olduğu, davacı tarafından dava açıldıktan sonra davalı bankaya tekrar yazılı başvuruda bulunulduğu ve ipotek fek harcı ödenerek ipotek fek ettirildiği, bankaların ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeleri «masrafları» ipotek yükümlüsünden isteyebileceği, 21,70 TL tutarındaki harcının zorunlu miktar olarak kabulünün mümkün olmadığı bu nedenle bankanın «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle, konusuz kalan davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ve davalı bankanın yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulm …
İlk derece mahkemesince, bankaların ancak kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgelendirilen «masrafları» «ipotek» yükümlüsünden talep edebileceği, «ipoteğin kaldırılması» için gerekli olan ipotek fek harcının bu anlamda zorunlu bir masraf olmadığı gerekçesiyle, konusuz kalan davada «yargılama giderlerinden» davalı bankanın sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Ancak dava dışı şahısla banka arasında imzalanan «kredi sözleşmesi» «tüketici kredisi» olmayıp genel tarımsal kredi sözleşmesidir.
Bu durumda, mahkemece, öncelikle 27.09.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» «ipotek» fek harcından kimin sorumlu olduğuna dair bir hüküm bulunup bulunmadığının araştırılması, sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığının tespiti halinde ise, 492 say …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2235 E. 2021/3637 K.
Ortak:ihalenin feshi · ipotek
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda, asıl dava yönünden; davacının davalı bankaya 150.000,00 TL ve 270,00 TL «ipotek» fek bedeli yatırdığı, imzası davalı bankaca inkar edilemeyen 18.12.2015 tarihli ipotek fek yazısına rağmen «ipoteğin kaldırılmadığı», davalı bankanın bir «güven kuruluşu» olduğu ve vermiş olduğu fek yazısı uyarınca ipoteği fek etmesi gerekirken, davalının sorumluluk limitinin 195.000,00 TL olduğu gerekçesiyle ipoteği kaldırmamasının doğru olmadığı, «ipoteğin fekki» şartlarının oluştuğu, bu nedenlerle asıl dava dosyası bakımından davanın kabulü yerine red kararının doğru olmadığı anlaşılarak esas dava dosyası bakımından davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılarak 150.000,00 TL'nin davalı banka hesabına aktarılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen dava yönünden ise; maddi ve manevi «tazminat davası» açılabilmesi için bir zararın doğmuş olması gerektiği, birleşen dava tarihi itibariyle taşınmaz ihale ile satılmış ise de, davacı tarafından açılan «ihalenin feshi» davası üzerine ihalenin feshine karar verildiği ve taşınmazın davacıya geri döndüğü, bu nedenle doğmuş bir zarar bulunmadından, birleşen davadaki taleplerin bu ned …
… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalı bankanın Adana/Gazipaşa şubesi yetkilileri ile yapılan görüşmede 150.000,00 TL ödenmesi halinde «uyuşmazlık konusu» ipoteğin fek edileceğinin bildirilmesi üzerine kredi borçlusunun hesabına söz konusu tutarı yatırdığı ve bu şekilde «ipotek» «sözleşmesinden doğan» borcunun sona erdiği, davalı bankanın adı geçen şubesinin yetkililerinin de ipoteğin fek edileceğine dair 18.12.2015 tarihli belgeyi kendisine verdiği ileri sürüldüğü, ancak davacının, davasının dayanağını oluşturan 18/12/2015 tarihli belgede 150.000,00 TL ödeme yapılması halinde ipoteğin fek edileceğine dair bir ibare bulunmadığı yine ipotek bedelinin 195.000,00 TL tutarında olduğu nazara alındığında, 150.000,00 TL ödemenin davalı banka tarafından kabulü halinde bakiye 45.000,00 TL'lik ipotek bedeli hakkında da 18.12.2015 tarihli belgede bir açıklama bulunmadığı aynı şekilde, davacı tarafça, davalı bankanın, 195.000,00 TL bedelli ipoteğe karşılık 150.000,00 TL ödenmesini ve bu şekilde ipoteğin sona ermesini kabul ettiğine dair başkaca herhangi bir delil veya belge sunulmadığı, davacı tarafça borçlu şirketin hesabına «havale» edilen 150.000,00 TL tutarındaki paranın da davacıya ait banka hesabına iade edildiği ve halen bu hesapta tutulduğu hususunda uyuşmazlık olmadığı bu durumda, davacının «kısmi ödeme» sebebiyle ipoteğin sona erdiğini ispat edemediği gerekçesi ile, davacının asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı reddine, dava başlangıçta «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki» talebiyle açılmış ise de, yargılama sırasında davacı tarafça «ibraz» olunan dilekçe üzerine yargılamaya «tazminat davası» olarak devam olunduğu, bu itibarla davanın ve kararın niteliği gözetilerek davacı tarafın yargılama sırasında ihalenin iptali sebebiyle davalı bankanın taşınmazı yeniden satışa çıkarmamak için takip dosyası hakkında «ihtiyati tedbir» kararı verilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «menfi tespit» ve «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkin olup, yargılamanın safahatında «ipotekli» taşınmazın satılması nedeniyle dava, «ıslah» ile maddi ve manevi tazminat davasına dönüştürülmüştür.
Benzer bu karardaDosya kapsamında yer alan davacının asıl kredi borçlusu ve «ipotek» veren aleyhine yapmış olduğu «ilamsız icra takibi» dosyasından, ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine «haciz» konulduğu, sonrasında davacıya ihale edildiği, ancak davacı tarafça ihale bedelinin ödenmemesi nedeniyle «ihalenin feshine» karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «ipotek» «terkin» işlemi nedeniyle davalının davacı zararından sorumlu olduğu, davacının davalıya ödediği parayı tahsil etme imkanının ortadan kalktığı, bu nedenle bankanın «temliknamede» yazılı olan miktar ve bu miktarın faizini davacıya ödenmesi gerektiği, ancak davacının asıl borçlu ve ipotek veren aleyhine yapmış olduğu icra takibi neticesinde ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine «haciz» konulduğu, alacağa mahsuben davacıya ihale edildiği, fakat davacı tarafından başka hacizler olması sebebiyle ihale bedelinin süresinde dosyaya yatırılmaması sebebiyle ihalenin feshedildiği, yine icra takibi neticesinde başka bir taşınmaza haciz konulduğu ve taşınmazın ihale edildiği, sıra ve derece kararı sonrasında alacağına mahsuben 31.096,22 TL davacıya ödendiği , bu durumda temlik belgesinde belirtilen meblağdan İcra müdürlüğünce yapılan ödeme düşülerek bakiyenin davalından tahsili gerektiği gerekçesi ile 18.770,78 TL'nin 11.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki 11.08.2008 tarihli «temliknameye» göre asıl kredi borçlusu yerine kredi borcunu ödeyen davacıya, kredi borcu için verilen ipoteğin devri kararlaştırılmış, ancak buna rağmen «ipotek» davacıya devredilmemiş, davalı tarafça fek edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · ilamsız icra takibi · ticari faiz · mahsup · temlik · haciz · terkin · harç
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «ipotek» «terkin» işlemi nedeniyle davalının davacı zararından sorumlu olduğu, davacının davalıya ödediği parayı tahsil etme imkanının ortadan kalktığı, bu nedenle bankanın «temliknamede» yazılı olan miktar ve bu miktarın faizini davacıya ödenmesi gerektiği, ancak davacının asıl borçlu ve ipotek veren aleyhine yapmış olduğu icra takibi neticesinde ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine «haciz» konulduğu, alacağa mahsuben davacıya ihale edildiği, fakat davacı tarafından başka hacizler olması sebebiyle ihale bedelinin süresinde dosyaya yatırılmaması sebebiyle ihalenin feshedildiği, yine icra takibi neticesinde başka bir taşınmaza haciz konulduğu ve taşınmazın ihale edildiği, sıra ve derece kararı sonrasında alacağına mahsuben 31.096,22 TL davacıya ödendiği , bu durumda temlik belgesinde belirtilen meblağdan İcra müdürlüğünce yapılan ödeme düşülerek bakiyenin davalından tahsili gerektiği gerekçesi ile 18.770,78 TL'nin 11.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda zarar miktarının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42. ve 43. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen «usul ekonomisi» ilkesi nazara alınarak davacının yapmış olduğu «ilamsız icra takibi» neticesinde ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine konulan «haciz» sonrasında davacı tarafça ihale bedelinin ödenmemesine istinaden feshine karar verilen ihale bedelinden ilgili mevzuat uyarınca gerekli «harçlar» da düşülerek icra dosyasına ödenecek miktar olarak kabulü gerekir.
Dosya kapsamında yer alan davacının asıl kredi borçlusu ve «ipotek» veren aleyhine yapmış olduğu «ilamsız icra takibi» dosyasından, ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine «haciz» konulduğu, sonrasında davacıya ihale edildiği, ancak davacı tarafça ihale bedelinin ödenmemesi nedeniyle «ihalenin feshine» karar verildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki 11.08.2008 tarihli «temliknameye» göre asıl kredi borçlusu yerine kredi borcunu ödeyen davacıya, kredi borcu için verilen ipoteğin devri kararlaştırılmış, ancak buna rağmen «ipotek» davacıya devredilmemiş, davalı tarafça fek edilmiştir.
-
İpoteğin fekki | İpoteğin terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2386 E. 2022/4196 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipotek · iş bölümü
İncelediğiniz kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalı bankanın Adana/Gazipaşa şubesi yetkilileri ile yapılan görüşmede 150.000,00 TL ödenmesi halinde «uyuşmazlık konusu» ipoteğin fek edileceğinin bildirilmesi üzerine kredi borçlusunun hesabına söz konusu tutarı yatırdığı ve bu şekilde «ipotek» «sözleşmesinden doğan» borcunun sona erdiği, davalı bankanın adı geçen şubesinin yetkililerinin de ipoteğin fek edileceğine dair 18.12.2015 tarihli belgeyi kendisine verdiği ileri sürüldüğü, ancak davacının, davasının dayanağını oluşturan 18/12/2015 tarihli belgede 150.000,00 TL ödeme yapılması halinde ipoteğin fek edileceğine dair bir ibare bulunmadığı yine ipotek bedelinin 195.000,00 TL tutarında olduğu nazara alındığında, 150.000,00 TL ödemenin davalı banka tarafından kabulü halinde bakiye 45.000,00 TL'lik ipotek bedeli hakkında da 18.12.2015 tarihli belgede bir açıklama bulunmadığı aynı şekilde, davacı tarafça, davalı bankanın, 195.000,00 TL bedelli ipoteğe karşılık 150.000,00 TL ödenmesini ve bu şekilde ipoteğin sona ermesini kabul ettiğine dair başkaca herhangi bir delil veya belge sunulmadığı, davacı tarafça borçlu şirketin hesabına «havale» edilen 150.000,00 TL tutarındaki paranın da davacıya ait banka hesabına iade edildiği ve halen bu hesapta tutulduğu hususunda uyuşmazlık olmadığı bu durumda, davacının «kısmi ödeme» sebebiyle ipoteğin sona erdiğini ispat edemediği gerekçesi ile, davacının asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı reddine, dava başlangıçta «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki» talebiyle açılmış ise de, yargılama sırasında davacı tarafça «ibraz» olunan dilekçe üzerine yargılamaya «tazminat davası» olarak devam olunduğu, bu itibarla davanın ve kararın niteliği gözetilerek davacı tarafın yargılama sırasında ihalenin iptali sebebiyle davalı bankanın taşınmazı yeniden satışa çıkarmamak için takip dosyası hakkında «ihtiyati tedbir» kararı verilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda, asıl dava yönünden; davacının davalı bankaya 150.000,00 TL ve 270,00 TL «ipotek» fek bedeli yatırdığı, imzası davalı bankaca inkar edilemeyen 18.12.2015 tarihli ipotek fek yazısına rağmen «ipoteğin kaldırılmadığı», davalı bankanın bir «güven kuruluşu» olduğu ve vermiş olduğu fek yazısı uyarınca ipoteği fek etmesi gerekirken, davalının sorumluluk limitinin 195.000,00 TL olduğu gerekçesiyle ipoteği kaldırmamasının doğru olmadığı, «ipoteğin fekki» şartlarının oluştuğu, bu nedenlerle asıl dava dosyası bakımından davanın kabulü yerine red kararının doğru olmadığı anlaşılarak esas dava dosyası bakımından davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılarak 150.000,00 TL'nin davalı banka hesabına aktarılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen dava yönünden ise; maddi ve manevi «tazminat davası» açılabilmesi için bir zararın doğmuş olması gerektiği, birleşen dava tarihi itibariyle taşınmaz ihale ile satılmış ise de, davacı tarafından açılan «ihalenin feshi» davası üzerine ihalenin feshine karar verildiği ve taşınmazın davacıya geri döndüğü, bu nedenle doğmuş bir zarar bulunmadından, birleşen davadaki taleplerin bu ned …
Ada, ... parselde kayıtlı, 9. kat 18 nolu bağımsız «bölüm» taşınmaz üzerindeki «ipoteğin kaldırılmasına», davacının hesabına iade edilen 150.000,00 TL'nin davalı .... hesabına aktarılmasına ve birleşen davadaki davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkin olup, mahkemece «ipotek» fekkedildiği için «davanın konusu» kalmadığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», dava tarihi itibariyle ipoteğin fekkini engelleyen bir alacak olmadığından «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi ve tüm dosya kapsamına göre; davacının sahibi olduğu Ankara Keçiören tapusunda kayıtlı 31315 ada 7 parseldeki 12 nolu «bölümü» dava dışı ...
Şti. lehine kredi borcuna karşılık «teminat» olarak verdiğini, davalı «çek» kanunundaki değişiklik nedeni ile sorumluluk kalktığından ipoteğin fek edildiğini davanın konusunun kalmadığını ileri sürmüş, davacı beyanı ve gelen tapu kayıtlarından ipoteğin fek edildiği anlaşılmış, esasen dava tarihi itibarı ile «ipoteğin fekkini» engelleyen bir alacağın bulunmadığı, bu nedenle dava açılmasına davalının sebep olduğundan «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle ipoteğin fekki nedeni ile «davanın konusu» kalmadığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi karar harcı · yargılama giderlerinden sorumluluk · vekalet ücreti takdiri · davanın konusu · maktu vekalet ücreti · teminat kapsamı · yargılama giderleri · kefil
Benzer bu karardaAncak, taraflar arasındaki 29.08.2007 tarihli ‘’Resmi Senet’’ ibareli «ipotek» sözleşmesine göre, davacı, dava dışı şirketin «kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu «kredi sözleşmelerinden» kaynaklanan borçlara da «teminat» olmak üzere davalı lehine ipotek tesis etmiş olduğuna göre, mahkemece, davalının bu savunması da dikkate alınarak, gerekirse bu sözleşmelerden dolayı eksik bilgi ve belgelerin temini ile dava tarihinde dava dışı şirketin ipotek sözleşmesinin «teminatı kapsamındaki» kefil sıfatıyla imzaladığı kredi sözleşmelerinden dolayı davalı bankanın alacağı bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek neticesine göre «yargılama giderlerinden sorumluluğa» ilişkin karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davalı lehine bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de, davanın niteliği itibariyle «nispi harca» tabi olduğu gibi «vekalet ücretinin» dava değeri üzerinden takdiri gerekirken, yazılı şekilde «maktu vekalet ücreti takdirine» karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu husus kabule göre davacı lehine bozma nedeni yapılmıştır.
Şti. lehine kredi borcuna karşılık «teminat» olarak verdiğini, davalı «çek» kanunundaki değişiklik nedeni ile sorumluluk kalktığından ipoteğin fek edildiğini davanın konusunun kalmadığını ileri sürmüş, davacı beyanı ve gelen tapu kayıtlarından ipoteğin fek edildiği anlaşılmış, esasen dava tarihi itibarı ile «ipoteğin fekkini» engelleyen bir alacağın bulunmadığı, bu nedenle dava açılmasına davalının sebep olduğundan «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle ipoteğin fekki nedeni ile «davanın konusu» kalmadığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkin olup, mahkemece «ipotek» fekkedildiği için «davanın konusu» kalmadığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», dava tarihi itibariyle ipoteğin fekkini engelleyen bir alacak olmadığından «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5886 E. , 2021/4703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.04.2018 tarih ve 2016/236 E- 2018/423 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.12.2019 tarih ve 2018/1641 E- 2019/1471 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkili ...'ın maliki bulunduğu Adana ili, Çukurova ilçesi, ... Bucağı Mahallesi,... Ada, ... nolu parselde kayıtlı, ... . katta 18 numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazı dava dışı Nur Yapı Malz. İnş. Hafr. Müh. Mim. Müt. Taş. Bilg. San. Taah. Tic. Paz. İth. İhr. Ltd. Şti'nin Şekerbank Gazipaşa Şubesi'nden kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatı olarak 30.05.2012 tarih ve 195.000,00.TL bedelle ipotek ettirdiğini, davalı bankanın Adana 3. Noterliği'nin 17/09/2015 tarih ve 16310 yevmiye numaralı borcun ödenmediğinden bahisle ihtar üzerine şube ile görüşme yapılarak 150.000,00 TL'nin ödendiği takdirde ipoteğin fek edileceğinin bildirildiğini, davacının hesabında 150.000,00 TL tutulduğunu, davalı banka tarafından istenilen 270,00 TL ipotek fek ücretinin de aynı hesaba gönderildiğini, davalı banka tarafından ipoteğin 7 gün içinde fek edileceğine ilişkin yazılı belge verildiğini, ancak taahhüdün yerine getirilmediğinden bahisle davalı tarafa Adana 3.Noterliği'nin 20/01/2016 tarih ve 1977 yevmiye numarası ile ipoteğin fekki konusunda ihtar çekildiğini, İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün 2015/4572 Esas sayılı dosyasında icra takip başlattığını ileri sürerek, davaya konu taşınmaz ile ilgili takibin teminatsız olarak durdurulmasını ve takibin iptalini, müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitini ve davalı bankanın dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş;
29. 11.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile ipotek konusu evin ihale yoluyla satıldığını buna ilişkin dava açtıklarını, bu dava dosyasının bu dosya ile birleştirilmesini, 300.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada ise; dava konusu evin satıldığını ve evin değerinin 300.000,00 TL olduğunu, açtıkları bu ek dava ile 105.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini beyan etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davacı tarafın, dava dışı Nur Yapı Malz. İnş. Hafr. Müh. Mim. Müt. Taş. Bilg. San. Taah. Tic. Paz. İth. İhr. Ltd. Şti'nin Şekerbank Gazipaşa Şubesi'nden kullanılan krediye istinaden dava konusu taşınmazın ipotek ettirildiğini, kredi hesabının ise kat edilerek yasal takibe aktarıldığını, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2015/4572 Esas sayılı dosyasında borçlu firma ve ipotek borçluları hakkında takip başlatıldığını, 195.000,00 TL bedelle ipotek edilen dava konusu taşınmaza 260.000,00 TL değer takdir edildiğini ve takibin satış aşamasında olduğunu, kredi güncel borcunun 2.500.000,00 TL olduğunu ve ipotek limitinin 195.000,00 TL ödenmeden müvekkili bankanın ipotek fek yükümlülüğünün bulunmadığını, uygulamada ipotek fek taahhütlerinde yatırılacak para miktarı ve hesabı ile en geç ödeme tarihinin belirtildiğini ve süresinde yatırılması halinde ipoteğin kayıtsız ve şartsız fek edileceğinin taahhüdünün yer aldığını, bunları içermeyen 18.12.2015 tarihli belgenin bir fek taahhüdü olmadığını, bankaya yapılan bir ödemenin de bulunmadığını, dosyaya ibraz edilen belgedeki imzaların yetkisiz personele ait olduğunu, ipotek fek edilmesine yönelik bir anlaşma olmadığını, zararın doğmadığını, davanın belgede imzası bulunan personele ihbarının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalı bankanın Adana/Gazipaşa şubesi yetkilileri ile yapılan görüşmede 150.000,00 TL ödenmesi halinde uyuşmazlık konusu ipoteğin fek edileceğinin bildirilmesi üzerine kredi borçlusunun hesabına söz konusu tutarı yatırdığı ve bu şekilde ipotek sözleşmesinden doğan borcunun sona erdiği, davalı bankanın adı geçen şubesinin yetkililerinin de ipoteğin fek edileceğine dair 18.12.2015 tarihli belgeyi kendisine verdiği ileri sürüldüğü, ancak davacının, davasının dayanağını oluşturan 18/12/2015 tarihli belgede 150.000,00 TL ödeme yapılması halinde ipoteğin fek edileceğine dair bir ibare bulunmadığı yine ipotek bedelinin 195.000,00 TL tutarında olduğu nazara alındığında, 150.000,00 TL ödemenin davalı banka tarafından kabulü halinde bakiye 45.000,00 TL'lik ipotek bedeli hakkında da 18.12.2015 tarihli belgede bir açıklama bulunmadığı aynı şekilde, davacı tarafça, davalı bankanın, 195.000,00 TL bedelli ipoteğe karşılık 150.000,00 TL ödenmesini ve bu şekilde ipoteğin sona ermesini kabul ettiğine dair başkaca herhangi bir delil veya belge sunulmadığı, davacı tarafça borçlu şirketin hesabına havale edilen 150.000,00 TL tutarındaki paranın da davacıya ait banka hesabına iade edildiği ve halen bu hesapta tutulduğu hususunda uyuşmazlık olmadığı bu durumda, davacının kısmi ödeme sebebiyle ipoteğin sona erdiğini ispat edemediği gerekçesi ile, davacının asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı reddine, dava başlangıçta menfi tespit ve ipoteğin fekki talebiyle açılmış ise de, yargılama sırasında davacı tarafça ibraz olunan dilekçe üzerine yargılamaya tazminat davası olarak devam olunduğu, bu itibarla davanın ve kararın niteliği gözetilerek davacı tarafın yargılama sırasında ihalenin iptali sebebiyle davalı bankanın taşınmazı yeniden satışa çıkarmamak için takip dosyası hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl dava yönünden; davacının davalı bankaya 150.000,00 TL ve 270,00 TL ipotek fek bedeli yatırdığı, imzası davalı bankaca inkar edilemeyen 18.12.2015 tarihli ipotek fek yazısına rağmen ipoteğin kaldırılmadığı, davalı bankanın bir güven kuruluşu olduğu ve vermiş olduğu fek yazısı uyarınca ipoteği fek etmesi gerekirken, davalının sorumluluk limitinin 195.000,00 TL olduğu gerekçesiyle ipoteği kaldırmamasının doğru olmadığı, ipoteğin fekki şartlarının oluştuğu, bu nedenlerle asıl dava dosyası bakımından davanın kabulü yerine red kararının doğru olmadığı anlaşılarak esas dava dosyası bakımından davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılarak 150.000,00 TL'nin davalı banka hesabına aktarılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen dava yönünden ise;
maddi ve manevi tazminat davası açılabilmesi için bir zararın doğmuş olması gerektiği, birleşen dava tarihi itibariyle taşınmaz ihale ile satılmış ise de, davacı tarafından açılan ihalenin feshi davası üzerine ihalenin feshine karar verildiği ve taşınmazın davacıya geri döndüğü, bu nedenle doğmuş bir zarar bulunmadından, birleşen davadaki taleplerin bu nedenle reddedilmesi gerektiği gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen davalar yönünden kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, asıl davanın kabulüne, dava konusu Adana ili, Çukurova ilçesi, Karalarbucağı Mahallesi,... Ada, ... parselde kayıtlı, 9. kat 18 nolu bağımsız bölüm taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına, davacının hesabına iade edilen 150.000,00 TL'nin davalı ....
hesabına aktarılmasına ve birleşen davadaki davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, her iki taraf vekilleri tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1- Dava, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkin olup, yargılamanın safahatında ipotekli taşınmazın satılması nedeniyle dava, ıslah ile maddi ve manevi tazminat davasına dönüştürülmüştür. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı bankanın ipoteğin kaldırılmasına ilişkin taahhüdünü yerine getirmediği ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaparak taşınmazın satılmasına sebep olduğu, ancak ihalenin feshi davası sonucu taşınmazın davacıya iade edildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve davacının hesabına iade edilen 150.000,00 TL'nin davalı ....
hesabına aktarılmasına, birleşen davadaki taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı asıl davada; menfi tespit ve ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş ise de, 29.11.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını maddi tazminat davasına dönüştürmüş olup, bankaya yatırdığı 150.000.- TL ile ilgili olarak ise ıslahtan önce de sonra da herhangi bir talebi bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, talebin dışına çıkılarak hüküm tesisi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Ayrıca, ihalenin feshi davası sonucunda dava konusu taşınmazın davacıya dönmüş olması nedeniyle birleşen davadaki maddi tazminat isteminin reddi doğru ise de, davacıya ipoteğin kaldırılacağına dair taahhütte bulunulmasına rağmen davalı banka tarafından bu taahhüt yerine getirilmeyerek takip başlatılması ve taşınmazın sattırılması şeklindeki eylemler nedeniyle davacının manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacağının değerlendirilmesi gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bu yönden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraflar yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yerolmadığına, HMK'nın 373/2.maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 02.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681316200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz