İpotek fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2235 E. 2021/3637 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihalenin feshi↗ usul ekonomisi↗ ilamsız icra takibi↗ ticari faiz↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ipotek↗ mahsup↗ temlik↗ haciz↗ terkin↗ harç↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, ipotek terkin işlemi nedeniyle davalının davacı zararından sorumlu olduğu, davacının davalıya ödediği parayı tahsil etme imkanının ortadan kalktığı, bu nedenle bankanın temliknamede yazılı olan miktar ve bu miktarın faizini davacıya ödenmesi gerektiği, ancak davacının asıl borçlu ve ipotek veren aleyhine yapmış olduğu icra takibi neticesinde ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine haciz konulduğu, alacağa mahsuben davacıya ihale edildiği, fakat davacı tarafından başka hacizler olması sebebiyle ihale bedelinin süresinde dosyaya yatırılmaması sebebiyle ihalenin feshedildiği, yine icra takibi neticesinde başka bir taşınmaza haciz konulduğu ve taşınmazın ihale edildiği, sıra ve derece kararı sonrasında alacağına mahsuben 31.096,22 TL davacıya ödendiği , bu durumda temlik belgesinde belirtilen meblağdan İcra müdürlüğünce yapılan ödeme düşülerek bakiyenin davalından tahsili gerektiği gerekçesi ile 18.770,78 TL'nin 11.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kredi borcunu ödeyen davacıya borcun teminatı olan ipoteği devretmemesinden kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 11.08.2008 tarihli temliknameye göre asıl kredi borçlusu yerine kredi borcunu ödeyen davacıya, kredi borcu için verilen ipoteğin devri kararlaştırılmış, ancak buna rağmen ipotek davacıya devredilmemiş, davalı tarafça fek edilmiştir. Bu durumda davacı zararı, ipotek temlikname uyarınca davacıya devredilseydi ipotekli gayrimenkulun satışı sonunda davacının elde edeceği miktardır. Dosya kapsamında yer alan davacının asıl kredi borçlusu ve ipotek veren aleyhine yapmış olduğu ilamsız icra takibi dosyasından, ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine haciz konulduğu, sonrasında davacıya ihale edildiği, ancak davacı tarafça ihale bedelinin ödenmemesi nedeniyle ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda zarar miktarının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42. ve 43. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi nazara alınarak davacının yapmış olduğu ilamsız icra takibi neticesinde ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine konulan haciz sonrasında davacı tarafça ihale bedelinin ödenmemesine istinaden feshine karar verilen ihale bedelinden ilgili mevzuat uyarınca gerekli harçlar da düşülerek icra dosyasına ödenecek miktar olarak kabulü gerekir. Bu şekilde tespit edilen miktara ilgili mevzuat nazara alındığında, icra dosyasından davacıya muhtemel ödenme tarihinden itibaren de faiz işletilerek ve anılan icra takibi neticesinde yapılan tahsilatlar da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesine göre mahsup edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2235 E. , 2021/3637 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.06.2016 tarih ve 2015/545-2016/287 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı firmanın davalıdan aldığı ticari krediye ilişkin olarak bu firma lehine kefil olduğunu, borçlu firmanın ortağının şirket borcuna karşılık gayrimenkulüne ipotek tesis ettiğini, asıl borçlu firmanın iflas etmesi üzerine, davalı bankanın alacak miktarı olan 49.867,00 TL'yi müvekkilinden icra takibi yapmadan tahsil ettiğini, müvekkili ile davalı banka arasında bu alacak ile bu alacağın güvencesini oluşturan teminatların müvekkiline devrine ilişkin temlikname düzenlendiğini, temliknamenin tapu kaydına tescil edilememesi ve davalı bankanın gayrimenkul üzerindeki ipoteğini kaldırması nedeniyle, müvekkilinin alacağını tahsil imkanının kalmadığını ileri sürerek, 49.867,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, temlik işlemini müteakip müvekkilinin 23.07.2009 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğü'ne temlik işlemini bildirdiğini, davacı ve vekilinin ipoteğin fekki için müvekkili banka şubesinden yazı talep etmeleri nedeniyle fek yazısının bu talebe istinaden verildiğini, müvekkilinin temliki bildirmesi nedeniyle fek talep etmeye zaten yetkisi bulunmadığını bu durumun Tapu Sicil Müdürlüğü'nce gözetmesi gerektiğini, davacı genel haciz yoluyla değil ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçseydi tapuya şerh düşüleceğinden fekki önleyebileceğini, yapılan işlemlerde davacı ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nün kusurlu olduğunu, taşınmazda halen mülkiyet değişikliği bulunmadığını, ipoteğin tesisi ile kayıtların eski hale getirilmesinin mümkün olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, ipotek terkin işlemi nedeniyle davalının davacı zararından sorumlu olduğu, davacının davalıya ödediği parayı tahsil etme imkanının ortadan kalktığı, bu nedenle bankanın temliknamede yazılı olan miktar ve bu miktarın faizini davacıya ödenmesi gerektiği, ancak davacının asıl borçlu ve ipotek veren aleyhine yapmış olduğu icra takibi neticesinde ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine haciz konulduğu, alacağa mahsuben davacıya ihale edildiği, fakat davacı tarafından başka hacizler olması sebebiyle ihale bedelinin süresinde dosyaya yatırılmaması sebebiyle ihalenin feshedildiği, yine icra takibi neticesinde başka bir taşınmaza haciz konulduğu ve taşınmazın ihale edildiği, sıra ve derece kararı sonrasında alacağına mahsuben 31.096,22 TL davacıya ödendiği , bu durumda temlik belgesinde belirtilen meblağdan İcra müdürlüğünce yapılan ödeme düşülerek bakiyenin davalından tahsili gerektiği gerekçesi ile 18.770,78 TL'nin 11.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kredi borcunu ödeyen davacıya borcun teminatı olan ipoteği devretmemesinden kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 11.08.2008 tarihli temliknameye göre asıl kredi borçlusu yerine kredi borcunu ödeyen davacıya, kredi borcu için verilen ipoteğin devri kararlaştırılmış, ancak buna rağmen ipotek davacıya devredilmemiş, davalı tarafça fek edilmiştir. Bu durumda davacı zararı, ipotek temlikname uyarınca davacıya devredilseydi ipotekli gayrimenkulun satışı sonunda davacının elde edeceği miktardır. Dosya kapsamında yer alan davacının asıl kredi borçlusu ve ipotek veren aleyhine yapmış olduğu ilamsız icra takibi dosyasından, ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine haciz konulduğu, sonrasında davacıya ihale edildiği, ancak davacı tarafça ihale bedelinin ödenmemesi nedeniyle ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda zarar miktarının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42. ve 43. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi nazara alınarak davacının yapmış olduğu ilamsız icra takibi neticesinde ipoteğin fek edildiği taşınmaz üzerine konulan haciz sonrasında davacı tarafça ihale bedelinin ödenmemesine istinaden feshine karar verilen ihale bedelinden ilgili mevzuat uyarınca gerekli harçlar da düşülerek icra dosyasına ödenecek miktar olarak kabulü gerekir. Bu şekilde tespit edilen miktara ilgili mevzuat nazara alındığında, icra dosyasından davacıya muhtemel ödenme tarihinden itibaren de faiz işletilerek ve anılan icra takibi neticesinde yapılan tahsilatlar da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100.
maddesine göre mahsup edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 14.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663184500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz