İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5358 E. 2021/5517 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
poliçe özel şartları↗ müdahale talebi↗ zararın ispatı↗ kötüleme↗ özel dava şartı↗ sigorta tazminatı↗ ispat külfeti↗ temerrüt tarihi↗ cari hesap↗ sigorta sözleşmesi↗ muacceliyet↗ olumsuz oy↗ mahsup↗ işlemiş faiz↗ vade↗ havale↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, vesaik mukabili olduğu bildirilen satışlar yönünden ilk vadenin 15.03.2016 olduğu, bu tarihten sonra gelen tahsilatların tarihleri gösterilmek suretiyle tek tek çıkarıldığı, dava dilekçesinde gösterilen ve 2 nolu tabloda tanıtılan satışların tamamının vesaik mukabili olduğu, aradaki küçük farklar hariç ilişkili havalelerin tutarlarına nazaran eşleştirildiği, vesaik mukabili olduğu beyan edilen tüm satış bedellerinin tahsilinden sonra 22.04.2016 günü havale edilen 127.914,33 Euro’nun açıkta kaldığı, davacının vesaik mukabili olmayan 496721 sayılı 595.788.- Euro faturası mevcut olmakla beraber, öncelikli sigorta örtüsü kapsamında bulunan 324.687,79 Euro borç bulunduğu, hangisine mahsubun yapılacağında poliçe özel şartları 9.2.2 maddesinin göz önünde tutulması gerektiği, zira 496721 sayılı faturanın poliçe kapsamında satış olmadığı, müdahale talebi mevcut fakat tazminat ödemesi yapılmamış iken, gelen ödemenin teminatı aşan kısma yapılmış sayılacağı bir başka anlatımla sigorta örtüsüne tabii borca sayılmayacağı, dolayısıyla kural olarak sigortalının diğer alacaklarına mahsubu gerektiği, ancak düzenlemenin Özel Şartlar’ın 3. maddesine atıf suretiyle istisna getirdiği, anılan maddede “ödeme güçlüğü içine düştüğü bilinen alıcıya yapılan satışların” teminatı aşan kısım hesaplamasında değerlendirilemeyeceği, 496721 sıra sayılı 595.788.- Euro tutarlı faturaya konu sevkiyatın alıcının finansal durumundaki olumsuzluğunun sigortacı tarafından bildirilmesinden sonra yapılması sebebiyle, Özel Şartların 3.3. maddesi uyarınca sigortacının durumunu kötüleştirmeyeceği, mahsup kuralında teminat dışı borç kapsamından mahsup edilemeyeceği, bu durumda sigorta örtüsü altında kalan satışlardan önce muaccel bakiye borcun cari hesap incelemesi sonunda 324.687,79 Euro olarak tespit edildiği, 22.04.2016 tarihli havalenin bu tutardan mahsubu gerektiği, buna göre risk altında bulunan borç tutarının 196.773,46 Euro olduğu, poliçe şartları uyarınca 19.377,35 Euro'nun indirilmesi gerektiği, buna göre tazmini gereken zarar tutarının 174.396,11 Euro kaldığı, temerrüt tarihinin 23.09.2016 tarihi olarak belirlendiği, buna göre faiz hesabının yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 174.396,11 Euro asıl alacak, 1.998,63 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 176.394,74 Euro üzerinden ve sadece asıl alacağa takip talebinde yazılı olan faiz oranıyla faiz işletilmek suretiyle devamına, 639.378,01 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, yargılama sırasında delil olarak sunulmayan belgelerin temyiz aşamasında dikkate alınamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, sigorta sözleşmesine dayalı itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 1534/1. maddesi uyarınca kenar başlıkları metne dahil olan TTK’nın 1459. maddesinin başlığı dahi “Tazminat İlkesi” olup anılan maddeye göre sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin edecektir. Uğranılan zararı ve miktarını ispat külfeti ise sigortalı üzerindedir. Bölge Adliye Mahkemesince, isabetli olarak davacının zararın varlığını ve miktarını ispat etmekle yükümlü olduğu, zararı ispat ettiğinde sigorta tazminatına hak kazanacağının kabul edildiği ve davacının ispatladığı miktar üzerinden itirazın iptaline karar verildiği dolayısıyla alacağın belirlenebilir olmadığı anlaşıldığı halde bu kez çelişki olacak şekilde icra takibine konu alacak likit kabul edilerek davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazlarının reddedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13730 E. 2014/19928 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · taşıyıcı · taşıyan · zamanaşımı · teslim
Benzer bu karardaDava, davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili, yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edildiği iddiasına dayalı davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, taşıma yapılan güzergah nedeniyle somut olaya uygulanması gereken, CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresi geçirildikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «taşıyan» olmadığı, 25/06/2009 ile 29/06/2009 tarihleri arasında gerçekleştirilen taşımada davalının «taşıyıcı» olmadığı, davacı firma ile taşımayı yapan dava dışı RB firması arasındaki bağlantıyı sağlayan simsar nitelikli bir konumunun bulunduğu, öte yandan somut olaya uygulanması gereken CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin de dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece vesaik mukabili «teslim» edilecek emtianın davalı «taşıyıcı» tarafından ilgili vesaik görülmeden teslimi halinde davalı taşıyıcı ağır kusurlu sayılacağından ve bu durumda da CMR'nin 32/2. maddesi gereğince «zamanaşımı» süresinin 3 yıl olacağı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3806 E. 2019/5431 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asli kusur · teslim şekli · talep aşımı · taşıtan · konişmento · kusur oranı · hakkaniyet · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; «konişmento» talimatlarında alıcı firmanın unvanı, adresi, iletişim bilgileri, kap sayısı ve ölçüleri, brüt ağırlık, net ağırlık, malın cinsi, «teslim şeklinin» FOB olduğu, satış şeklinin vesaik mukabili olduğu, gümrük bilgilerinin bulunduğu anlaşıldığından satışın vesaik mukabili olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacının satış şekline göre eksik ve çelişkili gördüğü hususları «taşıtana» bildirerek verilecek talimatlara göre belge düzenleyip buna göre işlem yapması gerektiği, bilirkişi raporundaki «asli kusurun» davacıda olduğuna ilişkin değerlendirmenin kabul edildiği, 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uyarınca tazminatın tayin edilebileceği, bu hususta bilirkişilerce yapılan tespitin «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL tazminatın 17.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tarafların «kusur oranı» ve tazminat miktarı konusunda bir belirleme yapılmadığı anlaşılmakla bu haliyle anılan bilirkişi raporları «denetime elverişli» ve hükme esas alınabilecek nitelikte değildir.
Bu durumda mahkemece, yeni bir uzman bilirkişi kurulundan tarafların «kusur oranını» ve zarar miktarını dayanakları ile birlikte «denetime elverişli» şekilde belirleyen rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-) Kabule göre de; davanın, davalının tam kusurlu olduğu iddiası ile 10.000,00 TL üzerinden açılmasına karşın mahkemece, her iki tarafın da kusurlu olduğuna dair kabule rağmen, talep edilen miktarın tamamı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gizli «talep aşımına» yol açacak nitelikte olup hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5358 E. , 2021/5517 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.10.2018 tarih ve 2017/573 E. - 2018/1000 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.10.2019 tarih ve 2019/126 E. - 2019/1369 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 01.10.2015- 30.09.2016 tarihleri arasını kapsayan ... Sigortası Poliçesi (Ana Poliçe) ve aynı tarihlerde geçerli ... Poliçesi düzenlenip müvekkilinin ...’da bulunan MR Hometextile Gmbh’ye gerçekleştireceği ihracat bedelini 3.000.000.- Euro’ya kadar teminat altına aldığını, davalının 05.01.2016 tarihinde limiti 1.000.000.- Euro’ya düşürdüğünü, 12.01.2016 tarihinde de teminatı tümüyle iptal ettiğini, bu tarihlerde MR Hometextile Gmbh’nin 02.11.2015 tarihinde verilmiş ancak henüz sevkiyatı tamamlanmamış 3.817.200,56 Euro tutarında siparişinin bulunduğunu, müvekkilinin poliçe kapsamında 12.01.2016 tarihine kadar 784.416,80 Euro tutarındaki sevkiyatı gerçekleştirdiğini, davacının bekleyen siparişlerle ilgili teminat talebinin 19.01.2016 tarihinde reddedildiğini, bunun üzerine açılan 3 adet akreditif kapsamında 4.796.410,06 Euro tutarındaki sevkiyatın alıcıya teslim edildiğini, anılan şirketten doğan alacakları için davalıya yapılan başvurunun reddedildiğini, teminat kapsamında yapılan 784.416,80 Euroluk ihracattan hasar muafiyeti ve sigortasız %10’luk kesim düşülünce 703.275,12 Euro’nun ödenmesi gerektiğini, davalının akreditifli satışlardan yapılan tahsilatları teminat içindeki kısımda kalıp tahsilat yapılamayan sevkiyatlara sayamayacağını, sigorta bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinde yetkiye ve borca yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 04.12.2015 tarihinde alıcı firmanın finansal verilerindeki olumsuz durumu sebebiyle 3.000.000.- Euro olan limitin 1.000.000.- Euro’ya düşürüldüğünü, davacının ilk faturalarından olan 08.01.2016 tarihli 3 faturanın alıcı tarafından ödenmediğini, 12.01.2016 tarihinde müvekkilinin limiti tümüyle iptal ettiğini, bu tarihten sonra düzenlenen tüm faturaların teminat dışı kaldığını, davacının 14.01.2016 tarihinde elindeki ürünleri akreditifli sattığını, 19.01.2016 tarihindeki sevkiyatı sigortacıya bildirmediğini, müvekkilinin gerekli bilgileri verip bekleyen sevkiyatlara onay vermeyeceğini açıkladığını, davacının buna rağmen 04.02.2016 tarihinde ikinci, 09.02.2016 tarihinde üçüncü kez akreditifli mal sattığını, davacının sigortalıya başvurusundan sonra 09.06.2016 tarihinde yapılan değerlendirmede 3.
kişilerden tahsilatlar görülmediğinden 784.416,80 Euro tutarındaki kısım teminatlı kabul edilmişse de Ekim 2016 analizinde tahsilatların görüldüğünü, en eski açık faturayı kapatacak şekilde yapılan hesaplamalar sonucunda yapılan tahsilat tutarı 784.416,80 Euro’yu geçtiğinden poliçe kapsamındaki tutarın kapatıldığını, Genel Şartlar gereği ödeme güçlüğü çeken alıcıya sevkiyat, teslimat vs. zararların ve ayrıca akreditifli satışların teminat dışı kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, vesaik mukabili olduğu bildirilen satışlar yönünden ilk vadenin 15.03.2016 olduğu, bu tarihten sonra gelen tahsilatların tarihleri gösterilmek suretiyle tek tek çıkarıldığı, dava dilekçesinde gösterilen ve 2 nolu tabloda tanıtılan satışların tamamının vesaik mukabili olduğu, aradaki küçük farklar hariç ilişkili havalelerin tutarlarına nazaran eşleştirildiği, vesaik mukabili olduğu beyan edilen tüm satış bedellerinin tahsilinden sonra 22.04.2016 günü havale edilen 127.914,33 Euro’nun açıkta kaldığı, davacının vesaik mukabili olmayan 496721 sayılı 595.788.- Euro faturası mevcut olmakla beraber, öncelikli sigorta örtüsü kapsamında bulunan 324.687,79 Euro borç bulunduğu, hangisine mahsubun yapılacağında poliçe özel şartları 9.2.2 maddesinin göz önünde tutulması gerektiği, zira 496721 sayılı faturanın poliçe kapsamında satış olmadığı, müdahale talebi mevcut fakat tazminat ödemesi yapılmamış iken, gelen ödemenin teminatı aşan kısma yapılmış sayılacağı bir başka anlatımla sigorta örtüsüne tabii borca sayılmayacağı, dolayısıyla kural olarak sigortalının diğer alacaklarına mahsubu gerektiği, ancak düzenlemenin Özel Şartlar’ın 3.
maddesine atıf suretiyle istisna getirdiği, anılan maddede “ödeme güçlüğü içine düştüğü bilinen alıcıya yapılan satışların” teminatı aşan kısım hesaplamasında değerlendirilemeyeceği, 496721 sıra sayılı 595.788.- Euro tutarlı faturaya konu sevkiyatın alıcının finansal durumundaki olumsuzluğunun sigortacı tarafından bildirilmesinden sonra yapılması sebebiyle, Özel Şartların 3.3. maddesi uyarınca sigortacının durumunu kötüleştirmeyeceği, mahsup kuralında teminat dışı borç kapsamından mahsup edilemeyeceği, bu durumda sigorta örtüsü altında kalan satışlardan önce muaccel bakiye borcun cari hesap incelemesi sonunda 324.687,79 Euro olarak tespit edildiği, 22.04.2016 tarihli havalenin bu tutardan mahsubu gerektiği, buna göre risk altında bulunan borç tutarının 196.773,46 Euro olduğu, poliçe şartları uyarınca 19.377,35 Euro'nun indirilmesi gerektiği, buna göre tazmini gereken zarar tutarının 174.396,11 Euro kaldığı, temerrüt tarihinin 23.09.2016 tarihi olarak belirlendiği, buna göre faiz hesabının yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 174.396,11 Euro asıl alacak, 1.998,63 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 176.394,74 Euro üzerinden ve sadece asıl alacağa takip talebinde yazılı olan faiz oranıyla faiz işletilmek suretiyle devamına, 639.378,01 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, yargılama sırasında delil olarak sunulmayan belgelerin temyiz aşamasında dikkate alınamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, sigorta sözleşmesine dayalı itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 1534/1. maddesi uyarınca kenar başlıkları metne dahil olan TTK’nın 1459. maddesinin başlığı dahi “Tazminat İlkesi” olup anılan maddeye göre sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin edecektir. Uğranılan zararı ve miktarını ispat külfeti ise sigortalı üzerindedir. Bölge Adliye Mahkemesince, isabetli olarak davacının zararın varlığını ve miktarını ispat etmekle yükümlü olduğu, zararı ispat ettiğinde sigorta tazminatına hak kazanacağının kabul edildiği ve davacının ispatladığı miktar üzerinden itirazın iptaline karar verildiği dolayısıyla alacağın belirlenebilir olmadığı anlaşıldığı halde bu kez çelişki olacak şekilde icra takibine konu alacak likit kabul edilerek davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazlarının reddedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681071100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz