6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bakanlık temsilcisi olmadan yapılan genel kurulda alınan kararlar butlan değil iptal edilebilirlik sebebidir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/603 E. 2025/659 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalHak düşürücü süre

Davacının nitelemesi: Butlan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Ana sözleşmede 6762 sayılı TTK döneminden kalma bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğuna ilişkin hüküm, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesiyle bu zorunluluğun kalkması nedeniyle artık emredici nitelikte değildir; buna aykırılık ile çağrıda usulsüzlük (tebligatın yapılamaması, ancak ilan yapılmış olması) hâlleri butlan sebebi değil, ancak iptal edilebilirlik yaptırımına tabi sebeplerdir. Butlana ancak çağrının tamamen yokluğu halinde ulaşılabilir. Bu nedenle butlan sebebi olarak ileri sürülen ancak nitelik itibariyle iptal sebebi olan hususlarda dava, TTK'nın 445. maddesindeki üç aylık hak düşürücü süreye tabi olup, bu süre karar tarihinden itibaren işlemeye başlar; kararın sonradan öğrenilmesi süreyi ötelemez.

Ele alınan sorunlar

Ana sözleşmede bakanlık temsilcisi (komiser) bulundurulması hükmüne aykırılığın hukuki sonucu → ret

İddia: Davacı, ana sözleşmenin 24. maddesi ve ilgili yönetmeliğin 32. maddesi uyarınca bakanlık temsilcisinin genel kurulda bulunması gerektiğini, temsilci bulunmadan yapılan toplantıda alınan kararın yoklukla malul olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ana sözleşme, 6762 sayılı TTK'nın 378 ve 297. maddeleri döneminde düzenlenmiş olup bu dönemde bakanlık temsilcisinin (komiser) bulunması ve tutanağı imzalaması genel kurul kararlarının geçerliliği için şarttı. 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle TTK'nın 333. maddesinde belirtilen şirketler dışındaki şirketler için bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğu kaldırılmıştır. Emredici bir kanun hükmünün esas sözleşmeye yazılmış olması onu bir sözleşme hükmü haline getirmez; aykırılık halinde esas sözleşme hükmüne değil kanunun emredici hükmüne aykırılık oluşur. 6762 sayılı TTK'nın 378 ve 297. maddeleri yürürlükten kalktığından, ana sözleşmede ihtiyari olarak kalan bu hükme aykırılık nedeniyle butlan sonucuna ulaşılamaz; ayrıca davalı şirketin iç yönergesinde bakanlık temsilcisinin katılması zorunluluk olarak değil, katılması halinde şeklinde düzenlenmiştir. Bu nedenle bakanlık temsilcisi olmadan yapılan toplantıda alınan kararların hukuki sakatlığı, ancak iptal edilebilirlik yaptırımına tabidir; butlan sonucu doğurmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Çağrıda usulsüzlük (davacı ortağa tebligatın yapılamaması) nedeniyle butlan iddiası → ret

İddia: Davacı, genel kurul çağrısının kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu nedenle alınan kararın butlanla malul olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı şirket ortağına tebligat yapıldığı kanıtlanamamış ise de, çağrının Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda gündemin hiç açıklanmaması hali değil, çağrıda usulsüzlük söz konusudur. TTK'nın 368. maddesi emredici nitelikte olsa da, TTK'nın 381. maddesi çağrıda usulsüzlük halinde genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara kararların iptali davası açma hakkı vermekte olup, kanun koyucu bu hükme aykırılığın müeyyidesini yokluk olarak kabul etmemiştir. Butlana ancak çağrının tamamen yokluğu halinde ulaşılabilir; somut olayda gündem ilan edildiğinden, davacı ortağa tebligatın yapılamaması ancak çağrıda usulsüzlük teşkil eder ve karar iptal edilebilirlik yaptırımına tabidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı → ret

İddia: Davacı, iptale konu kararı İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2022/281 esas sayılı dosyasındaki kayyım raporuyla öğrendiğini, sürenin buna göre işlemesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 445. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının iptali davası, karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılabilir. Davacının butlan sebebi olduğunu ileri sürdüğü sebepler iptal sebebi olarak değerlendirildiğinden, süre karar tarihi olan 09.06.2022'den itibaren işlemeye başlamıştır. Davacının kararı kayyım raporuyla öğrendiğine ilişkin itirazı, kanun metninin açık olması nedeniyle yerinde görülmemiştir. Dava 15.10.2022 tarihinde açılmış olup üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, 6102 sayılı TTK döneminde ana sözleşmede kalan bakanlık temsilcisi zorunluluğu hükmüne aykırılığın ve çağrıda usulsüzlüğün butlan değil iptal edilebilirlik sebebi olduğuna ilişkin değerlendirme, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır; ayrıca konuya ilişkin farklı yönde Yargıtay ilamlarının karşılaştırmalı değerlendirilmesi içermektedir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TTK'nın 445. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının iptali davası, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı kararlara karşı, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılabilir; bu süre karar tarihinden itibaren işlemeye başlar, kararın sonradan öğrenilmesi süreyi ötelemez.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
butlan iptal edilebilirlik yokluk hak düşürücü süre bakanlık temsilcisi (komiser) çağrı usulsüzlüğü genel kurul kararının iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 445TTK 446/1-bTTK 368TTK 381TTK 407TTK 422TTK 333 · 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — 6762 sayılı Kanun 3786762 sayılı Kanun 297 · 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 22

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/603

KARAR NO 2025/659

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/12/2024

NUMARASI 2022/835 Esas 2024/920 Karar

DAVA

Genel Kurul Kararının İptali

Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirketin, 18.04.2000 yılında kurulduğunu, bu tarihten 2014 yılında kadar aktif olarak kıyı ve liman inşaatları alanında ticari faaliyet gösterdiğini, 28.03.2014 tarihinden itibaren hiçbir ticari faaliyet göstermediğini, 21.10.2016 yılından itibaren davalı şirketin yönetim kurulu bulunmadığını, 6 yıldır organsız kaldığını, bu duruma dayanarak müvekkili tarafından İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2022/281 esas numaralı dosyası ile dava açıldığını,mahkemece 27.05.2022 tarihli ara karar ile şirkete kayyum atandığını, kayyuma yönetim kurulunu oluşturmak üzere davalı şirketin ortaklarına çağrı yapma, gündemi belirleme yetkisi verildiğini, davalı şirketin kayyımın görev yapmasını engelleyerek, 09.06.2022 tarihinde çağrılı genel kurul yapma kararı aldığını, şirket merkezi yurt dışında olan davacı şirkete tebligatın posta yoluyla çıkartıldığını, ancak genel kurul tarihinde dahi tebligatın davacı şirkete ulaşmadığını ileri sürerek şirketin 09.06.2022 tarihinde TTK nın 446/1-b maddesi gereğince çağrı usulüne göre yapılmayan olağanüstü genel kurulunda dürüstlük kuralına aykırı olarak alınan kararın TTK nın 445.

maddesi gereğince butlanına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davalı şirketin paylarının % 50'sinin ...'a, %30'unun davacıya %10'unun ...'a ve %10'unun ...'a ait olduğunu, pay sahibi ...'ın 21.10.2013 tarihinden 09.06.2022 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliği yaptığını, 09.06.2022 tarihinde yapılan genel kurulda ...'ın tekrar yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini,davacı tarafından davalı şirketin organsız kaldığı gerekçesiyle fesih istemiyle açılan ve İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2022/281 esas sayılı dosyada kayyum atandığını,kayyum raporunda ...'ın 09.06.2022 tarihinden 09.06.2025 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, buna rağmen davacının 09.06.2022 tarihli genel kurul toplantısının geçersizliğini ileri sürerek işbu davayı açtığını,dava konusu genel kurul toplantısının yapılacağının gerek TTSG'de yapılan ilanla gerekse pay sahiplerine yönelik bildirim yazılarıyla duyurulduğunu, iadeli taahhütlü mektupla usulüne uygun olarak genel kurul davetinin 07.06.2022 tarihinde davacı şirkete ulaştığını, akabinde genel kurulda şirket paylarının %70'i oranında katılım sağlandığını, dolayısıyla, çağrının usulüne uygun yapılmadığı varsayımında dahi bu hususun genel kurul kararının geçersizliğini gerektirmeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece;davalı şirketin 2012 yılı genel kurul toplantısında genel kurulun çalışma esasları bakımından çeşitli düzenlemeler yapılarak oy birliği ile kabul edildiği,yeni TTK döneminde bakanlık temsilcisinin tüm toplantılara katılması zorunluluğu bulunmadığından ve davaya konu toplantının da ana sözleşmenin 24., 2012 yılı genel kurul toplantı esasları 4 ve 5. maddeleri, TTK nın 407 ve 422. maddesi ve ilgili yönetmeliğin 32. maddesi gereğince katılması zorunlu olmadığından, gerek davaya konu toplantıya bakanlık temsilcisinin katılmaması gerekse çağrının usulünce yapılmadığına dair itiraz bakımından davacının dava dilekçesindeki adresine davalı şirket genel kurul toplantı çağrısının tebligat usulünce çıkarıldığı bu nedenlerle iptal edilebilirlik yaptırımı yönünden değerlendirme yapmak gerektiği, TTK'nın 445.

maddesinde "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." denilmekte olup, görüldüğü üzere dava açılmasına yönelik süre karar tarihinden itibaren başlamakta olup, davacı tarafından bu davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 15/10/2022 tarihinde açıldığının anlaşıldığı, ayrıca davacı tarafça iptale konu kararın İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2022/281 E. Sayılı dosyasındaki kayyım raporu ile öğrenildiği ileri sürülmüş ise de, kanun metni açık olduğundan ve hak düşürücü sürenin başlangıç tarihinin 09/06/2022 olduğu nazara alınarak davacının bu yöndeki itirazının yerinde görülmediği, yine yukarıdaki gerekçelerle esas yönünden de davacının belirttiği sebepler genel kurul kararlarının iptali bakımından yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

Davacı vekili;bilirkişi raporunda seçenekli görüş bildirilmiş olup , Mahkemenin kanunen bakanlık temsilcisinin bulunması gereken durumlarda ve Yönetmelik Madde 32/3 ile genişletilen durumlarda Bakanlık Temsilcisinin bulunmaması nedeniyle kararın yoklukla malul olduğu ve genel kurulda alınan kararın sakat olmasına yol açtığına kanaatine varılması halinde yönetim kurulunun ilişkin kararın yokluğuna karar verileceği görüşü bildirildiği, davalı şirket hukuka aykırı olarak ve kasten genel kurul düzenleyerek ancak müvekkiline çağrı yapmaksızın yoklukla malul bir genel kurul düzenlediğinin anlaşıldığının ) ATM de verilen kayyım raporuyla öğrendiklerini ,akabinde yoklukla malul olan karara karşı dava açıldığını, genel kurul kararının ana sözleşme hükümlerine aykırılık taşıdığı takdirde hukuken sakatlandığı, hukuki sakatlık ise hukuk kuralının niteliğine göre yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik ve aksıda hükümsüzlük olduğu şirket ana sözleşmesinin 28.

maddesinde çağrı hükümlerine uygun çağrı yapılmadığı ve esas sözleşmenin 24. Maddesinde de öngörülen bakanlık temsilcisinin genel kurula katılmadığını, bu aykırılığın mahkemece re'sen nazara alınacak hususlardan olduğunu, çağrının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava; davalı şirketin 09.06.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alına kararların butlanına ilişkindir.

09. 06.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının tek gündemi ve alınan karar davalı şirkete yönetim kurulu üye seçimidir.

28. 03.2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında 6102 sayılı kanun gereği ana sözleşme hükümlerinin uyumu kapsamında değişikliklerin ele alındığı şirketin iç yönergesinin ve yönetim kurulu üye sayısının 1-üyeye düşürülmesine ilişkin anasözleşme değişikliği oy birliğiyle kabul edilmiştir. İç yönergede genel kurulun toplanma ve karar alma usullerinde toplantıya katılmışsa tutanağın bakanlık temsilcisi tarafından imzalanacağı düzenlenmiştir. Davalı şirketin 06.04.2000 tarihli Ana Sözleşmesi'nin “Toplantıda Komiser Bulundurulması” başlıklı 24. maddesi “Gerek olağan, gerekse olağanüstü genel kurul toplantılarında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı komiserinin bulunması şarttır. Komisersiz yapılacak genel kurul toplantısında alınacak kararlar geçersizdir.” hükmünü haizdir.

Ana Sözleşmesi'nin “İlan” başlıklı 28.maddesi “şirketin ilanları TTK'nın 37/4 maddesi hükmü saklı kalmak üzere şirket merkezinin bulunduğu yerde bir gazete ile ilan günü hariç en az on gün önce yayınlanır. Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ait ilanlar TTK'nın 368. Md. Uyarınca ilan ve toplantı günleri dışında en az 10 gün evvel yapılmalıdır...” denilmektedir. Somut uyuşmazlıkta çözümü gereken sorun davacı ortak adına çıkartılan davetiyenin tebliğ edilememesi nedeniyle yapılan çağrıda usulsüzlüğün; 6762 sayılı kanun zamanında yürürlüğe giren ana sözleşmesinin 24.maddesinde genel kurul toplantılarında bakanlık komiseri (temsilcisi) bulundurulması gerektiğini ilişkin hükme rağmen bakanlık temsilcisi çağrılmadan yapılan genel kurulda alınan kararların butlanına sebeb olup olmayacağı noktasındadır.

Ana sözleşme tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 378 maddesi ve bu madde yollaması ile 297.madde hükümleri uyarınca, anonim ortaklık genel kurullarında alınan kararların geçerli olabilmesi için; bakanlık temsilcisinin (komiser) bulunması ve tutanakları imza etmesi şarttır. (Yargıtay 11 HD nin 26.11.1981 , 4607/5042 esas/karar sayılı ilamı ) 6102 sayılı kanunun yürürlüğünden sonra TTK'nın 333. maddesinde belirtilen şirketler dışında ki şirketlerin genel kurullarında Bakanlık Temsilcisi bulunması zorunluluğu kaldırılmıştır. 6102 sayılı kanunun yürürlüğünden sonra konuya ilişkin Yargıtay 11.HD'nin kararları taranmıştır. Yargıtay'ın konuya ilişkin ilamlarında kısmi farklılıklar bulunmaktadır.

"...Bölge Adliye Mahkemesince şirket ana sözleşmesinin 12. maddesi gereğince genel kurul toplantısında bakanlık temsilcisinin varlığının zorunlu olduğu, toplantıda bakanlık temsilcisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.10.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verilmiştir.... 6102 sayılı Kanun'un 407 nci maddesinin üçüncü fıkrasında aynı Kanun'un 333 üncü maddesine yapılan atıf gereğince bu hükümde belirlenen şirketler bakımından genel kurul toplantısında bakanlık temsilcisi aranmaktadır. Ayrıca 28481 sayılı Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 32 nci maddesi gereğince bakanlık temsilcisinin bulunmasının zorunlu olduğu genel kurul toplantıları belirtilmiştir.

Buna göre ancak belli şirketler bakımından ve bazı genel kurul toplantıları yönünden genel kurul toplantısında bakanlık temsilcisinin varlığının gerektiği dikkate alınarak ve 25.10.2019 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin olarak yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." 2023/1948 esas,2024/5186 karar sayılı 25.6.2024 tarihli kararı)" Diğer Yargıtay ilamı ise "6762 sayılı mülga TTK'nda anonim şirket toplantılarında Hükümet Komiserinin bulundurulmasının zorunlu olduğuna ilişkin hükme 6102 sayılı Kanun'da sınırlı olarak yer verilmiş ise de davalı şirketin ana sözleşmedeki bu hükmü değiştirir bir karar almadığı, hükmün ana sözleşmede varlığını devam ettirdiği, genel kurul kararlarının ana sözleşme hükümlerine aykırı olamayacağı, sözleşme hükmüne dayalı olarak davacı tarafça Hükümet Komiserinin hazır bulundurulması talep edilmesine rağmen davalı şirketin bu talebi gerekçeli olarak reddetmediği gibi Bakanlık Temsilcisinin hazır bulundurulması konusunda girişimde bulunmadığı, buna göre dava konusu edilen tüm kararların Bakanlık Temsilcisinin hazır bulunmaması sebebine bağlı olarak ana sözleşmeye aykırılık nedeniyle iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiş ise de davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.(Yargıtay 11 HD nin 2023/6170 Esas 2024/7688 karar sayılı 04.11.2024 tarihli ilamı ) Somut davada üzerinde durulması gereken konu ana sözleşmede genel kurul toplantılarında bakanlık temsilcisi bulundurulmasına ilişkin hüküm 6762 sayılı kanun zamanında ki yasal düzenleme paralelinde ise de 6102 sayılı kanunda 333 maddede belirtilenler dışındaki şirketlerde böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Ayrıca, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22 (1)inci maddesi; “ Anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yayımı tarihinden itibaren onsekiz ay içinde TTK ile uyumlu hâle getirirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması hâlinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine TTK nın ilgili hükümleri uygulanır. (2) Esas sözleşme ve limited şirket sözleşmesini birinci fıkra uyarınca uyumlu hâle getirmek için yapılacak genel kurullara bu Kanunun 20/2 maddesi uygulanır. (3) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu maddede öngörülen süreyi ancak bir yıla kadar uzatabilir” hükmünü haizdir. Yukarıda yazılan aynı konuyla ilgili iki ayrı Yargıtay ilamının birinde iptali mümkün, diğerinde iptalin mümkün olmadığı sonucuna varılmış ise de her iki kararda;

ana sözleşmede bulunan Bakanlık Temsilcisi olmadan yapılan toplantıda alınan kararların "iptal edilebilir" olduğu hususunda mutabıktır. TTK'nda öngörülmediği halde ana sözleşmede değiştirilmeyen bu hüküm yerine TTK hükümlerinin uygulanması gerekir. Aksi düşünüldüğünde de, ana sözleşmenin bu hükmünün ihlalinin ancak iptal sebebi olabileceği, ana sözleşmeye aykırılığın butlana neden olduğu kabul edilemeyecektir.Bir emredici kanun hükmünün esas sözleşmeye alınmış olması, buna aykırılığın esas sözleşmeye aykırılık oluşturması sonucunu doğurmaz. Şöyle ki; emredici bir hükmün esas sözleşmeye yazılması o hükmü, bir sözleşme hükmü haline getirmeyeceği gibi; aykırılık halinde esas sözleşme hükmüne değil, kanunun emredici hükmüne aykırılık oluşacaktır.(ARSLANLI, s.

80; MOROĞLU, Hükümsüzlük, s. 184; İMREGÜN, Kanun Yolları, s. 152; DOĞANAY, s. 1121)Ana sözleşme tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 378 maddesi ve bu madde yollaması ile 297.madde hükümlerinin ana sözleşmeye aynen yazıldığı, ancak yürürlükten kalkan hükümler nedeniyle kanunun emredici hükümlerine aykırılığın ortadan kalktığı ihtiyari olarak yazılı kalan bu hüküm nedeniyle butlan soncuna ulaşılamamaktadır.Ayrıca davalı şirketin genel kurulların toplanması ve karar alınmasına ilişkin iç yönerge hükümlerinde de, bakanlık temsilcisinin katılması halinde ibaresi konulduğu, zorunluluk olarak öngörülmediği nedeniyle bu hükmün ancak iptal edilebilirlik yaptırımına tabi olabileceği sonucuna varılmaktadır.

Davacı tarafça ileri sürülen diğer istinaf sebebi ise çağrıda yapılan usulsüzlüklerin butlana neden olduğuna ilişkindir. Davacı şirket ortağına tebligat yapıldığı kanıtlanamamış ise de Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde gündemin açıklanmaması hali değil çağrıda usulsüzlük sozkonusudur. Yargıtay 11.HD'nin 2009/11912 esas, 11907 sayılı ilamında "Dairemizin bu konuda istikrar kazanmış inançlarına göre, TTK’nı 368 nci maddesi emredici nitelikte ise de, aynı yasanın 381 nci maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir."denilmiştir.

Butlana ancak çağrının yokluğu hali ile ulaşılabileceği ancak ticaret sicil gazetesinde gündemin ilan edildiği anlaşılmakla davacı ortağa tebligatın yapılamaması ancak çağrıda usulsüzlük teşkil edeceğinden yine kararın iptal edilebilirlik yaptırımına tabi tutulabilecektir. Açıklanan nedenlerle; davacının butlan sebepleri olduğu ileri sürülen sebepler "iptal sebebi" olduğu, davanın üç aylık sürede açılmadığı anlaşılmakla davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, istinaf sebepleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.28/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/6763 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.