Sözleşmedeki 'hakların zamanında kullanılmaması feragat sayılmaz' hükmü karşısında cezai şart hakkının korunması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3027 E. 2021/3649 K. · · İlk derece: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sözleşmede, doğan hakların zamanında kullanılmamasının feragat sayılmayacağı ve bu hakların yasal süreler içinde her zaman kullanılabileceği kararlaştırılmışsa, dönemsel ifada eksik alıma rağmen ihtirazi kayıt konulmadan mal teslimine devam edilmesi cezai şart hakkından zımni feragat sayılmaz ve sözleşmenin eylemli tadili anlamına gelmez; bu durumda ihtirazi kayıt ihtarının tebliğ edilip edilmemesi de sonuca etkili değildir.
Ele alınan sorunlar
İhtirazi kayıt konulmadan mal teslimine devam edilmesinin cezai şart hakkından zımni feragat sayılıp sayılmayacağı → kabul
İddia: Davalı, dönemsel edim içeren sözleşmede dönem sonunda cezai şart hakkı saklı tutulmadan ifanın kabul edilmesiyle cezai şarttan zımnen feragat edildiğini savunmuştur.
Gerekçe: Dönemsel ifada karşı tarafın edimini tam yerine getirmemesine rağmen sonraki yıllarda ihtirazi kayıt koymadan mal teslim edilmesi kural olarak zımnen haktan feragat anlamına gelebilirse de, taraflar arasındaki sözleşme ve bayilik protokolünün 5/2. maddesinde 'bayinin yükümlülük ve taahhütlerinden herhangi birinin ihlali hâlinde doğacak hakların zamanında kullanılmamasının bu haklardan feragat anlamına gelmeyeceği ve bu hakların mevzuatta belirlenen sürelerde her zaman kullanılabileceği' hükmü yer almaktadır. Bu nedenle yeni mal teslimi sözleşmenin eylemli olarak tadil edildiği anlamına gelmez; buna bağlı olarak ihtirazi kayıt ihtarının davalıya tebliğ edilip edilmemesi de sonuca etkili değildir. Ayrıca davacının, kısmi kabulle sonuçlanan ilk derece kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunmadığı da gözetilmelidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Sözleşmedeki 'hakların zamanında kullanılmaması feragat sayılmaz' kaydının, ihtirazi kayıtsız ifa kabulüne rağmen cezai şart hakkını koruduğu yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart↗ zımni feragat↗ ihtirazi kayıt↗ dönemsel edim↗ sözleşmenin eylemli tadili↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6032 E. 2024/2624 K.
Ortak:ihtirazi kayıt · cezai şart
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında imzalanan 20.09.2010 tarihli «bayilik sözleşmesi» ile yine bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu kabul edilen «protokolün» 5.maddesinde yer alan düzenlemeler, bayilik sözleşmesindeki bayinin sözleşme yükümlerine aykırı davranışı halinde ...'in hakları ve yine «cezai şart» hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının cezai şart talep hakkının bulunduğu, davacının 20.12.2012 tarihli yazıyla eksik akaryakıt alımı yapıldığı belirtilerek satış «taahhüdünü» ihlal nedeniyle doğmuş ve doğacak tüm hak ve taleplerin saklı tutulduğunun davalıya bildirildiği, bu durumda davacının ceza koşulundan zımnen «feragat» edildiği yönünde bir sonuca varılamayacağı ayrıca davacının «son» yıla dair cezai şart isteminde bulunabileceği davacı yanın talep miktarının arttırılmasına dair 17.11.2017 tarihli talebi de dikkate alınarak davanın kabulü ile cezai şart alacağının davalı şirket yönünden 11/01/2016 «temerrüt tarihi» ve diğer «müşterek borçlu müteselsil kefil» davalılar yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
… 19.09.2012 ve yazı tarihi olan 22.10.2012 tarihleri arasında da davacının 09.10.2012, 12.10.2012, 15.10.2012 ve 17.10.2012 tarihli faturalar ile davalıya mal satıp «teslim» ettiği ,bu durumda “bayiye mal vermeden önce çekincenin bildirilmesi” koşulunun da yerine getirilmediği ve buna bağlı olarak da ikinci yıla ilişkin «cezai şart» alacağının doğmadığının kabulü gerektiği gerekçesiyle hüküm davalılar ... ve ... yönünden kesinleşmiş olmakla birlikte, kararın bütünlüğünü temin açısından «hükmün kesinleşen» yönleri dikkate alınarak davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesinin davalı şirket yönünden kaldırılmasına ve davalı şi …
Dava «asgari alım taahhüne» uyulmamasından kaynaklanan «cezai şart» alacağına ilişkindir.
Benzer bu kararda… yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi için takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce «çekince (ihtirazi kayıt») bildirilmesine veya «ihtar» çekilmesine bağlı olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifasının gerçekleşmesi halinde artık bir önceki yıla ait ceza koşulunun istenilemeyeceği, çekince konulması ve «ihtarname» çekilmesi durumlarında ceza koşulunun istenebileceğinin kuşkusuz olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, «emredici» nitelikte olmadığından tarafların «sözleşme serbestisi» ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabileceği, somut olayda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacının «cezai şart» talep etme hakkı bulunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin yazıldığı şekilde değiştirilmesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda taraflar arasında 05.07.2012-05.07.2017 tarihleri arasını kapsayacak şekilde «akaryakıt bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup, sözleşme ile ekindeki «taahhütnamede» davalının, davacıdan her yıl belli miktarda akaryakıt almayı taahhüt ederek, bu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda «cezai şart» ödemeyi kabul etmesine rağmen yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, davacının da uzun bir süre «ihtirazı kayıt» koymadan mal «teslimine» devam ettiği, ancak davacının Ankara 5.
Noterliğince düzenlenen 05.09.2014 günlü «ihtarname» ile sözleşme ve ekinde imzalanan «taahhütname» gereğince kâr «mahrumiyetini» davalıdan talep ettiği, bu şekilde 2015 yılındaki akaryakıt «teslimi» için «ihtirazı kayıt» koymak sureti ile bu yıla ilişkin olarak «cezai şartı» talep etme hakkını kazandığı, yine 24.08.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile de çekince koyduğu, kaldı ki çekince koymaması halinde de davalının «son» dönemde taahhütten daha fazla miktarda ürün almaması halinde son yıla ait eksik alım nedeni ile cezai şart talebinde bulunabileceği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekincesiz kabul · asgari alım taahhüdü · ceza koşulu · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · gecikme cezası · sözleşme serbestisi · çekince (ihtirazi kayıt)
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 05.07.2012 tarihli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» kapsamında davalı yanca «asgari alım taahhüdünde» bulunulmasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bu taahhüde riayet edilmediğini ileri sürerek, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan şimdilik 10.000,00 TL’nin Ankara 53.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı yanın kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdü» yerine getirilmemesine karşın davacı yanca mal verilmeye devam edilmesi karşısında davacının kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşme kapsamında «asgari alım taahhüdüne» aykırı olarak mal almadığı hususunda ihtilaf bulunmadığını, müvekkili tarafından dosya kapsamına sunulan Ankara 53.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11242 E. 2016/4976 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4532 E. 2014/11761 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3027 E. , 2021/3649 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.12.2017 tarih ve 2016/113 E- 2017/1067 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.05.2019 tarih ve 2018/1113 E- 2019/727 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen ve diğer davalılarında garantör olduğu sözleşme ve taahhütname uyarınca yıllık alınması gereken beyaz ürünün eksik alındığını, sözleşme tarihi olan 20.09.2010 ile sözleşmenin sona erdiği 13.10.2014 tarihleri arasında eksik alımdan kaynaklı cezai şart alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 USD’nin cezai şart tutarının fiili ödeme tarihinde ki kur üzerinden TL karşılığının temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek bankaların dövize uyguladıkları en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Turz...Ltd Şt vekili, taraflar arasında ki sözleşme dönemsel edim içeren bir sözleşme olduğundan ve dönem sonunda cezai şart hakkı saklı tutulmadan ya da çekince konulmadan ifa kabul edildiği için cezai şarttan vazgeçildiğini, davacının cezai şart hakkını saklı tuttuğuna dair usulüne uygun bir bildiriminde bulunmadığını aksi kanaat hasıl olması halinde, cezai şartın fahiş olup olmadığı yönünde inceleme yapılarak cezai şartın fahiş olması halinde uygun bir indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar cevap sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında imzalanan 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile yine bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu kabul edilen protokolün 5.maddesinde yer alan düzenlemeler, bayilik sözleşmesindeki bayinin sözleşme yükümlerine aykırı davranışı halinde ...'in hakları ve yine cezai şart hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının cezai şart talep hakkının bulunduğu, davacının 20.12.2012 tarihli yazıyla eksik akaryakıt alımı yapıldığı belirtilerek satış taahhüdünü ihlal nedeniyle doğmuş ve doğacak tüm hak ve taleplerin saklı tutulduğunun davalıya bildirildiği, bu durumda davacının ceza koşulundan zımnen feragat edildiği yönünde bir sonuca varılamayacağı ayrıca davacının son yıla dair cezai şart isteminde bulunabileceği davacı yanın talep miktarının arttırılmasına dair 17.11.2017 tarihli talebi de dikkate alınarak davanın kabulü ile cezai şart alacağının davalı şirket yönünden 11/01/2016 temerrüt tarihi ve diğer müşterek borçlu müteselsil kefil davalılar yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında düzenlenen 20.09.2010 tarihli sözleşme uyarınca ilk mal alım tarihi olan 20.09.2010 dan itibaren ilk yılın sonunda ilk yıl için herhangi bir uyarı yapılmadığı, ikinci yılın sonunda ise davacının uyarıda bulunduğuna dair 22.10.2012 tarihli yazıya ait gönderi belgesi incelendiğinde gönderilen belgenin içeriğine dair bir bilginin yer almadığı, bu durumda davacının bu yazıyı davalıya gönderdiğini ispat edemediğinin kabulü gerektiği, kaldı ki aksi düşünülse bile, ikinci yılın bitim tarihi olan 19.09.2012 ve yazı tarihi olan 22.10.2012 tarihleri arasında da davacının 09.10.2012, 12.10.2012, 15.10.2012 ve 17.10.2012 tarihli faturalar ile davalıya mal satıp teslim ettiği ,bu durumda “bayiye mal vermeden önce çekincenin bildirilmesi” koşulunun da yerine getirilmediği ve buna bağlı olarak da ikinci yıla ilişkin cezai şart alacağının doğmadığının kabulü gerektiği gerekçesiyle hüküm davalılar ...
ve ... yönünden kesinleşmiş olmakla birlikte, kararın bütünlüğünü temin açısından hükmün kesinleşen yönleri dikkate alınarak davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesinin davalı şirket yönünden kaldırılmasına ve davalı şirkete yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.
Dava asgari alım taahhüne uyulmamasından kaynaklanan cezai şart alacağına ilişkindir.
Davacı, dönemsel ifa ile ilgili karşı tarafın edimini tam olarak yerine getirmemesine rağmen müteakip yıllar ihtirazi kayıt koymadan mal teslim etmesi zımnen haktan feragat anlamına gelmekte ise de taraflar arasındaki sözleşme ve buna ilişkin bayililik protokloünün 5/2. maddesinde “Bayi’nin ...’e karşı her ne suretle olursa olsun üstlenmiş olduğu yükümlülük ve taahhütlerden herhangi birinin ihlali halinde , ... lehine doğacak hakların bir ya da birkaçının ... tarafından Bayi’ye karşı zamanında kullanılmaması ... tarafından bu haklardan feragat edildiği anlamına gelmez.... bu haklarını mevzuat ve yasalarda belirlenen sürelerde her zaman için kullanabilir.” hükmü yer aldığından yeni mal tesliminin sözleşmenin eylemli olarak tadil edildiği anlamına gelmeyeceği bu durumda mahkemece tartışılan ihtirazi kayıt ihtarının davalıya tebliğ edilip edilmemesinin de sonuca bir etkisi bulunmayacağı gözetilerek ve davacının kısmi kabul ile sonuçlanan ilk derece mahkemesi kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunmaması da nazara alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalılardan ... ve ...'e iadesine,
14.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670741100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz