6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmedeki 'hakların zamanında kullanılmaması feragat sayılmaz' hükmü karşısında cezai şart hakkının korunması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3027 E. 2021/3649 K. · · İlk derece: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Sözleşmede, doğan hakların zamanında kullanılmamasının feragat sayılmayacağı ve bu hakların yasal süreler içinde her zaman kullanılabileceği kararlaştırılmışsa, dönemsel ifada eksik alıma rağmen ihtirazi kayıt konulmadan mal teslimine devam edilmesi cezai şart hakkından zımni feragat sayılmaz ve sözleşmenin eylemli tadili anlamına gelmez; bu durumda ihtirazi kayıt ihtarının tebliğ edilip edilmemesi de sonuca etkili değildir.

Ele alınan sorunlar

İhtirazi kayıt konulmadan mal teslimine devam edilmesinin cezai şart hakkından zımni feragat sayılıp sayılmayacağı → kabul

İddia: Davalı, dönemsel edim içeren sözleşmede dönem sonunda cezai şart hakkı saklı tutulmadan ifanın kabul edilmesiyle cezai şarttan zımnen feragat edildiğini savunmuştur.

Gerekçe: Dönemsel ifada karşı tarafın edimini tam yerine getirmemesine rağmen sonraki yıllarda ihtirazi kayıt koymadan mal teslim edilmesi kural olarak zımnen haktan feragat anlamına gelebilirse de, taraflar arasındaki sözleşme ve bayilik protokolünün 5/2. maddesinde 'bayinin yükümlülük ve taahhütlerinden herhangi birinin ihlali hâlinde doğacak hakların zamanında kullanılmamasının bu haklardan feragat anlamına gelmeyeceği ve bu hakların mevzuatta belirlenen sürelerde her zaman kullanılabileceği' hükmü yer almaktadır. Bu nedenle yeni mal teslimi sözleşmenin eylemli olarak tadil edildiği anlamına gelmez; buna bağlı olarak ihtirazi kayıt ihtarının davalıya tebliğ edilip edilmemesi de sonuca etkili değildir. Ayrıca davacının, kısmi kabulle sonuçlanan ilk derece kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunmadığı da gözetilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmedeki 'hakların zamanında kullanılmaması feragat sayılmaz' kaydının, ihtirazi kayıtsız ifa kabulüne rağmen cezai şart hakkını koruduğu yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart zımni feragat ihtirazi kayıt dönemsel edim sözleşmenin eylemli tadili

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6032 E. 2024/2624 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11242 E. 2016/4976 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4532 E. 2014/11761 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/3027 E.  ,  2021/3649 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.12.2017 tarih ve 2016/113 E- 2017/1067 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.05.2019 tarih ve 2018/1113 E- 2019/727 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen ve diğer davalılarında garantör olduğu sözleşme ve taahhütname uyarınca yıllık alınması gereken beyaz ürünün eksik alındığını, sözleşme tarihi olan 20.09.2010 ile sözleşmenin sona erdiği 13.10.2014 tarihleri arasında eksik alımdan kaynaklı cezai şart alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 USD’nin cezai şart tutarının fiili ödeme tarihinde ki kur üzerinden TL karşılığının temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek bankaların dövize uyguladıkları en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... Turz...Ltd Şt vekili, taraflar arasında ki sözleşme dönemsel edim içeren bir sözleşme olduğundan ve dönem sonunda cezai şart hakkı saklı tutulmadan ya da çekince konulmadan ifa kabul edildiği için cezai şarttan vazgeçildiğini, davacının cezai şart hakkını saklı tuttuğuna dair usulüne uygun bir bildiriminde bulunmadığını aksi kanaat hasıl olması halinde, cezai şartın fahiş olup olmadığı yönünde inceleme yapılarak cezai şartın fahiş olması halinde uygun bir indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Diğer davalılar cevap sunmamıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında imzalanan 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile yine bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu kabul edilen protokolün 5.maddesinde yer alan düzenlemeler, bayilik sözleşmesindeki bayinin sözleşme yükümlerine aykırı davranışı halinde ...'in hakları ve yine cezai şart hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının cezai şart talep hakkının bulunduğu, davacının 20.12.2012 tarihli yazıyla eksik akaryakıt alımı yapıldığı belirtilerek satış taahhüdünü ihlal nedeniyle doğmuş ve doğacak tüm hak ve taleplerin saklı tutulduğunun davalıya bildirildiği, bu durumda davacının ceza koşulundan zımnen feragat edildiği yönünde bir sonuca varılamayacağı ayrıca davacının son yıla dair cezai şart isteminde bulunabileceği davacı yanın talep miktarının arttırılmasına dair 17.11.2017 tarihli talebi de dikkate alınarak davanın kabulü ile cezai şart alacağının davalı şirket yönünden 11/01/2016 temerrüt tarihi ve diğer müşterek borçlu müteselsil kefil davalılar yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Karara karşı davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında düzenlenen 20.09.2010 tarihli sözleşme uyarınca ilk mal alım tarihi olan 20.09.2010 dan itibaren ilk yılın sonunda ilk yıl için herhangi bir uyarı yapılmadığı, ikinci yılın sonunda ise davacının uyarıda bulunduğuna dair 22.10.2012 tarihli yazıya ait gönderi belgesi incelendiğinde gönderilen belgenin içeriğine dair bir bilginin yer almadığı, bu durumda davacının bu yazıyı davalıya gönderdiğini ispat edemediğinin kabulü gerektiği, kaldı ki aksi düşünülse bile, ikinci yılın bitim tarihi olan 19.09.2012 ve yazı tarihi olan 22.10.2012 tarihleri arasında da davacının 09.10.2012, 12.10.2012, 15.10.2012 ve 17.10.2012 tarihli faturalar ile davalıya mal satıp teslim ettiği ,bu durumda “bayiye mal vermeden önce çekincenin bildirilmesi” koşulunun da yerine getirilmediği ve buna bağlı olarak da ikinci yıla ilişkin cezai şart alacağının doğmadığının kabulü gerektiği gerekçesiyle hüküm davalılar ...

ve ... yönünden kesinleşmiş olmakla birlikte, kararın bütünlüğünü temin açısından hükmün kesinleşen yönleri dikkate alınarak davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesinin davalı şirket yönünden kaldırılmasına ve davalı şirkete yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı ve davalı ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.

Dava asgari alım taahhüne uyulmamasından kaynaklanan cezai şart alacağına ilişkindir.

Davacı, dönemsel ifa ile ilgili karşı tarafın edimini tam olarak yerine getirmemesine rağmen müteakip yıllar ihtirazi kayıt koymadan mal teslim etmesi zımnen haktan feragat anlamına gelmekte ise de taraflar arasındaki sözleşme ve buna ilişkin bayililik protokloünün 5/2. maddesinde “Bayi’nin ...’e karşı her ne suretle olursa olsun üstlenmiş olduğu yükümlülük ve taahhütlerden herhangi birinin ihlali halinde , ... lehine doğacak hakların bir ya da birkaçının ... tarafından Bayi’ye karşı zamanında kullanılmaması ... tarafından bu haklardan feragat edildiği anlamına gelmez.... bu haklarını mevzuat ve yasalarda belirlenen sürelerde her zaman için kullanabilir.” hükmü yer aldığından yeni mal tesliminin sözleşmenin eylemli olarak tadil edildiği anlamına gelmeyeceği bu durumda mahkemece tartışılan ihtirazi kayıt ihtarının davalıya tebliğ edilip edilmemesinin de sonuca bir etkisi bulunmayacağı gözetilerek ve davacının kısmi kabul ile sonuçlanan ilk derece mahkemesi kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunmaması da nazara alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalılardan ... ve ...'e iadesine,

14.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670741100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1113 E. 2019/727 K.

Bayilik sözleşmesinde asgari alım taahhüdüne aykırılık cezai şartı

Gerekçe özeti

Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde yıllık asgari alım taahhüdüne uyulmaması halinde öngörülen cezai şart, TBK 179/II'deki ifaya eklenen ceza koşulu niteliğindedir. Tedarikçinin hem ifayı hem cezayı talep edebilmesi için, taahhüde aykırılığın gerçekleştiği yılı takip eden yeni dönemde, bayiye henüz mal vermeden önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da ihtarname göndermesi gerekir. Çekincenin bayiye tebliğ edildiği ispatlanamazsa veya çekince bildirilmeden/ihtar çekilmeden önce çekincesiz mal teslimatı yapılmışsa, o döneme ilişkin cezai şart talep hakkı doğmaz.

Emsal değeri

Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde yıllık asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart talebinde, tedarikçinin sonraki yılın ifasından önce çekince bildirmesi gerektiği ve bunun ispatlanamaması veya çekincesiz teslimat yapılması halinde cezai şart talep hakkının doğmayacağı yönündeki değerlendirme, benzer bayilik sözleşmesi uyuşmazlıkları için yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: cezai şart ifaya eklenen ceza koşulu çekince (ihtirazi kayıt) bayilik sözleşmesi asgari alım taahhüdü ispat yükü

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1113

KARAR NO 2019/727

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/12/2017

NUMARASI 2016/113 E.-2017/1067 K.

DAVA

Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/05/2019

Davanın ıslah edilen haliyle kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı şirket vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 20.09.2010 tarihinde 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve aynı tarihli Bayilik Protokolü ile Ariyet Sözleşmesi akdedildiğini, davalı gerçek kişilerin ise sözleşme ve protokolü kefil ve garantör olarak imzaladıklarını, ayrıca davalı şirketin 20.09.2010 tarihli Satış Taahhütnamesi imzalayarak istasyonda beher yılda 600 m3(benzin,motorin türleri ve biyodizel) satmayı, taahhüdü yerine getirememesi halinde ise cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince tüm edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalının sözleşmenin devamı süresi içinde 20.09.2010 tarihinden 13.10.2014 tarihine kadar zaman diliminde yıl esasına dayalı taahhüdünü yerine getirmediğini, 401 m3 ürün sattığını ve satamadığı 2.037 m3 ürün sebebiyle cezai şart borcunun doğduğunu, davalının taahhüdüne uymadığının tespitinin akabinde müvekkili tarafından davalı şirkete yapılan yazılı uyarılar ile satış taahhüdünü yerine getirmesi gerektiği ve ihlal nedeniyle doğmuş hak ve alacaklarının saklı tutulduğunun bildirildiğini, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sözleşme süresinin sona ermesi ile davalının yeni bir sözleşme imzalamayacağını bildirmesi üzerine sona erdiğini, ancak davalının cezai şart borcunu ödemediğini, davalıya borcunu ödemesi yönünde 28.12.2015 tarihli ihtarname gönderilmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.09.2010-13.10.2014 tarihleri arasında satış taahhüdünü ihlalden doğan cezai şart alacaklarının şimdilik 10.000-USD’sinin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek bankaların dövize uyguladıkları en yüksek ticari avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 17.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava değerini 25.079-USD artırdıklarını, taleplerini bu şekilde ıslah ettiklerini belirterek toplam 35.079-USD’nin temerrüt tarihinden itibaren bankaların dövize uyguladıkları en yüksek ticari avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı şirket vekili, davacının müvekkiline cezai şart hakkını saklı tuttuğuna dair usulüne uygun bir bildirim ve/veya irade açıklaması yapmadığını, dosyaya sunulan ve müvekkiline gönderildiği iddia edilen yazılı bildirimin müvekkiline tebliğ edilmediğini, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise cezai şartın müvekkilinin ekonomik olarak mahvına neden olup olmayacağı yönünde araştırma yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ve protokol hükümlerine göre davacının cezai şart talep hakkının bulunduğu, bilirkişi kurulu tarafından alınması gereken ve eksik alınan miktarların ayrıntılı olarak saptanmış olduğu ve buna göre sözleşmenin 2. yılına ait cezai şart miktarının 35.079-USD olduğu, davacının davalı tarafa gönderdiği 20.12.2012 tarihli yazısında eksik akaryakıt alımı yapıldığını, taahhütlerin yerine getirilmesi gerektiğini, satış taahhüdünü ihlal nedeniyle doğmuş ve doğacak tüm hak ve taleplerin saklı tutulduğunu bildirdiği, bu ihtarın davalının henüz 2013 yılına ilişkin bir ifada bulunmadığı ve taahhüt ettiği ürünü almadığı dönemde yapıldığı, bu durumda ceza koşulundan zımnen feragat edildiği yönünde bir sonuca varılamayacağı, ıslah talebinin de dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 35.079- USD cezai şart alacağının davalı şirket yönünden 11/01/2016 tarihinden diğer davalılar yönünden ise dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle;1-22.10.2012 tarihli yazı müvekkiline gönderilmediği gibi bu yazının emsal Yargıtay kararlarına göre cezai şart talebinin saklı tutulduğuna dair usulüne uygun bir yazı da olmadığını, zira Yargıtay kararlarında ihtarnamenin noter kanalı ile gönderilmesi gerektiğinin belirtildiğini,2-Ayrıca bu yazının TBK 179/2 maddesinde belirtilen sürede gönderilmediğini, zira dönem sonu tarihi 20.09.2012 ile yazının tarihi 20.10.2012 tarihleri arasında da davacının müvekkiline 4 adet fatura ile ihtirazi kayıt koymadan mal satışı yapmış olduğunu, dolayısıyla cezai şart alacağının doğmadığını,3-Ayrıce ek raporda müvekkilinin 2016 yılında ve 2017 yılı ilk döneminde zarar ettiğinin tespit edildiğini, 2017 yılı sonunu da zararla kapatacağının açık olduğunu, dolayısıyla cezai şartın müvekkilinin mahvına neden olacağını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

GEREKÇE

Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve satış taahhüdünde öngörülen yıllık asgari ürün satışı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 20.09.2010 tarihli olup 13.10.2014 tarihine kadar geçerli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi akdedilmiş ve aynı tarihli Satış Taahhütnamesi imzalanmıştır. Satış Taahhütnamesi uyarınca davalı beher yıl 600m3 ürün almayı ve satmayı, bu taahhüdüne uymaması halinde belirlenen cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Davalının 22.09.2014 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin 13.10.2014 tarihinde sona ereceği ve yenilenmeyeceği bildirilmiş olmakla, sözleşme süresi 13.10.2014 tarihi itibariyle sona ermiştir.6098 Sayılı TBK’nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir.

Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur.Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir.TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.”Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.

Buna göre iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir.

Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler.

Örneğin, sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 17/12/2013 tarihli 2013/14654 E., 2013/19950 K. sayılı emsal kararı). Somut olayda taraflar arasında düzenlenen sözleşme 20.09.2010 tarihli olup(aynı zamanda sözleşme düzenlendikten sonraki ilk mal alımı da 20.09.2010 tarihli), bu durumda yıllık alım taahhüdüne uyulmaması halinde cezai şart tutarlarının hesap edileceği dönemler 20.09.2010-19.09.2011/20.09.2011-19.09.2012/20.09.2012-19.09.2013/ 20.09.2013-19.09.2014/ 20.09.2014-13.10.2014 şeklinde kabul edilmelidir.

Bilirkişi incelemesi sonucu davalının ilk 4 yıl için alım taahhüdüne uymadığı, son yılda ise taahhüde aykırılığın söz konusu olmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan davacı ilk yılın sonunda ilk yıl için herhangi bir uyarı yapmamış, ikinci yılın sonunda ise uyarıda bulunduğuna dair 22.10.2012 tarihli bir yazı sunmuş ise de davalı bu yazının kendisine tebliğ edilmediğini savunmuştur.Yazıya ait gönderi belgesi incelendiğinde gönderilen belgenin içeriğine dair bir bilginin yer almadığı görülmüş olup bu durumda davacının bu yazıyı davalıya gönderdiğini ispat edemediğinin kabulü gerekir. Kaldı ki aksi düşünülse bile, ikinci yılın bitim tarihi olan 19.09.2012 ve yazı tarihi olan 22.10.2012 tarihleri arasında da davacının 09.10.2012, 12.10.2012, 15.10.2012 ve 17.10.2012 tarihli faturalar ile davalıya mal satıp teslim ettiği anlaşılmakta olup, bu durumda “bayiye mal vermeden önce çekincenin bildirilmesi” koşulunun da yerine getirilmediği ve buna bağlı olarak da 2.yıla ilişkin cezai şart alacağının doğmadığının kabulü gerekir.

O halde ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak hükmü istinaf eden davalı şirket yönünden davanın reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1)b-2 m. uyarınca hükmün davalı şirket yönünden kaldırılmasına ve davalı şirkete yönelik davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, hüküm davalılar İsmat Sürey ve ... yönünden kesinleşmiş olmakla birlikte, kararın bütünlüğünü temin açısından hükmün kesinleşen yönleri dikkate alınarak harç,yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısım yeniden yazılmıştır.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/113 Esas- 2017/1067 Karar sayılı ve 26/12/2017 tarihli hükmünün adı geçen davalı şirket yönünden HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davalı ... .San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne yönelik davanın REDDİNE”İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;Alınması gereken 8.661,07-TL harçtan peşin ve ıslah olarak alınan toplam 2.165,27-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.495,80-TL harcın, haklarında verilen hüküm kesinleşen davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,Davacının peşin ve ıslah olarak yatırdığı toplam 2.165,27-TL harcın haklarında verilen hüküm kesinleşen davalılar ...

ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının yaptığı ilk masraf 34,25-TL, bilirkişi ücreti 1.300-TL, posta gideri 328,10-TL olmak üzere toplam 1.662,35-TL’nin haklarında verilen hüküm kesinleşen davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,Davalı şirket tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 12.893,26- TL nispi vekalet ücretinin haklarında verilen hüküm kesinleşen davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya ödenmesine, Davalı şirket vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 12.893,26- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalı şirket tarafından yatırılan 2.201,16- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10- TL’nin hazineye irad kaydına,Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı şirket tarafından yapılan istinaf yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.