Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3773 E. 2021/4389 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sıfat yokluğu↗ terditli dava↗ tapu iptali ve tescil↗ mutabakat↗ ifa↗ protokol↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar tarafından mutabakat sağlanan borç miktarının 01/10/2010 tarihine kadar davalıya ödenmediği, dava konusu taşınmazların üçüncü şahıslara satışının talep edilmediği, dava konusu 4305 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın dava tarihinden önce üçüncü şahıslara satıldığı gerekçesiyle kayıt malikine karşı açılmış bir dava olmadığından davacının taşınmaz iadesi (tapu iptali tescil) davasının sıfat yokluğundan reddine, menkullerin iadesi davasının reddine, terditli olarak ileri sürülen alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protokol nedeniyle 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ve makinelerin iadesi, aynen iade mümkün değilse gayrimenkullerin ve menkullerin değeri tespit edilerek değerinin tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında düzenlenen 27.03.2008 tarihli protokol hükümleri incelenmemiş, dava konusu olmayan 20.03.2008 tarihli protokol incelenmiş olup dava konusu protokol hükümleri incelenmeden yapılan değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protolol hükümleri değerlendirilerek protokol hükümleri uyarınca davacıların borçlarını ifa edip etmedikleri, davalının protokol hükümlerine uyup uymadığı, davalı banka tarafından satışı yapılan taşınmazların satışının protokolün 3. maddesindeki usule uygun olarak satılıp satılmadığı tespit edilip şayet 3. maddedeki usule uyulmamışsa protokolde belirtilen taşınmaz ve makinelerin satış bedellerinin satış tarihindeki piyasa rayiç değerleri uzman bilirkişilerce belirlenerek satışı yapılan taşınmazların rayiç toplam miktarının protokolde belirtilen borç miktarını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken dosya içeriği ile ilgisi olmayan protokol hükümlerine dayalı rapor esas alınarak yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3400 E. 2024/1276 K.
Ortak:sıfat yokluğu · terditli dava · tapu iptali ve tescil · mutabakat · ifa · protokol · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar tarafından «mutabakat» sağlanan borç miktarının 01/10/2010 tarihine kadar davalıya ödenmediği, dava konusu taşınmazların üçüncü şahıslara satışının talep edilmediği, dava konusu 4305 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın dava tarihinden önce üçüncü şahıslara satıldığı gerekçesiyle kayıt malikine karşı açılmış bir dava olmadığından davacının taşınmaz iadesi («tapu iptali tescil») davasının «sıfat yokluğundan» reddine, menkullerin iadesi davasının reddine, «terditli» olarak ileri sürülen alacak davasının reddine karar verilmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protolol hükümleri değerlendirilerek «protokol» hükümleri uyarınca davacıların borçlarını «ifa» edip etmedikleri, davalının protokol hükümlerine uyup uymadığı, davalı banka tarafından satışı yapılan taşınmazların satışının protokolün 3. maddesindeki usule uyg …
Dava, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli «protokol» nedeniyle 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ve makinelerin iadesi, aynen iade mümkün değilse gayrimenkullerin ve menkullerin değeri tespit edilerek değerinin tahsili talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece 20.06.2019 tarih, 2016/283 E. ve 2019/312 K. sayılı kararı ile davalılar tarafından «mutabakat» sağlanan borç miktarının 01.10.2010 tarihine kadar davalıya ödenmediği, dava konusu taşınmazların üçüncü şahıslara satışının talep edilmediği, dava konusu 4305 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın dava tarihinden önce üçüncü şahıslara satıldığı gerekçesiyle kayıt malikine karşı açılmış bir dava olmadığından davacının taşınmaz iadesi («tapu iptali tescil») davasının «sıfat yokluğundan» reddine, menkullerin iadesi davasının reddine, «terditli» olarak ileri sürülen alacak davasının reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 09.02.2023 tarih, 2021/463 E. ve 2023/59 K. sayılı kararı ile davacıların «protokol» hükümlerine riayet ettiği, tarafların amacının bankaya olan borçlarının bir şekilde ödenmesi olduğu, tarafların bu sözleşmeyi yapmaktaki amacının taşınmazların şeklen ihale ile bankanın mülkiyetine geçmesi değil, bir şekilde taşınmazların bankanın mülkiyetine geçirilerek değerlerinin borçtan «mahsup» edilmesi olarak belirlendiği, her ne kadar özgürlüğü aşırı ölçüde «kısıtlayan» bu hükmün «kesin hükümsüz» olabileceği düşünülebilirse de sözleşmenin «emredici» hükümlere aykırı olmayan diğer hükümlerinin geçerliliğini koruduğu, hukuken «geçersiz» bir sözleşmeye rağmen bu sözleşmeyi geçerli gibi kabul ederek «ifa» eden ve sözleşmeye uygun davranan tarafların geçersizliği ileri sürmelerinin diğer şartları da varsa «hakkın kötüye kullanılması» olarak görülebileceği gerekçeleriyle davacının «tapu iptal tescil» istemi yönünden davasının «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, menkullerin iadesi davasının reddine, «terditli» olarak ileri sürülen alacak davasının reddine karar verilmiştir.
… arı Dairemizin 25.05.2021 tarih, 2020/3773 E. ve 2021/4398 K. sayılı kararıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında düzenlenen 27.03.2008 tarihli «protokol» hükümlerinin incelenmediği, dava konusu olmayan 20.03.2008 tarihli protokolün incelendiği, dava konusu protokol hükümleri incelenmeden yapılan değerlendirme ile karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek, mahkemece taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protokol hükümleri değerlendirilerek protokol hükümleri uyarınca davacıların borçlarını «ifa» edip etmedikleri, davalının protokol hükümlerine uyup uymadığı, davalı banka tarafından satışı yapılan taşınmazların satışının protokolün 3. maddesindeki usule uyg …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin hükümsüzlük · inançlı işlem · hakkın kötüye kullanılması · emredici hüküm · kısıtlılık · pasif husumet yokluğu · mahsup · pasif husumet
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 09.02.2023 tarih, 2021/463 E. ve 2023/59 K. sayılı kararı ile davacıların «protokol» hükümlerine riayet ettiği, tarafların amacının bankaya olan borçlarının bir şekilde ödenmesi olduğu, tarafların bu sözleşmeyi yapmaktaki amacının taşınmazların şeklen ihale ile bankanın mülkiyetine geçmesi değil, bir şekilde taşınmazların bankanın mülkiyetine geçirilerek değerlerinin borçtan «mahsup» edilmesi olarak belirlendiği, her ne kadar özgürlüğü aşırı ölçüde «kısıtlayan» bu hükmün «kesin hükümsüz» olabileceği düşünülebilirse de sözleşmenin «emredici» hükümlere aykırı olmayan diğer hükümlerinin geçerliliğini koruduğu, hukuken «geçersiz» bir sözleşmeye rağmen bu sözleşmeyi geçerli gibi kabul ederek «ifa» eden ve sözleşmeye uygun davranan tarafların geçersizliği ileri sürmelerinin diğer şartları da varsa «hakkın kötüye kullanılması» olarak görülebileceği gerekçeleriyle davacının «tapu iptal tescil» istemi yönünden davasının «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, menkullerin iadesi davasının reddine, «terditli» olarak ileri sürülen alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacak miktarının «protokol» ile belirlendiğini, taşınmazların mülkiyetinin intikal ettiğini, protokol gereğince SPK lisanslı ekspertizler tarafından taşınmazların değerinin belirlenmesi gerektiğini, ancak davalının protokol gereğini yerine getirmediğini, ihaleler kesinleşmesine rağmen davalının protokole uymadığını, «inançlı işlem» niteliğinde hukuki ilişkinin varlığı dikkate alınarak mahkemece değerlendirme yapılması gerekirken yapılmadığını, ilk derece mahkemesinin talepleri karşılamadığını …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11764 E. 2014/1550 K.
Ortak:protokol
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli «protokol» nedeniyle 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ve makinelerin iadesi, aynen iade mümkün değilse gayrimenkullerin ve menkullerin değeri tespit edilerek değerinin tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında düzenlenen 27.03.2008 tarihli «protokol» hükümleri incelenmemiş, dava konusu olmayan 20.03.2008 tarihli protokol incelenmiş olup dava konusu protokol hükümleri incelenmeden yapılan değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protolol hükümleri değerlendirilerek «protokol» hükümleri uyarınca davacıların borçlarını «ifa» edip etmedikleri, davalının protokol hükümlerine uyup uymadığı, davalı banka tarafından satışı yapılan taşınmazların satışının protokolün 3. maddesindeki usule uyg …
Benzer bu kararda… emizin 06.07.2009 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında varlığı çekişmeli olmayan 18.06.1997 tarihli bölüşüm «protokolünün» düzenlenip birlikte imza altına alındığı, davacı ve davalının protokol hükümlerini kısmen yerine getirmediklerinin anlaşıldığı, protokol gereğince davacıya devredilmesi gereken Ankara, Ç. ilçesi, ... ada, ... parselde bulunan (...) no'lu bağımsız «bölümün» 1/2 hissesi ile Edremit, A. ... parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 hissenin 3.şahıslara satılması nedeni ile bunların bedelini talep edebileceği, davacı vekili bilirkişi raporu ile belirlenen 100.497,76 TL tutar üzerinden davayı «ıslah» etmiş ise de, bozmadan sonra davanın ıslahı mümkün bulunmadığından ıslahın «usulden reddine» karar vermek gerektiği, gerekçesiyle, ilk davada talep edilen 10.000 TL üzerinden davanın kabulü ile 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, bozmadan sonra davanın ıslahı mümkün bulunmadığından ıslah edilen 100.497,76 TL tutar yönünden davanın usulden reddine karar v …
2- Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketlerdeki ortaklık hisselerinin davalı olan kardeşine devri konusunda «protokol» düzenlendiğini, müvekkilinin hisselerini devrettiği halde davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, protokole göre müvekkiline devri gereken menkul …
Mahkemece, davacı ile davalı gerçek kişi arasında düzenlenen «protokol» uyarınca davacının şirket hisselerini devrederek edimini yerine getirdiği, davalı gerçek kişinin ise protokol hükümlerine uymadığının kabulü ile sonuca gidilmişse de protokole taraf olmayan davalı şirketlere ne şekilde «husumet» düştüğü tartışılmaksızın, davanın tüm davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · iş bölümü · usulden reddi · ıslah · husumet
Benzer bu kararda… emizin 06.07.2009 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında varlığı çekişmeli olmayan 18.06.1997 tarihli bölüşüm «protokolünün» düzenlenip birlikte imza altına alındığı, davacı ve davalının protokol hükümlerini kısmen yerine getirmediklerinin anlaşıldığı, protokol gereğince davacıya devredilmesi gereken Ankara, Ç. ilçesi, ... ada, ... parselde bulunan (...) no'lu bağımsız «bölümün» 1/2 hissesi ile Edremit, A. ... parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 hissenin 3.şahıslara satılması nedeni ile bunların bedelini talep edebileceği, davacı vekili bilirkişi raporu ile belirlenen 100.497,76 TL tutar üzerinden davayı «ıslah» etmiş ise de, bozmadan sonra davanın ıslahı mümkün bulunmadığından ıslahın «usulden reddine» karar vermek gerektiği, gerekçesiyle, ilk davada talep edilen 10.000 TL üzerinden davanın kabulü ile 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, bozmadan sonra davanın ıslahı mümkün bulunmadığından ıslah edilen 100.497,76 TL tutar yönünden davanın usulden reddine karar v …
Mahkemece, davacı ile davalı gerçek kişi arasında düzenlenen «protokol» uyarınca davacının şirket hisselerini devrederek edimini yerine getirdiği, davalı gerçek kişinin ise protokol hükümlerine uymadığının kabulü ile sonuca gidilmişse de protokole taraf olmayan davalı şirketlere ne şekilde «husumet» düştüğü tartışılmaksızın, davanın tüm davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6809 E. 2014/9287 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · ipotek · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · bono · kefil · haciz · iflas
Benzer bu karardaD..'e ait .İlçesi, S..A..çeşme. ada . parsel, . ada.parsel, . ada . parsel, . ada . parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tesis edilen «ipotek» ile «teminat» altına alındığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında «ihtiyati haciz» kararına konu olan alacağın ipotek ile teminat altına alınmış olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının tüm borçlular yönünden kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstem, «bonoya» dayalı olarak verilen «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İcra İflas Kanunu'nun «167»/1. maddesi “Alacağı «çek», poliçe veya emre muharrer senete müstenit olan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, bu bölümdeki hususi usullere göre «haciz» yolu ile veya borçlu «iflasa» tabi şahıslardan ise iflâs yolu ile takipte bulunabilir.” hükmünü amirdir.
İhtiyati «haciz» talep eden, bu talebinde «bonoya» dayanmış olup, mahkemece verilen 26.09.2013 tarihli «ihtiyati haciz» kararı da bonoya dayalı olarak verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2575 E. 2015/10940 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3773 E. , 2021/4389 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 20.06.2019 tarih ve 2016/283-2019/312 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı şirketler ile davalı arasında çeşitli tarihleri içeren kredi işlemleri yapıldığını, 27/03/2008 tarihinde davacılar ile davalı banka arasında borcun ve hukuki ilişkinin tasfiyesine ilişkin protokol düzenlendiğini, bu protokole göre sözleşmede belirlenen davacıya ait 7 adet gayrimenkulün şeklen icra satışına konu edilmesi üzerine satışa çıkarılan gayrimenkullerin davalı banka tarafından icrada alacağa mahsuben satın alınacağının, borçlu ve kefillerin satış sürecinde herhangi bir itirazda bulunmayacaklarının, taşınmaz mülkiyetlerinin davalı bankaya intikal etmesinden sonra davalı banka tarafından SPK lisanslı ekspertiz aracılığı ile söz konusu gayrimenkullerin kıymet takdirlerinin yaptırılacağının, bu bedeller üzerinden borçtan mahsup ya da 3.şahıslara satış işlemlerinin yapılacağının, taşınmazlardan altı adedinin borç miktarını karşılaması halinde 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ve makinelerin davacılara iade edileceğinin kararlaştırıldığını, alacağın tamamı tahsil edilmesine rağmen 4305 ada 2 parselde kayıtlı taşınmaz ve bu taşınmazdaki makinelerin davacılara devredilmediğini, davalı bankaca protokole uyulmadığını, taşınmazların ekspertiz değerlerinin SPK lisanslı uzmanlar tarafından yapılması gerekirken davalı bankanın bu taahhüdünü yerine getirmeyerek davacıları zarara uğrattığını ileri sürerek sözleşme gereği davacıya iadesi gereken 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ile makinelerin eksiksiz olarak iadesine, mahkemece kabul edilmediği takdirde gayrimenkulün ve makinelerin değerinin tespit edilmesi, akde aykırılığı sebebiyle uğradığı zararın tespit edilerek, bu zararın davalı bankanın söz konusu bedelleri haksız olarak yedinde bulundurduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacıların protokolden sonra davalı bankaya hiçbir şekilde ödeme yapmadığını savunarak davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar tarafından mutabakat sağlanan borç miktarının 01/10/2010 tarihine kadar davalıya ödenmediği, dava konusu taşınmazların üçüncü şahıslara satışının talep edilmediği, dava konusu 4305 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın dava tarihinden önce üçüncü şahıslara satıldığı gerekçesiyle kayıt malikine karşı açılmış bir dava olmadığından davacının taşınmaz iadesi (tapu iptali tescil) davasının sıfat yokluğundan reddine, menkullerin iadesi davasının reddine, terditli olarak ileri sürülen alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protokol nedeniyle 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ve makinelerin iadesi, aynen iade mümkün değilse gayrimenkullerin ve menkullerin değeri tespit edilerek değerinin tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında düzenlenen 27.03.2008 tarihli protokol hükümleri incelenmemiş, dava konusu olmayan 20.03.2008 tarihli protokol incelenmiş olup dava konusu protokol hükümleri incelenmeden yapılan değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protolol hükümleri değerlendirilerek protokol hükümleri uyarınca davacıların borçlarını ifa edip etmedikleri, davalının protokol hükümlerine uyup uymadığı, davalı banka tarafından satışı yapılan taşınmazların satışının protokolün 3.
maddesindeki usule uygun olarak satılıp satılmadığı tespit edilip şayet 3. maddedeki usule uyulmamışsa protokolde belirtilen taşınmaz ve makinelerin satış bedellerinin satış tarihindeki piyasa rayiç değerleri uzman bilirkişilerce belirlenerek satışı yapılan taşınmazların rayiç toplam miktarının protokolde belirtilen borç miktarını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken dosya içeriği ile ilgisi olmayan protokol hükümlerine dayalı rapor esas alınarak yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670474500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz