Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1941 E. 2021/3306 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kanun yolu↗ taleple bağlılık ilkesi↗ taleple bağlılık↗ usuli kazanılmış hak↗ kanun yolu↗ zamanaşımı def'i↗ derdestlik↗ kazanılmış hak↗ oy yasağı↗ def'i↗ feragat↗ haksız fiil↗ zamanaşımı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara işleten ve sürücü sıfatları nedeniyle taşıma eylemlerine dayalı olarak husumet yöneltilmiş olup olayda davacı da cismani zarara uğradığına göre davalılar bakımından dava TTK’nın 765. maddesi yollaması ile mülga BK’nın 125.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, dava konusu olay 25/06/2000 tarihinde meydana gelmiş olup, ek davanın açıldığı 11.07.2011 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan, bu talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, davacı vekili 32.316,71 TL'lik talebinden feragat ettiğinden, 32.316,71 TL ile ilgili talebin feragat nedeniyle red kararı Yargıtay tarafından bozulmadığından ve kesinleşmiş olduğundan, bu konuda yeniden hüküm verilmesin gerek ve yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın 7.683.29 TL yönünden esastan reddine, artan kısım yönünden feragat nedeniyle reddine dair verilen ilk karar davacıların temyiz istemi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/7619 Esas, 2016/2566 Karar sayılı ilamı ile ‘’Davalılar vekillerinin süresinde zamanaşımı ve derdestlik itirazında bulundukları, davacı vekilinin ise dava dilekçesinde açıkça talebinin müvekkilinin yaralanması nedeniyle malullükten mi yoksa bakıcı giderine mi ilişkin olduğu anlaşılamayan bakiye maddi (malullükten)tazminat ve bakıcılık giderlerine ilişkin isteminin açıklattırıldıktan sonra öncelikle davalıların savunmaları kapsamında zamanaşımı ve derdestlik itirazı değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında değerlendirme ve tartışma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.‘’ gerekçesiyle bozulmuştur.
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740) Mahkeme kararını temyiz eden tarafın aleyhine olarak verilen bozma ilamına mahkemelerce uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmaz. Zira, mahkeme kararını temyiz kanun yolu incelemesine getirmeyen taraf lehine olacak şekilde kararın bozulması, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesindeki ‘’Taleple Bağlılık İlkesi’’ne aykırılık oluşturur.
Somut olayda; davanın bir kısmının esastan reddine dair karar davalı tarafından öncelikle zamanaşımından reddi gerektiği yönünde temyiz edilmediğinden, zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davalı yararına olacak şeklindeki Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmayacağı gözetilmeksizin, hatalı değerlendirmeye dayalı olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4425 E. 2023/3389 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · taleple bağlılık · usuli kazanılmış hak · kanun yolu · zamanaşımı def'i · derdestlik · kazanılmış hak · oy yasağı · dava şartı · zamanaşımı 10 yıllık · Tazminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda; davanın bir kısmının esastan reddine dair karar davalı tarafından öncelikle «zamanaşımından» reddi gerektiği yönünde temyiz edilmediğinden, «zamanaşımı def»’inin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davalı yararına olacak şeklindeki Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluşmayacağı gözetilmeksizin, hatalı değerlendirmeye dayalı olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın d …
739-740) Mahkeme kararını temyiz eden tarafın aleyhine olarak verilen bozma ilamına mahkemelerce uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluşmaz.
Zira, mahkeme kararını «temyiz kanun yolu» incelemesine getirmeyen taraf lehine olacak şekilde kararın bozulması, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesindeki ‘’Taleple Bağlılık İlkesi’’ne aykırılık oluşturur.
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 2014/7619 E. ve 2016/2566 K. sayılı ilamı ile ‘’Davalılar vekillerinin süresinde «zamanaşımı» ve «derdestlik» itirazında bulundukları, davacı vekilinin ise dava dilekçesinde açıkça talebinin müvekkilinin yaralanması nedeniyle malullükten mi yoksa bakıcı giderine mi ilişkin olduğu anlaşılamayan bakiye maddi (malullükten) tazminat ve bakıcılık giderlerine ilişkin isteminin açıklattırıldıktan sonra öncelikle davalıların savunmaları kapsamında zamanaşımı ve derdestlik itirazı değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında değerlendirme ve tartışma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.‘’ gerekçesiyle bozulduğu, taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremeyeceği, bu «yasağa» "aleyhe hüküm verme yasağı" denildiği, mahkeme kararını temyiz eden tarafın aleyhine olarak verilen bozma ilamına mahkemelerce uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluşmayacağı, zira, mahkeme kararını «temyiz kanun yolu» incelemesine getirmeyen taraf lehine olacak şekilde kararın bozulmasının, «taleple bağlılık» ilkesine aykırılık oluşturacağı, somut olayda; davanın bir kısmının esastan reddine dair verilen kararın davalı tarafından öncelikle zamanaşımından reddi gerektiği yönünde temyiz edilmediğinden, «zamanaşımı def»’inin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davalı yararına olacak şeklindeki Yargıtayın bozma ilamına uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmayacağı gözetilmeksizin …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli olmadığının belirtildiği, bozma ilamına uyulduğundan «usulü kazanılmış hak» kuralı gereği «zamanaşımı def»'inin nazara alınmadığı gerekçesiyle davacının 32.316,71 TL ile ilgili talebi yönünden «feragati» nedeniyle reddine, 7.683,20 TL «maddi tazminat» talebinin ise kabulü ile 7.683,20 TL'nin olay tarihi olan 25.06.2000 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve mütelsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebinin «zamanaşımına» uğradığını, kaza tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açıldığını, «derdestlik» itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının kalmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli olmadığının belirtildiği, bozma ilamına uyulduğundan «usulü kazanılmış hak» kuralı gereği «zamanaşımı def»'inin nazara alınmadığı gerekçesiyle davacının 32.316,71 TL ile ilgili talebi yönünden «feragati» nedeniyle reddine, 7.683,20 TL «maddi tazminat» talebinin ise kabulü ile 7.683,20 TL'nin olay tarihi olan 25.06.2000 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve mütelsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı Şişli 3. (İstanbul 12.) Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davada 11.087,86 TL «maddi tazminat» talebinde bulunmuş, «ıslah» dilekçesiyle talebini 7.683,29 TL olarak artırarak toplam 18.771,15 TL talepte bulunmuştur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5406 E. 2014/9355 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1942 E. 2021/1866 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · trafik kazası · rücu · mahsup · kâr kaybı · kâr dağıtımı · maddi tazminat · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının talep edebileceği sürekli iş gücü «kaybı» tazminatı miktarının 138.926,02-TL olduğu ancak SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Primsiz Aylıklar Daire Başkanlığı'nın 09.12.2014 tarihli cevabi yazısına göre davacı ...' a geçirdiği «trafik kazası» sonucu sakatlanması nedeniyle 01.10.2016 tarihinden itibaren 13. derecenin 3. kademesi üzerinden 6. derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü aylığı bağlanmış olduğu ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 155.343,58-TL olduğu, bu miktarın belirlenen tazminat miktarından «mahsup» edilmesi gerektiği, söz konusu mahsup yapıldığında davacının talep edebileceği bir iş gücü kaybı tazminatı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir …
Dava, davacının vatani görevi sırasında acemi eğitimini tamamlayarak «dağıtım» izni bitimi asıl birliği emrine katılmak üzere giderken geçirdiği «trafik kazası» sonucu sürekli iş gücü «kaybı» düzeyinde yaralanması nedeniyle açılan tazminat istemine ilişkindir.
Bu itibarla «rücuya» tabi olmayan aylıkların peşin sermaye değerinin daimi işgücü «kaybı» tazminatından «mahsup» edilmemesi gerekir.
Bu nedenlerle, davacı yararına «maddi tazminata» hükmedilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde «rücuya» tabi olmayan vazife malullüğü aylığının peşin sermaye değeri «mahsup» edilmek sureti ile maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1941 E. , 2021/3306 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 22.06.2017 tarih ve 2017/9-2017/245 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, 25.06.2000 tarihinde müvekkilinin davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu otobüste yolcu olduğu sırada, durakta inmek için düğmeye bastığını, duran otobüsten inmesi beklenmeden aracın hareket etmesi sonucu otobüsün altında kalan davacının bakıma muhtaç olacak derecede yaralandığını, bu kazada müvekkilinin sakat kaldığını ve kaza tarihinden 09.05.2010 tarihinde ölene kadar bakıcı tutarak yatağa mahkûm olarak yaşadığını ileri sürerek, Şişli 3. (İstanbul 12.) Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/883 esas sayılı dosyasında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile açmış oldukları tazminat davasının 14.12.2006 tarihinde karara çıktığını ve tüm taraflarca temyizi üzerine kararın bozulduğunu, ölüm tarihine kadar müvekkillerinin hasta bakıcı ve yardımcı ile hayatına devam etmiş olması nedeni ile tazminat taleplerinin mahkemece değerlendirilmediği için kendilerinin de kararı temyiz ettiklerini, tüm itirazları ile birlikte hasta bakıcılık ücreti açısından da kararın bozulduğunu, taleplerinin mahkeme tarafından 2.
kez ıslah yapılamayacağı gerekçesi ve hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması nedeniyle itirazlarının red edilmesi nedeniyle hak kaybına uğramamak için bu ek davayı açtıklarını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, derdestlik ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara işleten ve sürücü sıfatları nedeniyle taşıma eylemlerine dayalı olarak husumet yöneltilmiş olup olayda davacı da cismani zarara uğradığına göre davalılar bakımından dava TTK’nın 765. maddesi yollaması ile mülga BK’nın 125.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, dava konusu olay 25/06/2000 tarihinde meydana gelmiş olup, ek davanın açıldığı 11.07.2011 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan, bu talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, davacı vekili 32.316,71 TL'lik talebinden feragat ettiğinden, 32.316,71 TL ile ilgili talebin feragat nedeniyle red kararı Yargıtay tarafından bozulmadığından ve kesinleşmiş olduğundan, bu konuda yeniden hüküm verilmesin gerek ve yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın 7.683.29 TL yönünden esastan reddine, artan kısım yönünden feragat nedeniyle reddine dair verilen ilk karar davacıların temyiz istemi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/7619 Esas, 2016/2566 Karar sayılı ilamı ile ‘’Davalılar vekillerinin süresinde zamanaşımı ve derdestlik itirazında bulundukları, davacı vekilinin ise dava dilekçesinde açıkça talebinin müvekkilinin yaralanması nedeniyle malullükten mi yoksa bakıcı giderine mi ilişkin olduğu anlaşılamayan bakiye maddi (malullükten)tazminat ve bakıcılık giderlerine ilişkin isteminin açıklattırıldıktan sonra öncelikle davalıların savunmaları kapsamında zamanaşımı ve derdestlik itirazı değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında değerlendirme ve tartışma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.‘’ gerekçesiyle bozulmuştur.
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740) Mahkeme kararını temyiz eden tarafın aleyhine olarak verilen bozma ilamına mahkemelerce uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmaz. Zira, mahkeme kararını temyiz kanun yolu incelemesine getirmeyen taraf lehine olacak şekilde kararın bozulması, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesindeki ‘’Taleple Bağlılık İlkesi’’ne aykırılık oluşturur.
Somut olayda; davanın bir kısmının esastan reddine dair karar davalı tarafından öncelikle zamanaşımından reddi gerektiği yönünde temyiz edilmediğinden, zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davalı yararına olacak şeklindeki Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmayacağı gözetilmeksizin, hatalı değerlendirmeye dayalı olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 05.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670463300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz