6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1941 E. 2021/3306 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Usul tespitleri

Zamanaşımı
10 yıllık
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kanun yolu taleple bağlılık ilkesi taleple bağlılık usuli kazanılmış hak kanun yolu zamanaşımı def'i derdestlik kazanılmış hak oy yasağı def'i feragat haksız fiil zamanaşımı husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 26 · BK — BK 125 · TTK — TTK 765

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara işleten ve sürücü sıfatları nedeniyle taşıma eylemlerine dayalı olarak husumet yöneltilmiş olup olayda davacı da cismani zarara uğradığına göre davalılar bakımından dava TTK’nın 765. maddesi yollaması ile mülga BK’nın 125.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, dava konusu olay 25/06/2000 tarihinde meydana gelmiş olup, ek davanın açıldığı 11.07.2011 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan, bu talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, davacı vekili 32.316,71 TL'lik talebinden feragat ettiğinden, 32.316,71 TL ile ilgili talebin feragat nedeniyle red kararı Yargıtay tarafından bozulmadığından ve kesinleşmiş olduğundan, bu konuda yeniden hüküm verilmesin gerek ve yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın 7.683.29 TL yönünden esastan reddine, artan kısım yönünden feragat nedeniyle reddine dair verilen ilk karar davacıların temyiz istemi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/7619 Esas, 2016/2566 Karar sayılı ilamı ile ‘’Davalılar vekillerinin süresinde zamanaşımı ve derdestlik itirazında bulundukları, davacı vekilinin ise dava dilekçesinde açıkça talebinin müvekkilinin yaralanması nedeniyle malullükten mi yoksa bakıcı giderine mi ilişkin olduğu anlaşılamayan bakiye maddi (malullükten)tazminat ve bakıcılık giderlerine ilişkin isteminin açıklattırıldıktan sonra öncelikle davalıların savunmaları kapsamında zamanaşımı ve derdestlik itirazı değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında değerlendirme ve tartışma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.‘’ gerekçesiyle bozulmuştur.

Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740) Mahkeme kararını temyiz eden tarafın aleyhine olarak verilen bozma ilamına mahkemelerce uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmaz. Zira, mahkeme kararını temyiz kanun yolu incelemesine getirmeyen taraf lehine olacak şekilde kararın bozulması, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesindeki ‘’Taleple Bağlılık İlkesi’’ne aykırılık oluşturur.

Somut olayda; davanın bir kısmının esastan reddine dair karar davalı tarafından öncelikle zamanaşımından reddi gerektiği yönünde temyiz edilmediğinden, zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davalı yararına olacak şeklindeki Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmayacağı gözetilmeksizin, hatalı değerlendirmeye dayalı olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4425 E. 2023/3389 K.

    Ortak: · dava şartı · zamanaşımı 10 yıllık · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5406 E. 2014/9355 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1942 E. 2021/1866 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/1941 E.  ,  2021/3306 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 22.06.2017 tarih ve 2017/9-2017/245 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, 25.06.2000 tarihinde müvekkilinin davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu otobüste yolcu olduğu sırada, durakta inmek için düğmeye bastığını, duran otobüsten inmesi beklenmeden aracın hareket etmesi sonucu otobüsün altında kalan davacının bakıma muhtaç olacak derecede yaralandığını, bu kazada müvekkilinin sakat kaldığını ve kaza tarihinden 09.05.2010 tarihinde ölene kadar bakıcı tutarak yatağa mahkûm olarak yaşadığını ileri sürerek, Şişli 3. (İstanbul 12.) Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/883 esas sayılı dosyasında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile açmış oldukları tazminat davasının 14.12.2006 tarihinde karara çıktığını ve tüm taraflarca temyizi üzerine kararın bozulduğunu, ölüm tarihine kadar müvekkillerinin hasta bakıcı ve yardımcı ile hayatına devam etmiş olması nedeni ile tazminat taleplerinin mahkemece değerlendirilmediği için kendilerinin de kararı temyiz ettiklerini, tüm itirazları ile birlikte hasta bakıcılık ücreti açısından da kararın bozulduğunu, taleplerinin mahkeme tarafından 2.

kez ıslah yapılamayacağı gerekçesi ve hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması nedeniyle itirazlarının red edilmesi nedeniyle hak kaybına uğramamak için bu ek davayı açtıklarını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekilleri, derdestlik ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara işleten ve sürücü sıfatları nedeniyle taşıma eylemlerine dayalı olarak husumet yöneltilmiş olup olayda davacı da cismani zarara uğradığına göre davalılar bakımından dava TTK’nın 765. maddesi yollaması ile mülga BK’nın 125.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, dava konusu olay 25/06/2000 tarihinde meydana gelmiş olup, ek davanın açıldığı 11.07.2011 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan, bu talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, davacı vekili 32.316,71 TL'lik talebinden feragat ettiğinden, 32.316,71 TL ile ilgili talebin feragat nedeniyle red kararı Yargıtay tarafından bozulmadığından ve kesinleşmiş olduğundan, bu konuda yeniden hüküm verilmesin gerek ve yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın 7.683.29 TL yönünden esastan reddine, artan kısım yönünden feragat nedeniyle reddine dair verilen ilk karar davacıların temyiz istemi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/7619 Esas, 2016/2566 Karar sayılı ilamı ile ‘’Davalılar vekillerinin süresinde zamanaşımı ve derdestlik itirazında bulundukları, davacı vekilinin ise dava dilekçesinde açıkça talebinin müvekkilinin yaralanması nedeniyle malullükten mi yoksa bakıcı giderine mi ilişkin olduğu anlaşılamayan bakiye maddi (malullükten)tazminat ve bakıcılık giderlerine ilişkin isteminin açıklattırıldıktan sonra öncelikle davalıların savunmaları kapsamında zamanaşımı ve derdestlik itirazı değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında değerlendirme ve tartışma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.‘’ gerekçesiyle bozulmuştur.

Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740) Mahkeme kararını temyiz eden tarafın aleyhine olarak verilen bozma ilamına mahkemelerce uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmaz. Zira, mahkeme kararını temyiz kanun yolu incelemesine getirmeyen taraf lehine olacak şekilde kararın bozulması, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesindeki ‘’Taleple Bağlılık İlkesi’’ne aykırılık oluşturur.

Somut olayda; davanın bir kısmının esastan reddine dair karar davalı tarafından öncelikle zamanaşımından reddi gerektiği yönünde temyiz edilmediğinden, zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davalı yararına olacak şeklindeki Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmayacağı gözetilmeksizin, hatalı değerlendirmeye dayalı olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 05.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670463300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.