Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1942 E. 2021/1866 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücu davası↗ trafik kazası↗ rücu↗ mahsup↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ maddi tazminat↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının talep edebileceği sürekli iş gücü kaybı tazminatı miktarının 138.926,02-TL olduğu ancak SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Primsiz Aylıklar Daire Başkanlığı'nın 09.12.2014 tarihli cevabi yazısına göre davacı ...' a geçirdiği trafik kazası sonucu sakatlanması nedeniyle 01.10.2016 tarihinden itibaren 13. derecenin 3. kademesi üzerinden 6. derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü aylığı bağlanmış olduğu ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 155.343,58-TL olduğu, bu miktarın belirlenen tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiği, söz konusu mahsup yapıldığında davacının talep edebileceği bir iş gücü kaybı tazminatı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının vatani görevi sırasında acemi eğitimini tamamlayarak dağıtım izni bitimi asıl birliği emrine katılmak üzere giderken geçirdiği trafik kazası sonucu sürekli iş gücü kaybı düzeyinde yaralanması nedeniyle açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının maddi tazminat istemi, davacıya bağlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü aylığının peşin sermaye değeri mahsup edilmek sureti ile reddedilmiştir.
Trafik kazasında, yolcu durumunda olan davacı kusursuzdur. Davacı er olup, sivil yaşamında sigortalı çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Olay sırasında sürekli iş göremez biçimde yaralanmış ve SGK Vazife Malullüğü Tespit Kurulu kararı ile davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 16.07.2018 tarihli, 2015/13601 E., 2018/7200 K. sayılı dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi kararı uyarınca mahkemece, SGK’ dan dava konusu kazada davacıya bağlanan vazife malullüğü aylığının peşin sermaye değerinin, ödemenin niteliği ve ödemenin zarar sorumlusu davalıya rücu imkanı bulunup bulunmadığı ve SGK tarafından yapılan ödeme nedeniyle açılmış rücu davası bulunup bulunmadığı, açılmış ise akıbetinin ne olduğu sorulmuş, SGK’nın cevabı yazısı ile davacıya bağlanan vazife malul aylığı ve ikramiyesinin rücuya tabi olmadığı ve konuya ilişkin kurumlarınca açılan bir dava bulunmadığı anlaşılmıştır. 5510 sayılı Kanunun 39/2. maddesi gereğince, malullük, vazife malullüğü veya ölüm hali, kamu görevlilerinin veya er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan aylıklar için SGK tarafından kurumlarına ve ilgilere rücu edilmez. Bu itibarla rücuya tabi olmayan aylıkların peşin sermaye değerinin daimi işgücü kaybı tazminatından mahsup edilmemesi gerekir. Tazminat yükümlüsü olan davalı, davacının SGK’ dan yasa gereği aldığı aylığın ödeyecekleri tazminattan indirilmesini isteyemez. Davacıya verdikleri zararın tam karşılığını ona ödemekle yükümlüdürler. Bu nedenlerle, davacı yararına maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde rücuya tabi olmayan vazife malullüğü aylığının peşin sermaye değeri mahsup edilmek sureti ile maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6290 E. 2023/5894 K.
Ortak:rücu davası · trafik kazası · rücu · mahsup · kâr kaybı · kâr dağıtımı · maddi tazminat · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının talep edebileceği sürekli iş gücü «kaybı» tazminatı miktarının 138.926,02-TL olduğu ancak SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Primsiz Aylıklar Daire Başkanlığı'nın 09.12.2014 tarihli cevabi yazısına göre davacı ...' a geçirdiği «trafik kazası» sonucu sakatlanması nedeniyle 01.10.2016 tarihinden itibaren 13. derecenin 3. kademesi üzerinden 6. derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü aylığı bağlanmış olduğu ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 155.343,58-TL olduğu, bu miktarın belirlenen tazminat miktarından «mahsup» edilmesi gerektiği, söz konusu mahsup yapıldığında davacının talep edebileceği bir iş gücü kaybı tazminatı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir …
Dava, davacının vatani görevi sırasında acemi eğitimini tamamlayarak «dağıtım» izni bitimi asıl birliği emrine katılmak üzere giderken geçirdiği «trafik kazası» sonucu sürekli iş gücü «kaybı» düzeyinde yaralanması nedeniyle açılan tazminat istemine ilişkindir.
Bu itibarla «rücuya» tabi olmayan aylıkların peşin sermaye değerinin daimi işgücü «kaybı» tazminatından «mahsup» edilmemesi gerekir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, sürekli iş gücü «kaybı» tazminatı istemine ilişkindir.
… an bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mümeyyiz davalı vekilince, birleşen davaya ilişkin olarak «zamanaşımı» definde bulunulmuş ise de somut olaya uygulanması gereken 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin, «maddi tazminat» talepleri için de geçerli olduğunun ve zamanaşımının, tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi halinde, sigortacıya karşı da kesilmiş sayılacağının belirtilmesine, kazaya karışan aracın sürücüsünün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılanıp mahkum edilmesine, aynı Kanun'un 66 ncı maddesine göre anılan suç bakımından öngürülen ceza dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olmasına, kazanın 12.02.2006 tarihinde gerçekleşmiş olduğu gözetildiğinde birleşen davanın açıldığı 02.01.2019 tarihi itibariyle «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin henüz dolmamış olmasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davaların birleştirilmesi · poliçe limiti · mali sorumluluk sigortası · uzamış ceza zamanaşımı · infazda tereddüt · sigorta teminatı · ceza zamanaşımı · sorumluluk sigortası
Benzer bu kararda… an bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mümeyyiz davalı vekilince, birleşen davaya ilişkin olarak «zamanaşımı» definde bulunulmuş ise de somut olaya uygulanması gereken 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin, «maddi tazminat» talepleri için de geçerli olduğunun ve zamanaşımının, tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi halinde, sigortacıya karşı da kesilmiş sayılacağının belirtilmesine, kazaya karışan aracın sürücüsünün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılanıp mahkum edilmesine, aynı Kanun'un 66 ncı maddesine göre anılan suç bakımından öngürülen ceza dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olmasına, kazanın 12.02.2006 tarihinde gerçekleşmiş olduğu gözetildiğinde birleşen davanın açıldığı 02.01.2019 tarihi itibariyle «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin henüz dolmamış olmasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Mahkemece, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin ikinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde, mümeyyiz davalının «poliçe limiti» ile sınırlı olduğu belirtilmiş ise de «infazda tereddüte» sebep olabilecek bir şekilde bu limitin açıkça gösterilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
… addesi hükmüyle, yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari «mali sorumluluk sigortacısı» bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörülmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.
Davalı ..., davaya konu aracı, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile «sigorta teminatı» altına almış olup, poliçede, sigorta şirketinin, bedensel zarar halinde kişi başına 57.500,00 TL limitle sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1942 E. , 2021/1866 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.02.2015 tarih ve 2014/281 E. - 2015/41 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete ait yolcu otobüsünün 12.02.2006 tarihinde arıza yapması nedeniyle yol kenarında bekleyen otobüse tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu çarparak yuvarlanması sonucu araç içerisinde yolcu olan davacı ... 'ın ağır yaralanarak beden gücü kaybına uğradığını, araç sürücüsü...’ın tam kusurlu olduğunu, bu kaza nedeniyle manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak açtıkları davada alınan adli tıp raporuna göre davacının %30,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğini, ömür boyu sakat kaldığını, kaza sırasında yolcu olarak bulunan kişilerin kusura katılımının söz konusu olmadığı nedeni ile tazminatın tam kusura göre ödenmesi gerektiğini, yaşanan kaza sonrasında malul kalan davacının maddi zararı olduğunu ileri sürerek şimdilik 100,00 .- TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, belirsiz alacak davası şartları bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, esas bakımından davacıya 90.000,00.-TL tazminatın ödendiğinden davacının bir alacak hakkı kalmadığını, otobüs işleteninin davalı şirket olmayıp Eraydın Nakliyet Turizm İnşaat Ltd. Şti. olduğunu, talebin zamanaşımına uğramış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının talep edebileceği sürekli iş gücü kaybı tazminatı miktarının 138.926,02-TL olduğu ancak SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Primsiz Aylıklar Daire Başkanlığı'nın 09.12.2014 tarihli cevabi yazısına göre davacı ...' a geçirdiği trafik kazası sonucu sakatlanması nedeniyle 01.10.2016 tarihinden itibaren 13. derecenin 3. kademesi üzerinden 6. derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü aylığı bağlanmış olduğu ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 155.343,58-TL olduğu, bu miktarın belirlenen tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiği, söz konusu mahsup yapıldığında davacının talep edebileceği bir iş gücü kaybı tazminatı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının vatani görevi sırasında acemi eğitimini tamamlayarak dağıtım izni bitimi asıl birliği emrine katılmak üzere giderken geçirdiği trafik kazası sonucu sürekli iş gücü kaybı düzeyinde yaralanması nedeniyle açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının maddi tazminat istemi, davacıya bağlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü aylığının peşin sermaye değeri mahsup edilmek sureti ile reddedilmiştir.
Trafik kazasında, yolcu durumunda olan davacı kusursuzdur. Davacı er olup, sivil yaşamında sigortalı çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Olay sırasında sürekli iş göremez biçimde yaralanmış ve SGK Vazife Malullüğü Tespit Kurulu kararı ile davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 16.07.2018 tarihli, 2015/13601 E., 2018/7200 K. sayılı dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi kararı uyarınca mahkemece, SGK’ dan dava konusu kazada davacıya bağlanan vazife malullüğü aylığının peşin sermaye değerinin, ödemenin niteliği ve ödemenin zarar sorumlusu davalıya rücu imkanı bulunup bulunmadığı ve SGK tarafından yapılan ödeme nedeniyle açılmış rücu davası bulunup bulunmadığı, açılmış ise akıbetinin ne olduğu sorulmuş, SGK’nın cevabı yazısı ile davacıya bağlanan vazife malul aylığı ve ikramiyesinin rücuya tabi olmadığı ve konuya ilişkin kurumlarınca açılan bir dava bulunmadığı anlaşılmıştır.
5510 sayılı Kanunun 39/2. maddesi gereğince, malullük, vazife malullüğü veya ölüm hali, kamu görevlilerinin veya er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan aylıklar için SGK tarafından kurumlarına ve ilgilere rücu edilmez. Bu itibarla rücuya tabi olmayan aylıkların peşin sermaye değerinin daimi işgücü kaybı tazminatından mahsup edilmemesi gerekir. Tazminat yükümlüsü olan davalı, davacının SGK’ dan yasa gereği aldığı aylığın ödeyecekleri tazminattan indirilmesini isteyemez.
Davacıya verdikleri zararın tam karşılığını ona ödemekle yükümlüdürler. Bu nedenlerle, davacı yararına maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde rücuya tabi olmayan vazife malullüğü aylığının peşin sermaye değeri mahsup edilmek sureti ile maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/645940400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz