Ticaret unvanı terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/968 E. 2021/3985 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki güvenlik ilkesi↗ re'sen gözetilme↗ yeniden tescil↗ kazanılmış hak↗ kâr dağıtımı↗ terkin↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, kesinleşen konularda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı adına 2003/36960 tescil no.lu markanın 43. sınıftaki “Yiyecek ve İçecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri... yiyecek ve içeceklerin hazırlanması, dağıtımı ve sunulması hizmetleri (üçüncü şahıslar adına) ziyafet düzenleme hizmetleri” bakımından hükümsüzlük isteminin kabulüne, kararın kesinleşmesini müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili emtia sınıfı ile ilgili olarak sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Dava, davalı adına tescilli 2003/36960 sayılı NAMLI ve 171835 sayılı N NAMLI+ Şekil markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, aynı zamanda davalının ticaret unvanında yer alan NAMLI ibaresinin de terkinine karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece ticaret ünvanı terkin talebi ile 171835 sayılı N NAMLI+ Şekil markasının hükümsüzlüğü talebinin reddine, 2003/36960 sayılı NAMLI markasının ise 43. sınıftaki bazı hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Anayasımızın 2.maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal hukuk devletinde, “hukuk güvenliği” temel bir ilkedir (AYM’nin 30.11.2007, E.2006/61, K.2007/91, RG.23.02.2008, S.26796; ve 17.01.2008, E.2007/21, K.2008/40. sayılı kararları). Hukuki güvenlik ilkesi gereği, mevcut yasal düzenlemelere göre hareket eden kişilerin, bu yasal düzenlemeler nedeniyle tabi oldukları hukuki durumlarının kural olarak yeni uygulamalarla değiştirilmemesi esastır. Hukuki güvenlik ilkesi ise, kazanılmış hakların korunmasını gerektirir. Kazanılmış hakların korunması aynı zamanda kamu düzeninden olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerekir.
Dairemizin 19.09.2008 tarih, 2007/7547 E., 2008/10251 K. sayılı "ECE LADY/ECE TOFF" kararında da zikredildiği üzere marka sahibinin uzun yıllardır kullandığı markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi kazanılmış hakların korunması ilkesinin bir gereği olarak görülmektedir. Ancak başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için hakka dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir marka ya da işarete yanaşılmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gerekir.
Somut olayda, davalı şirket adına 12.06.1997 tarihinden itibaren tescilli olan 1996/011467 sayılı markanın “kafeterya, restaurant işletmeciliği, catering(hazır yemek yapım ve dağıtım) hizmetleri' 'ni kapsadığı ve ayırt edici unsurunun ise “NAMLI” ibaresi olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilen 2003/36960 markanın da “NAMLI” ibaresinden oluştuğu, davalı tarafın markayı uzun yıllardır tescil kapsamındaki hizmetlerde kullandığını ileri sürdüğü ve en başından bu yana kazanılmış hak savunmasında bulunduğu halde, Mahkemece, Dairemizin yukarıda bahsi geçen yerleşik kararları doğrultusunda bir değerlendirme yapılmaksızın 2003/36960 sayılı NAMLI markanın 43. sınıftaki bazı hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3192 E. 2012/2629 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son · Ticaret unvanı terkini
İncelediğiniz kararda… ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir marka ya da işarete yanaşılmaması ve «son» olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle «yeniden tescil» ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gerekir.
Benzer bu karardaBu tarih itibariyle yürürlükte olan 556 Sayılı KHK' nin 7/«son» maddesi uyarınca bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise (b), (c) ve (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.
Bu itibarla mahkemece 26.06.2004 tarih ve 5194 sayılı Yasa ile 556 sayılı KHK’nin 7/«son» fıkrası değiştirilerek fıkradaki (b) bendi hükümden kaldırılıp yerine (a) bendi getirildiğinden davalının “NAMLI” ibaresine kullanımla «ayırt edicilik» kazandırıldığı iddiasını da ancak yasal değişikliğin yürürlüğe girdiği 26.06.2004 tarihine kadar geçen süre içerisinde ..../... gerçekleştirdiğini kanıtlaması gerekir.
O halde mahkemece davalının 556 sayılı KHK'nin 7/«son» maddesi gereğince dava konusu “NAMLI” markasının kullanımla ayırt edici nitelik kazanıp kazanmadığının bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak yada yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · kâr kaybı · ticaret sicili · ayırt edicilik
Benzer bu karardaSınıfta 02.08.1996 tarihinden itibaren davalı adına tescil edildiği, yine davalı şirketin 21.02.1991 tarihinde «ticaret siciline» hali hazırdaki unvanı ile tescil edildiği, davacının «ticaret unvanının» ise Namlı Kebap Salonu - ... olduğu ve 09.12.1981 tarihinde tescil edilerek 14.12.1981 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, davacının bu tarihi takip eden ve makul dava açma süresi olan 5 yılı aşkın yaklaşık 16 yıl gibi bir süre geçtikten sonra davayı açtığı ve bu suretle sessiz kalma suretiyle hak «kaybına» uğradığı anlaşıldığından, ticaret unvanının sicilden terkinine yönelik talebin reddine karar vermek gerektiği, yine davacının davanın açılma tarihinden 30 yıl ve d …
Kebap Salonu ve Namlı Restoran ibarelerini kullandığı, Beşiktaş İlçe Hükümet Tabipliği yazısında görüldüğü üzere 1981 yılında yani davalının «ticaret sicile» unvan tescilinden ve markaların tescili başvurusundan çok önce Namlı ibaresi ile kebap salonu ve restoran işletmek üzere çalışma ruhsatnamesi aldığı ve Namlı ibare …
Bu itibarla mahkemece 26.06.2004 tarih ve 5194 sayılı Yasa ile 556 sayılı KHK’nin 7/«son» fıkrası değiştirilerek fıkradaki (b) bendi hükümden kaldırılıp yerine (a) bendi getirildiğinden davalının “NAMLI” ibaresine kullanımla «ayırt edicilik» kazandırıldığı iddiasını da ancak yasal değişikliğin yürürlüğe girdiği 26.06.2004 tarihine kadar geçen süre içerisinde ..../... gerçekleştirdiğini kanıtlaması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3488 E. 2024/1089 K.
Ortak:terkin
İncelediğiniz kararda… sicilden terkinine, aynı zamanda davalının ticaret unvanında yer alan NAMLI ibaresinin de terkinine karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece ticaret ünvanı «terkin» talebi ile 171835 sayılı N NAMLI+ Şekil markasının hükümsüzlüğü talebinin reddine, 2003/36960 sayılı NAMLI markasının ise 43. sınıftaki bazı hizmetler yönünden hük …
Benzer bu karardaMahkemece 18.11.2019 tarih, 2019/24 E. ve 2019/185 K. sayılı kararı ile tescilli marka için mutlak ret «sebebinin» devam ettiği ve mutlak ret sebeplerinin her durumda incelenebileceği, dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak ret sebepleri bakımından herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı, davacının dava «hakkını kötüye kullandığının» söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · hak düşürücü süre · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece 18.11.2019 tarih, 2019/24 E. ve 2019/185 K. sayılı kararı ile tescilli marka için mutlak ret «sebebinin» devam ettiği ve mutlak ret sebeplerinin her durumda incelenebileceği, dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak ret sebepleri bakımından herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı, davacının dava «hakkını kötüye kullandığının» söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davacı tarafça sessiz kalınması ve ret «sebebine» ilişkin beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıya ait marka için mutlak ret sebeplerinin gerçekleştiğini, 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» tanınmamış markalar için kıyas yoluyla uygulanmayacağını, mutlak ret nedenlerinin her koşulda incelenmesi gerektiğini, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, mülga 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen mutlak red «sebebine» dayalı hükümsüzlük iddiasına ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1587 E. 2023/5050 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · iptal davası · ortalama tüketici · kötüniyet · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… u, davalı şirketin 2016/60380 sayılı ve "namlıdağ" ibareli marka tescil başvurusunun, müvekkilinin markaları ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğunu, «iltibas» tehlikesinin oluştuğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının davalı kurum tarafından reddedildiğini, davalı şirketin davacının tanınmış markasını tescil ettirmesinin «kötüniyetli» olduğunu, davalı şirketin marka başvurusunun davacının «ticaret unvanının» çekirdek unsurunu da ihtiva ettiğini ileri sürerek, davalı TPMK YİDK'in 13.02.2018 tarihli ve 2018/M-1003 sayılı kararının iptaline ve diğer davalı markasının hükü …
… ikte markaların kapsamında yer alan hizmetlerin aynı ve aynı türden olması, davacının NAMLI ibareli seri nitelikte markalarının bulunması nedenleri ile somut olayda «iltibas» tehlikesinin oluştuğu, «ortalama tüketici» aynı hizmetleri sunacak olan markaların birbirinin serisi olduğunu düşünebileceği gibi, işletmeler arasında idari ya da ekonomik bir bağ olduğunu da düşünebileceği, ayrıca ortalama tüketici davacının markası zannederek davalının markasına yönelebileceği ve böylelikle markaların karıştırılabileceği, bu nedenle somut olayda davalının dava konusu marka başvurusu ile davacının 2003/36960, 2008/34847, 2011/103864, 2011/103869, 2012/70083, 2013/86196, 2014/34991, 2014/34997, 2016/43574 sayılı markaları arasında mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (mülga 556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne TPMK YİDK'in 2018/M-1003 sayılı kararının «iptaline, davaya» konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
… aza konu markalardan uzaklaştığı ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirme ihtimali de «dahil» olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığının anlaşıldığının belirtildiğini; ayrıca ihtilaf konusu hizmetler için tüketicinin dikkat düzeyini …
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin 1931 yılından beri faaliyette bulunduğunu, uzun yıllardır "Çamlıdağ" adı altında Samsun’da hizmet verdiğini, taraf markaları arasında «iltibas» tehlikesinin oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/968 E. , 2021/3985 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.11.2018 gün ve 2017/418 - 2018/425 sayılı kararı onayan Daire'nin 10.12.2019 gün ve 2019/1283 - 2019/8040 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “NAMLI” markasını 1974 yılından bu yana kullandığını, söz konusu marka ile ilgili büyük ekonomik yatırımlarda bulunarak ayırt edici niteliğe kavuşturduğunu, müvekkilinin “NAMLI” markasını hizmet verdiği restoran hizmetleri ile ilgili olarak 1985 yılında 88013 sayılı tescil belgesi ile marka olarak kendi adına tescil ettirdiğini, hal böyle iken davalının müvekkiline ait dava konusu markayı ticaret unvanında kullandığını ve hizmet verdiği pastırmacılık faaliyetinin yanı sıra müvekkilinin faaliyet verdiği restoran ismi olarak haksız ve kötü niyetli olarak kullanmaya başladığını, ayrıca davalının söz konusu markayı kendi adına tescil ettirdiğini ve bu durumun müvekkili haklarına zarar verdiğini ileri sürerek, dava konusu “NAMLI” markasının davalı adına yapılan 2003/36960 sayılı ve 171835 sayılı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, aynı zamanda davalının ticaret unvanında yer alan “NAMLI” ibaresinin de terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin "NAMLI" ibaresini 21.02.1991 tarihinden itibaren ticaret unvanı olarak, 02.08.1996 tarihinden itibaren de marka olarak kullandığını, söz konusu markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu savunarak reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, kesinleşen konularda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı adına 2003/36960 tescil no.lu markanın 43. sınıftaki “Yiyecek ve İçecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri... yiyecek ve içeceklerin hazırlanması, dağıtımı ve sunulması hizmetleri (üçüncü şahıslar adına) ziyafet düzenleme hizmetleri” bakımından hükümsüzlük isteminin kabulüne, kararın kesinleşmesini müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili emtia sınıfı ile ilgili olarak sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Dava, davalı adına tescilli 2003/36960 sayılı NAMLI ve 171835 sayılı N NAMLI+ Şekil markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, aynı zamanda davalının ticaret unvanında yer alan NAMLI ibaresinin de terkinine karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece ticaret ünvanı terkin talebi ile 171835 sayılı N NAMLI+ Şekil markasının hükümsüzlüğü talebinin reddine, 2003/36960 sayılı NAMLI markasının ise 43. sınıftaki bazı hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Anayasımızın 2.maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal hukuk devletinde, “hukuk güvenliği” temel bir ilkedir (AYM’nin 30.11.2007, E.2006/61, K.2007/91, RG.23.02.2008, S.26796; ve 17.01.2008, E.2007/21, K.2008/40. sayılı kararları). Hukuki güvenlik ilkesi gereği, mevcut yasal düzenlemelere göre hareket eden kişilerin, bu yasal düzenlemeler nedeniyle tabi oldukları hukuki durumlarının kural olarak yeni uygulamalarla değiştirilmemesi esastır. Hukuki güvenlik ilkesi ise, kazanılmış hakların korunmasını gerektirir. Kazanılmış hakların korunması aynı zamanda kamu düzeninden olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerekir.
Dairemizin 19.09.2008 tarih, 2007/7547 E., 2008/10251 K. sayılı "ECE LADY/ECE TOFF" kararında da zikredildiği üzere marka sahibinin uzun yıllardır kullandığı markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi kazanılmış hakların korunması ilkesinin bir gereği olarak görülmektedir. Ancak başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için hakka dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir marka ya da işarete yanaşılmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gerekir.
Somut olayda, davalı şirket adına 12.06.1997 tarihinden itibaren tescilli olan 1996/011467 sayılı markanın “kafeterya, restaurant işletmeciliği, catering(hazır yemek yapım ve dağıtım) hizmetleri' 'ni kapsadığı ve ayırt edici unsurunun ise “NAMLI” ibaresi olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilen 2003/36960 markanın da “NAMLI” ibaresinden oluştuğu, davalı tarafın markayı uzun yıllardır tescil kapsamındaki hizmetlerde kullandığını ileri sürdüğü ve en başından bu yana kazanılmış hak savunmasında bulunduğu halde, Mahkemece, Dairemizin yukarıda bahsi geçen yerleşik kararları doğrultusunda bir değerlendirme yapılmaksızın 2003/36960 sayılı NAMLI markanın 43. sınıftaki bazı hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam, ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 22.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670458500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz