İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4974 E. 2021/2537 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
avans iadesi↗ avans çeki↗ asgari alım taahhüdü↗ taşeron sözleşmesi↗ alım taahhüdü↗ ifa imkansızlığı↗ cari hesap alacağı↗ bedel iadesi↗ mutabakat↗ itirazın iptali davası↗ bloke↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ infaz↗ ifa↗ fesih↗ iptal davası↗ uyuşmazlık konusu↗ ihtar↗ ticari defter↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ ihtarname↗ çek↗ taşıyan↗ kusur↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacının davalıya avans çeki olarak düzenlediği toplam 400.000,00 USD tutarlı 16 adet çekin ödendiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 222.568,58 USD tutarında cari hesap alacağı bulunduğu ve bu durumun her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının 28.01.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ise sözleşme ile taahhüt edilen ürünü teslim ettiğini kanıtlayamadığı, davacının alım taahhüdünü ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de, bu yoldaki savunmasını kanıtlayamadığı, davalının sözleşmenin fesihe ilişkin 6. maddesi uyarınca bakiye alacağın mermer ile karşılanması gerektiğine dair itirazının yerinde olmadığı, mutabakat metninde ki imzanın aslı sunulmadığından incelenemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, davalıya sözleşme gereği satış bedelini çekler ile ödediği, çek bedellerinin tahsil edildiği, davalının 222.568,57 USD bedelli malı teslim etmediğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, davacının talep ettiği palissandro cinsi mermerin davalı tarafından temin edilemediği zira davalının bu cins mermer üretiminin yapıldığı yerde ne ruhsat sahibi ne de işletmeci olduğu, bu tür mermer sahasında davalının, dava dışı şirketle taşeronluk sözleşmesi imzaladığını, davalı, sözleşme ile üstlendiği "Palissandro" cinsi mermer ocağı ruhsat sahibi ve işletmecisi olmadığından bu cins mermeri temin ederek teslim etmesine olanak bulunmadığından edimin ifasının imkansızlığının mevcut olduğu, davalının taahhüdünü yerine getirdiğini ispatlayamadığından, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshinin kabul edilemeyeceği ve fesih ile ilgili sözlşemenin 6. maddesi’nin de uygulama imkanı olmadığı, ifa imkansızlığı nedeniyle davacının teslim almadığı ürün bedellerini iade talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 07.02.2015 tarihinde düzenlendiği iddia edilen mutabakat metninden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında mutabakat yapıldığına dair davalı imzasını taşıyan belge aslı sunulmamış ise de tarafların defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda davacının halen 222.568,57 USD fazla ödemesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, sözleşmenin davalı kusuru nedeniyle sona erdiğini iddia ederek bakiye avansın aynen tahsilini talep etmiş, davalı ise mal teslimine hazır olduğunu ve nezdinde bulunan bu alacağın mal teslim edilmek suretiyle ödenmesi gerektiğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki 28.01.2014 tarihli sözleşme metni ile karşılıklı ihtarname ve cevaplar incelendiğinde, davalının edimi golden grey ve palissandro cinsi iki tür mermer teslimini içermekte ise de bunların toplam teslimat içinde hangi orana tekabül edeceği hususunda ayrıntılı bir düzenleme yapılmadığı ayrıca davacının eksik teslim edildiğini belirttiği palissandro türü mermerle ilgili sipariş geçtiği ve bunun teslim edilmediğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı görülmektedir. Bu arada davacının asgari alım taahhütüne uymaması nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin 6. maddesine göre ihtar çekildiği ve ihtar gereklerinin yapılmaması üzerine bilahare feshedildiği görülmektedir.
Bu durumda sözleşme feshedilmekle, davalı nezdindeki bakiye avansın iadesi gerekmekle beraber sözleşmenin 6. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan “Alıcı tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından blok mermer alacaktır.” hükmü karşısında avansın geri iadesi değil ancak sözleşme hükümleri çerçevesinde mal sipariş verilmek suretiyle tasfiye edilmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge adliye mahkemesince davalının gerçekte mermer ocağı işletmecisi olmadığı ve bu nedenle edimi palissandro mermer türünden ifasının imkansızlığına değinilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği noktasında mermer ocağı işletmecisi olmanın esaslı bir unsur olmayacağı, hükmün infazı açısından tereddüt doğuracak ihtimalin bulunması halinde mahkemece yapılacak iş; öncelikle aynen teslim, bu mümkün olmadığı takdirde bedelin iadesine karar verilmesi şeklinde olacaktır. Ancak, davanın itirazın iptali davası olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek, takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya içeriği ile bağdaşmayan yazılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/194 E. 2023/3070 K.
Ortak:alım taahhüdü · bedel iadesi · mutabakat · itirazın iptali davası · bloke · infaz · fesih · iptal davası · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacının davalıya «avans çeki» olarak düzenlediği toplam 400.000,00 USD tutarlı 16 adet çekin ödendiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 222.568,58 USD tutarında «cari hesap alacağı» bulunduğu ve bu durumun her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacının 28.01.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ise sözleşme ile «taahhüt» edilen ürünü «teslim» ettiğini kanıtlayamadığı, davacının «alım taahhüdünü» ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de, bu yoldaki savunmasını kanıtlayamadığı, davalının sözleşmenin «fesihe» ilişkin 6. maddesi uyarınca bakiye alacağın mermer ile karşılanması gerektiğine dair itirazının yerinde olmadığı, «mutabakat» metninde ki imzanın aslı sunulmadığından incelenemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, davalıya sözleşme gereği satış bedelini çekler ile ödediği, «çek» bedellerinin tahsil edildiği, davalının 222.568,57 USD bedelli malı «teslim» etmediğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, davacının talep ettiği palissandro cinsi mermerin davalı tarafından temin edilemediği zira davalının bu cins mermer üretiminin yapıldığı yerde ne ruhsat sahibi ne de işletmeci olduğu, bu tür mermer sahasında davalının, dava dışı şirketle «taşeronluk sözleşmesi» imzaladığını, davalı, sözleşme ile üstlendiği "Palissandro" cinsi mermer ocağı ruhsat sahibi ve işletmecisi olmadığından bu cins mermeri temin ederek teslim etmesine olanak bulunmadığından edimin ifasının imkansızlığının mevcut olduğu, davalının «taahhüdünü» yerine getirdiğini ispatlayamadığından, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshinin kabul edilemeyeceği ve «fesih» ile ilgili sözlşemenin 6. maddesi’nin de uygulama imkanı olmadığı, «ifa imkansızlığı» nedeniyle davacının teslim almadığı ürün «bedellerini iade» talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, davanın «itirazın iptali davası» olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek, takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya içeriği ile bağdaşmayan yazılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında akdedilen sözleşme gereği davacının «alım taahhüdüne» uymadığını ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme gereği «haklı fesih» sonrası kalan avans «bedelinin iade» edilmeyip mermer olarak davacıya verileceğinin bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir III.
… fasının imkansızlığına değinilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği noktasında mermer ocağı işletmecisi olmanın esaslı bir unsur olmayacağı, hükmün «infazı» açısından tereddüt doğuracak ihtimalin bulunması halinde mahkemece yapılacak işin öncelikle aynen «teslim», bu mümkün olmadığı takdirde bedelin iadesine karar verilmesi şeklinde olacağı; ancak davanın «itirazın iptali davası» olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar …
… Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede, davalının «teslim» borcu altına girdiği iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve teslim edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı; davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin sübjektif bakımdan esaslı unsuru olduğunun, başka ifade ile davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin akdedilmesinde davacı yönünden olmazsa olmaz koşul olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, sözleşme metninden bu yönde bir tespit yapılamadığı gibi, davacı tarafça dosyaya bu yönde başkaca bir delil de sunulmadığı, davacı tarafça eksik teslim edildiği iddia olunan polissandro türü mermer için davalıya sipariş verildiğine ancak sipariş konusu ürünün davalı tarafça tedarik ve teslim edilmediğine dair de dosyaya delil sunulmadığı, bunun dışında sipariş edilen ürünlerin davalı tarafça davacıya teslim edildiği, teslim olunan mermer bedellerinin de tahsil edilen avanstan «mahsup» edildiği, dosya kapsamı delillerden davalı tarafından sözleşmenin 1.1.3 maddesinde düzenlenen aylık «alım taahhüdüne» uyulmaması nedeniyle sözleşmenin 6.1-1 nci cümle maddesine dayalı olarak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 6.1-2 nci cümle maddesine göre sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde alıcının tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından «blok» mermer alacağının kararlaştırıldığı, bu hüküm ile bakiye avansın davalının diğer ocaklarından blok mermer tedariki suretiyle iade, «tasfiye» edileceğinin taraflarca açıkça kararlaştırıldığı, davacının eldeki itirazın iptali davasına dayanak takibe konu bakiye avansın nakden iadesi talebinin yerinde görü …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat metni · haklı fesih · ticari teamül · teamül · münhasırlık · kazanılmış hak · mahsup · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 28.01.2014 tarihli «münhasır» «dağıtım» sözleşmesi ile davalıdan satın alınacak mal karşılığı 16 adet toplam 400.000,00 USD’lik «çek» verildiğini, çek bedellerinin ödenmesine rağmen davalının «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiği malı teslim etmediğini, taraflar arasında 07.02.2015 tarihli «mutabakat metni» ile davalının borçlu olduğunu kabul ettiğini, teslim edilmeyen mallardan ötürü verilen avans bedelin tahsili için davalı hakında takip başlatıldığını, başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve «teslim» edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi zorlama ve anlaşmanın özüyle hiçbir ilgisi bulunmayan asılsız bir tespit ve sözde gerekçe oluşturulduğu, taraflar arasındaki ticarette hangi mermer tipi olduğunun değil hangi kalitede olduğu önemli olduğu, oranlamanın da açıkça kalite sınıfına göre yapıldığı, davalının malı teslim etmediğini, ürünün sipariş edildiğine dair delilin bulunmadığı şeklindeki gerekçenin taraflar arasındaki sözleşmeye açıkça aykırı bir tespit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen alım-satım şartları ve «ticari teamüller» dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının birçok şirketi mağdur ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında akdedilen sözleşme gereği davacının «alım taahhüdüne» uymadığını ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme gereği «haklı fesih» sonrası kalan avans «bedelinin iade» edilmeyip mermer olarak davacıya verileceğinin bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir III.
… Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede, davalının «teslim» borcu altına girdiği iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve teslim edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı; davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin sübjektif bakımdan esaslı unsuru olduğunun, başka ifade ile davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin akdedilmesinde davacı yönünden olmazsa olmaz koşul olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, sözleşme metninden bu yönde bir tespit yapılamadığı gibi, davacı tarafça dosyaya bu yönde başkaca bir delil de sunulmadığı, davacı tarafça eksik teslim edildiği iddia olunan polissandro türü mermer için davalıya sipariş verildiğine ancak sipariş konusu ürünün davalı tarafça tedarik ve teslim edilmediğine dair de dosyaya delil sunulmadığı, bunun dışında sipariş edilen ürünlerin davalı tarafça davacıya teslim edildiği, teslim olunan mermer bedellerinin de tahsil edilen avanstan «mahsup» edildiği, dosya kapsamı delillerden davalı tarafından sözleşmenin 1.1.3 maddesinde düzenlenen aylık «alım taahhüdüne» uyulmaması nedeniyle sözleşmenin 6.1-1 nci cümle maddesine dayalı olarak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 6.1-2 nci cümle maddesine göre sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde alıcının tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından «blok» mermer alacağının kararlaştırıldığı, bu hüküm ile bakiye avansın davalının diğer ocaklarından blok mermer tedariki suretiyle iade, «tasfiye» edileceğinin taraflarca açıkça kararlaştırıldığı, davacının eldeki itirazın iptali davasına dayanak takibe konu bakiye avansın nakden iadesi talebinin yerinde görü …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6928 E. 2024/2975 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacının davalıya «avans çeki» olarak düzenlediği toplam 400.000,00 USD tutarlı 16 adet çekin ödendiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 222.568,58 USD tutarında «cari hesap alacağı» bulunduğu ve bu durumun her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacının 28.01.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ise sözleşme ile «taahhüt» edilen ürünü «teslim» ettiğini kanıtlayamadığı, davacının «alım taahhüdünü» ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de, bu yoldaki savunmasını kanıtlayamadığı, davalının sözleşmenin «fesihe» ilişkin 6. maddesi uyarınca bakiye alacağın mermer ile karşılanması gerektiğine dair itirazının yerinde olmadığı, «mutabakat» metninde ki imzanın aslı sunulmadığından incelenemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, davalıya sözleşme gereği satış bedelini çekler ile ödediği, «çek» bedellerinin tahsil edildiği, davalının 222.568,57 USD bedelli malı «teslim» etmediğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, davacının talep ettiği palissandro cinsi mermerin davalı tarafından temin edilemediği zira davalının bu cins mermer üretiminin yapıldığı yerde ne ruhsat sahibi ne de işletmeci olduğu, bu tür mermer sahasında davalının, dava dışı şirketle «taşeronluk sözleşmesi» imzaladığını, davalı, sözleşme ile üstlendiği "Palissandro" cinsi mermer ocağı ruhsat sahibi ve işletmecisi olmadığından bu cins mermeri temin ederek teslim etmesine olanak bulunmadığından edimin ifasının imkansızlığının mevcut olduğu, davalının «taahhüdünü» yerine getirdiğini ispatlayamadığından, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshinin kabul edilemeyeceği ve «fesih» ile ilgili sözlşemenin 6. maddesi’nin de uygulama imkanı olmadığı, «ifa imkansızlığı» nedeniyle davacının teslim almadığı ürün «bedellerini iade» talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı, sözleşmenin davalı «kusuru» nedeniyle sona erdiğini iddia ederek bakiye avansın aynen tahsilini talep etmiş, davalı ise mal «teslimine» hazır olduğunu ve nezdinde bulunan bu alacağın mal teslim edilmek suretiyle ödenmesi gerektiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaŞti. firmasına satıldığı, devir ve «teslim» işlemleri için köy muhtarı...'ın yetkilendirilmesine karar verildiği, davacı vekili duruşmada, mermer ocağıyla ilgili olarak Maden Mevzuatından kaynaklanan bir takım yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, davacı hakkında idari para cezaları uygulandığını, mermer ocağı ruhsatının iptal edildiğini, tespit kararı ile davacı hakkında uygulanan idari yaptırım kararlarının gözden geçirilmesini ve kaldırılmasını sağlamayı amaçladıklarını, idari yaptırımların davalı şirkete uygulanması gerektiğini beyan ettiği, davacı tarafın maden ocağına ilişkin bilgi ve belgeler ile birlikte ihaleye dair evrakları dosya içine «ibraz» etmediği, köy «tüzel kişiliği» hakkında hangi idari yaptırım kararlarını uygulandığı, ne kadar ödeme yapıldığı, ruhsatın iptaline hangi tarihte karar verildiği ve buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmadığı, satış bedelinin ödenmediği iddiasında bulunan davacının iddiasını somutlaştırarak tespit istemi hususunda «hukuki yararı» bulunduğunun anlaşılabilir şekilde ortaya koyamadığı, mahkemenin istenen hukuki korumanın «tazminat davası» yoluyla sağlanabilme imkanının mevcut olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan verilen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ist …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · tespit davası · tazminat davası · yenileme · tüzel kişilik · kâr kaybı · usulden reddi · hukuki yarar
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tespit davası» açanın kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerektiği, dava dilekçesinde tespit istemine ilişkin ihtiyacın neden kaynaklandığının net olarak ortaya konulamadığı, duruşmada davacı vekilinin beyanlarından anlaşıldığı üzere dava konusu tespit isteminin mermer ocağına ait ruhsatın devrine ilişkin Madencilik Mevzuatından kaynaklanan hukuki yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmemiş olması nedeniyle davacı hakkında mevzuat gereği bazı idari yaptırım ve para cezalarının uygulanmakta olduğu ve satışı yapılmış olmasına rağmen mermer ocağı ile ilgili bir takım yükümlülüklerin yerine getirilmesinin davacıdan talep edildiği, satış ilişkisinin tespitine karar verilerek bu durumların önlenebileceği/giderilebileceği iddiasından kaynaklandığının anlaşıldığını, satış işlemi nedeniyle uğradığı bir zarar varsa bunu tazminat davasında ileri sürebileceği, istenen hukuki korumanın «tazminat davası» yolu ile sağlanabilme imkânı olduğu gerekçesi ile «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… esi ile artık kendi uhdesinde olmayan maden ocağı ile ilgili olarak her hangi bir işlem yapmadığını, maden ocağının ruhsat süresinin dolduğunu ve bu davacıya birçok «idari para cezası» kesildiğini, gerekçeli kararda dahi tamamı zikredilen bu olgulara göre bu davayı açmakta bir «hukuki yararının» bulunduğunu, olayın öncesi ve sonrası ile daha sonra davacının uğradığı hak «kaybı» (ruhsat iptali) düşünüldüğünde ihalenin geçerliliğinin ve taraflar arasındaki alım satım işleminin tam ve eksiksiz olarak yapılıp bitirildiğinin tespit edilmesinde …
Şti. firmasına satıldığı, devir ve «teslim» işlemleri için köy muhtarı...'ın yetkilendirilmesine karar verildiği, davacı vekili duruşmada, mermer ocağıyla ilgili olarak Maden Mevzuatından kaynaklanan bir takım yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, davacı hakkında idari para cezaları uygulandığını, mermer ocağı ruhsatının iptal edildiğini, tespit kararı ile davacı hakkında uygulanan idari yaptırım kararlarının gözden geçirilmesini ve kaldırılmasını sağlamayı amaçladıklarını, idari yaptırımların davalı şirkete uygulanması gerektiğini beyan ettiği, davacı tarafın maden ocağına ilişkin bilgi ve belgeler ile birlikte ihaleye dair evrakları dosya içine «ibraz» etmediği, köy «tüzel kişiliği» hakkında hangi idari yaptırım kararlarını uygulandığı, ne kadar ödeme yapıldığı, ruhsatın iptaline hangi tarihte karar verildiği ve buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmadığı, satış bedelinin ödenmediği iddiasında bulunan davacının iddiasını somutlaştırarak tespit istemi hususunda «hukuki yararı» bulunduğunun anlaşılabilir şekilde ortaya koyamadığı, mahkemenin istenen hukuki korumanın «tazminat davası» yoluyla sağlanabilme imkanının mevcut olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan verilen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ist …
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6443 E. 2023/1100 K.
Ortak:cari hesap alacağı · cari hesap · ticari defter · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacının davalıya «avans çeki» olarak düzenlediği toplam 400.000,00 USD tutarlı 16 adet çekin ödendiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 222.568,58 USD tutarında «cari hesap alacağı» bulunduğu ve bu durumun her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacının 28.01.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ise sözleşme ile «taahhüt» edilen ürünü «teslim» ettiğini kanıtlayamadığı, davacının «alım taahhüdünü» ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de, bu yoldaki savunmasını kanıtlayamadığı, davalının sözleşmenin «fesihe» ilişkin 6. maddesi uyarınca bakiye alacağın mermer ile karşılanması gerektiğine dair itirazının yerinde olmadığı, «mutabakat» metninde ki imzanın aslı sunulmadığından incelenemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, davalıya sözleşme gereği satış bedelini çekler ile ödediği, «çek» bedellerinin tahsil edildiği, davalının 222.568,57 USD bedelli malı «teslim» etmediğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, davacının talep ettiği palissandro cinsi mermerin davalı tarafından temin edilemediği zira davalının bu cins mermer üretiminin yapıldığı yerde ne ruhsat sahibi ne de işletmeci olduğu, bu tür mermer sahasında davalının, dava dışı şirketle «taşeronluk sözleşmesi» imzaladığını, davalı, sözleşme ile üstlendiği "Palissandro" cinsi mermer ocağı ruhsat sahibi ve işletmecisi olmadığından bu cins mermeri temin ederek teslim etmesine olanak bulunmadığından edimin ifasının imkansızlığının mevcut olduğu, davalının «taahhüdünü» yerine getirdiğini ispatlayamadığından, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshinin kabul edilemeyeceği ve «fesih» ile ilgili sözlşemenin 6. maddesi’nin de uygulama imkanı olmadığı, «ifa imkansızlığı» nedeniyle davacının teslim almadığı ürün «bedellerini iade» talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında «mutabakat» yapıldığına dair davalı imzasını «taşıyan» belge aslı sunulmamış ise de tarafların «defter» ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda davacının halen 222.568,57 USD fazla ödemesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığını «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının «münhasıran» davalının «ticari defterlerine» dayanmadığı, bu nedenle davalı defterlerinin sunulmamasının tek başına davacının defterlerine göre davacının alacaklı olduğunun kabulüne olanak vermeyeceği, taraflar arasında yazılı bir «cari hesap sözleşmesi» olmadığı, davacının akdi ilişkinin varlığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ile arasındaki ilişkinin mal alım «satım sözleşmesi», «cari hesap» tabloları, iş makinesi ruhsatı, faturalar, davalı tarafça müvekkil şirkete verilen senetlerle ispatlandığını, davalının verilen süreye rağmen ticai «defterlerini» «ibraz» etmediğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 222 nci maddesi uyarınca «ticari defterlerin» mahkemece ibraz edilmesine yönelik usulüne uygun davetiyeye rağmen defterlerini ibraz etmediği, usulüne uygun olarak tutulan ticari defterini sunan tarafın defterindeki kayıtlara göre hüküm tesis edilmesin gerektiğini, «kesin delil niteliğindeki» «ticari defter kayıtlarının» adeta yok sayıldığını, «yemin deliline» başvurulmamış olması nedeniyle davanın reddi yönünde tesis edilen hükmün hukuka ve açık kanun hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «cari hesap alacağının» iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibrazdan kaçınma · cari hesap sözleşmesi · ihtarat · delil niteliği · kesin delil · yemin delili · ticari defter ve kayıtlar · maddi hata
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ile arasındaki ilişkinin mal alım «satım sözleşmesi», «cari hesap» tabloları, iş makinesi ruhsatı, faturalar, davalı tarafça müvekkil şirkete verilen senetlerle ispatlandığını, davalının verilen süreye rağmen ticai «defterlerini» «ibraz» etmediğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 222 nci maddesi uyarınca «ticari defterlerin» mahkemece ibraz edilmesine yönelik usulüne uygun davetiyeye rağmen defterlerini ibraz etmediği, usulüne uygun olarak tutulan ticari defterini sunan tarafın defterindeki kayıtlara göre hüküm tesis edilmesin gerektiğini, «kesin delil niteliğindeki» «ticari defter kayıtlarının» adeta yok sayıldığını, «yemin deliline» başvurulmamış olması nedeniyle davanın reddi yönünde tesis edilen hükmün hukuka ve açık kanun hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı …
Davalı taraf ise usulüne uygun «ihtaratlı» davetiyeye rağmen «ticari defterlerini» «ibrazdan kaçınmıştır».
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığını «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının «münhasıran» davalının «ticari defterlerine» dayanmadığı, bu nedenle davalı defterlerinin sunulmamasının tek başına davacının defterlerine göre davacının alacaklı olduğunun kabulüne olanak vermeyeceği, taraflar arasında yazılı bir «cari hesap sözleşmesi» olmadığı, davacının akdi ilişkinin varlığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; 2021 yılı için temyiz «kesinlik sınırının» 78.630,00 TL, dava değerinin 131.179,66 TL olduğunu, temyiz yoluna başvuru sınırının üzerinde kaldığını, «maddi hata» bulunduğunu belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4974 E. , 2021/2537 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/11/2017 tarih ve 2015/363 E. - 2017/788 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 15/05/2019 tarih ve 2018/785 E. - 2019/741 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 28.01.2014 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesi ile davalıdan satın alınacak mal karşılığı 16 adet toplam 400.000 USD’lik çek verildiğini, çek bedellerinin ödenmesine rağmen davalının teslim etmeyi taahhüt ettiği malı teslim etmediğini, taraflar arasında 07.02.2015 tarihli mutabakat metni ile davalının borçlu olduğunu kabul ettiğini, teslim edilmeyen mallardan ötürü verilen avans bedelin tahsili için davalı hakında takip başlatıldığını, başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile aralarında akdedilen sözleşme gereği davacının alım taahhüdüne uymadığını ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme gereği haklı fesih sonrası kalan avans bedelinin iade edilmeyip mermer olarak davacıya verileceğinin bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacının davalıya avans çeki olarak düzenlediği toplam 400.000,00 USD tutarlı 16 adet çekin ödendiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 222.568,58 USD tutarında cari hesap alacağı bulunduğu ve bu durumun her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının 28.01.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ise sözleşme ile taahhüt edilen ürünü teslim ettiğini kanıtlayamadığı, davacının alım taahhüdünü ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de, bu yoldaki savunmasını kanıtlayamadığı, davalının sözleşmenin fesihe ilişkin 6.
maddesi uyarınca bakiye alacağın mermer ile karşılanması gerektiğine dair itirazının yerinde olmadığı, mutabakat metninde ki imzanın aslı sunulmadığından incelenemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, davalıya sözleşme gereği satış bedelini çekler ile ödediği, çek bedellerinin tahsil edildiği, davalının 222.568,57 USD bedelli malı teslim etmediğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, davacının talep ettiği palissandro cinsi mermerin davalı tarafından temin edilemediği zira davalının bu cins mermer üretiminin yapıldığı yerde ne ruhsat sahibi ne de işletmeci olduğu, bu tür mermer sahasında davalının, dava dışı şirketle taşeronluk sözleşmesi imzaladığını, davalı, sözleşme ile üstlendiği "Palissandro" cinsi mermer ocağı ruhsat sahibi ve işletmecisi olmadığından bu cins mermeri temin ederek teslim etmesine olanak bulunmadığından edimin ifasının imkansızlığının mevcut olduğu, davalının taahhüdünü yerine getirdiğini ispatlayamadığından, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshinin kabul edilemeyeceği ve fesih ile ilgili sözlşemenin 6.
maddesi’nin de uygulama imkanı olmadığı, ifa imkansızlığı nedeniyle davacının teslim almadığı ürün bedellerini iade talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 07.02.2015 tarihinde düzenlendiği iddia edilen mutabakat metninden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında mutabakat yapıldığına dair davalı imzasını taşıyan belge aslı sunulmamış ise de tarafların defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda davacının halen 222.568,57 USD fazla ödemesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, sözleşmenin davalı kusuru nedeniyle sona erdiğini iddia ederek bakiye avansın aynen tahsilini talep etmiş, davalı ise mal teslimine hazır olduğunu ve nezdinde bulunan bu alacağın mal teslim edilmek suretiyle ödenmesi gerektiğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki 28.01.2014 tarihli sözleşme metni ile karşılıklı ihtarname ve cevaplar incelendiğinde, davalının edimi golden grey ve palissandro cinsi iki tür mermer teslimini içermekte ise de bunların toplam teslimat içinde hangi orana tekabül edeceği hususunda ayrıntılı bir düzenleme yapılmadığı ayrıca davacının eksik teslim edildiğini belirttiği palissandro türü mermerle ilgili sipariş geçtiği ve bunun teslim edilmediğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı görülmektedir. Bu arada davacının asgari alım taahhütüne uymaması nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin 6. maddesine göre ihtar çekildiği ve ihtar gereklerinin yapılmaması üzerine bilahare feshedildiği görülmektedir.
Bu durumda sözleşme feshedilmekle, davalı nezdindeki bakiye avansın iadesi gerekmekle beraber sözleşmenin 6. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan “Alıcı tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından blok mermer alacaktır.” hükmü karşısında avansın geri iadesi değil ancak sözleşme hükümleri çerçevesinde mal sipariş verilmek suretiyle tasfiye edilmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge adliye mahkemesince davalının gerçekte mermer ocağı işletmecisi olmadığı ve bu nedenle edimi palissandro mermer türünden ifasının imkansızlığına değinilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği noktasında mermer ocağı işletmecisi olmanın esaslı bir unsur olmayacağı, hükmün infazı açısından tereddüt doğuracak ihtimalin bulunması halinde mahkemece yapılacak iş; öncelikle aynen teslim, bu mümkün olmadığı takdirde bedelin iadesine karar verilmesi şeklinde olacaktır. Ancak, davanın itirazın iptali davası olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek, takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya içeriği ile bağdaşmayan yazılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667017000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz