İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/194 E. 2023/3070 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutabakat metni↗ alım taahhüdü↗ haklı fesih↗ ticari teamül↗ i̇i̇k 194↗ teamül↗ bedel iadesi↗ peşin karar harcı↗ mutabakat↗ itirazın iptali davası↗ bloke↗ münhasırlık↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ kazanılmış hak↗ mahsup↗ fesih↗ iptal davası↗ kâr dağıtımı↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ vekalet ücreti↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 28.01.2014 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesi ile davalıdan satın alınacak mal karşılığı 16 adet toplam 400.000,00 USD’lik çek verildiğini, çek bedellerinin ödenmesine rağmen davalının teslim etmeyi taahhüt ettiği malı teslim etmediğini, taraflar arasında 07.02.2015 tarihli mutabakat metni ile davalının borçlu olduğunu kabul ettiğini, teslim edilmeyen mallardan ötürü verilen avans bedelin tahsili için davalı hakında takip başlatıldığını, başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında akdedilen sözleşme gereği davacının alım taahhüdüne uymadığını ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme gereği haklı fesih sonrası kalan avans bedelinin iade edilmeyip mermer olarak davacıya verileceğinin bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2015/363 E. ve 2017/788 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ve 2018/785 E. ve 2019/741 K. sayılı kararıyla; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davalının gerçekte mermer ocağı işletmecisi olmadığı ve bu nedenle palissandro mermer türünden edimin ifasının imkansızlığına değinilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği noktasında mermer ocağı işletmecisi olmanın esaslı bir unsur olmayacağı, hükmün infazı açısından tereddüt doğuracak ihtimalin bulunması halinde mahkemece yapılacak işin öncelikle aynen teslim, bu mümkün olmadığı takdirde bedelin iadesine karar verilmesi şeklinde olacağı; ancak davanın itirazın iptali davası olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede, davalının teslim borcu altına girdiği iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve teslim edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı; davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin sübjektif bakımdan esaslı unsuru olduğunun, başka ifade ile davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin akdedilmesinde davacı yönünden olmazsa olmaz koşul olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, sözleşme metninden bu yönde bir tespit yapılamadığı gibi, davacı tarafça dosyaya bu yönde başkaca bir delil de sunulmadığı, davacı tarafça eksik teslim edildiği iddia olunan polissandro türü mermer için davalıya sipariş verildiğine ancak sipariş konusu ürünün davalı tarafça tedarik ve teslim edilmediğine dair de dosyaya delil sunulmadığı, bunun dışında sipariş edilen ürünlerin davalı tarafça davacıya teslim edildiği, teslim olunan mermer bedellerinin de tahsil edilen avanstan mahsup edildiği, dosya kapsamı delillerden davalı tarafından sözleşmenin 1.1.3 maddesinde düzenlenen aylık alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle sözleşmenin 6.1-1 nci cümle maddesine dayalı olarak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 6.1-2 nci cümle maddesine göre sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde alıcının tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından blok mermer alacağının kararlaştırıldığı, bu hüküm ile bakiye avansın davalının diğer ocaklarından blok mermer tedariki suretiyle iade, tasfiye edileceğinin taraflarca açıkça kararlaştırıldığı, davacının eldeki itirazın iptali davasına dayanak takibe konu bakiye avansın nakden iadesi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve teslim edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi zorlama ve anlaşmanın özüyle hiçbir ilgisi bulunmayan asılsız bir tespit ve sözde gerekçe oluşturulduğu, taraflar arasındaki ticarette hangi mermer tipi olduğunun değil hangi kalitede olduğu önemli olduğu, oranlamanın da açıkça kalite sınıfına göre yapıldığı, davalının malı teslim etmediğini, ürünün sipariş edildiğine dair delilin bulunmadığı şeklindeki gerekçenin taraflar arasındaki sözleşmeye açıkça aykırı bir tespit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen alım-satım şartları ve ticari teamüller dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının birçok şirketi mağdur ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4974 E. 2021/2537 K.
Ortak:alım taahhüdü · bedel iadesi · mutabakat · itirazın iptali davası · bloke · infaz · fesih · iptal davası · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında akdedilen sözleşme gereği davacının «alım taahhüdüne» uymadığını ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme gereği «haklı fesih» sonrası kalan avans «bedelinin iade» edilmeyip mermer olarak davacıya verileceğinin bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir III.
… fasının imkansızlığına değinilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği noktasında mermer ocağı işletmecisi olmanın esaslı bir unsur olmayacağı, hükmün «infazı» açısından tereddüt doğuracak ihtimalin bulunması halinde mahkemece yapılacak işin öncelikle aynen «teslim», bu mümkün olmadığı takdirde bedelin iadesine karar verilmesi şeklinde olacağı; ancak davanın «itirazın iptali davası» olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar …
… Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede, davalının «teslim» borcu altına girdiği iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve teslim edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı; davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin sübjektif bakımdan esaslı unsuru olduğunun, başka ifade ile davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin akdedilmesinde davacı yönünden olmazsa olmaz koşul olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, sözleşme metninden bu yönde bir tespit yapılamadığı gibi, davacı tarafça dosyaya bu yönde başkaca bir delil de sunulmadığı, davacı tarafça eksik teslim edildiği iddia olunan polissandro türü mermer için davalıya sipariş verildiğine ancak sipariş konusu ürünün davalı tarafça tedarik ve teslim edilmediğine dair de dosyaya delil sunulmadığı, bunun dışında sipariş edilen ürünlerin davalı tarafça davacıya teslim edildiği, teslim olunan mermer bedellerinin de tahsil edilen avanstan «mahsup» edildiği, dosya kapsamı delillerden davalı tarafından sözleşmenin 1.1.3 maddesinde düzenlenen aylık «alım taahhüdüne» uyulmaması nedeniyle sözleşmenin 6.1-1 nci cümle maddesine dayalı olarak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 6.1-2 nci cümle maddesine göre sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde alıcının tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından «blok» mermer alacağının kararlaştırıldığı, bu hüküm ile bakiye avansın davalının diğer ocaklarından blok mermer tedariki suretiyle iade, «tasfiye» edileceğinin taraflarca açıkça kararlaştırıldığı, davacının eldeki itirazın iptali davasına dayanak takibe konu bakiye avansın nakden iadesi talebinin yerinde görü …
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacının davalıya «avans çeki» olarak düzenlediği toplam 400.000,00 USD tutarlı 16 adet çekin ödendiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 222.568,58 USD tutarında «cari hesap alacağı» bulunduğu ve bu durumun her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacının 28.01.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ise sözleşme ile «taahhüt» edilen ürünü «teslim» ettiğini kanıtlayamadığı, davacının «alım taahhüdünü» ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de, bu yoldaki savunmasını kanıtlayamadığı, davalının sözleşmenin «fesihe» ilişkin 6. maddesi uyarınca bakiye alacağın mermer ile karşılanması gerektiğine dair itirazının yerinde olmadığı, «mutabakat» metninde ki imzanın aslı sunulmadığından incelenemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, davalıya sözleşme gereği satış bedelini çekler ile ödediği, «çek» bedellerinin tahsil edildiği, davalının 222.568,57 USD bedelli malı «teslim» etmediğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, davacının talep ettiği palissandro cinsi mermerin davalı tarafından temin edilemediği zira davalının bu cins mermer üretiminin yapıldığı yerde ne ruhsat sahibi ne de işletmeci olduğu, bu tür mermer sahasında davalının, dava dışı şirketle «taşeronluk sözleşmesi» imzaladığını, davalı, sözleşme ile üstlendiği "Palissandro" cinsi mermer ocağı ruhsat sahibi ve işletmecisi olmadığından bu cins mermeri temin ederek teslim etmesine olanak bulunmadığından edimin ifasının imkansızlığının mevcut olduğu, davalının «taahhüdünü» yerine getirdiğini ispatlayamadığından, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshinin kabul edilemeyeceği ve «fesih» ile ilgili sözlşemenin 6. maddesi’nin de uygulama imkanı olmadığı, «ifa imkansızlığı» nedeniyle davacının teslim almadığı ürün «bedellerini iade» talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, davanın «itirazın iptali davası» olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek, takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya içeriği ile bağdaşmayan yazılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans iadesi · avans çeki · asgari alım taahhüdü · taşeron sözleşmesi · ifa imkansızlığı · cari hesap alacağı · cari hesap · ticari defter kayıtları
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacının davalıya «avans çeki» olarak düzenlediği toplam 400.000,00 USD tutarlı 16 adet çekin ödendiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 222.568,58 USD tutarında «cari hesap alacağı» bulunduğu ve bu durumun her iki tarafın «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacının 28.01.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ise sözleşme ile «taahhüt» edilen ürünü «teslim» ettiğini kanıtlayamadığı, davacının «alım taahhüdünü» ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de, bu yoldaki savunmasını kanıtlayamadığı, davalının sözleşmenin «fesihe» ilişkin 6. maddesi uyarınca bakiye alacağın mermer ile karşılanması gerektiğine dair itirazının yerinde olmadığı, «mutabakat» metninde ki imzanın aslı sunulmadığından incelenemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, davalıya sözleşme gereği satış bedelini çekler ile ödediği, «çek» bedellerinin tahsil edildiği, davalının 222.568,57 USD bedelli malı «teslim» etmediğinin «uyuşmazlık konusu» olmadığı, davacının talep ettiği palissandro cinsi mermerin davalı tarafından temin edilemediği zira davalının bu cins mermer üretiminin yapıldığı yerde ne ruhsat sahibi ne de işletmeci olduğu, bu tür mermer sahasında davalının, dava dışı şirketle «taşeronluk sözleşmesi» imzaladığını, davalı, sözleşme ile üstlendiği "Palissandro" cinsi mermer ocağı ruhsat sahibi ve işletmecisi olmadığından bu cins mermeri temin ederek teslim etmesine olanak bulunmadığından edimin ifasının imkansızlığının mevcut olduğu, davalının «taahhüdünü» yerine getirdiğini ispatlayamadığından, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshinin kabul edilemeyeceği ve «fesih» ile ilgili sözlşemenin 6. maddesi’nin de uygulama imkanı olmadığı, «ifa imkansızlığı» nedeniyle davacının teslim almadığı ürün «bedellerini iade» talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu arada davacının «asgari alım taahhütüne» uymaması nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin 6. maddesine göre «ihtar» çekildiği ve ihtar gereklerinin yapılmaması üzerine bilahare feshedildiği görülmektedir.
Bu durumda sözleşme feshedilmekle, davalı nezdindeki bakiye «avansın iadesi» gerekmekle beraber sözleşmenin 6. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan “Alıcı tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından «blok» mermer alacaktır.” hükmü karşısında avansın geri iadesi değil ancak sözleşme hükümleri çerçevesinde mal sipariş verilmek suretiyle «tasfiye» edilmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6928 E. 2024/2975 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 28.01.2014 tarihli «münhasır» «dağıtım» sözleşmesi ile davalıdan satın alınacak mal karşılığı 16 adet toplam 400.000,00 USD’lik «çek» verildiğini, çek bedellerinin ödenmesine rağmen davalının «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiği malı teslim etmediğini, taraflar arasında 07.02.2015 tarihli «mutabakat metni» ile davalının borçlu olduğunu kabul ettiğini, teslim edilmeyen mallardan ötürü verilen avans bedelin tahsili için davalı hakında takip başlatıldığını, başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… fasının imkansızlığına değinilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği noktasında mermer ocağı işletmecisi olmanın esaslı bir unsur olmayacağı, hükmün «infazı» açısından tereddüt doğuracak ihtimalin bulunması halinde mahkemece yapılacak işin öncelikle aynen «teslim», bu mümkün olmadığı takdirde bedelin iadesine karar verilmesi şeklinde olacağı; ancak davanın «itirazın iptali davası» olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar …
… Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede, davalının «teslim» borcu altına girdiği iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve teslim edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı; davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin sübjektif bakımdan esaslı unsuru olduğunun, başka ifade ile davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin akdedilmesinde davacı yönünden olmazsa olmaz koşul olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, sözleşme metninden bu yönde bir tespit yapılamadığı gibi, davacı tarafça dosyaya bu yönde başkaca bir delil de sunulmadığı, davacı tarafça eksik teslim edildiği iddia olunan polissandro türü mermer için davalıya sipariş verildiğine ancak sipariş konusu ürünün davalı tarafça tedarik ve teslim edilmediğine dair de dosyaya delil sunulmadığı, bunun dışında sipariş edilen ürünlerin davalı tarafça davacıya teslim edildiği, teslim olunan mermer bedellerinin de tahsil edilen avanstan «mahsup» edildiği, dosya kapsamı delillerden davalı tarafından sözleşmenin 1.1.3 maddesinde düzenlenen aylık «alım taahhüdüne» uyulmaması nedeniyle sözleşmenin 6.1-1 nci cümle maddesine dayalı olarak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 6.1-2 nci cümle maddesine göre sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde alıcının tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından «blok» mermer alacağının kararlaştırıldığı, bu hüküm ile bakiye avansın davalının diğer ocaklarından blok mermer tedariki suretiyle iade, «tasfiye» edileceğinin taraflarca açıkça kararlaştırıldığı, davacının eldeki itirazın iptali davasına dayanak takibe konu bakiye avansın nakden iadesi talebinin yerinde görü …
Benzer bu karardaŞti. firmasına satıldığı, devir ve «teslim» işlemleri için köy muhtarı...'ın yetkilendirilmesine karar verildiği, davacı vekili duruşmada, mermer ocağıyla ilgili olarak Maden Mevzuatından kaynaklanan bir takım yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, davacı hakkında idari para cezaları uygulandığını, mermer ocağı ruhsatının iptal edildiğini, tespit kararı ile davacı hakkında uygulanan idari yaptırım kararlarının gözden geçirilmesini ve kaldırılmasını sağlamayı amaçladıklarını, idari yaptırımların davalı şirkete uygulanması gerektiğini beyan ettiği, davacı tarafın maden ocağına ilişkin bilgi ve belgeler ile birlikte ihaleye dair evrakları dosya içine «ibraz» etmediği, köy «tüzel kişiliği» hakkında hangi idari yaptırım kararlarını uygulandığı, ne kadar ödeme yapıldığı, ruhsatın iptaline hangi tarihte karar verildiği ve buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmadığı, satış bedelinin ödenmediği iddiasında bulunan davacının iddiasını somutlaştırarak tespit istemi hususunda «hukuki yararı» bulunduğunun anlaşılabilir şekilde ortaya koyamadığı, mahkemenin istenen hukuki korumanın «tazminat davası» yoluyla sağlanabilme imkanının mevcut olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan verilen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ist …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · tespit davası · tazminat davası · yenileme · tüzel kişilik · kâr kaybı · usulden reddi · hukuki yarar
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tespit davası» açanın kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerektiği, dava dilekçesinde tespit istemine ilişkin ihtiyacın neden kaynaklandığının net olarak ortaya konulamadığı, duruşmada davacı vekilinin beyanlarından anlaşıldığı üzere dava konusu tespit isteminin mermer ocağına ait ruhsatın devrine ilişkin Madencilik Mevzuatından kaynaklanan hukuki yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmemiş olması nedeniyle davacı hakkında mevzuat gereği bazı idari yaptırım ve para cezalarının uygulanmakta olduğu ve satışı yapılmış olmasına rağmen mermer ocağı ile ilgili bir takım yükümlülüklerin yerine getirilmesinin davacıdan talep edildiği, satış ilişkisinin tespitine karar verilerek bu durumların önlenebileceği/giderilebileceği iddiasından kaynaklandığının anlaşıldığını, satış işlemi nedeniyle uğradığı bir zarar varsa bunu tazminat davasında ileri sürebileceği, istenen hukuki korumanın «tazminat davası» yolu ile sağlanabilme imkânı olduğu gerekçesi ile «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… esi ile artık kendi uhdesinde olmayan maden ocağı ile ilgili olarak her hangi bir işlem yapmadığını, maden ocağının ruhsat süresinin dolduğunu ve bu davacıya birçok «idari para cezası» kesildiğini, gerekçeli kararda dahi tamamı zikredilen bu olgulara göre bu davayı açmakta bir «hukuki yararının» bulunduğunu, olayın öncesi ve sonrası ile daha sonra davacının uğradığı hak «kaybı» (ruhsat iptali) düşünüldüğünde ihalenin geçerliliğinin ve taraflar arasındaki alım satım işleminin tam ve eksiksiz olarak yapılıp bitirildiğinin tespit edilmesinde …
Şti. firmasına satıldığı, devir ve «teslim» işlemleri için köy muhtarı...'ın yetkilendirilmesine karar verildiği, davacı vekili duruşmada, mermer ocağıyla ilgili olarak Maden Mevzuatından kaynaklanan bir takım yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, davacı hakkında idari para cezaları uygulandığını, mermer ocağı ruhsatının iptal edildiğini, tespit kararı ile davacı hakkında uygulanan idari yaptırım kararlarının gözden geçirilmesini ve kaldırılmasını sağlamayı amaçladıklarını, idari yaptırımların davalı şirkete uygulanması gerektiğini beyan ettiği, davacı tarafın maden ocağına ilişkin bilgi ve belgeler ile birlikte ihaleye dair evrakları dosya içine «ibraz» etmediği, köy «tüzel kişiliği» hakkında hangi idari yaptırım kararlarını uygulandığı, ne kadar ödeme yapıldığı, ruhsatın iptaline hangi tarihte karar verildiği ve buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmadığı, satış bedelinin ödenmediği iddiasında bulunan davacının iddiasını somutlaştırarak tespit istemi hususunda «hukuki yararı» bulunduğunun anlaşılabilir şekilde ortaya koyamadığı, mahkemenin istenen hukuki korumanın «tazminat davası» yoluyla sağlanabilme imkanının mevcut olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan verilen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ist …
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18155 E. 2014/6750 K.
Ortak:çek
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 28.01.2014 tarihli «münhasır» «dağıtım» sözleşmesi ile davalıdan satın alınacak mal karşılığı 16 adet toplam 400.000,00 USD’lik «çek» verildiğini, çek bedellerinin ödenmesine rağmen davalının «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiği malı teslim etmediğini, taraflar arasında 07.02.2015 tarihli «mutabakat metni» ile davalının borçlu olduğunu kabul ettiğini, teslim edilmeyen mallardan ötürü verilen avans bedelin tahsili için davalı hakında takip başlatıldığını, başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımına» uğramış çekler yönünden kambiyo hukukundan kaynaklanan hakların kullanılması mümkün olmasa da davacı tarafın «ıslah» talebide gözönünde bulundurularak temel ilişkiye dayanıldığı, çekin «yazılı delil başlangıcı» kabul edilmesi gerekeceği, davalının «temel ilişki» nedeniyle borçlu olmadığını daha doğrusu «çek» beledilinin dava dışı Z.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · yazılı delil · ciro · zamanaşımı def'i · ispat yükü · def'i
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımına» uğramış çekler yönünden kambiyo hukukundan kaynaklanan hakların kullanılması mümkün olmasa da davacı tarafın «ıslah» talebide gözönünde bulundurularak temel ilişkiye dayanıldığı, çekin «yazılı delil başlangıcı» kabul edilmesi gerekeceği, davalının «temel ilişki» nedeniyle borçlu olmadığını daha doğrusu «çek» beledilinin dava dışı Z.
TTK'nın 644. maddesindeki talep «zamanaşımına» uğramış olup, bu konuda davalı yan cevap dilekçesi ile «zamanaşımı def»'inde bulunduğundan TTK'nın 644. maddesindeki talebin dinlenilmesi mümkün değildir.
Şti'ye ait «defterleri» ve ödeme belgelerini «ibraz» edemediği, anılan şirket adına yapılan «tebligatlara» rağmen de defter ibrazı sağlanamamış olduğu, ödediğini iddia eden ve «ispat yükü» kendisine geçen davalı şirketin ödeme iddiasını ispat edemediği, gerekçesi ile davanın kabulüne, 6.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Şti. ile davacı banka arasında «kredi sözleşmesi» bulunduğu ve davaya konu çekin bu borcun ödenmesi için davacıya «ciro» edildiği, davacı tarafça dava dışı Z.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/194 E. , 2023/3070 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/444 Esas, 2021/649 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 28.01.2014 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesi ile davalıdan satın alınacak mal karşılığı 16 adet toplam 400.000,00 USD’lik çek verildiğini, çek bedellerinin ödenmesine rağmen davalının teslim etmeyi taahhüt ettiği malı teslim etmediğini, taraflar arasında 07.02.2015 tarihli mutabakat metni ile davalının borçlu olduğunu kabul ettiğini, teslim edilmeyen mallardan ötürü verilen avans bedelin tahsili için davalı hakında takip başlatıldığını, başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında akdedilen sözleşme gereği davacının alım taahhüdüne uymadığını ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme gereği haklı fesih sonrası kalan avans bedelinin iade edilmeyip mermer olarak davacıya verileceğinin bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2015/363 E. ve 2017/788 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ve 2018/785 E. ve 2019/741 K. sayılı kararıyla; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davalının gerçekte mermer ocağı işletmecisi olmadığı ve bu nedenle palissandro mermer türünden edimin ifasının imkansızlığına değinilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği noktasında mermer ocağı işletmecisi olmanın esaslı bir unsur olmayacağı, hükmün infazı açısından tereddüt doğuracak ihtimalin bulunması halinde mahkemece yapılacak işin öncelikle aynen teslim, bu mümkün olmadığı takdirde bedelin iadesine karar verilmesi şeklinde olacağı; ancak davanın itirazın iptali davası olduğu ve takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek takip dayanağının ise alacak olarak gösterilmesi karşısında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede, davalının teslim borcu altına girdiği iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve teslim edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı; davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin sübjektif bakımdan esaslı unsuru olduğunun, başka ifade ile davalının polissandro tipi mermer ocağı sahibi olmasının sözleşmenin akdedilmesinde davacı yönünden olmazsa olmaz koşul olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, sözleşme metninden bu yönde bir tespit yapılamadığı gibi, davacı tarafça dosyaya bu yönde başkaca bir delil de sunulmadığı, davacı tarafça eksik teslim edildiği iddia olunan polissandro türü mermer için davalıya sipariş verildiğine ancak sipariş konusu ürünün davalı tarafça tedarik ve teslim edilmediğine dair de dosyaya delil sunulmadığı, bunun dışında sipariş edilen ürünlerin davalı tarafça davacıya teslim edildiği, teslim olunan mermer bedellerinin de tahsil edilen avanstan mahsup edildiği, dosya kapsamı delillerden davalı tarafından sözleşmenin 1.1.3 maddesinde düzenlenen aylık alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle sözleşmenin 6.1-1 nci cümle maddesine dayalı olarak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 6.1-2 nci cümle maddesine göre sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde alıcının tahsil edilen avans miktarı kadar satıcının diğer ocaklarından blok mermer alacağının kararlaştırıldığı, bu hüküm ile bakiye avansın davalının diğer ocaklarından blok mermer tedariki suretiyle iade, tasfiye edileceğinin taraflarca açıkça kararlaştırıldığı, davacının eldeki itirazın iptali davasına dayanak takibe konu bakiye avansın nakden iadesi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda iki tür mermerden hangisinin ne oranda tedarik ve teslim edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi zorlama ve anlaşmanın özüyle hiçbir ilgisi bulunmayan asılsız bir tespit ve sözde gerekçe oluşturulduğu, taraflar arasındaki ticarette hangi mermer tipi olduğunun değil hangi kalitede olduğu önemli olduğu, oranlamanın da açıkça kalite sınıfına göre yapıldığı, davalının malı teslim etmediğini, ürünün sipariş edildiğine dair delilin bulunmadığı şeklindeki gerekçenin taraflar arasındaki sözleşmeye açıkça aykırı bir tespit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen alım-satım şartları ve ticari teamüller dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının birçok şirketi mağdur ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111174600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz