Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3655 E. 2021/2290 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ hmk 297↗ yemin teklifi↗ menfi tespit davası↗ yemin↗ tespit davası↗ olumsuz oy↗ bono↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, Şile Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında ... hakkında 28.05.2009 tarihinde 2009/285 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/352 esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sonrası Avukat ... ve Av. ... hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği, TTK'nın 690. maddesi yollaması ile bonolarda uygulanması gereken 592. madde uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, böyle bir senedin anlaşmaya aykırı bir doldurulduğunu kanıtlama yükünün bunu öne süren senet borçlusu davacıya ait olduğu, davacı senet borçlusunun bu iddiasını HUMK'un 288. ve devamı maddelerine göre yazılı delille kanıtlayamadığı, davalıya yemin teklifinde de bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilirken davacılar tarafından Şile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/208 esasına kayden davalılar ... ve ... aleyhine açılan menfi tespit davası 23.02.2011 tarihinde işbu dava dosyası ile birleştirildiği halde nihai karar verilirken birleştirilen dosya hakkında karar verilmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde düzenlenmiştir. 2009/208 esas sayılı dosyanın işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği halde, birleştirilen bu dava karar başlığında yer almadığı gibi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu durumda, mahkemece, her bir dava hakkında değerlendirme yapılarak ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde sadece asıl dava yönünden karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebebine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4888 E. 2013/19478 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici işlemi · ticari dava niteliği · yasal faiz
Benzer bu kararda1- Taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın «ticari nitelikte» bulunan bankacılık işleminden kaynaklanmasına rağmen, mahkemece, somut uyuşmazlık 4077 sayılı Kanun'un 3/h maddesi kapsamında «tüketici işlemi» olarak nitelendirilerek, davaya tüketici mahkemesi sıfatı ile bakılması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 4.208,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4888 E. 2013/19478 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici işlemi · ticari dava niteliği · yasal faiz
Benzer bu kararda1- Taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın «ticari nitelikte» bulunan bankacılık işleminden kaynaklanmasına rağmen, mahkemece, somut uyuşmazlık 4077 sayılı Kanun'un 3/h maddesi kapsamında «tüketici işlemi» olarak nitelendirilerek, davaya tüketici mahkemesi sıfatı ile bakılması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 4.208,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10381 E. 2013/23513 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin ibrazı · çek iptali · takas · zayi · iptal davası · çek · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, Garanti Bankası Şile Şubesi tarafından davaya konu çekin Türkiye İş Bankası tarafından 16.04.2012 tarihinde «takas» merkezine «ibraz» edildiği, «çekin ibraz» edilmiş olması karşısında çekin «zayi» olmadığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «takas» odasına «ibraz» edilmiş olması nedeniyle çekin kaybolmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş ise de, çekin elektronik ortamda Takas Merkezi'ne ibraz edildikten sonra fiziken kaybedilmiş olması «zayi» «iptal davası» açılmasına ve görülmesine engel teşkil etmez.
Dava, «çek iptali» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3655 E. , 2021/2290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Şile Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.10.2018 tarih ve 2010/362-2018/330 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, dava dışı Avukat ...’in uzun süre davacıların avukatlığını yaptığını, davacıların malları üzerine konulan haczin kaldırılması için 6.000,00 YTL istediğini, parası olmayan davacının hulus ve saffetinden faydalanarak davacıdan boş imzalı bono aldığını, avukatın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, bono geri istendiğinde de davacıları oyaladığını, bononun davacıların hiç tanımadığı ... tarafından 94.000.00 TL şeklinde doldurularak icra takibine koyulduğunu, bu hususta Şile Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduklarını belirterek takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, ödenmesi halinde istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, bononun geçersizliğine ilişkin hiçbir iddianın doğru olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, Şile Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında ... hakkında 28.05.2009 tarihinde 2009/285 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/352 esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sonrası Avukat ... ve Av. ... hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği, TTK'nın 690. maddesi yollaması ile bonolarda uygulanması gereken 592. madde uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, böyle bir senedin anlaşmaya aykırı bir doldurulduğunu kanıtlama yükünün bunu öne süren senet borçlusu davacıya ait olduğu, davacı senet borçlusunun bu iddiasını HUMK'un 288.
ve devamı maddelerine göre yazılı delille kanıtlayamadığı, davalıya yemin teklifinde de bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilirken davacılar tarafından Şile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/208 esasına kayden davalılar ... ve ... aleyhine açılan menfi tespit davası 23.02.2011 tarihinde işbu dava dosyası ile birleştirildiği halde nihai karar verilirken birleştirilen dosya hakkında karar verilmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde düzenlenmiştir. 2009/208 esas sayılı dosyanın işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği halde, birleştirilen bu dava karar başlığında yer almadığı gibi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu durumda, mahkemece, her bir dava hakkında değerlendirme yapılarak ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde sadece asıl dava yönünden karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebebine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 10.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/665596900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz