Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2993 E. 2021/4191 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hatır çeki↗ kambiyo taahhüdü↗ ödeme taahhüdü↗ azil↗ keşide tarihi↗ yemin deliline dayanma↗ ihtirazi kayıt↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ bedelsizlik↗ yemin↗ ihtiyati tedbir↗ keşideci↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeklerdeki keşideci imzasının dava dışı ...'a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından ...'ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin azil tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı ...'ın şirketi temsile yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin hatır çeki olduğu ve bedelsiz olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesi kararında vekaletnamede açıkça çek düzenleme ya da kambiyo taahhütünde bulunma yetkisi bulnmayan dava dışı ... ...'ın şirketi temsile yetkili olduğunun kabulü ile red kararının sonuç itibariyle yerinde olmasına karşılık vekaletname kapsamına uygun olmadığı, davacının davasının davaya konu çeklerde imzası bulunan ... ...'ın davacı şirketin vekili olduğu, vekilin görevinin vekaletnamede belirtilen sınırlar içerisinde belirlendiği, vekaletnamenin kambiyo taahhüdünde bulunmak yetkisini içermediği, buna rağmen ... ... tarafından imzalanmış çeklere dayalı Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ... ...'ın azil tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza yetkisini gösteren tescil talepnamesini ibraz ederek takip konusu borcun ödenmesi için ödeme taahhüdünde bulunduğu, bilirkişi ...'in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin ... ...'ın şirket temsilcisi olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin bedelsizliği iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren ilk derece mahkemesi gerekçesinin yerinde bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti isteğine yönelik menfi tespit davasıdır. Gerekçeye dayanak oluşturulan ve dosyada bulunan 17.09.2015 tarihli "Tescil Talepnamesi" başlıklı belge davacı şirket tarafından düzenlenmiş bir belge olmadığı gibi davacı şirket adına yetkili temsilci tarafından imzalanmış bir belge de değildir. Anılan belge dava dışı ... ... tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli ödeme taahhüdünde de "İş bu icra takibine ihtirazı kayıt altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ... ... 14.11.2014 tarihli Azilname ile vekaletten de azledilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla dava dışı ... ...'ın davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7243 E. 2023/6600 K.
Ortak:hatır çeki · kambiyo taahhüdü · ödeme taahhüdü · azil · keşide tarihi · ihtirazi kayıt · borçlu olunmadığının tespiti · yemin delili
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeklerdeki «keşideci» imzasının dava dışı ...'a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından ...'ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin «keşide tarihlerinin» «azil» tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı ...'ın şirketi «temsile» yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin «hatır çeki» olduğu ve «bedelsiz» olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, «ihtiyati tedbir» kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ... ...'ın «azil» tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza «yetkisini» gösteren tescil talepnamesini «ibraz» ederek takip konusu borcun ödenmesi için «ödeme taahhüdünde» bulunduğu, bilirkişi ...'in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin ... ...'ın şirket «temsilcisi» olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin «bedelsizliği» iddiasını «yazılı delil» ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren ilk derece mahkemesi gerekçesinin yer …
Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli «ödeme taahhüdünde» de "İş bu icra takibine «ihtirazı kayıt» altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ... ...
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2017 tarihli ve 2015/618 E., 2017/848 K. sayılı kararıyla; çeklerdeki «keşideci» imzasının dava dışı ...'a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından ...'ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin «keşide tarihlerinin» «azil» tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı ...'ın şirketi «temsile» yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin «hatır çeki» olduğu ve «bedelsiz» olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, «ihtiyati tedbir» kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2015/6336 E. sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ...'ın «azil» tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza «yetkisini» gösteren tescil talepnamesini «ibraz» ederek takip konusu borcun ödenmesi için «ödeme taahhüdünde» bulunduğu, bilirkişi Cengiz Özer'in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin ...'ın şirket «temsilcisi» olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin «bedelsizliği» iddiasını «yazılı delil» ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yer …
Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli «ödeme taahhüdünde» de "İş bu icra takibine «ihtirazı kayıt» altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:haricen ödeme · faiz başlangıç tarihi · lehtar · ciro · kazanılmış hak · hamil · istirdat · ticari defter
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «keşideci», davalı ...'in «lehtar», davalı ...'in ise dava konusu çeklerin bankaya ibrazından sonra «ciro» ile «hamili» olduğu, dava konusu 30.09.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli ve 20.10.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekler yönünden, davalı ...'in davacı ve dav …
İcra Dairesinin 2015/6336 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu takip sonucunda, davacının 02.02.2016 tarihinde 119.338,00 TL, 06.02.2016 tarihinde 11.000,00 TL «haricen ödeme» yaptığı, takip alacaklısına icra dosyasında yapılan ödeme nedeniyle bu davalı yönünden davanın «istirdat» davasına dönüştüğü, davacı vekilinin 06.12.2021 tarihli dilekçesi ile, haricen ödenen 130.338,00 TL'nin davalılardan yasal faiziyle birlikte iadesini ve «yargılama gideri», «vekalet ücretinin» müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ettiği, dilekçe de istirdadı talep edilen tutar yönünden «faiz başlangıç tarihinin» belirtilmediği, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin dilekçenin verildiği tarih olan 06.12.2021 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, dosyadaki 17.09.2015 tarihli "Tescil Talepnamesi" başlıklı belge davacı şirket tarafından düzenlenmiş bir belge olmadığı gibi davacı şirket adına yetkili «temsilci» tarafından imzalanmış bir belge olmadığı, anılan belgenin dava dışı ... tarafından tek taraflı olarak düzenlendiği, bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli «ödeme taahhüdünde» de "İş bu icra takibine «ihtirazı kayıt» altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verildiği gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte …
… nolu, 30.09.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli ve Antalya TEB Yeniköy Şubesinin ....426 nolu, 20.10.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekler yönünden «lehtar» davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklı ...'e yönelik olarak Antalya 5.
Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtayın bozma ilamının yerinde olmadığını, dava dışı ...'ın şirket «temsilcisi» olarak hareket edip «ödeme taahhüdünde» bulunduğunu ve ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığından davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı yönündeki tespitin yerinde olmadığını, Davaya konu çeklerin davacı şirket yetkilisi ... tarafından yetkili olduğu dönemde keşide edilmiş olduğunu, ... tarafından keşide edilmiş davaya konu çeklerin icra dosyasına ödemelerinin itiraz edilmeksizin yapılmış olduğunu, davacı şirket kayıtlarında ... tarafından keşide edilmiş bir çok «çek» ödemesinin bulunduğunun da bilirkişi tarafında tespit edildiğini, Ciranta borçlusu ... ile davacı şirket arasındaki ticari iş ve işlemler, «ticari defter» ve kayıtları açıkça sabit olup, bilirkişi raporu ile de bu durum tespit edildiğini, davacı şirket, dava dışı ...'ı 14.11.2014 tarihinde azlettiği yönündeki beyanlarının aksine; davaya konu çeklerin, keşide tarihinden sonra «azil» işlemlerinin yapıldığını, bunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini, Dosyaya «ibraz» edilen Konya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma tutanağında da ... davaya konu çekleri vadeli olarak şirket yetkilisi olduğu dönemde imza ve keşide ettiğini, bu işle …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7055 E. 2010/10952 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fesihname · haksız fesih · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · denetime elverişlilik · fesih · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «acentelik sözleşmesini feshinin» haksız olduğu, bu «haksız fesih» nedeniyle davacının 14.929,74 TL zarara uğradığı gerekçesiyle 5.100,00 TL’nın dava tarihi olan 11.07.2005 tarihinden, 9.829,74 TL’nın ise «ıslah» tarihi olan 22.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu uyarınca davalının «acentelik sözleşmesini feshinin» haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece esas alınan bilirkişi raporunda somut olayda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5. maddesine uygun bir «fesihname» bulunup bulunmadığının değerlendirilme- sinin mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, davalının davacıya göndermiş olduğu azilname ile taraflar arasındaki ac …
Bu durumda bilirkişi raporunda davanın yerinde olup olmadığı hususundaki değerlendirmenin mahkemenin takdirine bırakılmış olmasına göre mahkemece öncelikle «acentelik sözleşmesindeki» «sözleşmenin feshine» ilişkin hüküm ile davalı tarafından davacıya gönderilen azilnamenin değerlendirilerek sözleşmenin sözkonusu azilname ile usulüne uygun olarak feshedilmiş olup olmadığı ve feshedildiği sonucuna varılması halinde de bu kez bu feshin sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususlarının tespiti ile sonucuna göre davanın yerinde olup olmadığının takdiri gerekirken, sözleşme ve azilname hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadan, «denetime elverişli» bir gerekçe oluşturulmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, «eksik incelemeye» dayalı olarak verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davada çözümü gereken yön, «acentelik sözleşmesinin feshinin» anılan sözleşmenin 5. maddesine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasındadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2993 E. , 2021/4191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.11.2017 tarih ve 2015/618 E- 2017/848 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.05.2019 tarih ve 2018/168 E- 2019/1044 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket vekili olan ... tarafından teminat ve hatır çeki olarak dava dışı ...'na verilen davaya konu 30.09.2014 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli ve 20.10.2014 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli çeklerin muvazaalı olarak cirolanarak tahsile konulduğunu, dava konusu çeklerde davacı şirket temsilcisinin imzası bulunmadığını, davacının davalılara hiç bir borcu olmadığını ileri sürerek davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, takip konusu çeklerin davacı şirket yetkilisi tarafından diğer davalı ve ciranta ...'e ileri tarihli olarak keşide edildiğini, şirketin aynı kişi tarafından imzalanmış başka çekleri ödediğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu savunarak, davanın reddi %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davaya konu çeklerin ticari ilişki nedeniyle davacı şirket tarafından davalıya keşide edildiğini, davacı şirket iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeklerdeki keşideci imzasının dava dışı ...'a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından ...'ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin azil tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı ...'ın şirketi temsile yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin hatır çeki olduğu ve bedelsiz olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesi kararında vekaletnamede açıkça çek düzenleme ya da kambiyo taahhütünde bulunma yetkisi bulnmayan dava dışı ... ...'ın şirketi temsile yetkili olduğunun kabulü ile red kararının sonuç itibariyle yerinde olmasına karşılık vekaletname kapsamına uygun olmadığı, davacının davasının davaya konu çeklerde imzası bulunan ... ...'ın davacı şirketin vekili olduğu, vekilin görevinin vekaletnamede belirtilen sınırlar içerisinde belirlendiği, vekaletnamenin kambiyo taahhüdünde bulunmak yetkisini içermediği, buna rağmen ... ... tarafından imzalanmış çeklere dayalı Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ...
...'ın azil tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza yetkisini gösteren tescil talepnamesini ibraz ederek takip konusu borcun ödenmesi için ödeme taahhüdünde bulunduğu, bilirkişi ...'in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin ... ...'ın şirket temsilcisi olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin bedelsizliği iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren ilk derece mahkemesi gerekçesinin yerinde bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti isteğine yönelik menfi tespit davasıdır. Gerekçeye dayanak oluşturulan ve dosyada bulunan 17.09.2015 tarihli "Tescil Talepnamesi" başlıklı belge davacı şirket tarafından düzenlenmiş bir belge olmadığı gibi davacı şirket adına yetkili temsilci tarafından imzalanmış bir belge de değildir. Anılan belge dava dışı ... ... tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli ödeme taahhüdünde de "İş bu icra takibine ihtirazı kayıt altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ...
...
14. 11.2014 tarihli Azilname ile vekaletten de azledilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla dava dışı ... ...'ın davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663099000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz