Menfi Tespit ve İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7243 E. 2023/6600 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haricen ödeme↗ hatır çeki↗ kambiyo taahhüdü↗ iyiniyetli hamil↗ ödeme taahhüdü↗ azil↗ keşide tarihi↗ faiz başlangıç tarihi↗ yemin deliline dayanma↗ ihtirazi kayıt↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ciranta↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ muvazaa↗ ticari defter kayıtları↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ iyiniyet↗ yemin↗ ciro↗ ihtiyati tedbir↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ hamil↗ keşideci↗ istirdat↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ yargılama gideri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ teminat↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2017 tarihli ve 2015/618 E., 2017/848 K. sayılı kararıyla; çeklerdeki keşideci imzasının dava dışı ...'a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından ...'ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin azil tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı ...'ın şirketi temsile yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin hatır çeki olduğu ve bedelsiz olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesini 14.05.2019 tarihli ve 2018/168 Esas, 2019/1044 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında vekaletnamede açıkça çek düzenleme ya da kambiyo taahhütünde bulunma yetkisi bulunmayan dava dışı ...'ın şirketi temsile yetkili olduğunun kabulü ile red kararının sonuç itibariyle yerinde olmasına karşılık vekaletname kapsamına uygun olmadığı, davacının davasının davaya konu çeklerde imzası bulunan ...'ın davacı şirketin vekili olduğu, vekilin görevinin vekaletnamede belirtilen sınırlar içerisinde belirlendiği, vekaletnamenin kambiyo taahhüdünde bulunmak yetkisini içermediği, buna rağmen ... tarafından imzalanmış çeklere dayalı Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/6336 E. sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ...'ın azil tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza yetkisini gösteren tescil talepnamesini ibraz ederek takip konusu borcun ödenmesi için ödeme taahhüdünde bulunduğu, bilirkişi Cengiz Özer'in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin ...'ın şirket temsilcisi olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin bedelsizliği iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yerinde bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 28.04.2021 tarih, 2020/2993 E. ve 2021/4191 K. sayılı kararıyla ''.. Gerekçeye dayanak oluşturulan ve dosyada bulunan 17.09.2015 tarihli "Tescil Talepnamesi" başlıklı belge davacı şirket tarafından düzenlenmiş bir belge olmadığı gibi davacı şirket adına yetkili temsilci tarafından imzalanmış bir belge de değildir. Anılan belge dava dışı ... tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli ödeme taahhüdünde de "İş bu icra takibine ihtirazı kayıt altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ... 14.11.2014 tarihli Azilname ile vekaletten de azledilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla dava dışı ...'ın davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerektiği..'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının keşideci, davalı ...'in lehtar, davalı ...'in ise dava konusu çeklerin bankaya ibrazından sonra ciro ile hamili olduğu, dava konusu 30.09.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli ve 20.10.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekler yönünden, davalı ...'in davacı ve davalı ...'e yönelik Antalya 5. İcra Dairesinin 2015/6336 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu takip sonucunda, davacının 02.02.2016 tarihinde 119.338,00 TL, 06.02.2016 tarihinde 11.000,00 TL haricen ödeme yaptığı, takip alacaklısına icra dosyasında yapılan ödeme nedeniyle bu davalı yönünden davanın istirdat davasına dönüştüğü, davacı vekilinin 06.12.2021 tarihli dilekçesi ile, haricen ödenen 130.338,00 TL'nin davalılardan yasal faiziyle birlikte iadesini ve yargılama gideri, vekalet ücretinin müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ettiği, dilekçe de istirdadı talep edilen tutar yönünden faiz başlangıç tarihinin belirtilmediği, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin dilekçenin verildiği tarih olan 06.12.2021 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, dosyadaki 17.09.2015 tarihli "Tescil Talepnamesi" başlıklı belge davacı şirket tarafından düzenlenmiş bir belge olmadığı gibi davacı şirket adına yetkili temsilci tarafından imzalanmış bir belge olmadığı, anılan belgenin dava dışı ... tarafından tek taraflı olarak düzenlendiği, bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli ödeme taahhüdünde de "İş bu icra takibine ihtirazı kayıt altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verildiği gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ... 14.11.2014 tarihli azilname ile vekaletten de azledildiği, bu itibarla dava dışı ...'ın davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı gerekçesiyle davacının Antalya TEB Yeniköy Şubesinin ....425 nolu, 30.09.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli ve Antalya TEB Yeniköy Şubesinin ....426 nolu, 20.10.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekler yönünden lehtar davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklı ...'e yönelik olarak Antalya 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında dava konusu çeklerin takibe dayanak kılınması nedeniyle menfi tespitten dönüşen ve ödenen 130.338,00 TL'nin 06.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, şartları oluşmayan davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtayın bozma ilamının yerinde olmadığını, dava dışı ...'ın şirket temsilcisi olarak hareket edip ödeme taahhüdünde bulunduğunu ve ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığından davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı yönündeki tespitin yerinde olmadığını, Davaya konu çeklerin davacı şirket yetkilisi ... tarafından yetkili olduğu dönemde keşide edilmiş olduğunu, ... tarafından keşide edilmiş davaya konu çeklerin icra dosyasına ödemelerinin itiraz edilmeksizin yapılmış olduğunu, davacı şirket kayıtlarında ... tarafından keşide edilmiş bir çok çek ödemesinin bulunduğunun da bilirkişi tarafında tespit edildiğini, Ciranta borçlusu ... ile davacı şirket arasındaki ticari iş ve işlemler, ticari defter ve kayıtları açıkça sabit olup, bilirkişi raporu ile de bu durum tespit edildiğini, davacı şirket, dava dışı ...'ı 14.11.2014 tarihinde azlettiği yönündeki beyanlarının aksine; davaya konu çeklerin, keşide tarihinden sonra azil işlemlerinin yapıldığını, bunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini, Dosyaya ibraz edilen Konya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma tutanağında da ... davaya konu çekleri vadeli olarak şirket yetkilisi olduğu dönemde imza ve keşide ettiğini, bu işlemlerden davacı şirketin şu anki yetkilisi İsmail Yalçın’ın haberdar olduğunu açıkça ifade ettiğini, ... tarafından imzalanmış çeklere dayalı Antalya 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ...'ın azil tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza yetkisini gösteren tescil talepnamesini ibraz ederek takip konusu borcun ödenmesi için ödeme taahhüdünde bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2993 E. 2021/4191 K.
Ortak:hatır çeki · kambiyo taahhüdü · ödeme taahhüdü · azil · keşide tarihi · ihtirazi kayıt · borçlu olunmadığının tespiti · yemin delili
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2017 tarihli ve 2015/618 E., 2017/848 K. sayılı kararıyla; çeklerdeki «keşideci» imzasının dava dışı ...'a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından ...'ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin «keşide tarihlerinin» «azil» tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı ...'ın şirketi «temsile» yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin «hatır çeki» olduğu ve «bedelsiz» olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, «ihtiyati tedbir» kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2015/6336 E. sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ...'ın «azil» tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza «yetkisini» gösteren tescil talepnamesini «ibraz» ederek takip konusu borcun ödenmesi için «ödeme taahhüdünde» bulunduğu, bilirkişi Cengiz Özer'in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin ...'ın şirket «temsilcisi» olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin «bedelsizliği» iddiasını «yazılı delil» ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yer …
Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli «ödeme taahhüdünde» de "İş bu icra takibine «ihtirazı kayıt» altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ...
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeklerdeki «keşideci» imzasının dava dışı ...'a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından ...'ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin «keşide tarihlerinin» «azil» tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı ...'ın şirketi «temsile» yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin «hatır çeki» olduğu ve «bedelsiz» olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, «ihtiyati tedbir» kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ... ...'ın «azil» tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza «yetkisini» gösteren tescil talepnamesini «ibraz» ederek takip konusu borcun ödenmesi için «ödeme taahhüdünde» bulunduğu, bilirkişi ...'in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin ... ...'ın şirket «temsilcisi» olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin «bedelsizliği» iddiasını «yazılı delil» ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren ilk derece mahkemesi gerekçesinin yer …
Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli «ödeme taahhüdünde» de "İş bu icra takibine «ihtirazı kayıt» altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ... ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7243 E. , 2023/6600 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1685 Esas, 2022/989 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit (ödeme nedeniyle istirdat) davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket vekili olan ... tarafından teminat ve hatır çeki olarak dava dışı Talip Eminoğlu'na verilen davaya konu 30.09.2014 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli ve 20.10.2014 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli çeklerin muvazaalı olarak cirolanarak tahsile konulduğunu, dava konusu çeklerde davacı şirket temsilcisinin imzası bulunmadığını, davacının davalılara hiç bir borcu olmadığını ileri sürerek davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; takip konusu çeklerin davacı şirket yetkilisi tarafından diğer davalı ve ciranta ...'e ileri tarihli olarak keşide edildiğini, şirketin aynı kişi tarafından imzalanmış başka çekleri ödediğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
2.... cevap dilekçesinde; davaya konu çeklerin ticari ilişki nedeniyle davacı şirket tarafından davalıya keşide edildiğini, davacı şirket iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2017 tarihli ve 2015/618 E., 2017/848 K. sayılı kararıyla; çeklerdeki keşideci imzasının dava dışı ...'a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından ...'ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin azil tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı ...'ın şirketi temsile yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin hatır çeki olduğu ve bedelsiz olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesini 14.05.2019 tarihli ve 2018/168 Esas, 2019/1044 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında vekaletnamede açıkça çek düzenleme ya da kambiyo taahhütünde bulunma yetkisi bulunmayan dava dışı ...'ın şirketi temsile yetkili olduğunun kabulü ile red kararının sonuç itibariyle yerinde olmasına karşılık vekaletname kapsamına uygun olmadığı, davacının davasının davaya konu çeklerde imzası bulunan ...'ın davacı şirketin vekili olduğu, vekilin görevinin vekaletnamede belirtilen sınırlar içerisinde belirlendiği, vekaletnamenin kambiyo taahhüdünde bulunmak yetkisini içermediği, buna rağmen ... tarafından imzalanmış çeklere dayalı Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/6336 E.
sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ...'ın azil tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza yetkisini gösteren tescil talepnamesini ibraz ederek takip konusu borcun ödenmesi için ödeme taahhüdünde bulunduğu, bilirkişi Cengiz Özer'in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin ...'ın şirket temsilcisi olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin bedelsizliği iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yerinde bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 28.04.2021 tarih, 2020/2993 E. ve 2021/4191 K. sayılı kararıyla ''.. Gerekçeye dayanak oluşturulan ve dosyada bulunan 17.09.2015 tarihli "Tescil Talepnamesi" başlıklı belge davacı şirket tarafından düzenlenmiş bir belge olmadığı gibi davacı şirket adına yetkili temsilci tarafından imzalanmış bir belge de değildir. Anılan belge dava dışı ... tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli ödeme taahhüdünde de "İş bu icra takibine ihtirazı kayıt altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ...
14. 11.2014 tarihli Azilname ile vekaletten de azledilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla dava dışı ...'ın davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerektiği..'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının keşideci, davalı ...'in lehtar, davalı ...'in ise dava konusu çeklerin bankaya ibrazından sonra ciro ile hamili olduğu, dava konusu 30.09.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli ve 20.10.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekler yönünden, davalı ...'in davacı ve davalı ...'e yönelik Antalya 5. İcra Dairesinin 2015/6336 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu takip sonucunda, davacının 02.02.2016 tarihinde 119.338,00 TL, 06.02.2016 tarihinde 11.000,00 TL haricen ödeme yaptığı, takip alacaklısına icra dosyasında yapılan ödeme nedeniyle bu davalı yönünden davanın istirdat davasına dönüştüğü, davacı vekilinin 06.12.2021 tarihli dilekçesi ile, haricen ödenen 130.338,00 TL'nin davalılardan yasal faiziyle birlikte iadesini ve yargılama gideri, vekalet ücretinin müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ettiği, dilekçe de istirdadı talep edilen tutar yönünden faiz başlangıç tarihinin belirtilmediği, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin dilekçenin verildiği tarih olan 06.12.2021 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, dosyadaki 17.09.2015 tarihli "Tescil Talepnamesi" başlıklı belge davacı şirket tarafından düzenlenmiş bir belge olmadığı gibi davacı şirket adına yetkili temsilci tarafından imzalanmış bir belge olmadığı, anılan belgenin dava dışı ...
tarafından tek taraflı olarak düzenlendiği, bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli ödeme taahhüdünde de "İş bu icra takibine ihtirazı kayıt altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz." denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verildiği gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı ...
14. 11.2014 tarihli azilname ile vekaletten de azledildiği, bu itibarla dava dışı ...'ın davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı gerekçesiyle davacının Antalya TEB Yeniköy Şubesinin ....425 nolu, 30.09.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli ve Antalya TEB Yeniköy Şubesinin ....426 nolu, 20.10.2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekler yönünden lehtar davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklı ...'e yönelik olarak Antalya 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında dava konusu çeklerin takibe dayanak kılınması nedeniyle menfi tespitten dönüşen ve ödenen 130.338,00 TL'nin 06.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, şartları oluşmayan davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtayın bozma ilamının yerinde olmadığını, dava dışı ...'ın şirket temsilcisi olarak hareket edip ödeme taahhüdünde bulunduğunu ve ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığından davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı yönündeki tespitin yerinde olmadığını, Davaya konu çeklerin davacı şirket yetkilisi ... tarafından yetkili olduğu dönemde keşide edilmiş olduğunu, ... tarafından keşide edilmiş davaya konu çeklerin icra dosyasına ödemelerinin itiraz edilmeksizin yapılmış olduğunu, davacı şirket kayıtlarında ... tarafından keşide edilmiş bir çok çek ödemesinin bulunduğunun da bilirkişi tarafında tespit edildiğini, Ciranta borçlusu ...
ile davacı şirket arasındaki ticari iş ve işlemler, ticari defter ve kayıtları açıkça sabit olup, bilirkişi raporu ile de bu durum tespit edildiğini, davacı şirket, dava dışı ...'ı 14.11.2014 tarihinde azlettiği yönündeki beyanlarının aksine; davaya konu çeklerin, keşide tarihinden sonra azil işlemlerinin yapıldığını, bunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini, Dosyaya ibraz edilen Konya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma tutanağında da ... davaya konu çekleri vadeli olarak şirket yetkilisi olduğu dönemde imza ve keşide ettiğini, bu işlemlerden davacı şirketin şu anki yetkilisi İsmail Yalçın’ın haberdar olduğunu açıkça ifade ettiğini, ... tarafından imzalanmış çeklere dayalı Antalya 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil ...'ın azil tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza yetkisini gösteren tescil talepnamesini ibraz ederek takip konusu borcun ödenmesi için ödeme taahhüdünde bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'e yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990756600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz