Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5862 E. 2021/3044 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakkaniyet↗ taşıma sözleşmesi↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından davacıya ait bagajın tesliminin zamanında yapılmaması nedeniyle davacının bagajındaki ıstaka yerine alışık olmadığı, başkasına ait bir ıstaka ile turnuvaya katılmak zorunda kaldığı, davacının bu nedenle turnuvayı kazanamadığı ve muhtemel kazanılacak üçüncülük ödülü, turnuvaya katılım ücreti, tek kişilik oda ücretinden oluşan toplam 8.452,44 TL maddi zararının oluştuğu, turnuvanın kaybedilmesi sebebiyle manevi zararının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.452,44 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 15.000.- TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacının iddiası doğrultusunda müsabakaya katılım ücreti, gidiş-dönüş uçak bileti, konaklama bedeli ve davacı kendi ıstakası ile turnuvaya katılsa idi yarışmada üçüncü olacağı inancıyla üçüncülük ödülü bedeline hükmedilmiştir. Ancak mahkemece, davacının üçüncülük ödülünü alabilmesi için yapması gereken yolculuk, konaklama ve katılım ücreti ile yarışmanın ödül tutarına aynı anda hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davacının kendi ıstakası ile katılsaydı üçüncü olacağına ilişkin iddiasını destekleyen hiçbir delili bulunmamasına rağmen mahkemece bu talebin kabulüne karar verilmesi dahi doğru değildir. Bu durumda, davacının, yurtdışında düzenlenen müsabakaya katılmak amacıyla gittiği yolculuğun sonunda yarışmaya katıldığı, ancak dereceye giremediği ve alışık olmadığı başka bir ıstaka ile oynaması nedeniyle yarışmayı ve ödülü kazanamadığı iddialarının da delillerle desteklenmediği gözetilerek, davacının maddi tazminat isteminin reddi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ayrıca, her ne kadar davacının alışık olduğu kendi ıstakasıyla müsabakaya katılamaması nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği kabul edilebilir ise de, mahkemece davacının tazminat talebinin tamamen kabul edilmesi de yerinde olmayıp, daha hakkaniyete uygun ve ılımlı bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/145 E. 2014/8272 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosya masrafı · yetkisizlik kararı · ilan · husumet · e-defter
Benzer bu kararda… mına göre, davacının davaya konu avan proje ile uygulama mimari projesinin müelliflerinden olduğu, yarışma ödülü için gösterilen meblağın çok düşük olup, bu bedelin «masraflara» gittiği, davalılara şahsi olarak iş sahibince yapılan bir ödemenin olmadığı, bu nedenle yapılan iş karşılığı için açılan alacak davasında «husumetin» iş sahibi olan dava dışı Kooperatif ile dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden yapılan incelemede ise eserde değişiklik söz konusu olmayı …
… arına gelince; davacı birleşen davasında, davalılar ile birlikte hazırladığı projenin davalılar tarafından sahiplenilerek kendisinin isminin gizlendiğini, umuma arz «yetkisinin» davalılar tarafından kullanıldığını ve mimari projenin izni olmadan değiştirildiğini ileri sürerek, 5846 sayılı FSEK kapsamında manevi tazminat talebinde bulunmuştur.Yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu mimari projenin taraflarca müştereken oluşturulmasına ve bu projenin uygulanması için yapılan sözleşmede davacının isminin de müellifler arasında gösterilmiş olmasına rağmen sonradan davalıların bu hususu inkar ederek davacının proje müellifi olmadığı, uygulanan projenin yarışmada kazanan proje olmadığını ileri sürerek uygulanan mimari projeye ilişkin tanıtım, «ilan» ve sunumlarda davacının ismini belirtmediklerinin anlaşılmış olmasına göre, davacının eser üzerindeki manevi haklarının bu şekilde ihlal edildiğinin anlaşılmış olm …
1-Davalılar vekili tarafından katılım yolu ile temyiz isteminde bulunulmuş ise de geçerli bir temyiz isteminin varlığı için temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir.
Somut olayda, katılım yolu ile temyiz isteminde bulunan davalılar vekili tarafından temyiz «defterine» kayıt yaptırılmadan ve temyiz harcı yatırılmadan verilen temyiz dilekçesi usulüne uygun olmayıp, bu dilekçede ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenme kabiliyeti bulunmadığından davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4586 E. 2024/9076 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muarazanın giderilmesi · birim fiyat · uyuşmazlık konusu · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, öncelikle taraflar arasındaki «uyuşmazlık konusu» buluşla ilgili olarak, davacı tarafından genel hükümlere dayalı hak sahipliği iddiasına karşılık yarışma sonucu bu hakkın kendisine devredildiğine yönelik davalı savunmasına dayalı olarak ortaya çıkan «muarazanın giderilmesi» ve sonucuna göre de davacının alacak hakkı bulunup bulunmadığının ve miktarının tespiti gerekirken; mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi d …
… nü olup olmadığının da tespit edilemediği, kaldı ki davacının ürününün tam olarak teknik özelliklerini belirtmediği, yine envanter kayıtlarında bahsedilen ürünün en «son» olarak 09.06.2023 tarihi itibariyle «birim fiyatının» güncellenerek 2.498,88 TL olarak kayıtlarda yer aldığı, davacının da yarışma sonucunda 1975 yılında 3.000,00 TL ödül aldığı dikkate alındığında davacının davalıdan …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hedef sistemi buluşu hakkında «muarazanın giderilmesine» ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/499 E. 2013/17657 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar mahrumiyeti · mahrum kalınan kâr · sözleşmenin ihlali · ihtirazi kayıt · kâr mahrumiyeti · kira sözleşmesi · cezai şart · garantörlük
Benzer bu kararda… da ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın başka bir firmaya turnuva düzenlettirdiği hususunu bilmemesi mümkün olmayan ve davalının akde aykırı bu uygulamasını hiçbir «ihtirazi kayıt» ileri sürmeden kabul eden davacının 20–30 Ocak 2003 tarihleri arasında turnuva düzenlemesi karşısında artık BK'nun 158/2 maddesi uyarınca «cezai şart» talep edemeyeceği, her ne kadar «kar mahrumiyeti» talebinde bulunulmuş ise de gerek bu zararın kanıtlanamaması gerekse de davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi gözetildiğinde bu talebin yerinde bulunmadığı, karşı dava yönünden ise 20-30 Ocak 2003 tarihlerinde turnuva düzenleyen davacı karşı davalının sözleşmede öngörülen bedeli davalı karşı davacıya ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulü ile 84.703,50 TL'nin «avans faizi» ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Asıl dava, ...Atatürk Stadyumu'nun, davalı tarafından belirli tarihlerde kullanılmak üzere davacıya tahsis edilmesine ilişkin «sözleşmenin ihlal» edildiği iddiası ile sözleşmede öngörülen «cezai şart» bedelinin ve «mahrum kalınan» karın tahsili istemlerine ilişkindir.
… ın davacıya tahsis edilmediği, ancak davalı tarafından kendisine teklif edilen 20-30 Ocak tarihlerinde davacının turnuva düzenlediği, artık akde aykırı ifayı hiçbir «ihtirazi kayıt» ileri sürmeksizin kabul eden davacının 818 sayılı BK'nun 158/2. maddesi uyarınca «cezai şart» isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan sözleşme hükümlerinden de anlaşılacağı üzere davalı, stadyumu istenilen tarihlerde davacıya tahsis etmek yanında ligin devre arası tarihlerinde söz konusu stadda başka maç oynanmayacağını da «garanti» etmiş bulunmaktadır.
… ak, söz konusu stad 30.06.2002 tarihine kadar dava dışı belediye tarafından davalı şirkete kiralanmış olup işbu davaya konu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle «kira sözleşmesinin» sona erdiğini bilen davalı şirketin, buna rağmen basiretli bir «tacir» gibi davranmayarak söz konusu stadda, devre arası tarihlerinde sözleşme konusu maçlar dışında maç oynanmayacağını «garanti» etmesi karşısında, artık davalının stadın tasarruf hakkının kendilerine ait olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmesi mümkün değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/522 E. 2023/3892 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dürüstlük kuralı · kötü niyet · ihtar · ihtarname · kötüniyet · zamanaşımı · temsil
Benzer bu kararda… dava dışı...'ın davalı Mamor şirketi adına yaptığı işlemlerin hukuka uygun olmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci maddesi gereğince markanın tescilinde «dürüstlük kuralına» uyulmadığı, kötü niyetle tescil yapıldığı, davacının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarından kaynaklanan bağımsız bir hakkı bulunmamakla birlikte, aynı hükümler çerçevesinde ileri sürülebilir ortak kullanımdan kaynaklanan hakkının davalılarca inkarının «kötü niyet» oluşturduğu, kötü niyet halinde «zamanaşımının» dikkate alınmayacağı, markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, ... adına kayıtlı 2008/72746 numaralı "Alaçatı …
… rka için yoğun reklam çalışmaları yaptığını, 9 senedir bu markayı kullandığını, bilinir hale getirdiğini, davalının markayı kötü niyetle tescillediğini, müvekkiline «ihtarname» gönderdiğini, ihtarname ile davalı tarafın müvekkilinin uzun yıllardır emek ve uğraş vererek tanınır hale getirdiği markasını 2012 yılında devir aldığını ve kendisi ile yapılan organizasyon işbirliğinin sona erdiğini oysa davalı taraf ile müvekkilinin hiçbir şekilde bir organizasyon birliği olmadığını belirterek kötü niyetle tescillenen 2008/72746 nolu “alaçatı international fishing tournament” markasının kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, kullanılmama hükümsüzlük taleplerinin kabul edilmemesi halinde markanın «kötü niyet» nedeniyle hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «münhasıran» ve önceye dayalı hak sahibi olmaması nedeni ile 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, kötü niyetli tescile ilişkin faktörlerin tescil başvurusunun yapıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiğini, davalının dava konusu markayı eşinden devralmasının 556 sayılı KHK çerçevesinde tanınan bir hak olduğunu, davalının marka başvurusu ile ilgisi olmadığını, kötü niyetli tescil bakımından başvuru yapan şirket yönünden başvuru tarihindeki deliller itibari ile değerlendirme yapılması gerekirken birleşen dava davalısı şirketin davacının ortak kullanımından kaynaklanan haklarını ihlale yönelik bir fiili olmadığının dikkate alınmadığı, hangi delillere dayanıldığının dahi belirtilmediği, davalının «ihtarnamesinin» ancak markanın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilebileceği halde davacının ortak kullanımından kaynaklanan haklarının davalılarca inkarı şeklinde olaya v …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «kötüniyetin» varlığı halinde marka hükümsüzlüğü davasının 5 yıl geçtikten sonra açılmasının mümkün olmasına ve asıl davanın davalısının dava konusu markayı birleşen davalı şirketin ortaklarından ve yetkili «temsilcisi» olan eşinden dava dışı...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5862 E. , 2021/3044 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.11.2019 tarih ve 2016/3374 E. - 2019/1188 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Türkiye Bilardo Federasyonuna bağlı lisanslı milli bilardo oyuncusu olduğunu, davacının 2014 milli takımlar dünya üçüncülüğü ve 2009 Avrupa gençler üçüncülüğü derecelerini kazandığını, aynı şekilde 06.07.2015-12.07.2015 tarihleri arasında Porto'da düzenlenecek Dünya Kupası müsabakalarına katılmak üzere, Türk Hava Yollarının, 07.07.2015 tarihli 11.30 kalkış saatli İstanbul-Porto seferini kullandığını, bilardo ıstakasının bulunduğu malzeme çantasını uçuş kuralları gereği uçak bagajına verdiğini, ancak davacının havalimanına indiğinde tüm çabalarına rağmen bagajdaki malzemelerini alamadığını, davacının turnuvaya başkasının ıstakası ile katılmak zorunda kaldığını, bu nedenle davacının turnuvada başarı sağlayamadığını ve ilk üç derece ödülünü alamadığını, kariyerinin etkilendiğini, gidiş dönüş uçak bileti, konaklama ve diğer harcamaların maddi zararını oluşturduğunu, kariyerinin zarara uğraması nedeniyle de manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.200.- TL maddi, kariyerinde ve ruh sağlığında oluşan ağın hasar nedeniyle 15.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş olup verdiği ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 8.452,44 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili, dava konusu uyuşmazlığın uluslararası taşıma faaliyetinden kaynaklandığını, bu nedenle dava konusu olaya Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme (Montreal Sözleşmesi) hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, bu sözleşmeye göre davacının süresinde davalıya başvuruda bulunmadığını, davacının davalının kusuruyla maddi zarara uğramadığını, manevi tazminat talebi yönünden ise kişilik haklarının saldırıya uğramadığını, tazminat şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından davacıya ait bagajın tesliminin zamanında yapılmaması nedeniyle davacının bagajındaki ıstaka yerine alışık olmadığı, başkasına ait bir ıstaka ile turnuvaya katılmak zorunda kaldığı, davacının bu nedenle turnuvayı kazanamadığı ve muhtemel kazanılacak üçüncülük ödülü, turnuvaya katılım ücreti, tek kişilik oda ücretinden oluşan toplam 8.452,44 TL maddi zararının oluştuğu, turnuvanın kaybedilmesi sebebiyle manevi zararının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.452,44 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 15.000.- TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacının iddiası doğrultusunda müsabakaya katılım ücreti, gidiş-dönüş uçak bileti, konaklama bedeli ve davacı kendi ıstakası ile turnuvaya katılsa idi yarışmada üçüncü olacağı inancıyla üçüncülük ödülü bedeline hükmedilmiştir. Ancak mahkemece, davacının üçüncülük ödülünü alabilmesi için yapması gereken yolculuk, konaklama ve katılım ücreti ile yarışmanın ödül tutarına aynı anda hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davacının kendi ıstakası ile katılsaydı üçüncü olacağına ilişkin iddiasını destekleyen hiçbir delili bulunmamasına rağmen mahkemece bu talebin kabulüne karar verilmesi dahi doğru değildir.
Bu durumda, davacının, yurtdışında düzenlenen müsabakaya katılmak amacıyla gittiği yolculuğun sonunda yarışmaya katıldığı, ancak dereceye giremediği ve alışık olmadığı başka bir ıstaka ile oynaması nedeniyle yarışmayı ve ödülü kazanamadığı iddialarının da delillerle desteklenmediği gözetilerek, davacının maddi tazminat isteminin reddi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ayrıca, her ne kadar davacının alışık olduğu kendi ıstakasıyla müsabakaya katılamaması nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği kabul edilebilir ise de, mahkemece davacının tazminat talebinin tamamen kabul edilmesi de yerinde olmayıp, daha hakkaniyete uygun ve ılımlı bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659460500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz