Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/499 E. 2013/17657 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar mahrumiyeti↗ mahrum kalınan kâr↗ sözleşmenin ihlali↗ ihtirazi kayıt↗ kâr mahrumiyeti↗ kira sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ cezai şart↗ garantörlük↗ taahhütname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 04.11.2002 tarihli sözleşme ile davalının, Atatürk Stadyumu'nu 2 yıl süre ile devre arasında ve davacının belirleyeceği tarihlerde turnuva düzenlenmesi amacıyla davacıya tahsis ettiği, davacının 10-20 Ocak tarihleri arasında turnuva düzenleme talebinin davalı tarafça kabul görmediği, davalının 15.12.2002– 09.01.2003 veya 20.01.2003–30.01.2003 tarihleri arasında turnuva düzenleyebileceğini bildirmesi üzerine davacının, 20.01.2003-30.01.2003 tarihleri arasında söz konusu stadda turnuva düzenlediği, kendisi tarafından talep edilen tarihlerde, davalının ya da ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın başka bir firmaya turnuva düzenlettirdiği hususunu bilmemesi mümkün olmayan ve davalının akde aykırı bu uygulamasını hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeden kabul eden davacının 20–30 Ocak 2003 tarihleri arasında turnuva düzenlemesi karşısında artık BK'nun 158/2 maddesi uyarınca cezai şart talep edemeyeceği, her ne kadar kar mahrumiyeti talebinde bulunulmuş ise de gerek bu zararın kanıtlanamaması gerekse de davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi gözetildiğinde bu talebin yerinde bulunmadığı, karşı dava yönünden ise 20-30 Ocak 2003 tarihlerinde turnuva düzenleyen davacı karşı davalının sözleşmede öngörülen bedeli davalı karşı davacıya ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulü ile 84.703,50 TL'nin avans faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, ...Atatürk Stadyumu'nun, davalı tarafından belirli tarihlerde kullanılmak üzere davacıya tahsis edilmesine ilişkin sözleşmenin ihlal edildiği iddiası ile sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin ve mahrum kalınan karın tahsili istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlendiği çekişmesiz olan 04.11.2002 tarihli sözleşmenin tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen 4. maddesine göre davalı, 2 yıl süreyle davacının belirleyeceği tarihler arasında anılan stadyumu davacıya tahsis etmeyi yükümlenmiş olup ayrıca bu stadın 2 yıl süreyle lig devre arası tarihlerinde, işbu sözleşmenin konusu olan turnuvalar dışında başka maçlara ev sahipliği yapamayacağını da davacıya garanti etmiştir. Aynı sözleşmenin 5/a maddesinde ise “Taraflardan herhangi biri sözleşme maddelerinde yer alan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmediği takdirde karşı tarafa 125.000 EURO ceza ödeyecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece, davacının talep ettiği 10-20 Ocak tarihlerinde söz konusu stadın davacıya tahsis edilmediği, ancak davalı tarafından kendisine teklif edilen 20-30 Ocak tarihlerinde davacının turnuva düzenlediği, artık akde aykırı ifayı hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul eden davacının 818 sayılı BK'nun 158/2. maddesi uyarınca cezai şart isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan sözleşme hükümlerinden de anlaşılacağı üzere davalı, stadyumu istenilen tarihlerde davacıya tahsis etmek yanında ligin devre arası tarihlerinde söz konusu stadda başka maç oynanmayacağını da garanti etmiş bulunmaktadır. Oysa, davacının talep ettiği 10-20 Ocak tarihleri arasında stadın başka bir turnuvaya ev sahipliği yaptığı çekişmesiz olup davalı şirket de kendilerinin turnuva düzenlenmek üzere stadı herhangi bir şirkete tahsis etmediklerini, stad konusunda tasarruf yetkisinin belediyeye ait olduğunu savunmuştur. Ancak, söz konusu stad 30.06.2002 tarihine kadar dava dışı belediye tarafından davalı şirkete kiralanmış olup işbu davaya konu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle kira sözleşmesinin sona erdiğini bilen davalı şirketin, buna rağmen basiretli bir tacir gibi davranmayarak söz konusu stadda, devre arası tarihlerinde sözleşme konusu maçlar dışında maç oynanmayacağını garanti etmesi karşısında, artık davalının stadın tasarruf hakkının kendilerine ait olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, her ne kadar mahkemenin kötü ifayı kabul eden davacının bu nedenle cezai şart isteyemeyeceğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de sözleşmede öngörülen yükümlülüklerden herhangi birinin ihlali halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olması gözetildiğinde stadın başka maçlara ev sahipliği yapmayacağını garanti eden ve bu taahhüdünü yerine getirmeyen davalı şirketin sözleşme ile tespit edilen cezai şarttan sorumlu tutulması gerektiğinin gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/515 E. 2015/13504 K.
Ortak:mahrum kalınan kâr · sözleşmenin ihlali · kâr mahrumiyeti · cezai şart · garantörlük · taahhütname
İncelediğiniz kararda2- Asıl dava, ...Atatürk Stadyumu'nun, davalı tarafından belirli tarihlerde kullanılmak üzere davacıya tahsis edilmesine ilişkin «sözleşmenin ihlal» edildiği iddiası ile sözleşmede öngörülen «cezai şart» bedelinin ve «mahrum kalınan» karın tahsili istemlerine ilişkindir.
Bu itibarla, her ne kadar mahkemenin kötü ifayı kabul eden davacının bu nedenle «cezai şart» isteyemeyeceğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de sözleşmede öngörülen yükümlülüklerden herhangi birinin ihlali halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olması gözetildiğinde stadın başka maçlara ev sahipliği yapmayacağını «garanti» eden ve bu «taahhüdünü» yerine getirmeyen davalı şirketin sözleşme ile tespit edilen cezai şarttan sorumlu tutulması gerektiğinin gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi do …
… da ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın başka bir firmaya turnuva düzenlettirdiği hususunu bilmemesi mümkün olmayan ve davalının akde aykırı bu uygulamasını hiçbir «ihtirazi kayıt» ileri sürmeden kabul eden davacının 20–30 Ocak 2003 tarihleri arasında turnuva düzenlemesi karşısında artık BK'nun 158/2 maddesi uyarınca «cezai şart» talep edemeyeceği, her ne kadar «kar mahrumiyeti» talebinde bulunulmuş ise de gerek bu zararın kanıtlanamaması gerekse de davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi gözetildiğinde bu talebin yerinde bulunmadığı, karşı dava yönünden ise 20-30 Ocak 2003 tarihlerinde turnuva düzenleyen davacı karşı davalının sözleşmede öngörülen bedeli davalı karşı davacıya ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulü ile 84.703,50 TL'nin «avans faizi» ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAtatürk Stadyumu'nun, davalı tarafından belirli tarihlerde kullanılmak üzere davacıya tahsis edilmesine ilişkin «sözleşmenin ihlal» edildiği iddiası ile sözleşmede öngörülen «cezai şart» bedelinin ve «mahrum kalınan» karın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, uyulan bozma ilamı gereğince asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… karar, davacı karşı davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 04.10.2013 günlü kararıyla "her ne kadar mahkemenin kötü ifayı kabul eden davacının bu nedenle «cezai şart» isteyemeyeceğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de sözleşmede öngörülen yükümlülüklerden herhangi birinin ihlali halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olması gözetildiğinde stadın başka maçlara ev sahipliği yapmayacağını «garanti» eden ve bu «taahhüdünü» yerine getirmeyen davalı şirketin sözleşme ile tespit edilen cezai şarttan sorumlu tutulması gerektiğinin gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi do …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik · taraf ehliyeti · ticaret sicili
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, davacı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarından silinip silinmediğinin, diğer bir deyişle «tüzel kişiliğinin» devam edip etmediğinin tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün davalı karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece kurulan hükümden sonra asıl davada davalı olan şirket vekili tarafından dosyaya sunulan belge ve tercümelerinde, Almanya'da mukim davacı şirketin, «ticaret sicil» kayıtlarından silindiği belirtilmektedir.
Aktif dava «ehliyeti» dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16322 E. 2013/14660 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu ücret · maddi hata · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu karardaS.2 müziği kullandığına dair delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın «husumetten» reddine; klübün irtifak hakkının tapuda davalı adına olması ve klübün internet sayfası nedeniyle «maddi hata» sonucu davanın davalı klübe yöneltildiği gerekçesiyle de davacı aleyhine «vekalet ücretine» hükmolunmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın «husumetten» reddine karar verilmesi nedeniyle «maktu ücreti» vekalete karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davacı aleyhine ücret-i vekalete karar verilmemesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulmas …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15077 E. 2015/3937 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · mahsup
Benzer bu kararda… dece Türkiye-Hırvatistan maçı ile ilgili yayından bahsedilerek bedel talebinde bulunulduğu, davalının Türkiye-Hırvatistan maç görüntüleriyle ilgili yayını nedeniyle «hakkaniyete» uygun olarak ödemesi gereken bedelin, Türkiye'nin turnuvada toplam 5 maç oynamış olması nedeniyle 5/150.000 USD hesabıyla 30.000 USD olduğu, FSEK 80 ve FSEK 68/1 maddesi gereğince davacının 3 kat bedel talebine yetkili bulunduğu, dolayısıyla istenebilecek toplam bedelin 90.000 Amerikan Doları olduğu, davalı tarafından davalının hesabına yatırılan 12.000 USD' nin bu bedelden «mahsup» edilmesi gerektiği, bu mahsup yapıldığında ise davacının talep edebileceği bedelin 78.000 Amerikan Doları olacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken davacının …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/522 E. 2023/3892 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dürüstlük kuralı · kötü niyet · ihtar · ihtarname · kötüniyet · zamanaşımı · temsil
Benzer bu kararda… dava dışı...'ın davalı Mamor şirketi adına yaptığı işlemlerin hukuka uygun olmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci maddesi gereğince markanın tescilinde «dürüstlük kuralına» uyulmadığı, kötü niyetle tescil yapıldığı, davacının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarından kaynaklanan bağımsız bir hakkı bulunmamakla birlikte, aynı hükümler çerçevesinde ileri sürülebilir ortak kullanımdan kaynaklanan hakkının davalılarca inkarının «kötü niyet» oluşturduğu, kötü niyet halinde «zamanaşımının» dikkate alınmayacağı, markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, ... adına kayıtlı 2008/72746 numaralı "Alaçatı …
… rka için yoğun reklam çalışmaları yaptığını, 9 senedir bu markayı kullandığını, bilinir hale getirdiğini, davalının markayı kötü niyetle tescillediğini, müvekkiline «ihtarname» gönderdiğini, ihtarname ile davalı tarafın müvekkilinin uzun yıllardır emek ve uğraş vererek tanınır hale getirdiği markasını 2012 yılında devir aldığını ve kendisi ile yapılan organizasyon işbirliğinin sona erdiğini oysa davalı taraf ile müvekkilinin hiçbir şekilde bir organizasyon birliği olmadığını belirterek kötü niyetle tescillenen 2008/72746 nolu “alaçatı international fishing tournament” markasının kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, kullanılmama hükümsüzlük taleplerinin kabul edilmemesi halinde markanın «kötü niyet» nedeniyle hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «münhasıran» ve önceye dayalı hak sahibi olmaması nedeni ile 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, kötü niyetli tescile ilişkin faktörlerin tescil başvurusunun yapıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiğini, davalının dava konusu markayı eşinden devralmasının 556 sayılı KHK çerçevesinde tanınan bir hak olduğunu, davalının marka başvurusu ile ilgisi olmadığını, kötü niyetli tescil bakımından başvuru yapan şirket yönünden başvuru tarihindeki deliller itibari ile değerlendirme yapılması gerekirken birleşen dava davalısı şirketin davacının ortak kullanımından kaynaklanan haklarını ihlale yönelik bir fiili olmadığının dikkate alınmadığı, hangi delillere dayanıldığının dahi belirtilmediği, davalının «ihtarnamesinin» ancak markanın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilebileceği halde davacının ortak kullanımından kaynaklanan haklarının davalılarca inkarı şeklinde olaya v …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «kötüniyetin» varlığı halinde marka hükümsüzlüğü davasının 5 yıl geçtikten sonra açılmasının mümkün olmasına ve asıl davanın davalısının dava konusu markayı birleşen davalı şirketin ortaklarından ve yetkili «temsilcisi» olan eşinden dava dışı...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5862 E. 2021/3044 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · taşıma sözleşmesi · maddi tazminat · yasal faiz · teslim
Benzer bu karardaMahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından davacıya ait bagajın «tesliminin» zamanında yapılmaması nedeniyle davacının bagajındaki ıstaka yerine alışık olmadığı, başkasına ait bir ıstaka ile turnuvaya katılmak zorunda kaldığı, davacının bu nedenle turnuvayı kazanamadığı ve muhtemel kazanılacak üçüncülük ödülü, turnuvaya katılım ücreti, tek kişilik oda ücretinden oluşan toplam 8.452,44 TL maddi zararının oluştuğu, turnuvanın kaybedilmesi sebebiyle manevi zararının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.452,44 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 15.000.- TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dava, yolcu «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacının iddiası doğrultusunda müsabakaya katılım ücreti, gidiş-dönüş uçak bileti, konaklama bedeli ve davacı kendi ıstakası ile turnuvaya katılsa idi yarışmada üçüncü olacağı inancıyla üçüncülük ödülü bedeline hükmedilmiştir.
Bu durumda, davacının, yurtdışında düzenlenen müsabakaya katılmak amacıyla gittiği yolculuğun sonunda yarışmaya katıldığı, ancak dereceye giremediği ve alışık olmadığı başka bir ıstaka ile oynaması nedeniyle yarışmayı ve ödülü kazanamadığı iddialarının da delillerle desteklenmediği gözetilerek, davacının «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ayrıca, her ne kadar davacının alışık olduğu kendi ıstakasıyla müsabakaya katılamaması nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği kabul edilebilir ise de, mahkemece davacının tazminat talebinin tamamen kabul edilmesi de yerinde olmayıp, daha «hakkaniyete» uygun ve ılımlı bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/499 E. , 2013/17657 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.10.2007 tarih ve 2004/348-2007/491 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.10.2013 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 2 yıl süre ile devre arası döneminde, ...Atatürk Stadyumu'nun istediği tarihlerde turnuva düzenlemek üzere müvekkiline tahsis edileceğine ilişkin sözleşme imzalandığını, aynı sözleşmede davalının ayrıca bu dönemde statın başka maçlara ev sahipliği yapmayacağını da garanti ettiğini ve yükümlülüklerin ihlali halinde cezai şart öngörüldüğünü, müvekkilinin 10-20 Ocak 2003 tarihleri arasında turnuva düzenlemek istediğini davalıya bildirdiğini, davalının ise stadın tasarruf yetkisinin ...Büyükşehir Belediyesi'ne ait olduğundan ve 15.12.2002-19.01.2003 veya 20.01.2003-30.01.2003 tarihleri arasında turnuva düzenlenebileceğinden bahisle cevap verdiğini, 10.20.
Ocak tarihleri arasında yapılacak turnuva için pek çok futbol kulübü ve sponsorlarla anlaşan müvekkilinin çok zor duruma girdiğini, müvekkilinin mecburen 20-30 Ocak tarihlerini seçtiğini, ancak anlaşma yapılan birçok kulübün bu tarihteki turnuvaya katılmadıklarını, sponsor firmaların sponsorluklardan vazgeçtiklerini, bu nedenlerle belirtilen tarihlerde sınırlı bir turnuvanın yapılabildiğini, daha sonra müvekkili tarafından talep edilen tarihlerde başka bir firmanın stadda turnuva düzenlemesine izin verildiğini öğrendiklerini, ertesi yıl ise stadın müvekkiline hiç kullandırılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 EURO cezai şart alacağının ve 5.000 TL mahrum kalınan karın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 04.12.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile cezai şart talebini 125.000 EURO karşılığı olan 217.544 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince sözleşmenin ihlal edilmediğini, davacının kendisine teklif edilen tarihlerden birini tercih ederek söz konusu stadda turnuva düzenlediğini, stadın
.../...
-2-
tahsisinin müvekkiline ait olmaması nedeniyle başka maçların oynatılmasından müvekkilinin sorumlu olmayacağını savunarak, davanın reddini istemiş, karşılık davada ise stadda turnuva düzenleyen davacı karşı davalının sözleşmede öngörülen kullanım bedelinin sadece bir kısmını ödediğini ileri sürerek, bakiye 84.703,50 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 04.11.2002 tarihli sözleşme ile davalının, Atatürk Stadyumu'nu 2 yıl süre ile devre arasında ve davacının belirleyeceği tarihlerde turnuva düzenlenmesi amacıyla davacıya tahsis ettiği, davacının 10-20 Ocak tarihleri arasında turnuva düzenleme talebinin davalı tarafça kabul görmediği, davalının 15.12.2002– 09.01.2003 veya 20.01.2003–30.01.2003 tarihleri arasında turnuva düzenleyebileceğini bildirmesi üzerine davacının, 20.01.2003-30.01.2003 tarihleri arasında söz konusu stadda turnuva düzenlediği, kendisi tarafından talep edilen tarihlerde, davalının ya da ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın başka bir firmaya turnuva düzenlettirdiği hususunu bilmemesi mümkün olmayan ve davalının akde aykırı bu uygulamasını hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeden kabul eden davacının 20–30 Ocak 2003 tarihleri arasında turnuva düzenlemesi karşısında artık BK'nun 158/2 maddesi uyarınca cezai şart talep edemeyeceği, her ne kadar kar mahrumiyeti talebinde bulunulmuş ise de gerek bu zararın kanıtlanamaması gerekse de davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi gözetildiğinde bu talebin yerinde bulunmadığı, karşı dava yönünden ise 20-30 Ocak 2003 tarihlerinde turnuva düzenleyen davacı karşı davalının sözleşmede öngörülen bedeli davalı karşı davacıya ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulü ile 84.703,50 TL'nin avans faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, ...Atatürk Stadyumu'nun, davalı tarafından belirli tarihlerde kullanılmak üzere davacıya tahsis edilmesine ilişkin sözleşmenin ihlal edildiği iddiası ile sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin ve mahrum kalınan karın tahsili istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlendiği çekişmesiz olan 04.11.2002 tarihli sözleşmenin tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen 4. maddesine göre davalı, 2 yıl süreyle davacının belirleyeceği tarihler arasında anılan stadyumu davacıya tahsis etmeyi yükümlenmiş olup ayrıca bu stadın 2 yıl süreyle lig devre arası tarihlerinde, işbu sözleşmenin konusu olan turnuvalar dışında başka maçlara ev sahipliği yapamayacağını da davacıya garanti etmiştir. Aynı sözleşmenin 5/a maddesinde ise “Taraflardan herhangi biri sözleşme maddelerinde yer alan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmediği takdirde karşı tarafa 125.000 EURO ceza ödeyecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece, davacının talep ettiği 10-20 Ocak tarihlerinde söz konusu stadın davacıya tahsis edilmediği, ancak davalı tarafından kendisine teklif edilen 20-30 Ocak tarihlerinde davacının turnuva düzenlediği, artık akde aykırı ifayı hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul eden davacının 818 sayılı BK'nun 158/2.
maddesi uyarınca cezai şart isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan sözleşme hükümlerinden de anlaşılacağı üzere davalı, stadyumu istenilen tarihlerde davacıya tahsis etmek yanında ligin devre arası tarihlerinde söz konusu stadda başka maç oynanmayacağını da garanti etmiş bulunmaktadır. Oysa, davacının talep ettiği 10-20 Ocak tarihleri arasında stadın başka bir turnuvaya ev sahipliği yaptığı çekişmesiz olup davalı şirket de kendilerinin turnuva düzenlenmek üzere stadı herhangi bir şirkete tahsis etmediklerini, stad konusunda tasarruf yetkisinin belediyeye ait olduğunu savunmuştur. Ancak, söz konusu stad 30.06.2002 tarihine kadar dava dışı belediye tarafından davalı şirkete kiralanmış olup işbu davaya konu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle kira sözleşmesinin sona erdiğini bilen davalı şirketin, buna rağmen basiretli bir tacir gibi davranmayarak söz konusu stadda, devre arası tarihlerinde sözleşme konusu maçlar dışında maç oynanmayacağını garanti etmesi karşısında, artık davalının stadın tasarruf hakkının kendilerine ait olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, her ne kadar mahkemenin kötü ifayı kabul eden davacının bu nedenle cezai şart isteyemeyeceğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de sözleşmede öngörülen yükümlülüklerden herhangi birinin ihlali halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olması gözetildiğinde stadın başka maçlara ev sahipliği yapmayacağını garanti eden ve bu taahhüdünü yerine getirmeyen davalı şirketin sözleşme ile tespit edilen cezai şarttan sorumlu tutulması gerektiğinin gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029993900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz