Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3609 E. 2021/1596 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil değerlendirmesi↗ kötüniyet tazminatı↗ müteselsil kefil↗ derdestlik↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ kredi sözleşmesi↗ kötüniyet↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, takibin 12/12/2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı ... ile birleşen dosyada davalılardan ...’ın 12/12/2011 tarihli kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması nedeniyle bu kredi sözleşmesine dayalı borçtan sorumlu tutulamayağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davacının Van 2. İcra müdürlüğünün 2012/8862 Esas sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, ...’ın kötü niyet tazminatı talebinin derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, birleşen dava aynı sözleşmeden dolayı alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında belirtilen hususların tamamı gerçekleştirilmemiş, bilirkişi banka kayıtlarını incelemeksizin dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu raporunu düzenlemiş olup, bilirkişi raporu içerik itibariyle yetersiz görülmekle raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıtlarının, belgelerin bulunduğu yerde yerinde inceleme yaptırılarak ve dosya içindeki tüm deliller değerlendirilerek asıl ve birleşen davadaki kefillerin kefalet imzasının olduğu genel kredi sözleşmesi tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir. Borcun yeniden yapılandırılması yeni bir sözleşme anlamına gelmeyip, burada borç kaynağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir. Davalı müteselsil kefiller dışında ayrıca genel kredi sözleşmesi imzalanarak bu sözleşmelerden dolayı kredi kullandırılması, davalıların imzasının olduğu genel kredi sözleşmesindeki borca ilişkin kefalet sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Mahkemece bu yönde araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3372 E. 2024/1331 K.
Ortak:müteselsil kefil · derdestlik · kefalet · kötü niyet tazminatı · genel kredi sözleşmesi · kefil · kötü niyet · kredi sözleşmesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavalı «müteselsil kefiller» dışında ayrıca «genel kredi sözleşmesi» imzalanarak bu sözleşmelerden dolayı kredi kullandırılması, davalıların imzasının olduğu genel kredi sözleşmesindeki borca ilişkin «kefalet» sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
İcra müdürlüğünün 2012/8862 Esas sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL «kötüniyet tazminatının» davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, ...’ın kötü niyet tazminatı talebinin «derdestlik» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıtlarının, belgelerin bulunduğu yerde yerinde inceleme yaptırılarak ve dosya içindeki tüm «deliller değerlendirilerek» asıl ve birleşen davadaki kefillerin «kefalet» imzasının olduğu «genel kredi sözleşmesi» tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların «kefil» sıfatıyla herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, «genel kredi sözleşmesinde» kefil olunan miktar gösterilmediğinden «kefalet sözleşmesinin» geçerli olmadığı, banka tarafından başlatılan takip dosyasının dayanağının davacıların imzasının yer almadığı genel kredi sözleşmesi olduğu, asıl davada davacı birleşen davada davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 23.10.2015 tarih, 2013/102 E. ve 2015/678 K. sayılı kararı ile «kredi sözleşmesinin» «kefalet» başlıklı 18.maddesinde «kefilin» sorumlu olduğu azami miktar belirtilmediği için yasal düzenlemelere uygun olmayan «kefalet sözleşmesinin» geçerli olmadığı kabul edilerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı «kötüniyetli» kabul edilemeyeceğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 15.11.2016 tarih, 2016/3336 E. ve 2016/14793 K. sayılı kararıyla «kefalet sözleşmesinde» «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar gösterilmemiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulabileceği miktarın anlaşılabilir olması halinde kefaletin geçerli olacağı davalı bankanın talep ettiği alacağın, hangi «kredi sözleşmesinden» kaynaklandığının, banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu belirlenmesi, alacağın davacının kefalet imzasını «taşıyan» sözleşmeden doğduğu belirlenir ise kefilin «kefalet limiti» olarak kabulü gereken sözleşme limiti ve kendi «temerrüdünün» hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu ilkesi dikkate alınarak düzenlenecek rapor tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi g …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe bozma yasağı · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · oy yasağı · taşıyan · temerrüt
Benzer bu karardaBirinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 15.11.2016 tarih, 2016/3336 E. ve 2016/14793 K. sayılı kararıyla «kefalet sözleşmesinde» «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar gösterilmemiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulabileceği miktarın anlaşılabilir olması halinde kefaletin geçerli olacağı davalı bankanın talep ettiği alacağın, hangi «kredi sözleşmesinden» kaynaklandığının, banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu belirlenmesi, alacağın davacının kefalet imzasını «taşıyan» sözleşmeden doğduğu belirlenir ise kefilin «kefalet limiti» olarak kabulü gereken sözleşme limiti ve kendi «temerrüdünün» hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu ilkesi dikkate alınarak düzenlenecek rapor tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi g …
… borçlu şirketin eski hissedarları olup hisselerinin devretmiş olmalarının müvekkili banka ile olan kefillik ilişkisini sonlandırmayacağını, davacı-karşı davalıların «kefalet» sorumluluklarının devam ettiğini, zira sonraki sözleşmelerin borcun yapılandırılmasına yönelik ve ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla sorumluluklarının devam ettiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, kaldı ki «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin «aleyhe bozma yasağına» aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece 23.10.2015 tarih, 2013/102 E. ve 2015/678 K. sayılı kararı ile «kredi sözleşmesinin» «kefalet» başlıklı 18.maddesinde «kefilin» sorumlu olduğu azami miktar belirtilmediği için yasal düzenlemelere uygun olmayan «kefalet sözleşmesinin» geçerli olmadığı kabul edilerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı «kötüniyetli» kabul edilemeyeceğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların «kefil» sıfatıyla herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, «genel kredi sözleşmesinde» kefil olunan miktar gösterilmediğinden «kefalet sözleşmesinin» geçerli olmadığı, banka tarafından başlatılan takip dosyasının dayanağının davacıların imzasının yer almadığı genel kredi sözleşmesi olduğu, asıl davada davacı birleşen davada davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1507 E. 2018/7963 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · taraf ehliyeti · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, HMK’nın 285. maddesi gereğince zararın tazmini için ancak devlete karşı «tazminat davası» açılabileceği, doğrudan bilirkişilere açılan davada dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulması halinde tarafların iddia ve savunmaları ile davacının aktif dava «ehliyetinin» ayrıca değerlendirilecek olmasına göre, davalıların HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4239 E. 2022/1463 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 285.500,00 TL «asıl alacak» üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, fazla istemin reddine, 285.500,00 TL'ye takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, «icra inkar tazminatı» talebi yargılamayı gerektirdiğinden reddine dair verilen kararın davalı banka vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2597 E. 2017/6510 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3609 E. , 2021/1596 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 21.12.2018 tarih ve 2017/103 E. - 2018/525 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalı tarafından asıl borçluya kefil olduklarından cihetle icra takibi başlatıldığını, takibe konu kredi genel sözleşmesinin kefalet bölümünde kredi limitinin belirlenmediğini, hesap kat ihtarnamesinin gönderilmediğini, temerrüde düşürülmediğinden dolayı %72 temerrüt faizinin istenemeyeceğini, davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile alacağın %20’si oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacının asıl borçlu ile imzalanan genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi bedeli geri ödenmediğinden hesap kat ihtarnamesi çekilerek icra takibine başlanıldığını, davacı hakkındaki takibin itiraz olmadan kesinleştiğini, borcu ödediğine dair iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacı kefalet limitinin belirlenmediğini iddia etse de genel kredi sözleşmesindeki tüm borca kefil olduğunun belli olduğunu savunarak davanın reddini ve %10 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı ile dava dışı Asilsan Güneş Ltd. Şti. ile genel kredi sözleşmesi imzaladıklarını, kredi kullandırıldığını, müşterek borçlu müteselsil kefillerin icra takibine haksız itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptalini, alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalılar vekilleri, davanın reddini, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, takibin 12/12/2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı ... ile birleşen dosyada davalılardan ...’ın 12/12/2011 tarihli kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması nedeniyle bu kredi sözleşmesine dayalı borçtan sorumlu tutulamayağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davacının Van 2. İcra müdürlüğünün 2012/8862 Esas sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, ...’ın kötü niyet tazminatı talebinin derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, birleşen dava aynı sözleşmeden dolayı alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında belirtilen hususların tamamı gerçekleştirilmemiş, bilirkişi banka kayıtlarını incelemeksizin dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu raporunu düzenlemiş olup, bilirkişi raporu içerik itibariyle yetersiz görülmekle raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıtlarının, belgelerin bulunduğu yerde yerinde inceleme yaptırılarak ve dosya içindeki tüm deliller değerlendirilerek asıl ve birleşen davadaki kefillerin kefalet imzasının olduğu genel kredi sözleşmesi tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir. Borcun yeniden yapılandırılması yeni bir sözleşme anlamına gelmeyip, burada borç kaynağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir. Davalı müteselsil kefiller dışında ayrıca genel kredi sözleşmesi imzalanarak bu sözleşmelerden dolayı kredi kullandırılması, davalıların imzasının olduğu genel kredi sözleşmesindeki borca ilişkin kefalet sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
Mahkemece bu yönde araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıya iadesine, 23.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659431700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz