6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit | İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3372 E. 2024/1331 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe bozma yasağı hesap kat ihtarnamesi kat ihtarnamesi kefalet limiti kefalet sözleşmesi hesap kat müşterek borçlu müteselsil kefil müteselsil kefil derdestlik kefalet oy yasağı kötü niyet tazminatı genel kredi sözleşmesi kefil kötü niyet temerrüt faizi iflas kredi sözleşmesi ihtarname kötüniyet icra inkar tazminatı taşıyan inkar tazminatı menfi tespit yükleten (shipper) temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 23.10.2015 tarih, 2013/102 E. ve 2015/678 K. sayılı kararı ile kredi sözleşmesinin kefalet başlıklı 18.maddesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar belirtilmediği için yasal düzenlemelere uygun olmayan kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı kabul edilerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı

Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 15.11.2016 tarih, 2016/3336 E. ve 2016/14793 K. sayılı kararıyla kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar gösterilmemiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulabileceği miktarın anlaşılabilir olması halinde kefaletin geçerli olacağı davalı bankanın talep ettiği alacağın, hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının, banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu belirlenmesi, alacağın davacının kefalet imzasını taşıyan sözleşmeden doğduğu belirlenir ise kefilin kefalet limiti olarak kabulü gereken sözleşme limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu ilkesi dikkate alınarak düzenlenecek rapor tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 21.12.2018 tarih, 2017/103 E. ve 2018/525 K. sayılı kararı ile takibin 12.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı ... Asıl ile birleşen dosyada davalılardan ...’ın 12.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması nedeniyle bu kredi sözleşmesine dayalı borçtan sorumlu tutulamayağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davacının Van 2. İcra Müdürlüğünün 2012/8862 E. sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, Hörmet Asıl’ın kötü niyet tazminatı talebinin derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiş, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı

Dairemizin 23.02.2021 tarih, 2020/3609 E. ve 2021/1596 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davadaki kefillerin kefalet imzasının olduğu genel kredi sözleşmesi tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerektiği, borcun yeniden yapılandırılması ... bir sözleşme anlamına gelmeyip, burada borç kaynağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların kefil sıfatıyla herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinde kefil olunan miktar gösterilmediğinden kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, banka tarafından başlatılan takip dosyasının dayanağının davacıların imzasının yer almadığı genel kredi sözleşmesi olduğu, asıl davada davacı birleşen davada davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, kararda 29.06.2022 tarihli rapora atıf yapılmakla yetinildiğini, rapordaki hukuki ve ticari değerlendirmeye neden katılındığına yönelik olarak gerekçeye yer verilmediğini, bu durumun ... yargılanma hakkının ihlalini oluşturduğunu, salt davacı iddialarına dayanılarak karar verildiğini, rapora itirazların değerlendirilmediğini, davacı-birleşen davada davalılar asıl borçlu şirketin eski hissedarları olup hisselerinin devretmiş olmalarının müvekkili banka ile olan kefillik ilişkisini sonlandırmayacağını, davacı-karşı davalıların kefalet sorumluluklarının devam ettiğini, zira sonraki sözleşmelerin borcun yapılandırılmasına yönelik ve ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla sorumluluklarının devam ettiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, kaldı ki kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin aleyhe bozma yasağına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, Van 2.İcra Müdürlüğünün 2012/8862 E. sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti, birleşen dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci ve 72 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3609 E. 2021/1596 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1507 E. 2018/7963 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4239 E. 2022/1463 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2597 E. 2017/6510 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3372 E.  ,  2024/1331 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2021/219 Esas, 2023/178 Karar

ASIL DAVADA DAVACI ... vekili Avukat ...

BİRLEŞEN DAVADA

DAVALILAR 1. ... vekili Avukat ...

2. ... vekili ...

DAVA TARİHİ 25.07.2013(Asıl), 11.02.2014(Birleşen)

HÜKÜM

Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi

Taraflar arasındaki asıl menfi tespit ve birleşen itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından asıl borçluya kefil olduklarından cihetle icra takibi başlatıldığını, takibe konu kredi genel sözleşmesinin kefalet bölümünde kredi limitinin belirlenmediğini, hesap kat ihtarnamesinin gönderilmediğini, temerrüde düşürülmediğinden dolayı %72 temerrüt faizinin istenemeyeceğini, davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile alacağın %20’si oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile imzalanan genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi bedeli geri ödenmediğinden hesap kat ihtarnamesi çekilerek icra takibine başlanıldığını, davacı hakkındaki takibin itiraz olmadan kesinleştiğini, borcu ödediğine dair iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacı kefalet limitinin belirlenmediğini iddia etse de genel kredi sözleşmesindeki tüm borca kefil olduğunun belli olduğunu savunarak davanın reddini ve %10 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın dava dışı Asilsan ... Ltd. Şti. ile genel kredi sözleşmesi imzaladıklarını, kredi kullandırıldığını, müşterek borçlu müteselsil kefillerin icra takibine haksız itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptalini, alacağın %40’ından ... olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; davanın reddini, alacağın %20’sinden ... olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen İlk Karar

Mahkemece 23.10.2015 tarih, 2013/102 E. ve 2015/678 K. sayılı kararı ile kredi sözleşmesinin kefalet başlıklı 18.maddesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar belirtilmediği için yasal düzenlemelere uygun olmayan kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı kabul edilerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı

Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 15.11.2016 tarih, 2016/3336 E. ve 2016/14793 K. sayılı kararıyla kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar gösterilmemiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulabileceği miktarın anlaşılabilir olması halinde kefaletin geçerli olacağı davalı bankanın talep ettiği alacağın, hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının, banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu belirlenmesi, alacağın davacının kefalet imzasını taşıyan sözleşmeden doğduğu belirlenir ise kefilin kefalet limiti olarak kabulü gereken sözleşme limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu ilkesi dikkate alınarak düzenlenecek rapor tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 21.12.2018 tarih, 2017/103 E. ve 2018/525 K. sayılı kararı ile takibin 12.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı ... Asıl ile birleşen dosyada davalılardan ...’ın 12.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması nedeniyle bu kredi sözleşmesine dayalı borçtan sorumlu tutulamayağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davacının Van 2. İcra Müdürlüğünün 2012/8862 E. sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, Hörmet Asıl’ın kötü niyet tazminatı talebinin derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiş, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı

Dairemizin 23.02.2021 tarih, 2020/3609 E. ve 2021/1596 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davadaki kefillerin kefalet imzasının olduğu genel kredi sözleşmesi tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerektiği, borcun yeniden yapılandırılması ... bir sözleşme anlamına gelmeyip, burada borç kaynağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların kefil sıfatıyla herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinde kefil olunan miktar gösterilmediğinden kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, banka tarafından başlatılan takip dosyasının dayanağının davacıların imzasının yer almadığı genel kredi sözleşmesi olduğu, asıl davada davacı birleşen davada davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, kararda 29.06.2022 tarihli rapora atıf yapılmakla yetinildiğini, rapordaki hukuki ve ticari değerlendirmeye neden katılındığına yönelik olarak gerekçeye yer verilmediğini, bu durumun ... yargılanma hakkının ihlalini oluşturduğunu, salt davacı iddialarına dayanılarak karar verildiğini, rapora itirazların değerlendirilmediğini, davacı-birleşen davada davalılar asıl borçlu şirketin eski hissedarları olup hisselerinin devretmiş olmalarının müvekkili banka ile olan kefillik ilişkisini sonlandırmayacağını, davacı-karşı davalıların kefalet sorumluluklarının devam ettiğini, zira sonraki sözleşmelerin borcun yapılandırılmasına yönelik ve ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla sorumluluklarının devam ettiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, kaldı ki kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin aleyhe bozma yasağına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, Van 2.İcra Müdürlüğünün 2012/8862 E. sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti, birleşen dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci ve 72 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020154200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.