Menfi tespit | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3372 E. 2024/1331 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe bozma yasağı↗ hesap kat ihtarnamesi↗ kat ihtarnamesi↗ kefalet limiti↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ müteselsil kefil↗ derdestlik↗ kefalet↗ oy yasağı↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 23.10.2015 tarih, 2013/102 E. ve 2015/678 K. sayılı kararı ile kredi sözleşmesinin kefalet başlıklı 18.maddesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar belirtilmediği için yasal düzenlemelere uygun olmayan kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı kabul edilerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 15.11.2016 tarih, 2016/3336 E. ve 2016/14793 K. sayılı kararıyla kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar gösterilmemiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulabileceği miktarın anlaşılabilir olması halinde kefaletin geçerli olacağı davalı bankanın talep ettiği alacağın, hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının, banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu belirlenmesi, alacağın davacının kefalet imzasını taşıyan sözleşmeden doğduğu belirlenir ise kefilin kefalet limiti olarak kabulü gereken sözleşme limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu ilkesi dikkate alınarak düzenlenecek rapor tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 21.12.2018 tarih, 2017/103 E. ve 2018/525 K. sayılı kararı ile takibin 12.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı ... Asıl ile birleşen dosyada davalılardan ...’ın 12.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması nedeniyle bu kredi sözleşmesine dayalı borçtan sorumlu tutulamayağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davacının Van 2. İcra Müdürlüğünün 2012/8862 E. sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, Hörmet Asıl’ın kötü niyet tazminatı talebinin derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiş, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 23.02.2021 tarih, 2020/3609 E. ve 2021/1596 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davadaki kefillerin kefalet imzasının olduğu genel kredi sözleşmesi tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerektiği, borcun yeniden yapılandırılması ... bir sözleşme anlamına gelmeyip, burada borç kaynağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların kefil sıfatıyla herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinde kefil olunan miktar gösterilmediğinden kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, banka tarafından başlatılan takip dosyasının dayanağının davacıların imzasının yer almadığı genel kredi sözleşmesi olduğu, asıl davada davacı birleşen davada davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, kararda 29.06.2022 tarihli rapora atıf yapılmakla yetinildiğini, rapordaki hukuki ve ticari değerlendirmeye neden katılındığına yönelik olarak gerekçeye yer verilmediğini, bu durumun ... yargılanma hakkının ihlalini oluşturduğunu, salt davacı iddialarına dayanılarak karar verildiğini, rapora itirazların değerlendirilmediğini, davacı-birleşen davada davalılar asıl borçlu şirketin eski hissedarları olup hisselerinin devretmiş olmalarının müvekkili banka ile olan kefillik ilişkisini sonlandırmayacağını, davacı-karşı davalıların kefalet sorumluluklarının devam ettiğini, zira sonraki sözleşmelerin borcun yapılandırılmasına yönelik ve ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla sorumluluklarının devam ettiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, kaldı ki kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin aleyhe bozma yasağına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, Van 2.İcra Müdürlüğünün 2012/8862 E. sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti, birleşen dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci ve 72 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3609 E. 2021/1596 K.
Ortak:müteselsil kefil · derdestlik · kefalet · kötü niyet tazminatı · genel kredi sözleşmesi · kefil · kötü niyet · kredi sözleşmesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların «kefil» sıfatıyla herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, «genel kredi sözleşmesinde» kefil olunan miktar gösterilmediğinden «kefalet sözleşmesinin» geçerli olmadığı, banka tarafından başlatılan takip dosyasının dayanağının davacıların imzasının yer almadığı genel kredi sözleşmesi olduğu, asıl davada davacı birleşen davada davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 23.10.2015 tarih, 2013/102 E. ve 2015/678 K. sayılı kararı ile «kredi sözleşmesinin» «kefalet» başlıklı 18.maddesinde «kefilin» sorumlu olduğu azami miktar belirtilmediği için yasal düzenlemelere uygun olmayan «kefalet sözleşmesinin» geçerli olmadığı kabul edilerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı «kötüniyetli» kabul edilemeyeceğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 15.11.2016 tarih, 2016/3336 E. ve 2016/14793 K. sayılı kararıyla «kefalet sözleşmesinde» «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar gösterilmemiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulabileceği miktarın anlaşılabilir olması halinde kefaletin geçerli olacağı davalı bankanın talep ettiği alacağın, hangi «kredi sözleşmesinden» kaynaklandığının, banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu belirlenmesi, alacağın davacının kefalet imzasını «taşıyan» sözleşmeden doğduğu belirlenir ise kefilin «kefalet limiti» olarak kabulü gereken sözleşme limiti ve kendi «temerrüdünün» hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu ilkesi dikkate alınarak düzenlenecek rapor tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi g …
Benzer bu karardaDavalı «müteselsil kefiller» dışında ayrıca «genel kredi sözleşmesi» imzalanarak bu sözleşmelerden dolayı kredi kullandırılması, davalıların imzasının olduğu genel kredi sözleşmesindeki borca ilişkin «kefalet» sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
İcra müdürlüğünün 2012/8862 Esas sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL «kötüniyet tazminatının» davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, ...’ın kötü niyet tazminatı talebinin «derdestlik» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıtlarının, belgelerin bulunduğu yerde yerinde inceleme yaptırılarak ve dosya içindeki tüm «deliller değerlendirilerek» asıl ve birleşen davadaki kefillerin «kefalet» imzasının olduğu «genel kredi sözleşmesi» tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · kötüniyet tazminatı · icra takibine itiraz · eksik inceleme
Benzer bu karardaİcra müdürlüğünün 2012/8862 Esas sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL «kötüniyet tazminatının» davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, ...’ın kötü niyet tazminatı talebinin «derdestlik» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Asıl dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, birleşen dava aynı sözleşmeden dolayı alacağın tahsiline yönelik «icra takibine itirazın» iptaline ilişkindir.
Mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıtlarının, belgelerin bulunduğu yerde yerinde inceleme yaptırılarak ve dosya içindeki tüm «deliller değerlendirilerek» asıl ve birleşen davadaki kefillerin «kefalet» imzasının olduğu «genel kredi sözleşmesi» tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir.
Mahkemece bu yönde araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yanılgılı değerlendirme ve «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1507 E. 2018/7963 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · taraf ehliyeti · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, HMK’nın 285. maddesi gereğince zararın tazmini için ancak devlete karşı «tazminat davası» açılabileceği, doğrudan bilirkişilere açılan davada dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulması halinde tarafların iddia ve savunmaları ile davacının aktif dava «ehliyetinin» ayrıca değerlendirilecek olmasına göre, davalıların HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4239 E. 2022/1463 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 285.500,00 TL «asıl alacak» üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, fazla istemin reddine, 285.500,00 TL'ye takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, «icra inkar tazminatı» talebi yargılamayı gerektirdiğinden reddine dair verilen kararın davalı banka vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 285.500,00 TL «asıl alacak» üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, fazla istemin reddine, 285.500,00 TL'ye takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, «icra inkar tazminatı» talebi yargılamayı gerektirdiğinden reddine dair verilen kararın davalı banka vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2597 E. 2017/6510 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3372 E. , 2024/1331 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/219 Esas, 2023/178 Karar
ASIL DAVADA DAVACI ... vekili Avukat ...
BİRLEŞEN DAVADA
DAVALILAR 1. ... vekili Avukat ...
2. ... vekili ...
DAVA TARİHİ 25.07.2013(Asıl), 11.02.2014(Birleşen)
HÜKÜM
Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi
Taraflar arasındaki asıl menfi tespit ve birleşen itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından asıl borçluya kefil olduklarından cihetle icra takibi başlatıldığını, takibe konu kredi genel sözleşmesinin kefalet bölümünde kredi limitinin belirlenmediğini, hesap kat ihtarnamesinin gönderilmediğini, temerrüde düşürülmediğinden dolayı %72 temerrüt faizinin istenemeyeceğini, davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile alacağın %20’si oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile imzalanan genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi bedeli geri ödenmediğinden hesap kat ihtarnamesi çekilerek icra takibine başlanıldığını, davacı hakkındaki takibin itiraz olmadan kesinleştiğini, borcu ödediğine dair iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacı kefalet limitinin belirlenmediğini iddia etse de genel kredi sözleşmesindeki tüm borca kefil olduğunun belli olduğunu savunarak davanın reddini ve %10 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın dava dışı Asilsan ... Ltd. Şti. ile genel kredi sözleşmesi imzaladıklarını, kredi kullandırıldığını, müşterek borçlu müteselsil kefillerin icra takibine haksız itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptalini, alacağın %40’ından ... olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; davanın reddini, alacağın %20’sinden ... olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 23.10.2015 tarih, 2013/102 E. ve 2015/678 K. sayılı kararı ile kredi sözleşmesinin kefalet başlıklı 18.maddesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar belirtilmediği için yasal düzenlemelere uygun olmayan kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı kabul edilerek davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 15.11.2016 tarih, 2016/3336 E. ve 2016/14793 K. sayılı kararıyla kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar gösterilmemiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulabileceği miktarın anlaşılabilir olması halinde kefaletin geçerli olacağı davalı bankanın talep ettiği alacağın, hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının, banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu belirlenmesi, alacağın davacının kefalet imzasını taşıyan sözleşmeden doğduğu belirlenir ise kefilin kefalet limiti olarak kabulü gereken sözleşme limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu ilkesi dikkate alınarak düzenlenecek rapor tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 21.12.2018 tarih, 2017/103 E. ve 2018/525 K. sayılı kararı ile takibin 12.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı ... Asıl ile birleşen dosyada davalılardan ...’ın 12.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması nedeniyle bu kredi sözleşmesine dayalı borçtan sorumlu tutulamayağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davacının Van 2. İcra Müdürlüğünün 2012/8862 E. sayılı takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...’a ödenmesine, Hörmet Asıl’ın kötü niyet tazminatı talebinin derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiş, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 23.02.2021 tarih, 2020/3609 E. ve 2021/1596 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davadaki kefillerin kefalet imzasının olduğu genel kredi sözleşmesi tespit edilerek icra takibine konu miktardan ne kadar alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığının belirlenmesi gerektiği, borcun yeniden yapılandırılması ... bir sözleşme anlamına gelmeyip, burada borç kaynağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların kefil sıfatıyla herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinde kefil olunan miktar gösterilmediğinden kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, banka tarafından başlatılan takip dosyasının dayanağının davacıların imzasının yer almadığı genel kredi sözleşmesi olduğu, asıl davada davacı birleşen davada davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile takibine dayanak sözleşmeler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 26.285,92 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, kararda 29.06.2022 tarihli rapora atıf yapılmakla yetinildiğini, rapordaki hukuki ve ticari değerlendirmeye neden katılındığına yönelik olarak gerekçeye yer verilmediğini, bu durumun ... yargılanma hakkının ihlalini oluşturduğunu, salt davacı iddialarına dayanılarak karar verildiğini, rapora itirazların değerlendirilmediğini, davacı-birleşen davada davalılar asıl borçlu şirketin eski hissedarları olup hisselerinin devretmiş olmalarının müvekkili banka ile olan kefillik ilişkisini sonlandırmayacağını, davacı-karşı davalıların kefalet sorumluluklarının devam ettiğini, zira sonraki sözleşmelerin borcun yapılandırılmasına yönelik ve ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla sorumluluklarının devam ettiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, kaldı ki kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin aleyhe bozma yasağına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, Van 2.İcra Müdürlüğünün 2012/8862 E. sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti, birleşen dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci ve 72 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020154200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz