Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5131 E. 2021/3186 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
koasürans↗ sözleşmelerin nispiliği ilkesi↗ sözleşmenin nispiliği↗ kredi sigortası↗ rücu hakkı↗ sigorta ettiren↗ lehtar↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ cy/cy şerhi↗ ek prim↗ rücu↗ protokol↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, reasürör müvekkilinin sigortalısı olan davalı sigorta şirketinin rücu hakkını kullanmamak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.)'ye, kusuru ile zarara sebebiyet verdiğini ileri sürerek de diğer davalı tersane sahibi Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş.'ye husumet yöneltmiş ve sigortalısı olan davalı sigorta şirketine ödediği tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Müşterek sigortanın diğer bir türü de ''kapalı koasürans'' olarak adlandırılan sigortadır. Kapalı koasüransta sigora ettirenin karşısında onunla sözleşme yapan tek bir sigortacı (S1) vardır. Ancak bu sigortacı, sigorta ettirene karşı temin etmiş olduğu rizikoyu yaptığı anlaşmalar uyarınca o başkalarıyla (koasürörlerle) paylaşmaktadır. Bu çerçeve içinde sigorta lehtarına karşı yalnızca S1 (sigorta sözleşmesine taraf olan sigortacı) sorumludur. S2 ve -varsa S3 ve S4 ise yalnızca prim alacaklarını ya da riziko tazminatını paylaşma konusunda yaptığı sözleşmeler çerçevesinde birbirlerine karşı sorumlu bulunmaktadırlar; sigortalı ile koasürör arasında herhangi bir hukuki ilişki mevcut değildir. Diğer bir anlatımla sigortalının muhatabı sadece sigorta poliçesini tanzim eden sigortacı olup, koasürörler ile sigortalı gerek prim ödemesinde, gerekse riziko tazminatının tahsilinde birbirlerine muhatap değildir. Uygulamada kapalı koasürans olarak adlandırılan sigortada birden fazla sigortacı söz konusu değildir. (Prof Dr. Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Cilt II, s 177)
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Türker Gemi Yapım A.Ş tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Dairemizin 29.06.2018 tarih ve 2016/9746 E- 2018/4955 K sayılı bozma ilamının (1) nolu bendinde mümeyyiz davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş ise de; davacı ile davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) arasında kapalı koasürans protokolü bulunmakta olup, bu protokol uyarınca davacının davalı Allianz Sigorta A.Ş.'ye karşı sözleşmelerin nispiliği ilkesi çerçevesinde dava açma hakkı olduğu kabul edilebilir ise de; davacının davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. ile aralarında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı gibi, davacının (koasürörün) sigortacı sıfatı da bulunmadığından sigortalıya halef olarak da bu davayı açamayacağı hususu değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmekte olup, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 29.06.2018 tarih ve 2016/9746 E- 2018/4955 K sayılı bozma ilamının (1) nolu bendin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. hakkında verilen hükmün işbu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5354 E. 2023/7518 K.
Ortak:koasürans · sözleşmelerin nispiliği ilkesi · sözleşmenin nispiliği · rücu hakkı · riziko · rücu · protokol · sigorta poliçesi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… z itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş ise de; davacı ile davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) arasında kapalı «koasürans» «protokolü» bulunmakta olup, bu protokol uyarınca davacının davalı Allianz Sigorta A.Ş.'ye karşı «sözleşmelerin nispiliği ilkesi» çerçevesinde dava açma hakkı olduğu kabul edilebilir ise de; davacının davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic.
Diğer bir anlatımla sigortalının muhatabı sadece «sigorta poliçesini» tanzim eden sigortacı olup, «koasürörler» ile sigortalı gerek «prim» ödemesinde, gerekse «riziko» tazminatının tahsilinde birbirlerine muhatap değildir.
Davacı vekili, reasürör müvekkilinin sigortalısı olan davalı sigorta şirketinin «rücu hakkını» kullanmamak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.)'ye, «kusuru» ile zarara sebebiyet verdiğini ileri sürerek de diğer davalı tersane sahibi Türker Gemi Yapım San. ve Tic.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu kararda… miş olduğu ve karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alındığında davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz onama kararı kaldırılarak kararın «vekalet ücreti» yönünden bozulması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3450 E. 2023/3362 K.
Ortak:koasürans · sözleşmelerin nispiliği ilkesi · sözleşmenin nispiliği · rücu hakkı · riziko · rücu · protokol · sigorta poliçesi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… z itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş ise de; davacı ile davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) arasında kapalı «koasürans» «protokolü» bulunmakta olup, bu protokol uyarınca davacının davalı Allianz Sigorta A.Ş.'ye karşı «sözleşmelerin nispiliği ilkesi» çerçevesinde dava açma hakkı olduğu kabul edilebilir ise de; davacının davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic.
Diğer bir anlatımla sigortalının muhatabı sadece «sigorta poliçesini» tanzim eden sigortacı olup, «koasürörler» ile sigortalı gerek «prim» ödemesinde, gerekse «riziko» tazminatının tahsilinde birbirlerine muhatap değildir.
Davacı vekili, reasürör müvekkilinin sigortalısı olan davalı sigorta şirketinin «rücu hakkını» kullanmamak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.)'ye, «kusuru» ile zarara sebebiyet verdiğini ileri sürerek de diğer davalı tersane sahibi Türker Gemi Yapım San. ve Tic.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:reasürans sözleşmesi
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ... şirketinin «reasürans sözleşmesi» gereğince sözleşmenin sigortalısı olan sigorta şirketine karşı ödemelerde bulunması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1301 inci maddesi gereğince rucuen tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8924 E. 2017/5110 K.
Ortak:koasürans · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · riziko · ek prim · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDiğer bir anlatımla sigortalının muhatabı sadece «sigorta poliçesini» tanzim eden sigortacı olup, «koasürörler» ile sigortalı gerek «prim» ödemesinde, gerekse «riziko» tazminatının tahsilinde birbirlerine muhatap değildir.
Ancak bu sigortacı, «sigorta ettirene» karşı temin etmiş olduğu «rizikoyu» yaptığı anlaşmalar uyarınca o başkalarıyla («koasürörlerle») paylaşmaktadır.
S2 ve -varsa S3 ve S4 ise yalnızca «prim» alacaklarını ya da «riziko» tazminatını paylaşma konusunda yaptığı sözleşmeler çerçevesinde birbirlerine karşı sorumlu bulunmaktadırlar; sigortalı ile «koasürör» arasında herhangi bir hukuki ilişki mevcut değildir.
Benzer bu kararda… nin sona erdiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun “Müruruzaman” başlıklı 1268. maddesi uyarınca “Sebepsiz yere ödenmiş bulunan «primin» veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları «dahil» sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar.” Taraflar arasındaki kapalı birlikte sigorta (kapalı «koasürans») olarak nitelendirilen sözleşmeler bir sigorta mukavelesi olup, açıklandığı üzere «sigorta sözleşmelerine» ilişkin hükümlere tabidir.
Öğretide, sigortacının «sigorta ettirene» karşı tek başına sorumlu olduğu bir «sigorta teminatından» kaynaklanan yükümlülüğünü başka sigortacı veya sigortacılar ile, onlarla yaptığı özel anlaşmalar çerçevesinde tamamen veya kısmen paylaşılması biçimindeki sigorta uygulaması “kapalı «koasürans»” olarak adlandırılmaktadır. (Prof.
Taraflar arasındaki sözleşmeler nazara alındığında taraflar arasında kapalı «koasürans» uygulamasının yer aldığı, sözleşmelerin hukuksal niteliği açısından bir tür «sigorta sözleşmesi» olduğu, dolayısıyla TTK'nın sigorta sözleşmelerine ilişkin hükümlerine tabi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reasürans sözleşmesi · cari hesap ilişkisi · genel zamanaşımı · sigorta teminatı · emredici hüküm · cari hesap · zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu karardaDolayısıyla, somut uyuşmazlıkta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1268. maddesinde düzenlenen iki yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerekmekte olup, davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin buna göre değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanlar arasındaki ilişkinin sigortacı-sigortalı ilişkisi olmadığı, taraflar arasında sözleşmeye dayalı edimlerin süreklilik ve karşılıklılık arz etmekte olduğu ve «cari hesap ilişkisi» şeklinde yürüdüğü, dolayısıyla somut olayda uygulanacak zamanaşımı süresinin «genel zamanaşımı» süresi olan on yıl olduğu gerekçesiyle zamanan aşımı def’inin reddi ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması …
… ; yanlar arasındaki ilişkinin sigortacı-sigortalı ilişkisi olmadığı, taraflar arasında sözleşmeye dayalı edimlerin süreklilik ve karşılıklılık arz etmekte olduğu ve «cari hesap ilişkisi» şeklinde yürüdüğü, dolayısıyla somut olayda uygulanacak «zamanaşımı» süresinin «genel zamanaşımı» süresi olan on yıl olduğu, dolayısıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı, taraflar arasındaki ko-«reasürans sözleşmesine» göre davacının düzenlenen poliçelere ilişkin olarak «hasar» dosyalarına yaptığı ödemelerin %99'luk kısmının davalıdan talep etme hakkı bulunduğu, hasar ödemelerinin tamamının yanlar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında düzenlediği ve poliçelere istinaden yapıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, toplam 551.921,45 TL'nin, 551.637,33 TL'sinin 05/07/2012 tarihinden itibaren, 284,12 TL'sinin «ıslah» tarihi olan 01/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Öğretide, sigortacının «sigorta ettirene» karşı tek başına sorumlu olduğu bir «sigorta teminatından» kaynaklanan yükümlülüğünü başka sigortacı veya sigortacılar ile, onlarla yaptığı özel anlaşmalar çerçevesinde tamamen veya kısmen paylaşılması biçimindeki sigorta uygulaması “kapalı «koasürans»” olarak adlandırılmaktadır. (Prof.
TTK’da yer alan bütün «emredici» hükümler ve anlaşmada aksi öngörülmüş olmadıkça TTK’daki bütün yedek hukuk hükümleri taraflar arasındaki hukuki ilişki bakımından da geçerli olacaktır. (Prof.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12332 E. 2012/16916 K.
Ortak:koasürans · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · protokol
İncelediğiniz karardaAncak bu sigortacı, «sigorta ettirene» karşı temin etmiş olduğu «rizikoyu» yaptığı anlaşmalar uyarınca o başkalarıyla («koasürörlerle») paylaşmaktadır.
S2 ve -varsa S3 ve S4 ise yalnızca «prim» alacaklarını ya da «riziko» tazminatını paylaşma konusunda yaptığı sözleşmeler çerçevesinde birbirlerine karşı sorumlu bulunmaktadırlar; sigortalı ile «koasürör» arasında herhangi bir hukuki ilişki mevcut değildir.
Diğer bir anlatımla sigortalının muhatabı sadece «sigorta poliçesini» tanzim eden sigortacı olup, «koasürörler» ile sigortalı gerek «prim» ödemesinde, gerekse «riziko» tazminatının tahsilinde birbirlerine muhatap değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı firma arasında elektronik cihaz «sigorta sözleşmesi» imzalandığı, «sigorta ettirenin» bayilerinden birinci el faturalı cep telefonu satın alıp, sigorta aktivasyon işlemi yaptıran kişilerin risklerinin poliçe «teminatı kapsamına» alındığı, teminatın 200.000 adet cep telefonu ile sınırlandırıldığı, taraflar arasında da 20.11.2007 tarihli kapalı «koasürans» «protokolü», ek protokolü, kapalı koasürans slibi ve cep telefonu sigortası kapsamı ve uygulama esaslarına dair sözleşmelerin düzenlendiği ve davacı ... şirketince üstlenilen riskin %80’inin davalı ... şirketince karşılanmasının kabul ve «taahhüt» edildiği, bu protokolün ihtiyarı reasürans mahiyetinde bulunduğu, davacı ... şirketince davalıya 307.172 Euro tutarında «prim» ödendiği, dava dışı sigortalının davacıya prim ödemesi için verdiği bir kısım çeklerin karşılıksız çıktığı, bunun üzerine davacının teminatı 20.000 adet cep telefonu ile sınırlandırdığı, davacının, bu sınırlandırmaya paralel şekilde davalıdan fazladan ödemiş olduğunu iddia ettiği prim bedellerini istediği, prim tahsil etme yükümlülüğünün davacıda olduğu, akidinden prim tahsil edememesinin taraflar arasındaki protokolü değiştirme hakkı vermediği, böyle bir anlaşmanın varlığının ispatlanmadığı, davalı reasürör şirketinin «fesih» ve iptal edilmeyen poliçelerden dolayı pirim alacağının olduğu, «hasar» bedelinden payına düşenden dolayı sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 206.069.94 TL’nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmi …
2-Dava, taraflar arasında düzenlenen reasürans «protokolüne» dayalı fazladan ödenen pirim ile «hasar» tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen «reasürans sözleşmesi» niteliğindeki «protokolden» kaynaklanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:reasürans sözleşmesi · bankacılık işlemleri · teminat kapsamı · reeskont faizi · fesih · temerrüt faizi · taahhütname · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı firma arasında elektronik cihaz «sigorta sözleşmesi» imzalandığı, «sigorta ettirenin» bayilerinden birinci el faturalı cep telefonu satın alıp, sigorta aktivasyon işlemi yaptıran kişilerin risklerinin poliçe «teminatı kapsamına» alındığı, teminatın 200.000 adet cep telefonu ile sınırlandırıldığı, taraflar arasında da 20.11.2007 tarihli kapalı «koasürans» «protokolü», ek protokolü, kapalı koasürans slibi ve cep telefonu sigortası kapsamı ve uygulama esaslarına dair sözleşmelerin düzenlendiği ve davacı ... şirketince üstlenilen riskin %80’inin davalı ... şirketince karşılanmasının kabul ve «taahhüt» edildiği, bu protokolün ihtiyarı reasürans mahiyetinde bulunduğu, davacı ... şirketince davalıya 307.172 Euro tutarında «prim» ödendiği, dava dışı sigortalının davacıya prim ödemesi için verdiği bir kısım çeklerin karşılıksız çıktığı, bunun üzerine davacının teminatı 20.000 adet cep telefonu ile sınırlandırdığı, davacının, bu sınırlandırmaya paralel şekilde davalıdan fazladan ödemiş olduğunu iddia ettiği prim bedellerini istediği, prim tahsil etme yükümlülüğünün davacıda olduğu, akidinden prim tahsil edememesinin taraflar arasındaki protokolü değiştirme hakkı vermediği, böyle bir anlaşmanın varlığının ispatlanmadığı, davalı reasürör şirketinin «fesih» ve iptal edilmeyen poliçelerden dolayı pirim alacağının olduğu, «hasar» bedelinden payına düşenden dolayı sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 206.069.94 TL’nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmi …
Davacı taraf, avans oranı üzerinden «temerrüt faizi» talep etmesi mümkünken 3095 sayılı Kanunda yer almayan, «bankacılık işlemlerinde» uygulanan ve «avans faiz» oranından daha düşük olan «reeskont faizi» üzerinden talepte bulunmuştur.
5335 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa’da «yasal faiz» tanımlanmış, ilişkinin niteliğine göre talep edilebilecek «temerrüt faiz» oranları düzenlenmiştir.
Ancak, anılan yasada «reeskont faizi» adı altında «temerrüt faizi» türü tayin edilmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5131 E. , 2021/3186 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.04.2016 gün ve 2014/1030 - 2016/173 sayılı kararı onayan - bozan Daire'nin 29.06.2018 gün ve 2016/9746 - 2018/4955 sayılı kararı aleyhinde davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş.'nin dava dışı Garanti Denizcilik A.Ş.'ye ait kimyasal tanker tipi tekneyi davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş.'ye ait tersanedeki inşasında ortaya çıkacak rizikolara karşı sigortaladığını, müvekkilinin de koasürans protokolü ile risklere ortak olarak katıldığını, protokole göre davalı sigorta şirketinin %71,429, müvekkilinin ise %28,571 oranında rizikolara ortak olduğunu, inşa edilen geminin 25.03.2008 tarihinde kuvvetli rüzgar nedeniyle halatlarını kopararak sürüklendiğini, başka bir gemiye çattığını, her iki teknenin ağır surette hasarlandığını, sigortalı tekne için 572.291 USD, çatılan tekne için 33.457,25 USD zarar tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin, zarar gören Garanti Denizcilik A.Ş.'ye 23.05.2008 tarihinde gerekli ödemeleri yaptığını bildirmesi üzerine müvekkilinin de kapalı koasürans protokolü gereğince %28,571 oranındaki payına düşen miktar olan 173.071,36 USD'yi 13.06.2008 tarihinde davalı sigorta şirketine ödediğini, 30.04.2008 tarihli ekspertiz raporu ve diğer delillerden fırtına ihbarına rağmen halat kontrollerinin yapılmaması, personelsiz gemiyi rıhtımda tutacak önlemlerin alınmaması, halatların arttırılmaması gibi sebeplerle davalı Türker Gemi Yapım San.
ve Tic. A.Ş.'nin kusuru ve ağır ihmali sonucu çatmanın ve oturma hasarlarının oluştuğunun tespit edildiğini, benzer durumdaki diğer teknelerin halatlarının kopmadığının anlaşıldığını, bunun üzerine davalı sigorta şirketine diğer davalıya rücu etmesi yönünde yapılan taleplerin dikkate alınmadığını, buna da sigortalı ile davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. arasındaki protokolün gösterildiğini, taraf sigorta şirketleri arasındaki sözleşmede böyle bir hükme yer verilmediğini, müvekkilinin bundan haberinin olmadığını, davalı sigortacının payının çok büyük bir kısmını Koç Allianz Sigorta A.Ş.'ye devrettiğinin de sonradan öğrenildiğini, rücu hakkını kullanmayan davalı sigorta şirketinin müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek 173.071,35 USD'nin fiili ödeme günündeki TL karşılığının ödeme tarihinden itibaren TCMB'nin dövize uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekili, hasara uğrayan geminin 8 adet uygun ve sertifikalı halatlarla bağlı olduğu halde tahminlerin çok üstünde bir şiddetle meydana gelen fırtına nedeniyle hadiseye maruz kaldığını, öngörülemeyen hal ve mücbir sebebin bulunduğunu, tüm dikkat ve özeni gösteren müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, müvekkili ile sigortalı ...arasında imzalanan sözleşmede sigorta kapsamında rücu yasağının bulunduğunu, sigorta poliçesinin tarafı olmayan davacının işbu davayı açamayacağını, bu hususu davadan önceki yazışmalarda ikrar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş. vekili, poliçede ana sigortacı olan Koç Allianz Sigorta A.Ş. ile yapılan değerlendirme sonucunda, tekne inşaat sigortalarında inşaatı yapan tersane sahibi de sigortalı olduğundan ve inşaat sözleşmesinde bu kişilere rücu edilemeyeceği yazıldığından, yine olayın bir mücbir sebep nedeniyle meydana gelmesinden tersaneye dava açılmasının bir sonuç doğurmayacağı kanısına varılarak dava açılmaması yönünde karara varıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, reasürör müvekkilinin sigortalısı olan davalı sigorta şirketinin rücu hakkını kullanmamak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.)'ye, kusuru ile zarara sebebiyet verdiğini ileri sürerek de diğer davalı tersane sahibi Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş.'ye husumet yöneltmiş ve sigortalısı olan davalı sigorta şirketine ödediği tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Müşterek sigortanın diğer bir türü de ''kapalı koasürans'' olarak adlandırılan sigortadır. Kapalı koasüransta sigora ettirenin karşısında onunla sözleşme yapan tek bir sigortacı (S1) vardır. Ancak bu sigortacı, sigorta ettirene karşı temin etmiş olduğu rizikoyu yaptığı anlaşmalar uyarınca o başkalarıyla (koasürörlerle) paylaşmaktadır. Bu çerçeve içinde sigorta lehtarına karşı yalnızca S1 (sigorta sözleşmesine taraf olan sigortacı) sorumludur. S2 ve -varsa S3 ve S4 ise yalnızca prim alacaklarını ya da riziko tazminatını paylaşma konusunda yaptığı sözleşmeler çerçevesinde birbirlerine karşı sorumlu bulunmaktadırlar; sigortalı ile koasürör arasında herhangi bir hukuki ilişki mevcut değildir. Diğer bir anlatımla sigortalının muhatabı sadece sigorta poliçesini tanzim eden sigortacı olup, koasürörler ile sigortalı gerek prim ödemesinde, gerekse riziko tazminatının tahsilinde birbirlerine muhatap değildir.
Uygulamada kapalı koasürans olarak adlandırılan sigortada birden fazla sigortacı söz konusu değildir. (Prof Dr. Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Cilt II, s 177)
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Türker Gemi Yapım A.Ş tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Dairemizin 29.06.2018 tarih ve 2016/9746 E- 2018/4955 K sayılı bozma ilamının (1) nolu bendinde mümeyyiz davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş ise de; davacı ile davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) arasında kapalı koasürans protokolü bulunmakta olup, bu protokol uyarınca davacının davalı Allianz Sigorta A.Ş.'ye karşı sözleşmelerin nispiliği ilkesi çerçevesinde dava açma hakkı olduğu kabul edilebilir ise de; davacının davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. ile aralarında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı gibi, davacının (koasürörün) sigortacı sıfatı da bulunmadığından sigortalıya halef olarak da bu davayı açamayacağı hususu değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmekte olup, davalı Türker Gemi Yapım San.
ve Tic. A.Ş. vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 29.06.2018 tarih ve 2016/9746 E- 2018/4955 K sayılı bozma ilamının (1) nolu bendin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. hakkında verilen hükmün işbu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 29.06.2018 tarih ve 2016/9746 E- 2018/4955 K sayılı bozma ilamının (1) nolu bendin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş hakkında verilen hükmün BOZULMASINA ve işbu ilamın Dairemizin 29.06.2018 tarih ve 2016/9746 E- 2018/4955 K sayılı ilamının eki sayılmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş.'ye iadesine, 01.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/655578500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz