6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/12332 E. 2012/16916 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
koasürans reasürans sözleşmesi bankacılık işlemleri esas sözleşme sigorta ettiren 3095 sayılı kanun teminat kapsamı sigorta sözleşmesi ek prim reeskont faizi fesih protokol temerrüt faizi taahhütname yasal faiz hasar avans faizi temerrüt teminat

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı firma arasında elektronik cihaz sigorta sözleşmesi imzalandığı, sigorta ettirenin bayilerinden birinci el faturalı cep telefonu satın alıp, sigorta aktivasyon işlemi yaptıran kişilerin risklerinin poliçe teminatı kapsamına alındığı, teminatın 200.000 adet cep telefonu ile sınırlandırıldığı, taraflar arasında da 20.11.2007 tarihli kapalı koasürans protokolü, ek protokolü, kapalı koasürans slibi ve cep telefonu sigortası kapsamı ve uygulama esaslarına dair sözleşmelerin düzenlendiği ve davacı ... şirketince üstlenilen riskin %80’inin davalı ... şirketince karşılanmasının kabul ve taahhüt edildiği, bu protokolün ihtiyarı reasürans mahiyetinde bulunduğu, davacı ... şirketince davalıya 307.172 Euro tutarında prim ödendiği, dava dışı sigortalının davacıya prim ödemesi için verdiği bir kısım çeklerin karşılıksız çıktığı, bunun üzerine davacının teminatı 20.000 adet cep telefonu ile sınırlandırdığı, davacının, bu sınırlandırmaya paralel şekilde davalıdan fazladan ödemiş olduğunu iddia ettiği prim bedellerini istediği, prim tahsil etme yükümlülüğünün davacıda olduğu, akidinden prim tahsil edememesinin taraflar arasındaki protokolü değiştirme hakkı vermediği, böyle bir anlaşmanın varlığının ispatlanmadığı, davalı reasürör şirketinin fesih ve iptal edilmeyen poliçelerden dolayı pirim alacağının olduğu, hasar bedelinden payına düşenden dolayı sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 206.069.94 TL’nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, taraflar arasında düzenlenen reasürans protokolüne dayalı fazladan ödenen pirim ile hasar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili alacağının reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece yazılı şekilde yasal faize hükmedilmiştir.

5335 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa’da yasal faiz tanımlanmış, ilişkinin niteliğine göre talep edilebilecek temerrüt faiz oranları düzenlenmiştir. Ancak, anılan yasada reeskont faizi adı altında temerrüt faizi türü tayin edilmemiştir. Ticari işlerde yasal faiz yerine kısa vadeli kredilere uygulanan avans faizi oranı üzerinden de temerrüt faizi talep edilmesi mümkündür. Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen reasürans sözleşmesi niteliğindeki protokolden kaynaklanmaktadır. Taraflar tacirdir. Ayrıca, sigorta sözleşmeleri de taraflarına bakılmaksızın TTK.nunda ticari işler arasında sayılmıştır. Davacı taraf, avans oranı üzerinden temerrüt faizi talep etmesi mümkünken 3095 sayılı Kanunda yer almayan, bankacılık işlemlerinde uygulanan ve avans faiz oranından daha düşük olan reeskont faizi üzerinden talepte bulunmuştur. O halde, çoğun içinde az da vardır ilkesi ile davacı talebi dikkate alınarak talep gibi reeskont oranı üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1716 E. 2010/7562 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/12332 E.  ,  2012/16916 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

(BEYOĞLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ )

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/06/2010 tarih ve 2009/394-2010/224 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/10/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av.....ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalıyla ‘Kapalı Koasürans Protokolü’ başlığını taşıyan içerik itibariyle reasürans sözleşmesi niteliğinde bulunan bir anlaşma yaptığını, ayrıca ek anlaşmaların imzalandığını, anılan anlaşmanın reasürans hükümlerine tabi olduğunu, reasürörün tamamen sigortacının iradesine tabi bulunduğunu, müvekkilinin sigorta ettireninin prim borcu için verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını, bu nedenle 200.000 adet aktivasyon işleminin 20.000 adet ile sınırlandırıldığını, davalıya fazladan prim ödendiğini, çekilen ihtara rağmen iade edilmesi gereken prim ile payına düşen hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, 512.531.72 TL’nin reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava dışı firmanın da katılımı ile taraflar arasında davacının sigortalısına ait birinci el faturalı telefonu satın alıp sigorta aktivasyon işlemi yaptıran kişilere yönelik yetkili bayiler ve satış noktalarından satılan, 200.000 adet cep telefonunu konu alan, münhasıran 20 Kasım 2007-20 Kasım 2008 tarihleri arasında geçerli ‘Kapalı Koasürans Protokolü’ ve ek protokollerinin imzalandığını, bunun ihtiyari reasürans akdi niteliğinde olduğunu, başta prim ödemesi olmak üzere hasarlanan cep telefonlarının listesinin bildirme gibi davacı edimlerinin yerine getirilmediğini, kendi akidinden prim tahsil edememesinin davacının riskini oluşturduğu, davacı taleplerinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı firma arasında elektronik cihaz sigorta sözleşmesi imzalandığı, sigorta ettirenin bayilerinden birinci el faturalı cep telefonu satın alıp, sigorta aktivasyon işlemi yaptıran kişilerin risklerinin poliçe teminatı kapsamına alındığı, teminatın 200.000 adet cep telefonu ile sınırlandırıldığı, taraflar arasında da 20.11.2007 tarihli kapalı koasürans protokolü, ek protokolü, kapalı koasürans slibi ve cep telefonu sigortası kapsamı ve uygulama esaslarına dair sözleşmelerin düzenlendiği ve davacı ... şirketince üstlenilen riskin %80’inin davalı ... şirketince karşılanmasının kabul ve taahhüt edildiği, bu protokolün ihtiyarı reasürans mahiyetinde bulunduğu, davacı ...

şirketince davalıya 307.172 Euro tutarında prim ödendiği, dava dışı sigortalının davacıya prim ödemesi için verdiği bir kısım çeklerin karşılıksız çıktığı, bunun üzerine davacının teminatı 20.000 adet cep telefonu ile sınırlandırdığı, davacının, bu sınırlandırmaya paralel şekilde davalıdan fazladan ödemiş olduğunu iddia ettiği prim bedellerini istediği, prim tahsil etme yükümlülüğünün davacıda olduğu, akidinden prim tahsil edememesinin taraflar arasındaki protokolü değiştirme hakkı vermediği, böyle bir anlaşmanın varlığının ispatlanmadığı, davalı reasürör şirketinin fesih ve iptal edilmeyen poliçelerden dolayı pirim alacağının olduğu, hasar bedelinden payına düşenden dolayı sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 206.069.94 TL’nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, taraflar arasında düzenlenen reasürans protokolüne dayalı fazladan ödenen pirim ile hasar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili alacağının reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece yazılı şekilde yasal faize hükmedilmiştir.

5335 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa’da yasal faiz tanımlanmış, ilişkinin niteliğine göre talep edilebilecek temerrüt faiz oranları düzenlenmiştir. Ancak, anılan yasada reeskont faizi adı altında temerrüt faizi türü tayin edilmemiştir. Ticari işlerde yasal faiz yerine kısa vadeli kredilere uygulanan avans faizi oranı üzerinden de temerrüt faizi talep edilmesi mümkündür. Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen reasürans sözleşmesi niteliğindeki protokolden kaynaklanmaktadır. Taraflar tacirdir. Ayrıca, sigorta sözleşmeleri de taraflarına bakılmaksızın TTK.nunda ticari işler arasında sayılmıştır. Davacı taraf, avans oranı üzerinden temerrüt faizi talep etmesi mümkünken 3095 sayılı Kanunda yer almayan, bankacılık işlemlerinde uygulanan ve avans faiz oranından daha düşük olan reeskont faizi üzerinden talepte bulunmuştur.

O halde, çoğun içinde az da vardır ilkesi ile davacı talebi dikkate alınarak talep gibi reeskont oranı üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 1. maddesindeki ‘...yasal faiziyle...’ ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ‘...avans faizini geçmemek üzere reeskont faiziyle...’ ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu durumu ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064273800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.