İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1195 E. 2013/19132 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cmr taşıma senedi↗ yazılı şekil şartı↗ taşıma senedi↗ navlun alacağı↗ şekil şartı↗ cmr↗ navlun↗ eş rızası↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ ticari defter↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının ticari defterlerinde takip ve dava konusu edilen alacağa dayanak faturaların kayıtlara alınarak davalı şirket cari hesabına toplam 16.589,61 TL borç kaydedildiği, davalı defterlerinde ise davacı faturaları ile ilgili kayda rastlanmadığı, CMR’nin 9/I ve 32. maddeleri nazara alındığında, taşıma sözleşmesinin rızai bir akit olarak kabul edildiği, taşıma sözleşmesinin kurulması için, “eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alınması”nın şart olmadığı gibi herhangi bir yazılı şekil şartına tabi kılınmadığı, sözlü olarak dahi kurulabileceği, sunulan CMR hamule senedinden ve gümrük belgelerinden, taşıma konusu emtianın, davalı gönderen tarafından davacı taşıyıcıya teslim edildiği, CMR taşıma senedinin, tasıma sözleşmesinin akdedildiğine ve bunun içeriğine yönelik ispat fonksiyonunun yanı sıra, taşıyıcının yükü teslim aldığını da ispatlama kabiliyeti bulunduğu, davacı taşıyıcı ile davalı gönderen arasında taşıma konusu emtianın, davacı taşıyıcıya teslimi ile taraflar arasında bir taşıma sözleşmenin kurulduğu, bunun aksini iddia eden davalı gönderenin, bu hususu ispat etmekle mükellef olduğu, alacağın likit itirazın haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına vaki itirazının 16.589,61 TL asıl alacak üzerinden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davacının talep ettiği navlunun tamamına hükmedilmiştir. Ancak, davalının defterlerinde davacının tanzim ettiği faturaların kaydı olmayıp, taraflar arasında yazılı bir sözleşme de bulunmamaktadır. Davalı da yargılama aşamasında navlun alacağının miktarının davacı tarafından ispatlanması gerektiği ve talebin fazla olduğu gerekçesiyle itiraz ettiğine göre, davacının hak ettiği navlun tutarı konusunda bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının talep ettiği miktarın tamamına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5076 E. 2017/7232 K.
Ortak:navlun · taşıyıcı · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının «ticari defterlerinde» takip ve dava konusu edilen alacağa dayanak faturaların kayıtlara alınarak davalı şirket cari hesabına toplam 16.589,61 TL borç kaydedildiği, davalı defterlerinde ise davacı faturaları ile ilgili «kayda» rastlanmadığı, CMR’nin 9/I ve 32. maddeleri nazara alındığında, «taşıma sözleşmesinin» «rızai» bir akit olarak kabul edildiği, taşıma sözleşmesinin kurulması için, “eşyanın «taşıyıcı» tarafından «teslim» alınması”nın şart olmadığı gibi herhangi bir «yazılı şekil şartına» tabi kılınmadığı, sözlü olarak dahi kurulabileceği, sunulan CMR hamule senedinden ve gümrük belgelerinden, taşıma konusu emtianın, davalı gönderen tarafından davacı taşıyıcıya teslim edildiği, CMR «taşıma senedinin», tasıma sözleşmesinin akdedildiğine ve bunun içeriğine yönelik ispat fonksiyonunun yanı sıra, taşıyıcının yükü teslim aldığını da ispatlama kabiliyeti bulunduğu, davacı taşıyıcı ile davalı gönderen arasında taşıma konusu emtianın, davacı taşıyıcıya teslimi ile taraflar arasında bir taşıma sözleşmenin kurulduğu, bunun aksini iddia eden davalı gönderenin, bu hususu ispat etmekle mükellef olduğu, alacağın likit itirazın haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına vaki itirazının 16.589,61 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece davacının talep ettiği navlunun tamamına hükmedilmiştir.
Davalı da yargılama aşamasında «navlun alacağının» miktarının davacı tarafından ispatlanması gerektiği ve talebin fazla olduğu gerekçesiyle itiraz ettiğine göre, davacının hak ettiği navlun tutarı konusunda bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının talep ettiği miktarın tamamına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; «navlun» ücretini ödemediği halde alacak iddia eden tarafın talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, CMR taşımasına konu emtianın zamanında «teslim» edilmemesi sebebiyle ödenen reklamasyon bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının CMR’nin 23/5. maddesi uyarınca taşıma ücreti ile «sınırlı sorumlu» olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de CMR’nin 29. maddesi uyarınca «taşıyıcının sınırlı sorumluluktan» yararlanma hakkını yitirmesine ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · sınırlı sorumluluk
Benzer bu karardaMahkemece, davalının CMR’nin 23/5. maddesi uyarınca taşıma ücreti ile «sınırlı sorumlu» olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de CMR’nin 29. maddesi uyarınca «taşıyıcının sınırlı sorumluluktan» yararlanma hakkını yitirmesine ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15452 E. 2016/369 K.
Ortak:navlun alacağı · navlun · taşıma sözleşmesi · teslim
İncelediğiniz kararda2- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece davacının talep ettiği navlunun tamamına hükmedilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının «ticari defterlerinde» takip ve dava konusu edilen alacağa dayanak faturaların kayıtlara alınarak davalı şirket cari hesabına toplam 16.589,61 TL borç kaydedildiği, davalı defterlerinde ise davacı faturaları ile ilgili «kayda» rastlanmadığı, CMR’nin 9/I ve 32. maddeleri nazara alındığında, «taşıma sözleşmesinin» «rızai» bir akit olarak kabul edildiği, taşıma sözleşmesinin kurulması için, “eşyanın «taşıyıcı» tarafından «teslim» alınması”nın şart olmadığı gibi herhangi bir «yazılı şekil şartına» tabi kılınmadığı, sözlü olarak dahi kurulabileceği, sunulan CMR hamule senedinden ve gümrük belgelerinden, taşıma konusu emtianın, davalı gönderen tarafından davacı taşıyıcıya teslim edildiği, CMR «taşıma senedinin», tasıma sözleşmesinin akdedildiğine ve bunun içeriğine yönelik ispat fonksiyonunun yanı sıra, taşıyıcının yükü teslim aldığını da ispatlama kabiliyeti bulunduğu, davacı taşıyıcı ile davalı gönderen arasında taşıma konusu emtianın, davacı taşıyıcıya teslimi ile taraflar arasında bir taşıma sözleşmenin kurulduğu, bunun aksini iddia eden davalı gönderenin, bu hususu ispat etmekle mükellef olduğu, alacağın likit itirazın haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına vaki itirazının 16.589,61 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Davalı da yargılama aşamasında «navlun alacağının» miktarının davacı tarafından ispatlanması gerektiği ve talebin fazla olduğu gerekçesiyle itiraz ettiğine göre, davacının hak ettiği navlun tutarı konusunda bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının talep ettiği miktarın tamamına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı «navlun alacağı» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği, taşımacının yükü «teslim» aldığı ve davalı «şirketin merkezinin» bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli»....
Her ne kadar dava konusu alacağın «sebebini» teşkil eden taşıma ilişkisi CMR hükümlerine tabi ise de CMR Konvansiyonu'nda «navlun alacağına» ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu yöne ilişkin ihtilaflarda iç hukuk kuralları uygulanmalıdır.
Taraflar arasındaki taşıma ilişkisi sabit görüldüğünden bu taşıma ilişkisinden kaynaklı «navlun alacağının» tahsili hususunda hangi yer mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu yukarıda açıklandığı üzere iç hukuk kuralları uyarınca belirlenecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · navlun bedeli · borca itiraz · şirket merkezi mahkemesi · sözleşmeden doğan dava · ifa · yetki · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca yapılan taşımadan kaynaklı «navlun alacağı» bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 31. maddesinde bu konvansiyon hükümleri uyarınca yapılan taşımalardan kaynaklı davaların açılabileceği mahkemelerin belirtildiği, somut olayda «taşıma sözleşmesinin» akdedildiği, taşımacının yükü «teslim» aldığı ve davalı «şirketin merkezinin» bulunduğu yer itibariyle mahkemenin yetkili bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli»....
Dava «navlun alacağının» tahsili istemine ilişkin olup navlun alacağı «para borcu» olması hasebiyle 818 sayılı BK'nın 73. maddesi gereğince alacaklının «ifa» zamanında mukim bulunduğu yerde ödenmelidir.
HMK'nın 10. maddesi uyarınca «sözleşmeden doğan» davalarda sözleşmenin «ifa» yerinde de dava ve takip yapılabileceği gözetildiğinde davacının merkezinin bulunduğu ....
2- Kabule göre de; davalı, aleyhine başlatılan icra takibi sırasında «borca itirazları» yanında icra müdürlüğünün «yetkisine» de itiraz etmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14227 E. 2014/3312 K.
Ortak:navlun · taşıyıcı · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının «ticari defterlerinde» takip ve dava konusu edilen alacağa dayanak faturaların kayıtlara alınarak davalı şirket cari hesabına toplam 16.589,61 TL borç kaydedildiği, davalı defterlerinde ise davacı faturaları ile ilgili «kayda» rastlanmadığı, CMR’nin 9/I ve 32. maddeleri nazara alındığında, «taşıma sözleşmesinin» «rızai» bir akit olarak kabul edildiği, taşıma sözleşmesinin kurulması için, “eşyanın «taşıyıcı» tarafından «teslim» alınması”nın şart olmadığı gibi herhangi bir «yazılı şekil şartına» tabi kılınmadığı, sözlü olarak dahi kurulabileceği, sunulan CMR hamule senedinden ve gümrük belgelerinden, taşıma konusu emtianın, davalı gönderen tarafından davacı taşıyıcıya teslim edildiği, CMR «taşıma senedinin», tasıma sözleşmesinin akdedildiğine ve bunun içeriğine yönelik ispat fonksiyonunun yanı sıra, taşıyıcının yükü teslim aldığını da ispatlama kabiliyeti bulunduğu, davacı taşıyıcı ile davalı gönderen arasında taşıma konusu emtianın, davacı taşıyıcıya teslimi ile taraflar arasında bir taşıma sözleşmenin kurulduğu, bunun aksini iddia eden davalı gönderenin, bu hususu ispat etmekle mükellef olduğu, alacağın likit itirazın haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına vaki itirazının 16.589,61 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece davacının talep ettiği navlunun tamamına hükmedilmiştir.
Davalı da yargılama aşamasında «navlun alacağının» miktarının davacı tarafından ispatlanması gerektiği ve talebin fazla olduğu gerekçesiyle itiraz ettiğine göre, davacının hak ettiği navlun tutarı konusunda bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının talep ettiği miktarın tamamına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, CMR belgelerinde davalının gönderen, alıcının dava dışı şirket ve davacının ise «taşıyıcı» olarak belirtildiği, ödeme şeklinin “navlunun peşin alınacaktır” ibaresi ile kayıtlandığı, davalının taşıma işlemi yaptırdığı ve davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 22.918,56 TL yönünden davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına, hüküm altına alınan 22.918,56 TL üzerinden % 40 «icra inkar tazminatının» davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «navlun bedelinin» tahsiline ilişkin açılmış olup, gönderen durumundaki davalı yukarıda yazılı özetten anlaşılacağı üzere akdi ilişkiyi inkar etmiş ve davacı tarafın akdi ilişkinin varlığı hususunda «ibraz» ettiği taşıma teklifi belgesindeki kaşe ve imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur.
Davanın ispatı zımmında sunulan hamule senedi ise davalının imzasını içermediği gibi senette “Freight Collect” yani «navlun bedelinin» varma yerinde ödeneceğine ilişkin kayıt bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · ibraz
Benzer bu karardaDava, «navlun bedelinin» tahsiline ilişkin açılmış olup, gönderen durumundaki davalı yukarıda yazılı özetten anlaşılacağı üzere akdi ilişkiyi inkar etmiş ve davacı tarafın akdi ilişkinin varlığı hususunda «ibraz» ettiği taşıma teklifi belgesindeki kaşe ve imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur.
Davanın ispatı zımmında sunulan hamule senedi ise davalının imzasını içermediği gibi senette “Freight Collect” yani «navlun bedelinin» varma yerinde ödeneceğine ilişkin kayıt bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1195 E. , 2013/19132 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.07.2012 tarih ve 2011/367-2012/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların İstanbul ile Almanya-Rees arasında 63 kap yol tuzu taşıması için anlaşmaya vardıklarını, davacının karayolu ile ilgili taşımayı yapmayı, davalının da bu taşıma karşılığında navlun bedeli olarak 16.589,61 TL ödemeyi yüklendiği, ancak davalının sözleşme bedelini ödemekten kaçındığını, davalı aleyhine başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında herhangi bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, davaya ve icraya konu edilen faturaların taraflarına gönderilmediğini, davalının ihracat yaptığı dava dışı Rassant Möbel Vertriebs Gmbh firmasına tuzları FOB satış şeklinde sattığını ve teslim yeri olarak da İstanbul'un öngörüldüğünü, bu hususun gümrük beyannamesinde de teslim şekli olarak fob satış İstanbul olarak gösterildiğini, teslim yeri İstanbul olarak öngörülen bir emtia nakliyesinin davalı şirket tarafından yaptırılmasının ve nakliye bedelinin davalıdan talep edilmesinin ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, davalıya emtianın hangi plakalı araçlara yükleyeceğinin dava dışı şirket tarafından bildirildiğini ve davalının da işyerine gelen araçlara emtiaları yüklediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının ticari defterlerinde takip ve dava konusu edilen alacağa dayanak faturaların kayıtlara alınarak davalı şirket cari hesabına toplam 16.589,61 TL borç kaydedildiği, davalı defterlerinde ise davacı faturaları ile ilgili kayda rastlanmadığı, CMR’nin 9/I ve 32. maddeleri nazara alındığında, taşıma sözleşmesinin rızai bir akit olarak kabul edildiği, taşıma sözleşmesinin kurulması için, “eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alınması”nın şart olmadığı gibi herhangi bir yazılı şekil şartına tabi kılınmadığı, sözlü olarak dahi kurulabileceği, sunulan CMR hamule senedinden ve gümrük belgelerinden, taşıma konusu emtianın, davalı gönderen tarafından davacı taşıyıcıya teslim edildiği, CMR taşıma senedinin, tasıma sözleşmesinin akdedildiğine ve bunun içeriğine yönelik ispat fonksiyonunun yanı sıra, taşıyıcının yükü teslim aldığını da ispatlama kabiliyeti bulunduğu, davacı taşıyıcı ile davalı gönderen arasında taşıma konusu emtianın, davacı taşıyıcıya teslimi ile taraflar arasında bir taşıma sözleşmenin kurulduğu, bunun aksini iddia eden davalı gönderenin, bu hususu ispat etmekle mükellef olduğu, alacağın likit itirazın haksız olduğu gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına vaki itirazının 16.589,61 TL asıl alacak üzerinden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davacının talep ettiği navlunun tamamına hükmedilmiştir. Ancak, davalının defterlerinde davacının tanzim ettiği faturaların kaydı olmayıp, taraflar arasında yazılı bir sözleşme de bulunmamaktadır. Davalı da yargılama aşamasında navlun alacağının miktarının davacı tarafından ispatlanması gerektiği ve talebin fazla olduğu gerekçesiyle itiraz ettiğine göre, davacının hak ettiği navlun tutarı konusunda bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının talep ettiği miktarın tamamına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/642095000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz