YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13963 E. 2013/20075 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki dinlenilme hakkı↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ ön inceleme aşaması↗ dava dilekçesinin tebliği↗ tebligat kanunu m.35↗ usulüne uygun tebliğ↗ savunma hakkı↗ kısıtlılık↗ tebligat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır.
Davalı ... vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, TPE YİDK kararı iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davalı ... vekili, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, karardan müvekkili aleyhine icra takibi yapılınca haberdar olduğunu ileri sürmüştür. Dosyanın yapılan incelemesinde dava dilekçesinin davalının “E.... Bey Sok. No:...,...-Beşiktaş/İstanbul adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak muhatap adreste tanınmadığından bahisle bila tebliğ iade edildiği, bunun üzerine ilk celse davacı vekilinin talebi üzerine davalının TPE’deki “Ceyhun ...Cad. ....sok. No:...,.../Ankara adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılmasına karar verilerek bu madde kapsamında tebligat yapıldığı, kararın da aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür. 1982 Anayasasının 36., HUMK'nun 73., 6100 sayılı HMK'nun 27 nci maddeleri hükümleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, hukuki dinlenilme hakkı nazara alınmadan karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen son adresine yapılır. Tebliği alacak kişi bu adreste bulunamamışsa, yeni adresin tebliğ memuru ve tebliği çıkaran kuruluş tarafından, Tebligat Tüzüğü’nün 13. maddesinde belirtilen usule göre araştırılması gerekir. Resmi merciler tarafından bildirilen adrese öncelikle normal prosedüre uygun olarak bir tebligat gerçekleştirilerek, bu şekilde tebligatın yapılamaması veya tebliğ memurunca yeni adresin bulunmaması durumunda Tebligat Kanunun 35/son ve Tüzüğün 55. maddesinde belirtilen prosedürün uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, davalının TPE’de bulunan adresine Tebligat Kanunu hükümlerince tebligat çıkarılıp, bu tebligatın bila tebliğ dönmesinden sonra Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılması gerekirken, doğrudan Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davalı ...’a dava dilekçesi tebliğinin yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde yapılması gerekirken, bu işlemler yerine getirilmeden doğrudan Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca tebligat yoluna gidilmesi doğru görülmediğinden davalı ... vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 06.05.2013 günlü, 2012/11270 Esas-2013/9145 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19179 E. 2015/1725 K.
Ortak:dava dilekçesinin tebliği · usulüne uygun tebliğ · tebligat
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, davalı ...’a dava «dilekçesi tebliğinin» yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde yapılması gerekirken, bu işlemler yerine getirilmeden doğrudan Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca «tebligat» yoluna gidilmesi doğru görülmediğinden davalı ... vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 06.05.2013 günlü, 2012/11270 Esas-2013/9145 Karar sayıl …
Davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını», karardan müvekkili aleyhine icra takibi yapılınca haberdar olduğunu ileri sürmüştür.
No:...,.../Ankara adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca «tebligat» yapılmasına karar verilerek bu madde kapsamında tebligat yapıldığı, kararın da aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür.
Benzer bu karardaNo:... ... .../....” adresine tebliğe çıkartıldığı ancak, «tebligatın» adresin bulunduğu sokakta ... numara olmadığı belirtilerek bila tebliğ iade edildiği, davalı şirketin adresinin tespiti için Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, cevabi yazıda davalının adresinin “...
No:... .... .../...” adresine tebliği suretiyle davalıya dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediği ve taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece karardan sonra dosyaya vekaletname sunulduğu da nazara alınarak davalı vekiline dava «dilekçesinin tebliği» sağlanarak yargılama yapılıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmeden, taraf teşkili sağlanmadan, davalının yokluğunda işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, davalı itirazında borcu ödediğini beyan ettiğinden taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kabul ettiği ancak, ödemeye ilişkin herhangi bir delil «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının İcra Müdürlüğü'nün 2011/3673 Esas sayılı dosyasına vaki itirazının «asıl alacak» yönünden iptali ile takibin asıl alacak olan 17.948,01 TL üzerinden devamına, «işlemiş faiz» yönünden talebin reddine, davalının, hukuki ilişkiyi kabul ettiğine göre, davacıya borçlu olduğunu bilebilecek durumda olup, ödemeyi de ispat edemediğinden ve bu itibarla takibe itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %40'ı olan 7.179,20 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1081 E. 2011/10616 K.
Ortak:savunma hakkı · tebligat · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaÖte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
Resmi merciler tarafından bildirilen adrese öncelikle normal prosedüre uygun olarak bir «tebligat» gerçekleştirilerek, bu şekilde tebligatın yapılamaması veya tebliğ memurunca yeni adresin bulunmaması durumunda Tebligat Kanunun 35/«son» ve Tüzüğün 55. maddesinde belirtilen prosedürün uygulanması gerekmektedir.
Davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını», karardan müvekkili aleyhine icra takibi yapılınca haberdar olduğunu ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaOysa, Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca «tebligatın», tebliğ yapılacak kişinin bilinen en «son» adresine yapılması, tebliği alacak kişinin bu adreste bulunamaması halinde, yeni adresin tebliğ memuru ve tebliği çıkaran kuruluş tarafından, Tebligat Tüzüğü’nün 13. maddesinde belirtilen usule göre araştırılması gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, davalının «haciz» tutanağında belirlenen adresine usulüne uygun olarak «tebligat» yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan ve kendisine «savunma hakkı» verildikten sonra yargılama yapılıp neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Temyiz isteminin reddine ilişkin bu «son» kararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçeli karar tebliği · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · limited şirket · ticaret sicili · haciz · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece, «ihyası» istenilen şirketin «tasfiye memuru» olan davalı Mehmet’e dava dilekçesi ve duruşma günü bu kişinin «ticaret sicil» memurluğuna bildirdiği adresine tebliğe çıkarılmış ise de bu kişinin adresten ayrıldığı «gerekçesiyle tebliğ» evrakı iade olmuş, bunun üzerine, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yoluna gidilmiş ve davalının yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmiştir.
Dava, ticaret sicilinden «kaydı» silinen «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiş, mahkemece, kararın tasfiye memuruna 06.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve HUMK’nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 21.12.2009 tarihinde temyiz edildiği gerekçesiyle, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Temyiz isteminin reddine ilişkin bu «son» kararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13963 E. , 2013/20075 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/12/2011 gün ve 2010/127-2011/282 sayılı kararı onayan Daire’nin 06.05.2013 gün ve 2012/11270-2013/9145 sayılı kararı aleyhinde davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2003/25120 numaralı “ikbal” markasının sahibi olduğunu, TPE nezdinde de Özel 00452 sayı ile tanınmış marka statüsünde korunduğunu, davalılardan ...’nün 22.02.2007 tarihinde yaptığı 2007/09015 başvuru numaralı “İkbal Gürpınar” ibareli markanın tescil talebi ile ilgili olarak; ilk olarak kurum tarafından müvekkil markasını koruma görevinin yapılmadığını ve müvekkil markası ile karıştırılma ihtimali olan başvurunun ilan edildiğini, müvekkil davacı tarafından söz konusu ilana TPE nezdinde yapılan itirazın kabulü ile “ikbal” markası ile “İkbal Gürpınar” markasının benzer olduğu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu tespit edilerek başvurunun reddine karar verildiğini, bilahare, davalının daha önce reddolunan “ikbal gürpınar” ibareli marka için 2008/40606 başvuru numarası ile 07.07.2008 tarihinde yeniden müracaatta bulunduğunu, bu müracaatın kabul edildiğini ve ilan olunan başvuruya müvekkil tarafından itiraz edildiğini, yapılan itirazın bu kez “ikbal” markası ile “İkbal Gürpınar” markasının benzer olmadığı ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle ret edildiğini, davalı ...
tarafından daha öncesinden yapılmış bulunan 2007/9014 sayılı “ikbal gürpınar’ın mutfağı”, 2007/9015 sayılı “ikbal gürpınar” ve 2007/9016 sayılı “ikbal’in mutfağı” marka müracaatlarının, benzer mahiyetteki haklı itirazları neticesinde markalaşmadığını, müvekkil markasının tanınmışlığından yararlanmak isteyen davalının, bu defa yukarıda bahsedilen reddolunmuş marka müracaatlarını unvan ve adres değiştirmek suretiyle tamamen kötü niyetli bir şekilde yinelediğini, davalı TPE’nin de bugüne kadar pek çok kez reddettiği bir başvuruyu kabul ettiğini, yaptıkları itirazda “ikbal” ibaresini aynen içeren ve “ikbal” markası ile aynı malları kapsayan başvurunun, tanınmış “ikbal” markasının seri markası olarak anlaşılacağını, markaların halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvurunun kötüniyetli olduğunu iddia ile;
2008/40606 başvuru numaralı markanın tescil başvurusunun iptali isteminin reddine dair davalı TPE’nin 08.04.2010 tarih ve 2010-M-1388 sayılı kararının iptaline ve davalı ... adına 2008/40606 nolu “İkbal Gürpınar” marka başvurusunun iptaline, anılan marka tescil edilmişse markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Hatice İkbal Gürpınar, davaya cevap vermemiştir.
Davalı TPE vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır.
Davalı ... vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, TPE YİDK kararı iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davalı ... vekili, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, karardan müvekkili aleyhine icra takibi yapılınca haberdar olduğunu ileri sürmüştür. Dosyanın yapılan incelemesinde dava dilekçesinin davalının “E.... Bey Sok. No:...,...-Beşiktaş/İstanbul adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak muhatap adreste tanınmadığından bahisle bila tebliğ iade edildiği, bunun üzerine ilk celse davacı vekilinin talebi üzerine davalının TPE’deki “Ceyhun ...Cad. ....sok. No:...,.../Ankara adresine Tebligat Kanunu’nun 35.
maddesi uyarınca tebligat yapılmasına karar verilerek bu madde kapsamında tebligat yapıldığı, kararın da aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür. 1982 Anayasasının 36., HUMK'nun 73., 6100 sayılı HMK'nun 27 nci maddeleri hükümleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, hukuki dinlenilme hakkı nazara alınmadan karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen son adresine yapılır. Tebliği alacak kişi bu adreste bulunamamışsa, yeni adresin tebliğ memuru ve tebliği çıkaran kuruluş tarafından, Tebligat Tüzüğü’nün 13.
maddesinde belirtilen usule göre araştırılması gerekir. Resmi merciler tarafından bildirilen adrese öncelikle normal prosedüre uygun olarak bir tebligat gerçekleştirilerek, bu şekilde tebligatın yapılamaması veya tebliğ memurunca yeni adresin bulunmaması durumunda Tebligat Kanunun 35/son ve Tüzüğün 55. maddesinde belirtilen prosedürün uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, davalının TPE’de bulunan adresine Tebligat Kanunu hükümlerince tebligat çıkarılıp, bu tebligatın bila tebliğ dönmesinden sonra Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılması gerekirken, doğrudan Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davalı ...’a dava dilekçesi tebliğinin yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde yapılması gerekirken, bu işlemler yerine getirilmeden doğrudan Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca tebligat yoluna gidilmesi doğru görülmediğinden davalı ... vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 06.05.2013 günlü, 2012/11270 Esas-2013/9145 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bette açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 06.05.2013 günlü, 2012/11270 Esas-2013/9145 Karar sayılı ilamı ile verilen ONAMA kararının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalı ...'a iadesine, 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
/
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/641742300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz