6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirketin ihyası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1081 E. 2011/10616 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçeli karar tebliği usulüne uygun tebligat tebligat kanunu m.35 savunma hakkı şirketin ihyası ihya tasfiye memuru limited şirket tebligat ticaret sicili haciz ek tasfiye cy/cy kaydı i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 73HUMK 432

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı tasfiye memuru temyiz etmiş, mahkemece, kararın tasfiye memuruna 06.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve HUMK’nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 21.12.2009 tarihinde temyiz edildiği gerekçesiyle, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

Temyiz isteminin reddine ilişkin bu son kararı, davalı tasfiye memuru temyiz etmiştir.

Dava, ticaret sicilinden kaydı silinen limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.

Anayasa'nın 36 ve HUMK'nun 73. maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden (taraf teşkili sağlanmadan), iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden karar verilemez.

Mahkemece, ihyası istenilen şirketin tasfiye memuru olan davalı Mehmet’e dava dilekçesi ve duruşma günü bu kişinin ticaret sicil memurluğuna bildirdiği adresine tebliğe çıkarılmış ise de bu kişinin adresten ayrıldığı gerekçesiyle tebliğ evrakı iade olmuş, bunun üzerine, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yoluna gidilmiş ve davalının yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmiştir.

Oysa, Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca tebligatın, tebliğ yapılacak kişinin bilinen en son adresine yapılması, tebliği alacak kişinin bu adreste bulunamaması halinde, yeni adresin tebliğ memuru ve tebliği çıkaran kuruluş tarafından, Tebligat Tüzüğü’nün 13. maddesinde belirtilen usule göre araştırılması gerekmektedir.

Somut olayda, mahkemece davalının 10 yıl önce ticaret siciline vermiş olduğu adrese tebligat yapılmış ise de, davalı tarafından temyiz dilekçesine ekli olarak verilen 04.10.2007 tarihli haciz tutanağına göre dava tarihinden önce davalıya ait adreste ve davalının bizzat huzurunda davacı tarafından haciz işleminin yapılmış olduğu anlaşılmakta olup, yargılama sırasında davalının adresinin davacı tarafından bilinmediğinden sözedilemez.

Bu itibarla, mahkemece, davalının haciz tutanağında belirlenen adresine usulüne uygun olarak tebligat yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan ve kendisine savunma hakkı verildikten sonra yargılama yapılıp neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ticari işletme

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15821 E. 2012/6170 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13963 E. 2013/20075 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/1081 E.  ,  2011/10616 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

#

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.08.2008 tarih ve 2008/243 - 2008/480 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tasfiye memuru tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı gerçek kişinin tasfiye memuru olarak görev yaptığı şirketin müvekkiline olan borcunun tahsili için açılan itirazın iptali davasının yargılaması sırasında şirketin ticaret sicilinden tasfiye sonucu terkin edildiğini, oysa müvekkilinin alacağının tahsili için açılan davaya devam edilebilmesi için terkin işleminin kaldırılarak şirketin ihya edilmesi gerektiğini ileri sürerek, Ağan İç ve Dış Ticaret Ltd.Şti.’nin ihyasını talep ve dava etmiştir.

Davalılar, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı tasfiye memuru temyiz etmiş, mahkemece, kararın tasfiye memuruna 06.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve HUMK’nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 21.12.2009 tarihinde temyiz edildiği gerekçesiyle, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

Temyiz isteminin reddine ilişkin bu son kararı, davalı tasfiye memuru temyiz etmiştir.

Dava, ticaret sicilinden kaydı silinen limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.

Anayasa'nın 36 ve HUMK'nun 73. maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden (taraf teşkili sağlanmadan), iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden karar verilemez.

Mahkemece, ihyası istenilen şirketin tasfiye memuru olan davalı Mehmet’e dava dilekçesi ve duruşma günü bu kişinin ticaret sicil memurluğuna bildirdiği adresine tebliğe çıkarılmış ise de bu kişinin adresten ayrıldığı gerekçesiyle tebliğ evrakı iade olmuş, bunun üzerine, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yoluna gidilmiş ve davalının yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmiştir.

Oysa, Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca tebligatın, tebliğ yapılacak kişinin bilinen en son adresine yapılması, tebliği alacak kişinin bu adreste bulunamaması halinde, yeni adresin tebliğ memuru ve tebliği çıkaran kuruluş tarafından, Tebligat Tüzüğü’nün 13. maddesinde belirtilen usule göre araştırılması gerekmektedir.

Somut olayda, mahkemece davalının 10 yıl önce ticaret siciline vermiş olduğu adrese tebligat yapılmış ise de, davalı tarafından temyiz dilekçesine ekli olarak verilen 04.10.2007 tarihli haciz tutanağına göre dava tarihinden önce davalıya ait adreste ve davalının bizzat huzurunda davacı tarafından haciz işleminin yapılmış olduğu anlaşılmakta olup, yargılama sırasında davalının adresinin davacı tarafından bilinmediğinden sözedilemez.

Bu itibarla, mahkemece, davalının haciz tutanağında belirlenen adresine usulüne uygun olarak tebligat yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan ve kendisine savunma hakkı verildikten sonra yargılama yapılıp neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031544800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.