Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8949 E. 2023/2654 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödemezlik def'i↗ ikrah↗ müzayaka↗ tek satıcılık↗ ticari itibar↗ mutabakat↗ 3095 sayılı kanun↗ ibra↗ vekâlet ücreti↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ def'i↗ protokol↗ temerrüt faizi↗ maddi ve manevi tazminat↗ geçersizlik↗ maddi tazminat↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 03.05.2012 tarih, 2008/49 E. ve 2012/513 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki protokol ile tarafların sözleşmeyi karşılıklı iradeleriyle feshettiği, aynı zamanda davacının davalıya ibra ettiği, müzayaka halinin olmadığı, davacının protokol ile bağlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 17.04.2014 tarih, 2012/18277 E. ve 2014/7630 K. sayılı kararıyla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, protokolün geçersizlik nedeni olarak ileri sürülen vakıaların müzayaka kapsamında değil, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 29 ve devamı maddelerinde düzenlenen ikrah kapsamında değerlendirilerek sonuca varılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ikrah ile imzalanan protokolün geçerli olmadığı ve davacıyı bağlamadığı, davacının maddi zararına ilişkin olarak, 14.06.2007-17.06.2007 tarihleri arasında davalının kabul etmediği gruplar için ödenen konaklama bedeli farkı olan 29.624,58 USD’nin ve 21.06.2007-24.06.2007 tarihleri arasında kabul etmediği gruplar için ödenen konaklama bedeli farkı olan 27.396,61 USD’nin toplamı 57.021,19 USD’nin davalının eylemleri nedeniyle oluştuğu sabit olduğundan bu kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi, ispatlanamayan sair talepler ile koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.624,58 USD’nin 17.06.2007 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para (USD) için açılmış bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte ve 27.396,61 USD’nin 26.06.2007 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para (USD) için açılmış bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte toplam 57.021,19 USD’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla ileri sürdüğü temyiz dilekçesinde özetle; ikrahın mevcut olduğunun dosyadaki raporlarda tespit edildiğini, reddedilen maddi tazminat taleplerinin delillerle ispat edildiğini, manevi tazminat koşullarının oluştuğunu, ticari itibarlarının zarar gördüğünü belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; protokol düzenlenirken ikrahın olmadığına dair raporlar bulunduğunu, dosyadaki raporların çelişkili olduğunu, davacının borçları nedeniyle ödemezlik def'i haklarını kullandıklarını, edimlerini yerine getiren davacının sonradan iptal hakkını kullanamayacağını, davacının mutabakat sağlanmadan müşterileri başka otele götüremeyeceğini ve fiyat farkını isteyemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki protokolün ikrah altında imzalanıp imzalanmadığı, davacının protokol ile bağlı olup olmadığı, bu kapsamda maddi ve manevi tazminat taleplerinin haklı olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 29 uncu ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3118 E. 2013/20246 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:fatura delili · hizmet bedeli · fatura · ihtarname · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı tarafından işletilen otelde davalının getirdiği müşterilere 2007 yılı yaz döneminde konaklama hizmeti verildiği, ancak davalı tarafından bedelin ödenmediği ileri sürülmüş, buna ilişkin olarak da 11.08.2007-21.09.2007 tarihleri arasında davalı adına düzenlenmiş 23 adet «fatura delil» olarak sunulmuştur.
… izmeti verildiğinin davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı tarafından dosyaya sunulan 20.08.2007 tarihli «ihtarnameden» 11.08.2007 tarihinden itibaren otelin davacı tarafından işletileceği hususunun davalıya bildirilmiş olduğu ve alınan bilirkişi raporunda da davacının davalıya göndermiş olduğu konaklama hizmetine ilişkin faturaların davalı «defterlerinde» kayıtlı olduğu belirlenmiş olup, mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir Dava, otel konaklama «hizmet bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar davalı tarafından anılan faturalar «defterlere» kayıt edildikten sonra davacıya iade edilmiş ise de, bu durum davacı tarafından davalıya konaklama hizmeti verilmediği anlamına gelmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18277 E. 2014/7630 K.
Ortak:ikrah · müzayaka · ibra · protokol · geçersizlik · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 17.04.2014 tarih, 2012/18277 E. ve 2014/7630 K. sayılı kararıyla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, «protokolün» «geçersizlik» nedeni olarak ileri sürülen vakıaların «müzayaka» kapsamında değil, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 29 ve devamı maddelerinde düzenlenen «ikrah» kapsamında değerlendirilerek sonuca varılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece 03.05.2012 tarih, 2008/49 E. ve 2012/513 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «protokol» ile tarafların sözleşmeyi karşılıklı iradeleriyle feshettiği, aynı zamanda davacının davalıya «ibra» ettiği, «müzayaka» halinin olmadığı, davacının protokol ile bağlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ikrah» ile imzalanan «protokolün» geçerli olmadığı ve davacıyı bağlamadığı, davacının maddi zararına ilişkin olarak, 14.06.2007-17.06.2007 tarihleri arasında davalının kabul etmediği gruplar için ö …
Benzer bu kararda2-Dava, «müzayaka» altında imzalatılan «geçersiz» «protokol» sonucu davacının uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.Davacı, davalı ile imzalamış olduğu “Tek Satıcılık ve Tahsis Sözleşmesi” hükümlerine davalının aykırı davrandığını, sözleşmede yer alan fiyatları tek taraflı olarak değiştirdiğini, «son» olarak onay verdiği 129 kişilik grubu otele almadığını, yolcuların otel önünde bekletildiğini ve bu baskı altında davacı şirket danışmanlarından Münci Karakaya çağ …
… göstermek davanın taraflarına; olayların hukuki değerlendirmesi ile olaya uygulanacak yasa hükümlerinin tayini ise mahkemeye aittir.Somut olayda davacı, davaya konu «protokolü» «müzayaka» altında imzaladığı iddiasıyla «geçersizliğini» ileri sürmüş ise de iddia edilen ve tanık beyanlarıyla da kanıtlanan maddi vakıalara göre, protokolün imzalandığı 23.08.2007 tarihinde davalıya ait otele gönderilen davacı müşterilerinin davalı tarafça otele alınmadığı, müşterilerin otelin önünde bekletildiği, müşterilerin daha fazla mağdur olmaması için davaya konu protokolün davalı tarafça yaratılan baskı ve zorlama altında davacı şirket yetkililerince imzalandığı, bundan sonra müşterilerin otele alındığı anlaşılmıştır.Bu durumda, protokolün geçersizlik nedeni olarak ileri sürülen vakıaların müzayaka kapsamında değil, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 29 ve devamı maddelerinde düzenlenen «ikrah» kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.İkrah, hukuka aykırı şekilde yapılan tehditle istenilen irade beyanında bulunulmadığı takdirde bir kimsede bir kötülüğe maruz kalacağı kanaati uyandırılması, o kimsenin «korkutulmasıdır».Yaratılan bu korku yüzünden akit yapma hususunda irade beyanında bulunan kimsenin iradesinin oluşumu sakattır.Bu sakatlık akdin muteberliğini etkiler (Borçlar Huku …
K.'nin şirketi tek başına atacağı imza ile «temsil» ve ilzam «yetkisinin» bulunduğu, 23.08.2007 tarihli «protokolün» bu nedenle davacı yönünden bağlayıcı olduğu, gerek davacının protokol tarihinde ekonomik olarak zor durumda bulunmaması, gerekse turistleri aynı bölgede başka otellere yerleştirme olanağının bulunması nedeniyle davacının «müzayaka» iddiasının yerinde olmadığı, protokol ile tarafların sözleşmeyi karşılıklı iradeleriyle feshettikleri, aynı zamanda davacının davalıyı «ibra» da etmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:korkutma · temsil yetkisi · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaK.'nin davacı şirketi tek başına atacağı imza ile «temsil» ve ilzam «yetkisinin» bulunduğu yönündeki gerekçesi yerinde değilse de yine «protokolde» hem kendi adı hem de davacı şirket kaşesi üzerinde imzaları bulunan M.K.'nın davacı şirketin ticari mümessili olduğu ve davaya konu protokole konu hususların 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 450/2. maddesinde düzenlenen işlerden de olmadığı, bu durumda söz konusu protokolün «temsil yetkisi» açısından davacıyı bağlayıcı nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazların …
K.'nin şirketi tek başına atacağı imza ile «temsil» ve ilzam «yetkisinin» bulunduğu, 23.08.2007 tarihli «protokolün» bu nedenle davacı yönünden bağlayıcı olduğu, gerek davacının protokol tarihinde ekonomik olarak zor durumda bulunmaması, gerekse turistleri aynı bölgede başka otellere yerleştirme olanağının bulunması nedeniyle davacının «müzayaka» iddiasının yerinde olmadığı, protokol ile tarafların sözleşmeyi karşılıklı iradeleriyle feshettikleri, aynı zamanda davacının davalıyı «ibra» da etmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
K.'nin şirketi «temsil» «yetkisinin» bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin, R.
… göstermek davanın taraflarına; olayların hukuki değerlendirmesi ile olaya uygulanacak yasa hükümlerinin tayini ise mahkemeye aittir.Somut olayda davacı, davaya konu «protokolü» «müzayaka» altında imzaladığı iddiasıyla «geçersizliğini» ileri sürmüş ise de iddia edilen ve tanık beyanlarıyla da kanıtlanan maddi vakıalara göre, protokolün imzalandığı 23.08.2007 tarihinde davalıya ait otele gönderilen davacı müşterilerinin davalı tarafça otele alınmadığı, müşterilerin otelin önünde bekletildiği, müşterilerin daha fazla mağdur olmaması için davaya konu protokolün davalı tarafça yaratılan baskı ve zorlama altında davacı şirket yetkililerince imzalandığı, bundan sonra müşterilerin otele alındığı anlaşılmıştır.Bu durumda, protokolün geçersizlik nedeni olarak ileri sürülen vakıaların müzayaka kapsamında değil, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 29 ve devamı maddelerinde düzenlenen «ikrah» kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.İkrah, hukuka aykırı şekilde yapılan tehditle istenilen irade beyanında bulunulmadığı takdirde bir kimsede bir kötülüğe maruz kalacağı kanaati uyandırılması, o kimsenin «korkutulmasıdır».Yaratılan bu korku yüzünden akit yapma hususunda irade beyanında bulunan kimsenin iradesinin oluşumu sakattır.Bu sakatlık akdin muteberliğini etkiler (Borçlar Huku …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4195 E. 2010/10398 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · acentelik · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesi» gereğince, davacının, davalı tarafından gönderilen müşterilere konaklama hizmeti vermesine rağmen ücretin ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 14.852,49 TL'nın değişken oranlardaki yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince, dava, davacıya ait otelin belli odalarının davalı aracılığıyla gelecek turistlere tahsis edilmesini öngören «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde değişken oranlı «avans faizi» istemesine rağmen mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Mahkemece, hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8949 E. , 2023/2654 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/1569 Esas, 2021/200 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat istemli davanın bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 06.02.2007 tarihinde davacının incoming hizmet sunduğu yabancı bir tur operatörünün göndereceği turistlerin konaklaması amacıyla Tek Satıcılık ve Tahsis Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalı şirket işletmesi altında bulunan Voyage Otel Belek Select'de davacı için 65 adet odayı 01.05.2007 ve 31.03.2009 tarihleri arasında tahsis etmeyi, müvekkilinin ise bu odalardan kullanacaklarının bedelini davalı şirkete ödemeyi üstlendiğini, ancak davalının sözleşmeye uygun hareket etmediğini, sözleşmede yer alan fiyatları tek taraflı olarak değiştirdiğini, son olarak onay verdiği 129 kişilik grubu otele almadığını, yolcuların otel önünde bekletildiğini, bu baskı altında davacı danışmanlarından ...
çağrılarak fiyat farkının geçmişe yönelik kabul edildiğine ilişkin protokol başlıklı belge düzenlenip imzalatıldığını ve grubun geç saatlerde otele kabulünün sağlandığını, davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle müvekkilinin sözleşme bedelinden fazla ödeme yapmak zorunda kaldığı gibi davalı tarafından kabul edilmeyen turist grupları için fazladan harcamalar yapmak ve cezalar ödemek zorunda kalarak maddi ve davalının eylemleri nedeniyle sarsılan ticari itibarı nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek davalının kusurlu eylemleri nedeniyle uğranılan 634.656,00 USD maddi zarardan şimdilik 80.000,00 USD ile 20.000,00 USD manevi tazminat olmak üzere toplam 100.000,00 USD'nin davalıdan faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 23.08.2007 tarihli protokol ile sona erdirildiğini, müzayaka halinin söz konusu olmadığını, mevcut borçlar için protokol düzenlendiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 03.05.2012 tarih, 2008/49 E. ve 2012/513 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki protokol ile tarafların sözleşmeyi karşılıklı iradeleriyle feshettiği, aynı zamanda davacının davalıya ibra ettiği, müzayaka halinin olmadığı, davacının protokol ile bağlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 17.04.2014 tarih, 2012/18277 E. ve 2014/7630 K. sayılı kararıyla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, protokolün geçersizlik nedeni olarak ileri sürülen vakıaların müzayaka kapsamında değil, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 29 ve devamı maddelerinde düzenlenen ikrah kapsamında değerlendirilerek sonuca varılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ikrah ile imzalanan protokolün geçerli olmadığı ve davacıyı bağlamadığı, davacının maddi zararına ilişkin olarak, 14.06.2007-17.06.2007 tarihleri arasında davalının kabul etmediği gruplar için ödenen konaklama bedeli farkı olan 29.624,58 USD’nin ve 21.06.2007-24.06.2007 tarihleri arasında kabul etmediği gruplar için ödenen konaklama bedeli farkı olan 27.396,61 USD’nin toplamı 57.021,19 USD’nin davalının eylemleri nedeniyle oluştuğu sabit olduğundan bu kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi, ispatlanamayan sair talepler ile koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.624,58 USD’nin 17.06.2007 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para (USD) için açılmış bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte ve 27.396,61 USD’nin 26.06.2007 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para (USD) için açılmış bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi oranında işleyecek faizi ile birlikte toplam 57.021,19 USD’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla ileri sürdüğü temyiz dilekçesinde özetle; ikrahın mevcut olduğunun dosyadaki raporlarda tespit edildiğini, reddedilen maddi tazminat taleplerinin delillerle ispat edildiğini, manevi tazminat koşullarının oluştuğunu, ticari itibarlarının zarar gördüğünü belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; protokol düzenlenirken ikrahın olmadığına dair raporlar bulunduğunu, dosyadaki raporların çelişkili olduğunu, davacının borçları nedeniyle ödemezlik def'i haklarını kullandıklarını, edimlerini yerine getiren davacının sonradan iptal hakkını kullanamayacağını, davacının mutabakat sağlanmadan müşterileri başka otele götüremeyeceğini ve fiyat farkını isteyemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki protokolün ikrah altında imzalanıp imzalanmadığı, davacının protokol ile bağlı olup olmadığı, bu kapsamda maddi ve manevi tazminat taleplerinin haklı olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 29 uncu ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin herbir yandan alınarak yek diğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110969200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz