Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1357 E. 2021/873 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kaldıraçlı alım satım işlemi↗ teminat tamamlama↗ risk bildirim formu↗ kaldıraçlı işlem↗ sadakat borcu↗ çerçeve sözleşme↗ takipsizlik kararı↗ ba formu↗ şikayet↗ ilan↗ eksik inceleme↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile imzalanan risk bildirim formu doğrultusunda hesap ilişkisinin başladığı, kaldıraç oranının ve teminat tamamlamanın SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği, davalı şirketin SPK'nın tebliğine aykırılık teşkil edecek reklam ve ilanda bulunduğunun tespit edilemediği, davacının Antalya'daki başka tüketici mahkemelerinde de aynı nitelikte dosyalarının bulunduğu, kendince yüksek kâr elde etmek amacıyla bu konuda hiçbir tecrübesi, bilgisi ve eğitimi olmamasına rağmen kaldıraçlı işlem yaptığı ve 20/11/2014 ile 19/11/2015 tarihleri arasında yaptığı işlemlerden dolayı 24.529,04 USD zarar ettiği, ancak bu işlemde davalı tarafın ayıplı veya eksik hizmetinin bulunduğu ispatlanamadığından davacının yaptığı işlemin sonucuna katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, davacının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, kaldıraçlı alım-satım (foreks) sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6111 sayılı Kanun ile kaldıraçlı alım-satım işlemlerini düzenlenme yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu’na verilmiştir. Davacının hesap açtığı 14/11/2014 tarihinde yürürlükte bulunan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliği” 19/a maddesinde; “Yatırım kuruluşlarının müşteri emirlerini, emir gerçekleştirme politikası, çerçeve sözleşmede belirtilen esaslar, müşteri emirlerini en iyi gerçekleştirme yükümlülüğü, özen ve sadakat borcu çerçevesinde kabul ederek yerine getirir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda kaldıraç oranının ve teminat tamamlamanın SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiğine yönelik ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde ise de ileri sürülen iddia doğrultusunda takipsizlik kararı ile neticelendiği anlaşılan davacının davalı şirket çalışanı ...aleyhinde yaptığı şikayete konu ceza soruşturma dosyası da celp edilerek, taraflar arasındaki sözleşme, forex işlem talimatları, forex yetkilileri ile davacı arasındaki telefon görüşme kayıtlarının da incelenerek adı geçen davalı şirket çalışanının mevzuata aykırı bir tutumu olup olmadığının somut olaya öncelikle uygulanması gereken SPK tebliği ve devamında genel hükümler kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiği bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2163 E. 2023/4492 K.
Ortak:teminat tamamlama · risk bildirim formu · kaldıraçlı işlem · çerçeve sözleşme · takipsizlik kararı · ba formu · şikayet · ilan · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile imzalanan «risk bildirim formu» doğrultusunda hesap ilişkisinin başladığı, kaldıraç oranının ve «teminat tamamlamanın» SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği, davalı şirketin SPK'nın tebliğine aykırılık teşkil edecek reklam ve «ilanda» bulunduğunun tespit edilemediği, davacının Antalya'daki başka tüketici mahkemelerinde de aynı nitelikte dosyalarının bulunduğu, kendince yüksek kâr elde etmek amacıyla bu konuda hiçbir tecrübesi, bilgisi ve eğitimi olmamasına rağmen «kaldıraçlı işlem» yaptığı ve 20/11/2014 ile 19/11/2015 tarihleri arasında yaptığı işlemlerden dolayı 24.529,04 USD zarar ettiği, ancak bu işlemde davalı tarafın ayıplı veya eksik hi …
Somut olayda kaldıraç oranının ve «teminat tamamlamanın» SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiğine yönelik ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde ise de ileri sürülen iddia doğrultusunda «takipsizlik» kararı ile neticelendiği anlaşılan davacının davalı şirket çalışanı ...aleyhinde yaptığı «şikayete» konu ceza soruşturma dosyası da celp edilerek, taraflar arasındaki sözleşme, forex işlem talimatları, forex yetkilileri ile davacı arasındaki telefon görüşme kayıtlarının da incelenerek adı geçen davalı şirket çalışanının mevzuata aykırı bir tutumu olup olmadığının somut olaya öncelikle uygulanması gereken SPK tebliği ve devamında genel hükümler kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiği bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozu …
Davacının hesap açtığı 14/11/2014 tarihinde yürürlükte bulunan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliği” 19/a maddesinde; “Yatırım kuruluşlarının müşteri emirlerini, emir gerçekleştirme politikası, «çerçeve sözleşmede» belirtilen esaslar, müşteri emirlerini en iyi gerçekleştirme yükümlülüğü, özen ve «sadakat borcu» çerçevesinde kabul ederek yerine getirir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli ve 2017/312 E., 2018/563 K. sayılı kararıyla; davacı ile imzalanan «risk bildirim formu» doğrultusunda hesap ilişkisinin başladığı, kaldıraç oranının ve «teminat tamamlamanın» SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği, davalı şirketin SPK'nın tebliğine aykırılık teşkil edecek reklam ve «ilanda» bulunduğunun tespit edilemediği, davacının Antalya'daki başka tüketici mahkemelerinde de aynı nitelikte dosyalarının bulunduğu, kendince yüksek kâr elde etmek amacıyla bu konuda hiçbir tecrübesi, bilgisi ve eğitimi olmamasına rağmen «kaldıraçlı işlem» yaptığı ve 20.11.2014 ile 19.11.2015 tarihleri arasında yaptığı işlemlerden dolayı 24.529,04 USD zarar ettiği, ancak bu işlemde davalı tarafın ayıplı veya eksik hi …
… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapmış olduğu davalı şirket çalışanı hakkındaki «şikayetin» kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilip karara itirazın Antalya 4 Sulh Ceza Hakimliğince reddedilerek kesinleştiği, mahkemelerince aldırılan her iki raporun da birbiri ile uyumlu olduğu, taraflar arasında düzenlenen 14.11.2014 tarihli kaldıraçlı alım satım işlemleri «çerçeve sözleşmesi», sözleşme öncesi müşteriyi «tanıma» «formu» «risk bildirim formu», internet üzerinden yapılacak işlemlere ilişkin sözleşme gibi tamamlayıcı nitelikteki sözleşmelerin kanuna uygun olarak yapıldığı, davacının sözleşme sonrasında çok sayıda işlem yaparak açık pozisyonlar aldığı, yatırım yaptığı ancak bu yatırımlar «sebebi» ile zarara uğradığı, davacının uğradığı zararın kendi verdiği kararlarla oluştuğu, iradesini sakatlayacak herhangi bir durumun davacı tarafından ispatlanamadığı, d …
Somut olayda kaldıraç oranının ve «teminat tamamlamanın» SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiğine yönelik ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde ise de ileri sürülen iddia doğrultusunda «takipsizlik» kararı ile neticelendiği anlaşılan davacının davalı şirket çalışanı ...... aleyhinde yaptığı «şikayete» konu ceza soruşturma dosyası da celp edilerek, taraflar arasındaki sözleşme, forex işlem talimatları, forex yetkilileri ile davacı arasındaki telefon görüşme kayıtlarının da incelenerek adı geçen davalı şirket çalışanının mevzuata aykırı bir tutumu olup olmadığının somut olaya öncelikle uygulanması gereken SPK tebliği ve devamında genel hükümler kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiği bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı reklam · bozmaya uyma · haksız şart · güven kurumu · tanıma · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · geçersizlik
Benzer bu kararda… incelmeden daha önce verilen karar ile benzer nitelikte karar verildiğini, mahkemece bozmaya uyulmasına karar verildiğini, daha sonra bu uyma kararı verilmemiş gibi «bozmaya uyma» kararının aksi yönde karar verilmesinin usul ve yasa ile bağdaşmadığını, bozma kararına uyulmakla tarafı açısından «usuli kazanılmış hak» doğduğunu, davalı şirket tarafından tarafına (müşterilere) kargo ile gönderdikleri ve müşteri olarak içeriğine etki edemediği matbu sözleşme metninin uzaktan telefonla imzalamasını istemeleri neticesinde yapılan sözleşmenin geçeriz olduğunu, sözleşme metni incelendiğinde müşteri (tüketici) aleyhine hükümlere yer verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin hükümsüzlüğü ve «geçersizliğine» ilişkin emsal Yargıtay kararlarının görmezden gelindiğini, bilirkişilerce ve mahkemece alacaklıların başlattığı takiplere değinilmediğini, oysa ki eldeki davanın açılma amacının davalı firmanın kendisi ve kendisi gibi insanları kandırarak yatırım yaptırma vaadiyle maddi ve manevi olarak uğradıkları zararların tazmini ve tahsili amacıyla açıldığını, Anayasa'nın 172 nci maddesi ve Tüketici Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve diğer Kanunların ilgili maddelerinin olaya uygulanmaması veya delillerin gösterilmemiş sayılması yerel mahkemece yapılan hatalardan olduğunu, mahkemece sadece dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden alıntı yaparak hüküm kurmasının yanlış olduğunu, davalı firma çalışanı ......'ın kendisinin iradesenin yanılması ve kendisini uzaktan telefonla yönlendirmesi neticesinde yapılan sözleşmenin geçersiz ve hükümsüz olduğunu, (6098 sayılı Kanun'un 20 nci, 21 inci maddeleri), davalı taraf ile imzalanan sözleşmenin Tüketici Korunması Hakkındaki Kanun'un, 1 inci, 3 üncü, 5 inci maddelerine aykırılık nedeniyle geçersiz ve hükümsüz olduğunu, Mahkemece dava dilekçesi, cevap dilekçesi, eklerinde ve bilirkişi raporlarına beyan dilekçelerinde sıralanan kanuni gerekçelere ve delillere kanunların ilgili maddelerine aykırı karra verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin yatırım danışmanı olduğunu söyleyen ...... ile davalı şirketin 0212 345 0 426 numaralı telefonundan 0542 899 72 18 numaralı Turkcell hattını aradığı, 11-12-13-14 Kasım 2014 tarihlerindeki kendi firmalarının “Banka gibi çalışan bir firma oluğunu” söylemesi üzerine bankaların bir «güven kurumu» olduğunu düşündüğündüğünden Forex işlemleriyle para kazanabileceğini düşündüğüü, ilk dava dilekçesi ekindeki para transferi yaptığı tarihlerdeki (...... ile para t …
… a bulunduğunu, toplam zararının 24.529,00 USD’ye ulaştığını, 13.11.2014 ile 19.11.2015 tarihlerinde davalı firma adına ...’la mesafeli olarak imzaladığı sözleşmenin «haksız şartlar» içerdiği, uğradığı zarar sebebiyle davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci madde kapsamında …
… vekili cevap dilekçesinde, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kanununa tabi bir şirket olduğunu ve SPK denetimi altında olduğunu, davacı tarafından yapılan işlemlerin «kaldıraçlı işlemler» olduğunu, davacıya yatırdığı paranın yüz katına kadar alım veya satım pozisyonları açıldığını, bu tür işlemlerde risk oranlarının yüksek olduğunu, davacı zararlarının yanlış yatırım «sebebi» ile oluştuğunu, davacının gerekli şekilde uyarıldığını, risk bildiriminin yapıldığını, buna ilişkin olarak sözleşme düzenlendiğini, şirket çalışanı hakkındaki soruşturmanın «takipsizlik» kararı ile sonuçlandığını, davacı ile ilgili olarak SPK tarafından her hangi bir idari ceza işlemi uygulanmadığını, her hangi bir «yanıltıcı reklam» uygulaması yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapmış olduğu davalı şirket çalışanı hakkındaki «şikayetin» kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilip karara itirazın Antalya 4 Sulh Ceza Hakimliğince reddedilerek kesinleştiği, mahkemelerince aldırılan her iki raporun da birbiri ile uyumlu olduğu, taraflar arasında düzenlenen 14.11.2014 tarihli kaldıraçlı alım satım işlemleri «çerçeve sözleşmesi», sözleşme öncesi müşteriyi «tanıma» «formu» «risk bildirim formu», internet üzerinden yapılacak işlemlere ilişkin sözleşme gibi tamamlayıcı nitelikteki sözleşmelerin kanuna uygun olarak yapıldığı, davacının sözleşme sonrasında çok sayıda işlem yaparak açık pozisyonlar aldığı, yatırım yaptığı ancak bu yatırımlar «sebebi» ile zarara uğradığı, davacının uğradığı zararın kendi verdiği kararlarla oluştuğu, iradesini sakatlayacak herhangi bir durumun davacı tarafından ispatlanamadığı, d …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14490 E. 2017/2268 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlu temerrüdü · eksik harcın tamamlattırılması · peşin harç · borcun ifası · harcın tamamlanması · muacceliyet · ifa · komisyon
Benzer bu kararda2-Faiz başlangıcına yönelik yazılı emir istemine gelince; borcun «muaccel» olmasına rağmen «ifa» edilmemesi ve alacaklının «ihtarı» ile «borçlu temerrütünün» oluşacağı TBK m.
Böylece, ıslahla talep konusu miktar artırılmış ve bu artırım «harç» yatırılmasını gerektiriyorsa, «eksik harcın tamamlanacağı» öngörülmüştür.
Dava, dosya «masrafı», istihbarat ücreti ve «komisyon» adı altında yapılan kesintinin tahsili istemine ilişkindir.
Oysa, somut olayda, davacının ... olduğu «peşin harç» göz önüne alındığında, bunun «ıslah» edilen kısım için ödenecek harcı da kapsadığı görülmektedir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Marka Tescilinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2144 E. 2010/6183 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, asıl ve birleşen davada hükümsüzlük talebinin kabulü ile davalılardan ... adına tescilli 20.05.1999 tarih ve 99-00 6111 nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, her iki dava bakımından «haksız rekabetin» önlenmesine ilişkin istemin reddine dair verilen karar, asıl ve birleşen davada davalılar vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1357 E. , 2021/873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Tüketici Mahkemesi'nce verilen 28.11.2018 tarih ve 2017/312 E. - 2018/563 K. sayılı kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemini esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.12.2019 tarih ve 2019/607 E. - 2019/2400 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, paraya ihtiyacı olduğu bir dönemde davalı şirket çalışanı ...ile tanıştığını, kendisinin yanlış ve yanıltıcı yönlendirmeleri ile davalı şirket nezdinde foreks işlemleri yapmaya başladığını, zamanla yaptığı işlemler sonucunda zarar ettiğini, bunun üzerine çeşitli bankalardan ve kredi kartlarından kredi çekerek davalı nezdindeki yatırım tutarını arttırdığını, ancak sonuçta zararın büyüdüğünü, davalı çalışanı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, toplam zararının 24.529 USD’ye ulaştığını, 13.11.2014 ile 19.11.2015 tarihlerinde davalı firma adına ...’la mesafeli olarak imzaladığı sözleşmenin haksız şartlar içerdiği, uğradığı zarar sebebiyle davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek HMK 107.
madde kapsamında şimdilik 150.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, cevaba cevap dilekçesi ile toplam talebini 300.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kanununa tabi bir şirket olduğunu ve SPK denetimi altında olduğunu, davacı tarafından yapılan işlemlerin kaldıraçlı işlemler olduğunu, davacıya yatırdığı paranın yüz katına kadar alım veya satım pozisyonları açıldığını, bu tür işlemlerde risk oranlarının yüksek olduğunu, davacı zararlarının yanlış yatırım sebebi ile oluştuğunu, davacının gerekli şekilde uyarıldığını, risk bildiriminin yapıldığını, buna ilişkin olarak sözleşme düzenlendiğini, şirket çalışanı hakkındaki soruşturmanın takipsizlik kararı ile sonuçlandığını, davacı ile ilgili olarak SPK tarafından her hangi bir idari ceza işlemi uygulanmadığını, her hangi bir yanıltıcı reklam uygulaması yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile imzalanan risk bildirim formu doğrultusunda hesap ilişkisinin başladığı, kaldıraç oranının ve teminat tamamlamanın SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği, davalı şirketin SPK'nın tebliğine aykırılık teşkil edecek reklam ve ilanda bulunduğunun tespit edilemediği, davacının Antalya'daki başka tüketici mahkemelerinde de aynı nitelikte dosyalarının bulunduğu, kendince yüksek kâr elde etmek amacıyla bu konuda hiçbir tecrübesi, bilgisi ve eğitimi olmamasına rağmen kaldıraçlı işlem yaptığı ve 20/11/2014 ile 19/11/2015 tarihleri arasında yaptığı işlemlerden dolayı 24.529,04 USD zarar ettiği, ancak bu işlemde davalı tarafın ayıplı veya eksik hizmetinin bulunduğu ispatlanamadığından davacının yaptığı işlemin sonucuna katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, davacının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, kaldıraçlı alım-satım (foreks) sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6111 sayılı Kanun ile kaldıraçlı alım-satım işlemlerini düzenlenme yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu’na verilmiştir. Davacının hesap açtığı 14/11/2014 tarihinde yürürlükte bulunan “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliği” 19/a maddesinde; “Yatırım kuruluşlarının müşteri emirlerini, emir gerçekleştirme politikası, çerçeve sözleşmede belirtilen esaslar, müşteri emirlerini en iyi gerçekleştirme yükümlülüğü, özen ve sadakat borcu çerçevesinde kabul ederek yerine getirir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda kaldıraç oranının ve teminat tamamlamanın SPK'nın ilgili tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiğine yönelik ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde ise de ileri sürülen iddia doğrultusunda takipsizlik kararı ile neticelendiği anlaşılan davacının davalı şirket çalışanı ...aleyhinde yaptığı şikayete konu ceza soruşturma dosyası da celp edilerek, taraflar arasındaki sözleşme, forex işlem talimatları, forex yetkilileri ile davacı arasındaki telefon görüşme kayıtlarının da incelenerek adı geçen davalı şirket çalışanının mevzuata aykırı bir tutumu olup olmadığının somut olaya öncelikle uygulanması gereken SPK tebliği ve devamında genel hükümler kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiği bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/635756300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz