Sözleşmenin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2870 E. 2013/19726 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ba beyannamesi↗ hakkın kötüye kullanılması↗ sözleşmeden doğan dava↗ sözleşmenin feshi↗ iyiniyet↗ fesih↗ ihtar↗ taşıyan↗ yasal faiz↗ ibraz↗ teslim↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait kafeteryanın davacı tarafından işletilmesi hususunda tarafların anlaştıkları, sözleşmenin ana unsurunun anılan kafeteryada davalı banka personeline davacı tarafından yemek hizmeti verilmesi olduğu, davacının çalıştırdığı işçilerin maaş, SSK ve vergi gibi yasal mükellefiyetlerden sorumlu olduğu, davalının buna ilişkin yükümlülüğünün bulunmadığı, ancak sözleşmede belirlenen bu mükellefiyetlerinin yerine getirilip getirilmediğinin kontrolü bakımından, sözleşmede öngörülen belgelerin bankaya verilmesinin öngörüldüğü, bu hususun davacıya tali yükümlülük yüklediği, davalının sözleşmenin akdedilmesinden 21 ay sonra bu tali yükümlülüğün davacı tarafından yerine getirilmemesinden dolayı sözleşmeyi feshetmesinin hakkın kötüye kullanımı olduğu, bu nedenle davalının davacının yoksun kaldığı kardan dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 142.499,10 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, kafeterya işletme sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davalıya ait kafeteryanın davacı tarafından 3 yıllık bir süre için işletilmesi hususunda sözleşme yapıldığı ve davalı tarafından bu sözleşmenin süresinden önce feshedildiği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı tarafından davacıya gönderilen fesih ihbarında, davacının taraflar arasında yapılan sözleşmenin 3/12. maddesine aykırı hareket ettiği, anılan maddede istenen belgelerin davalıya teslim edilmediği gerekçe olarak gösterilmiştir. Gerçekten de sözleşmenin 3/12. maddesinde “işleten istidam edeceği görevli personelin ücret ödemelerine ve kanuni bildirimlerine ilişkin olarak aylık ve 4 aylık SSK bildirimleri bordrosunu, muhtasar beyanname ile ödenen vergilere ait ödeme belgelerini ve yine görevli personelin imzalarını taşıyan aylık bordo örneklerinin birer kopyasını bankaya yasal ödeme günlerini takip eden 15 günü içinde ibraz edecektir”, 4/2. maddesinde ise “işleten sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda banka hiçbir ihtara gerek kalmaksızın derhal hüküm doğuracak şekilde sözleşmeyi tek taraflı fesheder” denilmiş olup, anılan belgelerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği iddia edilmediği gibi davacının göndermiş olduğu cevabi ihtarda bu belgelerin 20 ay sonra istenmesinin iyiniyetli olunmadığı ve ayrıca belgelerin verilmesinin sözleşme konusu ile doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmeyi fesih için gerekçe gösterdiği 3/12. maddede yazılı belgelerin ibrazına ilişkin hükmün tali nitelikte olduğu, bu belgelerin ibraz edilmemiş olmasının sözleşmeyi haklı nedenle feshe gerekçe olmayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin YÜKÜMLÜLÜKLER başlığı altındaki 3. maddesinde 19 bent halinde davacının uyması ve yerine getirmesi gereken yükümlülükler belirtilmiş olup, bunların asli veya tali nitelikte olduğuna ilişkin sözleşmede açık bir düzenleme mevcut değildir. Dolayısı ile anılan maddenin 12. bendinde düzenlenen edim tali nitelikte olmayıp, davacının yerine getirmek zorunda olduğu bir edim olması nedeniyle, bu maddeye aykırılıktan dolayı davalının sözleşmeyi feshetmesinde hukuka aykırı bir durum sözkonusu değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4471 E. 2014/17543 K.
Ortak:hakkın kötüye kullanılması · yasal faiz
İncelediğiniz kararda… ümlülük yüklediği, davalının sözleşmenin akdedilmesinden 21 ay sonra bu tali yükümlülüğün davacı tarafından yerine getirilmemesinden dolayı sözleşmeyi feshetmesinin «hakkın kötüye kullanımı» olduğu, bu nedenle davalının davacının yoksun kaldığı kardan dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 142.499,10 TL’nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ümlülük yüklediği, davalının sözleşmenin akdedilmesinden 21 ay sonra bu tali yükümlülüğün davacı tarafından yerine getirilmemesinden dolayı sözleşmeyi feshetmesinin «hakkın kötüye kullanımı» olduğu, bu nedenle davalının davacının yoksun kaldığı kardan dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 142.499,10 TL’nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 05.11.2013 günlü ilamında açıklanan nedenlerle da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11679 E. 2014/19705 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ayırt edicilik · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kullanım ile «ayırt edicilik» kazandırdığı "..." esas unsurlu markalar üzerinde tescil ve gerekse kullanımı nedeniyle gerçek hak sahibi olduğu, davalı tarafın fiilen kullandığı "..." ibaresinin karşılaştırmalı yapılan incelemesinde davacı tarafa ait markaya ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kullanılmak suretiyle «iltibasa» sebebiyet verdiği, davalının 556 sayılı KHK 9/1-b bendine aykırı olarak «marka hakkına tecavüz» ettiği kullanımının bu suretle TTK hükümleri kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının davaya konu " ..." ibaresini davacı taraf tescilli markalarının bulunduğu 5, 16, 35, 38, 41. sınıflar kapsa …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5741 E. 2011/16434 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaGerçekten de sözleşmenin 3/12. maddesinde “işleten istidam edeceği «görevli» personelin ücret ödemelerine ve kanuni bildirimlerine ilişkin olarak aylık ve 4 aylık SSK bildirimleri bordrosunu, muhtasar «beyanname» ile ödenen vergilere ait ödeme belgelerini ve yine görevli personelin imzalarını «taşıyan» aylık bordo örneklerinin birer kopyasını bankaya yasal ödeme günlerini takip eden 15 günü içinde «ibraz» edecektir”, 4/2. maddesinde ise “işleten «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda banka hiçbir «ihtara» gerek kalmaksızın derhal hüküm doğuracak şekilde sözleşmeyi tek taraflı fesheder” denilmiş olup, anılan belgelerin davacı tarafından davalıya «teslim» edildiği iddia edilmediği gibi davacının göndermiş olduğu cevabi ihtarda bu belgelerin 20 ay sonra istenmesinin «iyiniyetli» olunmadığı ve ayrıca belgelerin verilmesinin sözleşme konusu ile doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmeyi «fesih» için gerekçe gösterdiği 3/12. maddede yazılı belgelerin «ibrazına» ilişkin hükmün tali nitelikte olduğu, bu belgelerin ibraz edilmemiş olmasının sözleşmeyi haklı nedenle feshe gerekçe olmayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şirket ortağı olması nedeniyle kendisine bir ücret ödenmesi ve SSK «primi» yatırılmasının yasal olarak mümkün olmadığı, her ay yapıldığı ileri sürülen 1.000 TL'lik aylık ödemenin şirket kayıt ve belgelerinde yer almadığı, davacı tarafça «ibraz» edilen 04.01.2006 tarihli belgenin de kredi kartı alınması için verildiği bu nedenle dayanaksız olduğu gerekçeleri ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek prim · kamu düzeni · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şirket ortağı olması nedeniyle kendisine bir ücret ödenmesi ve SSK «primi» yatırılmasının yasal olarak mümkün olmadığı, her ay yapıldığı ileri sürülen 1.000 TL'lik aylık ödemenin şirket kayıt ve belgelerinde yer almadığı, davacı tarafça «ibraz» edilen 04.01.2006 tarihli belgenin de kredi kartı alınması için verildiği bu nedenle dayanaksız olduğu gerekçeleri ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Görev «kamu düzenine» ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen nazara alınmalıdır.
Mahkemece, «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2870 E. , 2013/19726 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.11.2011 tarih ve 2011/74-2011/69 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.11.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın bulunduğu binanın zemin katındaki kafeteryanın müvekkili tarafından 3 yıllık bir süre için işletilmesi hususunda tarafların anlaştıklarını, ancak davalının henüz süre sona ermeden haksız bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle müvekkilinin sözleşme sonuna kadar elde edeceği kardan mahrum kaldığını ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak 142.499,10 TL’nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşmede yazılı olan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait kafeteryanın davacı tarafından işletilmesi hususunda tarafların anlaştıkları, sözleşmenin ana unsurunun anılan kafeteryada davalı banka personeline davacı tarafından yemek hizmeti verilmesi olduğu, davacının çalıştırdığı işçilerin maaş, SSK ve vergi gibi yasal mükellefiyetlerden sorumlu olduğu, davalının buna ilişkin yükümlülüğünün bulunmadığı, ancak sözleşmede belirlenen bu mükellefiyetlerinin yerine getirilip getirilmediğinin kontrolü bakımından, sözleşmede öngörülen belgelerin bankaya verilmesinin öngörüldüğü, bu hususun davacıya tali yükümlülük yüklediği, davalının sözleşmenin akdedilmesinden 21 ay sonra bu tali yükümlülüğün davacı tarafından yerine getirilmemesinden dolayı sözleşmeyi feshetmesinin hakkın kötüye kullanımı olduğu, bu nedenle davalının davacının yoksun kaldığı kardan dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 142.499,10 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, kafeterya işletme sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davalıya ait kafeteryanın davacı tarafından 3 yıllık bir süre için işletilmesi hususunda sözleşme yapıldığı ve davalı tarafından bu sözleşmenin süresinden önce feshedildiği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı tarafından davacıya gönderilen fesih ihbarında, davacının taraflar arasında yapılan sözleşmenin 3/12. maddesine aykırı hareket ettiği, anılan maddede istenen belgelerin davalıya teslim edilmediği gerekçe olarak gösterilmiştir. Gerçekten de sözleşmenin 3/12. maddesinde “işleten istidam edeceği görevli personelin ücret ödemelerine ve kanuni bildirimlerine ilişkin olarak aylık ve 4 aylık SSK bildirimleri bordrosunu, muhtasar beyanname ile ödenen vergilere ait ödeme belgelerini ve yine görevli personelin imzalarını taşıyan aylık bordo örneklerinin birer kopyasını bankaya yasal ödeme günlerini takip eden 15 günü içinde ibraz edecektir”, 4/2.
maddesinde ise “işleten sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda banka hiçbir ihtara gerek kalmaksızın derhal hüküm doğuracak şekilde sözleşmeyi tek taraflı fesheder” denilmiş olup, anılan belgelerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği iddia edilmediği gibi davacının göndermiş olduğu cevabi ihtarda bu belgelerin 20 ay sonra istenmesinin iyiniyetli olunmadığı ve ayrıca belgelerin verilmesinin sözleşme konusu ile doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmeyi fesih için gerekçe gösterdiği 3/12. maddede yazılı belgelerin ibrazına ilişkin hükmün tali nitelikte olduğu, bu belgelerin ibraz edilmemiş olmasının sözleşmeyi haklı nedenle feshe gerekçe olmayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin YÜKÜMLÜLÜKLER başlığı altındaki 3. maddesinde 19 bent halinde davacının uyması ve yerine getirmesi gereken yükümlülükler belirtilmiş olup, bunların asli veya tali nitelikte olduğuna ilişkin sözleşmede açık bir düzenleme mevcut değildir. Dolayısı ile anılan maddenin 12. bendinde düzenlenen edim tali nitelikte olmayıp, davacının yerine getirmek zorunda olduğu bir edim olması nedeniyle, bu maddeye aykırılıktan dolayı davalının sözleşmeyi feshetmesinde hukuka aykırı bir durum sözkonusu değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 05.11.2013tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/633965100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz