Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2018 E. 2013/20363 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
navlun alacağı↗ taşıtan↗ navlun↗ taşıyıcı↗ istirdat↗ taahhütname↗ zamanaşımı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2. maddesi gereğince davacı şirketin "her türlü risk ve sorumluluğu kendisine ait olmak üzere" Irak'tan yüklediği fuel oili davalı şirketin Dörtyol'daki tesislerine teslim etmesi gerektiği ancak, yapılan taşıma sırasında taşınan ürüne su karıştırıldığı gerekçesiyle el konulduğu ve davacının ürünü davalıya teslim edemediği, sözleşmede taşıyıcının malın eksik teslimi halinde malın bedelinden sorumlu tutulduğu, ayrıca yine sözleşmenin 9. maddesinde nakliyecinin işin tam organizasyon ve koordinasyonu ile ilgili mercilerle olan formaliteleri sağlamayı, yükleme ve boşaltmada öngörülen teknik gerekleri yerine getirmeyi, yükleme, nakliye ve boşaltma sırasında taşınan malın özelliklerine uygun her türlü tedbiri almayı taahhüt edeceğinin belirtildiği, taşınan fuel oilin normal vasıflarda olmadığı, su ve benzeri malzeme katılmak sureti ile vasfının değiştiğinin ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olup, söz konusu ceza dosyalarında kamyonlara yüklenen ürünün yüklendiği şekli ile gümrüğe geldiği, mühürlerinde bir değişiklik olmadığı ve bu itibarla suçun işlendiği yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararların temyizi üzerine Yargıtay 7.Ceza Dairesi'nin ilamları ile bozulduğu ve zamanaşımı nedeni ile davaların ortadan kaldırıldığı, sözleşme hükümleri uyarınca, davacının yüklenen ürünün yüklenmesi esnasında gözetim görevi bulunduğu, davaya konu ürünlerin vasfının yükleme esnasında istenen özelliklerde olmaması halinde de davacının söz konusu ürünün davalıya teslim edilmemesinden sorumluluğu bulunduğu, davacının sözleşme hükümleri gereğince teslim edilmeyen ürünlerin bedelini davalının hak edişinden kesmesinin haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kesinti yapılan navlun ücretinin istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davacının navlun alacağından yapılan kesintinin, taşınan fuel oile davacı elemanlarınca yabancı madde katıldığı gerekçesiyle yapıldığı, ceza yargılaması sırasında böyle bir yabancı madde katılmasının söz konusu olmadığı, bu nedenle yapılan kesintinin haksız olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme gerekçesinde açıklandığı gibi, ürünün sözleşme hükümleri gereğince teslim edilmesi söz konusu değildir. Çünkü taşınan fuel oil yurt dışında rafineriden yüklenip, tanklar mühürlenmiş, mühürler de teslime kadar bozulmamıştır. Ayrıca ceza yargılamasında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 5.3.2004 tarihli bilirkişi raporunda “fuel oilin kükürt miktarı itibariyle TS 2177 fuel oil standardına uygun olmadığı” ve 29.4.2005 tarihli bilirkişi raporunda ise; “fuel oilin kükürt miktarı itibariyle TS 2177 fuel oil standardına uygun bulunmadığı, fuel oil içindeki kükürt miktarının ham petrolün özelliğine bağlı olup, ham petrolün rafinerilerde işlenmesi sırasında gerekli işlemlerle standart değerlerine düşürüldüğünden satıcının sattığı akaryakıta sonradan kükürt eklemesinin mümkün olmadığı” belirtilmiş ve anılan bilirkişi raporlarından, taşınan fuel oilde kükürt oranının olağandan yüksek olduğu, bunun da dışarıdan kükürt katılmak suretiyle değil, oranın rafinerideki işlemle düşürülmesi gerekirken düşürülmemiş olmasından kaynaklanmış olabileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacının elemanlarının, taşınan fuel oile yabancı madde kattığının kanıtlanmamış olduğu anlaşıldığından, davacının hakettiği navlun bedelinden taşıtan davalı tarafından indirim yapılması doğru değildir. Açıklanan nedenlerle, yapılan kesintinin iade edilmesi gerektiği kabul edilerek ve bu doğrultuda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3449 E. 2023/2034 K.
Ortak:istirdat · teslim
İncelediğiniz kararda… 2. maddesi gereğince davacı şirketin "her türlü risk ve sorumluluğu kendisine ait olmak üzere" Irak'tan yüklediği fuel oili davalı şirketin Dörtyol'daki tesislerine «teslim» etmesi gerektiği ancak, yapılan taşıma sırasında taşınan ürüne su karıştırıldığı gerekçesiyle el konulduğu ve davacının ürünü davalıya teslim edemediği, sözleşmede «taşıyıcının» malın eksik teslimi halinde malın bedelinden sorumlu tutulduğu, ayrıca yine sözleşmenin 9. maddesinde nakliyecinin işin tam organizasyon ve koordinasyonu ile ilgili mercilerle olan formaliteleri sağlamayı, yükleme ve boşaltmada öngörülen teknik gerekleri yerine getirmeyi, yükleme, nakliye ve boşaltma sırasında taşınan malın özelliklerine uygun her türlü tedbiri almayı «taahhüt» edeceğinin belirtildiği, taşınan fuel oilin normal vasıflarda olmadığı, su ve benzeri malzeme katılmak sureti ile vasfının değiştiğinin ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olup, söz konusu ceza dosyalarında kamyonlara yüklenen ürünün yüklendiği şekli ile gümrüğe geldiği, mühürlerinde bir değişiklik olmadığı ve bu itibarla suçun işlendiği yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararların temyizi üzerine Yargıtay 7.Ceza Dairesi'nin ilamları ile bozulduğu ve «zamanaşımı» nedeni ile davaların ortadan kaldırıldığı, sözleşme hükümleri uyarınca, davacının yüklenen ürünün yüklenmesi esnasında gözetim görevi bulunduğu, davaya konu ürünle …
Dava, kesinti yapılan «navlun» ücretinin «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde açıklandığı gibi, ürünün sözleşme hükümleri gereğince «teslim» edilmesi söz konusu değildir.
Benzer bu kararda… me Müdürlüğünün bir yıllık ihtiyacı olan 350.000 ton 5 nolu fuel oil alımı için ihaleye çıktığını, davacının, TÜPRAŞ tarafından bu miktar 5 nolu fuel oil üretiminin «garanti» edilememesi nedeniyle aynı «birim fiyat» üzerinden 6 nolu ürünün de «teslim» edilebileceğine yönelik teklifinin idare tarafından değerlendirilip kabul edilmesi üzerine taraflar arasında sözleşme imzalandığını, 6 nolu fuel oil olduğu açıkça belirtilerek yapılan ilk iki teslimatın itirazsız kabul edilip bedeli ödendikten sonra davalı idarenin haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve davacının «kesin» «teminatını» gelir kaydettiğini, yapılan bu işlemin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının irat kaydettiği «teminat mektubu» bedeli 20.915.790,00 TL'nin ticari «temerrüt» faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihaleye yönelik yapılan «ihbar» üzerine bakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 16.04.2009 tarihli soruşturma raporunda getirilen öneri doğrultusunda ihale konusu alımın 5 nolu fuel oil olmasına rağmen davacının 6 nolu fuel oil «teslim» etmesinin sözleşmeye aykırı bulunduğundan 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümleri uyarınca davacının sözleşmesi feshedilerek «kesin» «teminatının» gelir kaydedilip, davacı yetkilileri ile idare personeli hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan işlemin mevzuata ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak da …
… K. sayılı kararıyla davacının daha ihaleye başvuru esnasında şartlı teklif verdiği, bu teklifin idare tarafından değerlendirilip kabul edildiği ve davacının ilk iki «teslimatının» 6 nolu fuel oil olmasına rağmen itirazsız kabul edildiği ve hatta teknik şartnamenin 6.4 maddesine göre idarenin %10 nesafet kesintisi yapma «yetkisinin» dahi uygulanmadığı, davacının ihalelerden yasaklanmasına yönelik işlemin iptaline dair Ankara 12.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · nispi karar harcı · birim fiyat · ihtirazi kayıt · teminat mektubu · kazanılmış hak · garantörlük · mahsup
Benzer bu kararda… me Müdürlüğünün bir yıllık ihtiyacı olan 350.000 ton 5 nolu fuel oil alımı için ihaleye çıktığını, davacının, TÜPRAŞ tarafından bu miktar 5 nolu fuel oil üretiminin «garanti» edilememesi nedeniyle aynı «birim fiyat» üzerinden 6 nolu ürünün de «teslim» edilebileceğine yönelik teklifinin idare tarafından değerlendirilip kabul edilmesi üzerine taraflar arasında sözleşme imzalandığını, 6 nolu fuel oil olduğu açıkça belirtilerek yapılan ilk iki teslimatın itirazsız kabul edilip bedeli ödendikten sonra davalı idarenin haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve davacının «kesin» «teminatını» gelir kaydettiğini, yapılan bu işlemin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının irat kaydettiği «teminat mektubu» bedeli 20.915.790,00 TL'nin ticari «temerrüt» faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2018 tarih, 2018/1011 E. ve 2018/1684 K. sayılı kararıyla, davalının «teminat mektubunu» iade etmesi gerekirken dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemenin öncelikle faize «mahsup» edilmesinin ve «nispi harç» ve vekâlet ücretine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 02.12.2020 tarih, 2020/4750 E. ve 2020/5621 K. sayılı kararıyla, davalının dava tarihinden sonra 04.09.2009 tarihinde «teminat mektubu» bedeli olan 20.915.750,00 TL'yi davacıya kayıtsız şartsız ödediği, böylece «asıl alacak» yönünden davanın konusuz hale geldiği, geriye asıl alacağa işleyen faiz kaldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek «avans faizi» hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılara …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından «fesih» şartı gerçekleşmeden sözleşme feshedildiğinden, davacının haksız irat kaydedilen «teminat mektubunun» bedelini talep edebileceği, böylece bu davayı açmakta haklı olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği, dava tarihinden sonra dava konusu teminat mektubu bedelinin davacıya ödendiği, böylelikle «asıl alacak» olan teminat mektubu bedeli yönünden davanın konusuz kaldığı, dava konusu 20.915.790,00 TL asıl alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a (3095 sayılı Kanun) göre «avans faizi» oranları kullanılarak yapılan hesaplamaya göre davacının talep edebileceği faiz tutarının 1.806.207,40 TL olduğu, dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplandığı, karar ve ilam harcı olarak da konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedildiği gerekçesiyle teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davada esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», 1.806.207,40 TL faiz bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/159 E. 2014/6730 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz kararda… 2. maddesi gereğince davacı şirketin "her türlü risk ve sorumluluğu kendisine ait olmak üzere" Irak'tan yüklediği fuel oili davalı şirketin Dörtyol'daki tesislerine «teslim» etmesi gerektiği ancak, yapılan taşıma sırasında taşınan ürüne su karıştırıldığı gerekçesiyle el konulduğu ve davacının ürünü davalıya teslim edemediği, sözleşmede «taşıyıcının» malın eksik teslimi halinde malın bedelinden sorumlu tutulduğu, ayrıca yine sözleşmenin 9. maddesinde nakliyecinin işin tam organizasyon ve koordinasyonu ile ilgili mercilerle olan formaliteleri sağlamayı, yükleme ve boşaltmada öngörülen teknik gerekleri yerine getirmeyi, yükleme, nakliye ve boşaltma sırasında taşınan malın özelliklerine uygun her türlü tedbiri almayı «taahhüt» edeceğinin belirtildiği, taşınan fuel oilin normal vasıflarda olmadığı, su ve benzeri malzeme katılmak sureti ile vasfının değiştiğinin ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olup, söz konusu ceza dosyalarında kamyonlara yüklenen ürünün yüklendiği şekli ile gümrüğe geldiği, mühürlerinde bir değişiklik olmadığı ve bu itibarla suçun işlendiği yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararların temyizi üzerine Yargıtay 7.Ceza Dairesi'nin ilamları ile bozulduğu ve «zamanaşımı» nedeni ile davaların ortadan kaldırıldığı, sözleşme hükümleri uyarınca, davacının yüklenen ürünün yüklenmesi esnasında gözetim görevi bulunduğu, davaya konu ürünle …
Mahkeme gerekçesinde açıklandığı gibi, ürünün sözleşme hükümleri gereğince «teslim» edilmesi söz konusu değildir.
Çünkü taşınan fuel oil yurt dışında rafineriden yüklenip, tanklar mühürlenmiş, mühürler de «teslime» kadar bozulmamıştır.
Benzer bu karardaPetrol Ürünleri A.Ş'nin ise karşı tarafın «nakliye sözleşmesine» aykırı «teslimatlarda» bulunması sebebiyle Gümrük müdürlüğüne 155.360.21 TL ödeme yaptığı, «teminat» mektuplarının paraya çevrilmesiyle davacı Ö.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliye sözleşmesi · kişilik haklarının ihlali · ticari itibarın zedelenmesi · protesto · ticari itibar · lehdar · kişilik hakları · teminat mektubu
Benzer bu karardaAncak, «teminat mektubunun» riskin gerçekleşmesi nedeniyle muhatabın talebi üzerine «garanti» veren banka tarafından nakte çevrilmesi fiili taahüt edilen «lehdarın» «ticari itibarını zedelemez».
A.Ş. tarafından 25.6.2004 tarihli «protokol» uyarınca davalı D.Petrol Ürünleri A.Ş'ye verilen «teminat mektubunun» protokol hükümlerine aykırı olarak nakte çevrilmesi nedeniyle manevi tazminat istemine yönelik olup mahkemece davacının «ticari itibarının zedelendiği» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında uzun süreden beri devam eden «nakliye sözleşmelerinin» bulunduğu, Irak SOMO'dan D.Dörtyol'a Fuel oil tahliyesine ilişkin nakliye sözleşmenin 25.06.2004 tarihli «protokol» ile bir kısım işler ayrık kalmak üzere sonlandırıldığı, D.Petrol Ürünleri A.Ş. tarafından protokol uyarınca verilen 150.000,00 TL «teminat mektubunun» protokole aykırı bir şekilde 22.06.2005 tarihinde paraya çevrildiği, D.
A.Ş'nin «ticari itibarının zedelendiği», dava tarihi itibariyle taraflar arasındaki hukuki ilişki devam ettiğinden «teminat» mektuplarının iade edilemeyeceği, Ö.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7175 E. 2023/4094 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vade farkı · yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · illiyet bağı · olağanüstü genel kurul · cari hesap · ibra · müteselsil sorumluluk
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı «yöneticilerin sorumluluklarının» kabulüne karar verilebilmesi için davalıların haksız eylemleri ile oluştuğu iddia edilen «şirket zarar» kalemleri arasındaki «illiyet bağının» ve davalıların «kusuru» ile zarar kalemlerinin ve miktarının kanıtlanmasının zorunlu olduğu, bozma sonrasın alınan ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporu dikkate alındığında; davalı eski yöneticilere zarar iddiası ile sorumluluk atfedilen eylemler sonucunda 2003 yılı fuel-oil aliminin en düşük teklifi yapan firmadan değil ondan daha fazla fiyat teklif eden firmadan satın alınması sebebiyle 12.221.513 TL (12,22 TL) ve dava dışı davacı şirket borçlusu...’ın «cari hesap» borcundan kaynaklı olarak 20.600,00 TL ve Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında takip edilen 919,71 TL olmak üzere toplam 21.531,93 TL davacı şirketin zararının oluştuğu, davacılar tarafından 2003 yılında daha önce alınan şirket «yönetim kurulu» kararına istinaden yapılan toplam 381.970 kg fuel-oil alımlarında davalıların yönetici özen ve sorumluluğuna uygun davranmadıkları, alım yönünden en düşük teklif v …
… valı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin genel müdür ve genel müdür yardımcısı olduklarını, şirketin 2000, 2001, 2002 ve 2003 yılı faaliyetlerinin «olağan genel kurul» toplantılarında «ibra» edildiğini, «anonim şirket» olan şirketin faaliyet dönemlerinin ayrıca bağımsız denetim şirketleri tarafından da denetlendiğini, dolayısıyla müvekkillerinin cezai ve hukuki sorumluluklarının …
Ltd. şirketinden yakıt alımı gerçekleştirmek suretiyle davacı şirketi zararlandırıcı faaliyette bulundukları, bu nedenle de davalıların davacı şirket zararından «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava dışı...’ın ödenmeyen «cari hesap» borcu ile şüpheli ticari alacaklar hesabından kaynaklanan 21.519,71 TL ve 2003 yılındaki fuel oil alımı nedeni ile oluşan 12,22 TL olmak üzere toplam 21.531,93 TL’nin dava tarihi olan 26.01.2005 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 341 inci maddesine uygun şekilde müvekkiline karşı «sorumluluk davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2018 E. , 2013/20363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.10.2012 tarih ve 2011/395-2012/248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Irak'tan davalının Dörtyol’daki tesislerine fuel oil nakliyesi yapılmak üzere sözleşme imzalandığını, müvekkili tarafından nakliyenin ifa edilmesi sırasında müvekkiline ait araçlarda fuel oil yerine su karışımı madde konulduğu ve evsafının değiştiğinden bahisle tazmin bedeli olarak müvekkilinin hak edişinden kesinti yapıldığını, araç şoförleri hakkında gümrük müdürlüğünce suç duyurusunda bulunulduğunu ve yapılan yargılama neticesinde araç üzerindeki kurşun mührünün sağlam olması, sanığın yakıtı aldığı şekli ile teslim etmesi, akaryakıtta çıkan su nedeninin belirlenememesi gerekçesiyle şoförlerin beraatlerine karar verildiğini ve kararların kesinleştiğini, bu kararlar ile müvekkilinin çıkan sudan dolayı herhangi bir kusurunun bulunmadığının ispatlandığını, ancak bu konuda davalı tarafa yaptıkları başvurulara rağmen kendilerine herhangi bir geri ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 21.772,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşme hükümleri gereğince her türlü risk ve sorumluluğu kendisine ait olmak üzere taşıdığı ürünü müvekkiline teslim etmesi gerektiğini ancak teslim etmediğini, nakliyecinin malın eksik teslimi halinde bedelinden sorumlu olduğunu, meydana gelen zararda kusuru bulunmadığını ispat külfetinin davacıda olduğunu, ceza yargılamasında verilen beraat kararının davacıyı sorumluluktan kurtarmayacağını, kaldı ki kararların ikisinin zaman aşımına dayandığını, araçlar üzerinde mühür olsa bile taşıma sırasında mala su karıştırılmaması ya da su karışımı olan malın yüklenmemesinin tamamen davacının sorumluğunda olup, davacının gerekli özeni göstermek ve yüklediği ürünü kontrol etme zorunluluğunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2. maddesi gereğince davacı şirketin "her türlü risk ve sorumluluğu kendisine ait olmak üzere" Irak'tan yüklediği fuel oili davalı şirketin Dörtyol'daki tesislerine teslim etmesi gerektiği ancak, yapılan taşıma sırasında taşınan ürüne su karıştırıldığı gerekçesiyle el konulduğu ve davacının ürünü davalıya teslim edemediği, sözleşmede taşıyıcının malın eksik teslimi halinde malın bedelinden sorumlu tutulduğu, ayrıca yine sözleşmenin 9. maddesinde nakliyecinin işin tam organizasyon ve koordinasyonu ile ilgili mercilerle olan formaliteleri sağlamayı, yükleme ve boşaltmada öngörülen teknik gerekleri yerine getirmeyi, yükleme, nakliye ve boşaltma sırasında taşınan malın özelliklerine uygun her türlü tedbiri almayı taahhüt edeceğinin belirtildiği, taşınan fuel oilin normal vasıflarda olmadığı, su ve benzeri malzeme katılmak sureti ile vasfının değiştiğinin ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olup, söz konusu ceza dosyalarında kamyonlara yüklenen ürünün yüklendiği şekli ile gümrüğe geldiği, mühürlerinde bir değişiklik olmadığı ve bu itibarla suçun işlendiği yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararların temyizi üzerine Yargıtay 7.Ceza Dairesi'nin ilamları ile bozulduğu ve zamanaşımı nedeni ile davaların ortadan kaldırıldığı, sözleşme hükümleri uyarınca, davacının yüklenen ürünün yüklenmesi esnasında gözetim görevi bulunduğu, davaya konu ürünlerin vasfının yükleme esnasında istenen özelliklerde olmaması halinde de davacının söz konusu ürünün davalıya teslim edilmemesinden sorumluluğu bulunduğu, davacının sözleşme hükümleri gereğince teslim edilmeyen ürünlerin bedelini davalının hak edişinden kesmesinin haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kesinti yapılan navlun ücretinin istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davacının navlun alacağından yapılan kesintinin, taşınan fuel oile davacı elemanlarınca yabancı madde katıldığı gerekçesiyle yapıldığı, ceza yargılaması sırasında böyle bir yabancı madde katılmasının söz konusu olmadığı, bu nedenle yapılan kesintinin haksız olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme gerekçesinde açıklandığı gibi, ürünün sözleşme hükümleri gereğince teslim edilmesi söz konusu değildir. Çünkü taşınan fuel oil yurt dışında rafineriden yüklenip, tanklar mühürlenmiş, mühürler de teslime kadar bozulmamıştır. Ayrıca ceza yargılamasında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 5.3.2004 tarihli bilirkişi raporunda “fuel oilin kükürt miktarı itibariyle TS 2177 fuel oil standardına uygun olmadığı” ve 29.4.2005 tarihli bilirkişi raporunda ise;
“fuel oilin kükürt miktarı itibariyle TS 2177 fuel oil standardına uygun bulunmadığı, fuel oil içindeki kükürt miktarının ham petrolün özelliğine bağlı olup, ham petrolün rafinerilerde işlenmesi sırasında gerekli işlemlerle standart değerlerine düşürüldüğünden satıcının sattığı akaryakıta sonradan kükürt eklemesinin mümkün olmadığı” belirtilmiş ve anılan bilirkişi raporlarından, taşınan fuel oilde kükürt oranının olağandan yüksek olduğu, bunun da dışarıdan kükürt katılmak suretiyle değil, oranın rafinerideki işlemle düşürülmesi gerekirken düşürülmemiş olmasından kaynaklanmış olabileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacının elemanlarının, taşınan fuel oile yabancı madde kattığının kanıtlanmamış olduğu anlaşıldığından, davacının hakettiği navlun bedelinden taşıtan davalı tarafından indirim yapılması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle, yapılan kesintinin iade edilmesi gerektiği kabul edilerek ve bu doğrultuda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/633345500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz