İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3449 E. 2023/2034 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi harç↗ nispi karar harcı↗ birim fiyat↗ ihtirazi kayıt↗ 3095 sayılı kanun↗ teminat mektubu↗ vekâlet ücreti↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ garantörlük↗ mahsup↗ fesih↗ istirdat↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ yargılama gideri↗ asıl alacak↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ teminat↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; teminat mektubu bedeli yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, faiz bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı idarenin Ambarlı Santrali İşletme Müdürlüğünün bir yıllık ihtiyacı olan 350.000 ton 5 nolu fuel oil alımı için ihaleye çıktığını, davacının, TÜPRAŞ tarafından bu miktar 5 nolu fuel oil üretiminin garanti edilememesi nedeniyle aynı birim fiyat üzerinden 6 nolu ürünün de teslim edilebileceğine yönelik teklifinin idare tarafından değerlendirilip kabul edilmesi üzerine taraflar arasında sözleşme imzalandığını, 6 nolu fuel oil olduğu açıkça belirtilerek yapılan ilk iki teslimatın itirazsız kabul edilip bedeli ödendikten sonra davalı idarenin haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve davacının kesin teminatını gelir kaydettiğini, yapılan bu işlemin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının irat kaydettiği teminat mektubu bedeli 20.915.790,00 TL'nin ticari temerrüt faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihaleye yönelik yapılan ihbar üzerine bakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 16.04.2009 tarihli soruşturma raporunda getirilen öneri doğrultusunda ihale konusu alımın 5 nolu fuel oil olmasına rağmen davacının 6 nolu fuel oil teslim etmesinin sözleşmeye aykırı bulunduğundan 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümleri uyarınca davacının sözleşmesi feshedilerek kesin teminatının gelir kaydedilip, davacı yetkilileri ile idare personeli hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan işlemin mevzuata ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/660 E. - 2017/957 K. sayılı kararıyla davacının daha ihaleye başvuru esnasında şartlı teklif verdiği, bu teklifin idare tarafından değerlendirilip kabul edildiği ve davacının ilk iki teslimatının 6 nolu fuel oil olmasına rağmen itirazsız kabul edildiği ve hatta teknik şartnamenin 6.4 maddesine göre idarenin %10 nesafet kesintisi yapma yetkisinin dahi uygulanmadığı, davacının ihalelerden yasaklanmasına yönelik işlemin iptaline dair Ankara 12. İdare Mahkemesi kararı ile ihaleye fesat karıştırıldığı iddiası ile açılan ceza davasında suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı yönünde verilen bilirkişi raporu doğrultusunda sanıklar hakkında beraat kararı verildiği hususlarının birlikte değerlendirilmesinden davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.915.790,00 TL alacağın 21.04.2009 tarihinden itibaren değişen avans faizi oranlarında avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 04.09.2009 tarihinde ödenen 20.915.790,00 TL'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi gereğince öncelikle faizden olmak üzere toplam alacaktan mahsubuna karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2018 tarih, 2018/1011 E. ve 2018/1684 K. sayılı kararıyla, davalının teminat mektubunu iade etmesi gerekirken dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesinin ve nispi harç ve vekâlet ücretine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.12.2020 tarih, 2020/4750 E. ve 2020/5621 K. sayılı kararıyla, davalının dava tarihinden sonra 04.09.2009 tarihinde teminat mektubu bedeli olan 20.915.750,00 TL'yi davacıya kayıtsız şartsız ödediği, böylece asıl alacak yönünden davanın konusuz hale geldiği, geriye asıl alacağa işleyen faiz kaldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek avans faizi hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından yargılama gideri ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden nispi harca hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak belirtilen şekilde yeniden hüküm kurulması gerekirken istinaf talebinin esastan reddine kararı verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından fesih şartı gerçekleşmeden sözleşme feshedildiğinden, davacının haksız irat kaydedilen teminat mektubunun bedelini talep edebileceği, böylece bu davayı açmakta haklı olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği, dava tarihinden sonra dava konusu teminat mektubu bedelinin davacıya ödendiği, böylelikle asıl alacak olan teminat mektubu bedeli yönünden davanın konusuz kaldığı, dava konusu 20.915.790,00 TL asıl alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a (3095 sayılı Kanun) göre avans faizi oranları kullanılarak yapılan hesaplamaya göre davacının talep edebileceği faiz tutarının 1.806.207,40 TL olduğu, dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından yargılama gideri ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplandığı, karar ve ilam harcı olarak da konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden nispi harca hükmedildiği gerekçesiyle teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 1.806.207,40 TL faiz bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçesinde yer alan idare mahkemesi kararının henüz kesinleşmediğini, davacının sözleşme ile yükümlendiği 5 nolu fuel-oil tesliminde değişiklik yapamayacağını, davacının sözleşmeye aykırı mal tesliminin teslimatın gerçekleştiği gün başlayan teftiş neticesinde ortaya çıktığını, dolayısıyla ihtirazi kayıt olmaksızın mal kabulü yapıldığı tespitinin doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyette kamu ihale uzmanı olmadığını, teminat mektubunun miktarına ilişkin davanın konusuz kaldığına göre dava değerinin faize yönelik bedele göre değerlendirilip peşin ve bakiye harçlardan ilgili kısmın kendilerine iadesi gerektiğini, 5 aylık süreç için hesaplanan miktara ilişkin faiz oranlarının yüksek belirlendiğini, o dönemdeki faiz oranlarının dikkate alınması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından feshi nedeniyle irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 3095 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bilirkişi tarafından hesaplanan faiz oran ve miktarının hükme esas alınması isabetli olmuştur.
3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4750 E. 2020/5621 K.
Ortak:nispi harç · nispi karar harcı · teminat mektubu · mahsup · yargılama gideri · asıl alacak · harç · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2018 tarih, 2018/1011 E. ve 2018/1684 K. sayılı kararıyla, davalının «teminat mektubunu» iade etmesi gerekirken dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemenin öncelikle faize «mahsup» edilmesinin ve «nispi harç» ve vekâlet ücretine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 02.12.2020 tarih, 2020/4750 E. ve 2020/5621 K. sayılı kararıyla, davalının dava tarihinden sonra 04.09.2009 tarihinde «teminat mektubu» bedeli olan 20.915.750,00 TL'yi davacıya kayıtsız şartsız ödediği, böylece «asıl alacak» yönünden davanın konusuz hale geldiği, geriye asıl alacağa işleyen faiz kaldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek «avans faizi» hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılara …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından «fesih» şartı gerçekleşmeden sözleşme feshedildiğinden, davacının haksız irat kaydedilen «teminat mektubunun» bedelini talep edebileceği, böylece bu davayı açmakta haklı olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği, dava tarihinden sonra dava konusu teminat mektubu bedelinin davacıya ödendiği, böylelikle «asıl alacak» olan teminat mektubu bedeli yönünden davanın konusuz kaldığı, dava konusu 20.915.790,00 TL asıl alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a (3095 sayılı Kanun) göre «avans faizi» oranları kullanılarak yapılan hesaplamaya göre davacının talep edebileceği faiz tutarının 1.806.207,40 TL olduğu, dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplandığı, karar ve ilam harcı olarak da konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedildiği gerekçesiyle teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davada esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», 1.806.207,40 TL faiz bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının «teminat mektubunu» iade etmesi gerekirken dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemenin öncelikle faize «mahsup» edilmesinin ve «nispi harç» ve «vekalet ücretine» karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince «teminat mektubu» bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek «avans faizi» hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile «vekalet ücretinin» buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılara …
… kişi raporuna göre, davacının daha ihaleye başvuru esnasında şartlı teklif verdiği, bu teklifin idare tarafından değerlendirilip kabul edildiği ve davacının ilk iki «teslimatının» 6 nolu fuel oil olmasına rağmen itirazsız kabul edildiği ve hatta teknik şartnamenin 6.4 maddesine göre idarenin %10 nesafet kesintisi yapma «yetkisinin» dahi uygulanmadığı, davacının ihalelerden yasaklanmasına yönelik işlemin iptaline dair Ankara 12.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının «teminat mektubunu» iade etmesi gerekirken dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemenin öncelikle faize «mahsup» edilmesinin ve «nispi harç» ve «vekalet ücretine» karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince «teminat mektubu» bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek «avans faizi» hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından «yargılama gideri» ile «vekalet ücretinin» buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden «nispi harca» hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılara …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7175 E. 2023/4094 K.
Ortak:temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… me Müdürlüğünün bir yıllık ihtiyacı olan 350.000 ton 5 nolu fuel oil alımı için ihaleye çıktığını, davacının, TÜPRAŞ tarafından bu miktar 5 nolu fuel oil üretiminin «garanti» edilememesi nedeniyle aynı «birim fiyat» üzerinden 6 nolu ürünün de «teslim» edilebileceğine yönelik teklifinin idare tarafından değerlendirilip kabul edilmesi üzerine taraflar arasında sözleşme imzalandığını, 6 nolu fuel oil olduğu açıkça belirtilerek yapılan ilk iki teslimatın itirazsız kabul edilip bedeli ödendikten sonra davalı idarenin haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve davacının «kesin» «teminatını» gelir kaydettiğini, yapılan bu işlemin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının irat kaydettiği «teminat mektubu» bedeli 20.915.790,00 TL'nin ticari «temerrüt» faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… K. sayılı kararıyla davacının daha ihaleye başvuru esnasında şartlı teklif verdiği, bu teklifin idare tarafından değerlendirilip kabul edildiği ve davacının ilk iki «teslimatının» 6 nolu fuel oil olmasına rağmen itirazsız kabul edildiği ve hatta teknik şartnamenin 6.4 maddesine göre idarenin %10 nesafet kesintisi yapma «yetkisinin» dahi uygulanmadığı, davacının ihalelerden yasaklanmasına yönelik işlemin iptaline dair Ankara 12.
… flı olarak sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.915.790,00 TL alacağın 21.04.2009 tarihinden itibaren değişen «avans faizi» oranlarında avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 04.09.2009 tarihinde ödenen 20.915.790,00 TL'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 1 …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili şirketin «yönetim kurulu» üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcısı oldukları dönem içinde şirketin vadeli satış yaptığı firmalardan alacaklarını vadesinde tahsil etmedikleri, «vade» farkından kaynaklanan «şirket zararına» neden oldukları, yönetici olan davalı ...'ın yakınlarına ait şirkete bir kısım ürünlerin piyasa fiyatının altında satıldığını, şirkete borcu olan bazı müşterilerin borçlarının ödenmediği halde hesaplardan silindiğini, şirkete ait aracın piyasa fiyatının altında satıldığını, şirketin satın aldığı kristal şekerin piyasa fiyatının üzerinde alındığını, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığını, bu durumun Pankobirlik müfettişleri tarafından yapılan incelemede belirlendiğini ileri sürerek, 444.490,00 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 14.03.2018 tarih, 2014/673 E. ve 2018/147 K. sayılı kararı ile dava konusu iddialardan, dava dışı...'ın «keşidecisi» olduğu çekten dolayı tahsil edilmeyen ve «defter» kayıtlarında borç olarak aktarılmayan 13.000,00 TL yönünden davalıların kusurlu oldukları, oluşan bu zarardan sorumlu oldukları, diğer kalemlere yönelik iddialara ilşikin zararın ve «kusur» mevcudiyetinin ispatlanmamış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.000,00 TL'nin dava tarihi olan 26.01.2005 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sorumluluk, ...ve...’a ait borcun «yetkisiz» olarak silindiği ve «vade farkı» uygulamasına gidilmediği iddiası üzerine kurulu olup, davalılar bu zarar kalemi yönünden sorumlu tutulmuşlar ise de yapılan inceleme «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vade farkı · yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · illiyet bağı · olağanüstü genel kurul · cari hesap · ibra · müteselsil sorumluluk
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı «yöneticilerin sorumluluklarının» kabulüne karar verilebilmesi için davalıların haksız eylemleri ile oluştuğu iddia edilen «şirket zarar» kalemleri arasındaki «illiyet bağının» ve davalıların «kusuru» ile zarar kalemlerinin ve miktarının kanıtlanmasının zorunlu olduğu, bozma sonrasın alınan ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporu dikkate alındığında; davalı eski yöneticilere zarar iddiası ile sorumluluk atfedilen eylemler sonucunda 2003 yılı fuel-oil aliminin en düşük teklifi yapan firmadan değil ondan daha fazla fiyat teklif eden firmadan satın alınması sebebiyle 12.221.513 TL (12,22 TL) ve dava dışı davacı şirket borçlusu...’ın «cari hesap» borcundan kaynaklı olarak 20.600,00 TL ve Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında takip edilen 919,71 TL olmak üzere toplam 21.531,93 TL davacı şirketin zararının oluştuğu, davacılar tarafından 2003 yılında daha önce alınan şirket «yönetim kurulu» kararına istinaden yapılan toplam 381.970 kg fuel-oil alımlarında davalıların yönetici özen ve sorumluluğuna uygun davranmadıkları, alım yönünden en düşük teklif v …
… valı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin genel müdür ve genel müdür yardımcısı olduklarını, şirketin 2000, 2001, 2002 ve 2003 yılı faaliyetlerinin «olağan genel kurul» toplantılarında «ibra» edildiğini, «anonim şirket» olan şirketin faaliyet dönemlerinin ayrıca bağımsız denetim şirketleri tarafından da denetlendiğini, dolayısıyla müvekkillerinin cezai ve hukuki sorumluluklarının …
Ltd. şirketinden yakıt alımı gerçekleştirmek suretiyle davacı şirketi zararlandırıcı faaliyette bulundukları, bu nedenle de davalıların davacı şirket zararından «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava dışı...’ın ödenmeyen «cari hesap» borcu ile şüpheli ticari alacaklar hesabından kaynaklanan 21.519,71 TL ve 2003 yılındaki fuel oil alımı nedeni ile oluşan 12,22 TL olmak üzere toplam 21.531,93 TL’nin dava tarihi olan 26.01.2005 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 341 inci maddesine uygun şekilde müvekkiline karşı «sorumluluk davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3449 E. , 2023/2034 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/92 Esas, 2021/881 Karar
HÜKÜM
Teminat mektubu bedeli yönünden karar verilmesine
yer olmadığına, faiz bedelinin kabulüne,
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; teminat mektubu bedeli yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, faiz bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı idarenin Ambarlı Santrali İşletme Müdürlüğünün bir yıllık ihtiyacı olan 350.000 ton 5 nolu fuel oil alımı için ihaleye çıktığını, davacının, TÜPRAŞ tarafından bu miktar 5 nolu fuel oil üretiminin garanti edilememesi nedeniyle aynı birim fiyat üzerinden 6 nolu ürünün de teslim edilebileceğine yönelik teklifinin idare tarafından değerlendirilip kabul edilmesi üzerine taraflar arasında sözleşme imzalandığını, 6 nolu fuel oil olduğu açıkça belirtilerek yapılan ilk iki teslimatın itirazsız kabul edilip bedeli ödendikten sonra davalı idarenin haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve davacının kesin teminatını gelir kaydettiğini, yapılan bu işlemin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının irat kaydettiği teminat mektubu bedeli 20.915.790,00 TL'nin ticari temerrüt faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihaleye yönelik yapılan ihbar üzerine bakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 16.04.2009 tarihli soruşturma raporunda getirilen öneri doğrultusunda ihale konusu alımın 5 nolu fuel oil olmasına rağmen davacının 6 nolu fuel oil teslim etmesinin sözleşmeye aykırı bulunduğundan 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümleri uyarınca davacının sözleşmesi feshedilerek kesin teminatının gelir kaydedilip, davacı yetkilileri ile idare personeli hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan işlemin mevzuata ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/660 E. - 2017/957 K. sayılı kararıyla davacının daha ihaleye başvuru esnasında şartlı teklif verdiği, bu teklifin idare tarafından değerlendirilip kabul edildiği ve davacının ilk iki teslimatının 6 nolu fuel oil olmasına rağmen itirazsız kabul edildiği ve hatta teknik şartnamenin 6.4 maddesine göre idarenin %10 nesafet kesintisi yapma yetkisinin dahi uygulanmadığı, davacının ihalelerden yasaklanmasına yönelik işlemin iptaline dair Ankara 12. İdare Mahkemesi kararı ile ihaleye fesat karıştırıldığı iddiası ile açılan ceza davasında suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı yönünde verilen bilirkişi raporu doğrultusunda sanıklar hakkında beraat kararı verildiği hususlarının birlikte değerlendirilmesinden davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.915.790,00 TL alacağın 21.04.2009 tarihinden itibaren değişen avans faizi oranlarında avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 04.09.2009 tarihinde ödenen 20.915.790,00 TL'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi gereğince öncelikle faizden olmak üzere toplam alacaktan mahsubuna karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2018 tarih, 2018/1011 E. ve 2018/1684 K. sayılı kararıyla, davalının teminat mektubunu iade etmesi gerekirken dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesinin ve nispi harç ve vekâlet ücretine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.12.2020 tarih, 2020/4750 E. ve 2020/5621 K. sayılı kararıyla, davalının dava tarihinden sonra 04.09.2009 tarihinde teminat mektubu bedeli olan 20.915.750,00 TL'yi davacıya kayıtsız şartsız ödediği, böylece asıl alacak yönünden davanın konusuz hale geldiği, geriye asıl alacağa işleyen faiz kaldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek avans faizi hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından yargılama gideri ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden nispi harca hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak belirtilen şekilde yeniden hüküm kurulması gerekirken istinaf talebinin esastan reddine kararı verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından fesih şartı gerçekleşmeden sözleşme feshedildiğinden, davacının haksız irat kaydedilen teminat mektubunun bedelini talep edebileceği, böylece bu davayı açmakta haklı olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği, dava tarihinden sonra dava konusu teminat mektubu bedelinin davacıya ödendiği, böylelikle asıl alacak olan teminat mektubu bedeli yönünden davanın konusuz kaldığı, dava konusu 20.915.790,00 TL asıl alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a (3095 sayılı Kanun) göre avans faizi oranları kullanılarak yapılan hesaplamaya göre davacının talep edebileceği faiz tutarının 1.806.207,40 TL olduğu, dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından yargılama gideri ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplandığı, karar ve ilam harcı olarak da konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden nispi harca hükmedildiği gerekçesiyle teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 1.806.207,40 TL faiz bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçesinde yer alan idare mahkemesi kararının henüz kesinleşmediğini, davacının sözleşme ile yükümlendiği 5 nolu fuel-oil tesliminde değişiklik yapamayacağını, davacının sözleşmeye aykırı mal tesliminin teslimatın gerçekleştiği gün başlayan teftiş neticesinde ortaya çıktığını, dolayısıyla ihtirazi kayıt olmaksızın mal kabulü yapıldığı tespitinin doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyette kamu ihale uzmanı olmadığını, teminat mektubunun miktarına ilişkin davanın konusuz kaldığına göre dava değerinin faize yönelik bedele göre değerlendirilip peşin ve bakiye harçlardan ilgili kısmın kendilerine iadesi gerektiğini, 5 aylık süreç için hesaplanan miktara ilişkin faiz oranlarının yüksek belirlendiğini, o dönemdeki faiz oranlarının dikkate alınması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından feshi nedeniyle irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 3095 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bilirkişi tarafından hesaplanan faiz oran ve miktarının hükme esas alınması isabetli olmuştur.
3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932764400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz