Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3354 E. 2020/5749 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişlilik↗ olumsuz oy↗ yargılama gideri↗ havale↗ harç↗ tacir↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş olup, hükmün birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 27.11.2014 tarih ve 2014/10940 esas ve 2014/17089 karar sayılı ilamıyla; “Mahkemenin gerekçesinde dayandığını belirttiği 08.01.2014 havale tarihli ikinci rapor ve eki olan 07.08.2014 tarihli raporda gerekçede açıklandığının aksine olarak ...'ın yaptığı 9.500 TL'lik işlemin gerçek olup olmadığı konusunda kesin bir kanaat belirtilmemiştir. Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek birleşen davanın davalısı ... vekilinin itirazlarını karşılayacak şekilde önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi tacirler arasındaki ilişkilerde yazılı usul kuralları geçerli olup hayatın olağan akışı dikkate alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davanın kabulüne denilmesine rağmen, birleşen dava ile ilgili kabul ya da ret hükmü kurulmamış, sadece gerekçede birleşen davanın reddedildiğinden bahsedilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın hükmün kapsamı başlıklı 297/2 maddesi; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü haizdir. Bu durumda mahkemece birleşen Adana 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/704 esas ve 2010/317 karar sayılı dosyasında adı geçen madde uyarınca davanın esası ile ilgili olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmadan doğrudan yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1469 E. 2021/619 K.
Ortak:havale · vekalet ücreti · Alacak
İncelediğiniz kararda… ne, Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 27.11.2014 tarih ve 2014/10940 esas ve 2014/17089 karar sayılı ilamıyla; “Mahkemenin gerekçesinde dayandığını belirttiği 08.01.2014 «havale» tarihli ikinci rapor ve eki olan 07.08.2014 tarihli raporda gerekçede açıklandığının aksine olarak ...'ın yaptığı 9.500 TL'lik işlemin gerçek olup olmadığı konusunda «kesin» bir kanaat belirtilmemiştir.
Bu durumda mahkemece birleşen Adana 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/704 esas ve 2010/317 karar sayılı dosyasında adı geçen madde uyarınca davanın esası ile ilgili olumlu ya da «olumsuz» hüküm kurulmadan doğrudan «yargılama gideri», «harç» ve «vekalet ücretine» ilişkin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «havale» alıcısının geçerli bir kimlik belgesiyle başvuru yaparak ve doğru MTNC numarasını «ibraz» ederek gönderilen parayı aldığı, belirtilen işlemde bir usulsüzlük bulunmadığı, davacı yanca davalı bankaya «husumet» yöneltilmişse de davalı bankanın diğer davalının «acentesi» olduğu, acenteye doğrudan husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, hükmün sonuç kısmında, alacak ve manevi tazminat taleplerinin reddi sebebiyle belirlenen «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak davalıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuşsa da hüküm bu haliyle vekalet ücretinin hangi davalı lehine hükmedildiği hususunda muğlak ve «infazda tereddüt» oluşturur niteliktedir.
Öte yandan, mahkemece, davalı banka hakkındaki dava «pasif husumet yokluğundan», diğer davalı hakkında dava ise yazılı gerekçelerle esastan reddedilmiş, buna karşılık tek bir «vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · pasif husumet yokluğu · acentelik · infaz · pasif husumet · husumet yokluğu · dava sebebi · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «havale» alıcısının geçerli bir kimlik belgesiyle başvuru yaparak ve doğru MTNC numarasını «ibraz» ederek gönderilen parayı aldığı, belirtilen işlemde bir usulsüzlük bulunmadığı, davacı yanca davalı bankaya «husumet» yöneltilmişse de davalı bankanın diğer davalının «acentesi» olduğu, acenteye doğrudan husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, mahkemece, davalı banka hakkındaki dava «pasif husumet yokluğundan», diğer davalı hakkında dava ise yazılı gerekçelerle esastan reddedilmiş, buna karşılık tek bir «vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Somut olayda, hükmün sonuç kısmında, alacak ve manevi tazminat taleplerinin reddi sebebiyle belirlenen «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak davalıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuşsa da hüküm bu haliyle vekalet ücretinin hangi davalı lehine hükmedildiği hususunda muğlak ve «infazda tereddüt» oluşturur niteliktedir.
Bu itibarla, «infazda tereddüt» oluşturur şekilde hüküm oluşturulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2894 E. 2013/19758 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · istirdat · menfi tespit
Benzer bu karardaDava «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6093 E. 2016/6880 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzeni · tenfiz
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/704 E - 2012/551 K sayılı dosyası ile eldeki davanın tarafları ve konusunun aynı olduğu ve davanın reddine ilişkin kararın kesinleştiği, bu durumda yabancı mahkeme kararının tanınması ve «tenfizi» Türk «kamu düzenine» aykırı olduğundan davanın reddi gerektiğine işaretle karar bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3354 E. , 2020/5749 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27.02.2018 tarih ve 2015/254-2018/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada, davacı vekili, davacı banka tarafından davalı ... işletmesine kredi kartı ve Pos cihazı tahsis edildiğini, davalı ...’ın işletmesinden davalı ... kredi kartına ortada hiç sebep yokken birçok defa iadeler yapıldığını ve davalı ... tarafından davalı şirkete fiktif satış işlemleri yapılarak davacı bankanın zarara uğratıldığını ileri sürerek davalılar hesaplarına geçen toplamda 496.694 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı ..., açılmış olan davayı kabul ettiğini, davacının iddia ettiği işlemlerin davadışı ... tarafından rızası ve bilgisi dışında yapıldığını, bu kişinin çalışanı olduğunu ve halen bu tür suçlardan cezaevinde bulunduğunu belirtmiştir.
Asıl davada davalı Düzenli İnş İth İh Ltd Şti vekili, davacının iddia ettiği işlemlerin bankanın verdiği yetki dahilinde yapıldığını, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı banka tarafından dava dışı ... işletmesine kredi kartı ve Pos cihazı tahsis edildiğini, dava dışı ...’ın kendi kredi kartına ortada hiç sebep yokken iade yaptığını ve dava dışı ... tarafından davalı ...’a fiktif satış işlemi yapılarak davacı bankanın zarara uğratıldığını ileri sürerek davalı hesabına geçen toplamda 9.500 TL’den dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davalının kuyumcu dükkanı işlettiğini ve dava dışı ...’ın davalıdan altın aldığını, bu işlemin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş olup, hükmün birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 27.11.2014 tarih ve 2014/10940 esas ve 2014/17089 karar sayılı ilamıyla; “Mahkemenin gerekçesinde dayandığını belirttiği 08.01.2014 havale tarihli ikinci rapor ve eki olan 07.08.2014 tarihli raporda gerekçede açıklandığının aksine olarak ...'ın yaptığı 9.500 TL'lik işlemin gerçek olup olmadığı konusunda kesin bir kanaat belirtilmemiştir. Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek birleşen davanın davalısı ... vekilinin itirazlarını karşılayacak şekilde önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi tacirler arasındaki ilişkilerde yazılı usul kuralları geçerli olup hayatın olağan akışı dikkate alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davanın kabulüne denilmesine rağmen, birleşen dava ile ilgili kabul ya da ret hükmü kurulmamış, sadece gerekçede birleşen davanın reddedildiğinden bahsedilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın hükmün kapsamı başlıklı 297/2 maddesi; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü haizdir. Bu durumda mahkemece birleşen Adana 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/704 esas ve 2010/317 karar sayılı dosyasında adı geçen madde uyarınca davanın esası ile ilgili olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmadan doğrudan yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/632507100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz