Adi ortaklığın feshi | Tasfiye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/642 E. 2020/5755 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ecrimisil↗ hmk 297↗ ek tasfiye işlemleri↗ ortaklıktan çıkarılma↗ ortaklık sözleşmesi↗ adi ortaklık↗ şirketin feshi↗ kıyasen uygulama↗ malvarlığına ilişkin dava↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ tbk 99↗ kâr dağıtımı↗ ortaklık ilişkisi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporuna göre taksim mümkün olmadığından Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre adi şirketin feshine karar verilmesi gerektiği, limited şirket ortaklarının birbirleri arasında ya da şirkete karşı bir şekilde ecrimisil ya da benzeri bir ortaklık giderinin istenmesinin mümkün olamayacağı, ancak tasfiye sonunda her bir ortağın payına düşen payını isteyebileceği, bu nedenle ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan Termal ilçesi, Şelalealtı mevkiinde bulunan Gökkuşağı Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi şirketin feshine, atanan tasfiye memuru tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm tasfiye işlemleri için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı - karşı davalı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı vekilinin birleşen ve karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre dahili davalı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Asıl dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın kabulüne, adi şirketin feshine, atanan tasfiye memuru tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine karar verilmiş ise de bu haliyle adi ortaklığın usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir. Zira adi ortaklığın tasfiyesinin mahkemece bizzat yapılması gerekmektedir.
Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 639. (eBK m. 538) maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.
Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleriyle alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.
Tasfiye usulünü düzenleyen TBK'nın 644. (eBK m.540) maddesi gereğince; ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.
Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.
Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oy birliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.
Aynı Yasa’nın kazanç ve zararın paylaşımı başlıklı 643. (eBK m. 539) maddesi gereğince; ortaklığın borçları ödendikten, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç ortaklar arasında paylaştırılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.
Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.( TBK'nın 642. md. eBK m. 538)
Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder. Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.
Hal böyle olunca mahkemece; ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini sağlanması, ancak bu konuda anlaşılamaması halinde tasfiye işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişiyi tasfiye memuru olarak re'sen atanması gerekmektedir.
Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir.
Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir.
İkinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi (TMK'nın 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır.
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
O halde, mahkemece; bütün bu açıklamalar ışığında, yukarıda açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş asıl davada verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Adi ortaklığın feshi | Tasfiye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1968 E. 2025/469 K.
Ortak:ecrimisil · adi ortaklık · şirketin feshi · kıyasen uygulama · malvarlığına ilişkin dava · tasfiye memuru · fesih · limited şirket · Adi ortaklığın feshi | Tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporuna göre taksim mümkün olmadığından Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre adi «şirketin feshine» karar verilmesi gerektiği, «limited şirket» ortaklarının birbirleri arasında ya da şirkete karşı bir şekilde «ecrimisil» ya da benzeri bir ortaklık giderinin istenmesinin mümkün olamayacağı, ancak «tasfiye» sonunda her bir ortağın payına düşen payını isteyebileceği, bu nedenle ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan Termal ilçesi, Şelalealtı mevkiinde bulunan Gökkuşağı Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi şirketin feshine, atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm «tasfiye işlemleri» için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın kabulüne, adi «şirketin feshine», atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine karar verilmiş ise de bu haliyle «adi ortaklığın» usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir.
3- Asıl dava, «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi; karşı dava, «limited şirket ortaklığından çıkarma»; birleşen dava ise «ecrimisil» istemlerine ilişkindir.
CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde; karşı yan ile aralarında «adi ortaklığın» mevcut olmadığını, tarafların 3 ortaklı «limitet şirket» kurduklarını savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacının «limited şirketin feshini» istemiş olması nedeniyle şirketin devamı açısından davacının şirketten ihracını talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl dosyada davacı/ karşı davalı tarafın taleplerinin «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesini kapsadığı, bozma ilamı doğrultusunda «görevlendirilen» «tasfiye memurlarının» sunduğu kök ve ek raporlara göre; tasfiye memurlarının görevlendirme tarihi itibariyle adi ortaklığa konu binanın 355.630,14 TL, köprünün 13.056,00 TL, su bendinin 27.200,00 TL, su kanallarının 39.168,00 TL, balık havuzlarının 54.400,00 TL, yolların 15.172,50 TL değerinde olduğu, böylelikle aktif varlıkların toplamının 504.626,64 TL olarak hesaplandığı, pasif varlıkların tespitinin yapılamadığı, bu tarih itibariyle davacının payına düşen tasfiye «payı alacağının» 252.313,32 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasında ortaklık payı ve tasfiye payı konusunda anlaşma bulunmadığından yanların artık değer üzerinde 1/2'şer hisseye sahip oldukları, davacı/ karşı davalı ...'nın, ortaklığın sona erdiği 01.06.1999 tarihi itibariyle tasfiye payının ise 6.569,87 TL olduğu gerekçesi ile; asıl davanın davalı ... yönünden kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, davaya konu 6.569,87 TL'nin asıl davada davalı ...'ndan alınarak davacının «mirasçılarına» verilmesine, adi ortaklığın tarafı olmadığı anlaşılan «dahili» davalı ... yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», şartları oluşmadığından birleşen ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığından çıkarma · limited şirketin feshi · ortaklıktan çıkarma · limited şirket ortaklığı · kâr payı alacağı · kâr mahrumiyeti · mirasçılık · dosya masrafı
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi; karşı dava, «limited şirket ortaklığından çıkarma»; birleşen dava ise «ecrimisil» istemlerine ilişkindir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl dosyada davacı/ karşı davalı tarafın taleplerinin «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesini kapsadığı, bozma ilamı doğrultusunda «görevlendirilen» «tasfiye memurlarının» sunduğu kök ve ek raporlara göre; tasfiye memurlarının görevlendirme tarihi itibariyle adi ortaklığa konu binanın 355.630,14 TL, köprünün 13.056,00 TL, su bendinin 27.200,00 TL, su kanallarının 39.168,00 TL, balık havuzlarının 54.400,00 TL, yolların 15.172,50 TL değerinde olduğu, böylelikle aktif varlıkların toplamının 504.626,64 TL olarak hesaplandığı, pasif varlıkların tespitinin yapılamadığı, bu tarih itibariyle davacının payına düşen tasfiye «payı alacağının» 252.313,32 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasında ortaklık payı ve tasfiye payı konusunda anlaşma bulunmadığından yanların artık değer üzerinde 1/2'şer hisseye sahip oldukları, davacı/ karşı davalı ...'nın, ortaklığın sona erdiği 01.06.1999 tarihi itibariyle tasfiye payının ise 6.569,87 TL olduğu gerekçesi ile; asıl davanın davalı ... yönünden kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, davaya konu 6.569,87 TL'nin asıl davada davalı ...'ndan alınarak davacının «mirasçılarına» verilmesine, adi ortaklığın tarafı olmadığı anlaşılan «dahili» davalı ... yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», şartları oluşmadığından birleşen ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde ve karşı davaya cevap dilekçesinde; müvekkili ... ile davalının alabalık üretimini gerçekleştirmek üzere 1997 yılında «adi ortaklık» kurduğunu, buna göre tüm tesisin «masraflarının» eşit olarak karşılandığını, sonraki zamanlarda davalının yaptığı masrafları yüksek göstermesi nedeniyle aralarında sorun çıktığını, müvekkilinin tesisten uzaklaşma …
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının, 1999 yılının Haziran ayından itibaren tesisi işlettiğini, tesisten uzaklaştırılan müvekkilinin gelirinden «mahrum» kaldığını, tesisin bütün halinde kiralanması durumunda aylık gelirinin 5.000,00 TL'den az olmayacağını, davalının hisselerine isabet eden paya haksız olarak el atıldığını ileri sürerek 01.06.1999 tarihi ile dava tarihi arasındaki döneme ilişkin olarak 50.000,00 TL «ecrimisil» bedelinin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/899 E. 2022/254 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · adi ortaklık · malvarlığına ilişkin dava · kâr dağıtımı · ortaklık ilişkisi · kâr payı · ek tasfiye · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın kabulüne, adi «şirketin feshine», atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine karar verilmiş ise de bu haliyle «adi ortaklığın» usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir.
Ortaklar, «tasfiye» işlerini yürütmek üzere tasfiye «görevlisi» atayabilirler.
Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, «tasfiye» «görevlisinin» hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.
Benzer bu karardaBu iddia çerçevesinde davacının, «adi ortaklıktan» «tasfiye» payını, artığını isteyebilmesi için taraflar arasında bir adi «ortaklık ilişkisi» kurulduğunu ispat etmesi ve ayrıca ispat edilen iş bu adi ortaklık ilişkisinin tasfiye edilmiş olması gerekmektedir.
Zira davacının «adi ortaklık» iddiası karşısında adi ortaklığa koyduğu «payı», «tasfiye» gerçekleşmeden doğrudan istemesi söz konusu değildir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalının «ödeme savunmasını» usulüne uygun delillerle ispat edemediği, davalının «ticari defterlerinin incelenmesinin» sonuca etkili olmayacağı, «para alacağı» söz konusu olduğu için davacının ikametgahı mahkemesinin de yetkili olduğu, taraflar arasında «adi ortaklık ilişkisi» olduğuna dair somut bir delilin bulunmadığı, «vekalet ilişkisi» bağlamında davacının ödediği ve takibe konu ettiği meblağları davalıdan talep edebileceği, açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme savunması · vekalet ilişkisi · para alacağı · ticari defter incelemesi · ispat yükü · ticari defter · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, davalının «ödeme savunmasını» usulüne uygun delillerle ispat edemediği, davalının «ticari defterlerinin incelenmesinin» sonuca etkili olmayacağı, «para alacağı» söz konusu olduğu için davacının ikametgahı mahkemesinin de yetkili olduğu, taraflar arasında «adi ortaklık ilişkisi» olduğuna dair somut bir delilin bulunmadığı, «vekalet ilişkisi» bağlamında davacının ödediği ve takibe konu ettiği meblağları davalıdan talep edebileceği, açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai …
İcra Müdürlüğü’nün 2017/4176 esas sayılı dosya ile davalı şirkete karşı toplam 102.499,76 TL alacak için icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
… ldığı üç adet aracın bedelini, kendi hesabından ve annesinden aldığı paralar ile ödediği şeklinde olduğu, dosya kapsamına göre bu iddiasını ispat ettiği, bu durumda «ispat yükünün» karşı tarafa geçtiği, davalı tarafın ödeme yaptığını savunduğu ve ancak bu savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12492 E. 2016/6430 K.
Ortak:şirketin feshi · malvarlığına ilişkin dava · tasfiye memuru · ek tasfiye · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporuna göre taksim mümkün olmadığından Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre adi «şirketin feshine» karar verilmesi gerektiği, «limited şirket» ortaklarının birbirleri arasında ya da şirkete karşı bir şekilde «ecrimisil» ya da benzeri bir ortaklık giderinin istenmesinin mümkün olamayacağı, ancak «tasfiye» sonunda her bir ortağın payına düşen payını isteyebileceği, bu nedenle ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan Termal ilçesi, Şelalealtı mevkiinde bulunan Gökkuşağı Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi şirketin feshine, atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm «tasfiye işlemleri» için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın kabulüne, adi «şirketin feshine», atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine karar verilmiş ise de bu haliyle «adi ortaklığın» usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir.
Ortaklar, «tasfiye» işlerini yürütmek üzere tasfiye «görevlisi» atayabilirler.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı «şirketin feshi» ile «tasfiye memuru» «görevlendirilmesine», tasfiye memuruna şirket «malvarlığından» karşılanmak üzere 2.000 TL ücret ödenmesine, diğer taleplerin ise reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4643 E. 2016/1904 K.
Ortak:ecrimisil · adi ortaklık · şirketin feshi · tasfiye memuru · fesih · limited şirket · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporuna göre taksim mümkün olmadığından Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre adi «şirketin feshine» karar verilmesi gerektiği, «limited şirket» ortaklarının birbirleri arasında ya da şirkete karşı bir şekilde «ecrimisil» ya da benzeri bir ortaklık giderinin istenmesinin mümkün olamayacağı, ancak «tasfiye» sonunda her bir ortağın payına düşen payını isteyebileceği, bu nedenle ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan Termal ilçesi, Şelalealtı mevkiinde bulunan Gökkuşağı Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi şirketin feshine, atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm «tasfiye işlemleri» için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın kabulüne, adi «şirketin feshine», atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine karar verilmiş ise de bu haliyle «adi ortaklığın» usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir.
3- Asıl dava, «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, «adi ortaklığın» tasfiyesinin TBK'nın 644. maddesinde düzenlendiği, tasfiyede anlaşılamaması durumundan hakimin uyuşmazlığı çözeceği, tarafların «tasfiye» «masraflarını» ödemeyeceklerini, masrafların tasfiyeden kalan bedelden tahsilini istedikleri, bu nedenle asıl davada adi ortaklığın «tasfiye memuru» atanarak «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, karşı davada davacı/karşı davalının «limited şirket ortaklığından» çıkartılması talebinin önceki bozma ilamı kapsamında 6762 Sayılı TTK'nın 551/3. maddesi uyarınca ancak şirket tarafından talep edilebileceği, birleşen davada ise şirket ortaklarının birbirlerinden «ecrimisil» talep edemeyeceği, ancak tasfiye sonrası düşen payın istenebileceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», karşı davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece kısa kararda "Asıl davanın kabulüne, «adi ortaklığın» mallarının satılarak ortaklara eşit olarak paylaştırılması suretiyle «fesih» ve tasfiyesine, birleşen davanın reddine" denilmiş, gerekçeli kararda ise "asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan adi «şirketin feshine», mahkemece atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilecek gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretinin karşılanmak ve artan kısım ortaklar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığı · tasfiye memuru atanması · infaz · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, «adi ortaklığın» tasfiyesinin TBK'nın 644. maddesinde düzenlendiği, tasfiyede anlaşılamaması durumundan hakimin uyuşmazlığı çözeceği, tarafların «tasfiye» «masraflarını» ödemeyeceklerini, masrafların tasfiyeden kalan bedelden tahsilini istedikleri, bu nedenle asıl davada adi ortaklığın «tasfiye memuru» atanarak «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, karşı davada davacı/karşı davalının «limited şirket ortaklığından» çıkartılması talebinin önceki bozma ilamı kapsamında 6762 Sayılı TTK'nın 551/3. maddesi uyarınca ancak şirket tarafından talep edilebileceği, birleşen davada ise şirket ortaklarının birbirlerinden «ecrimisil» talep edemeyeceği, ancak tasfiye sonrası düşen payın istenebileceği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», karşı davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
-
Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2117 E. 2019/1079 K.
Ortak:ecrimisil · ek tasfiye işlemleri · ortaklıktan çıkarılma · adi ortaklık · şirketin feshi · tasfiye memuru · fesih · limited şirket
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporuna göre taksim mümkün olmadığından Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre adi «şirketin feshine» karar verilmesi gerektiği, «limited şirket» ortaklarının birbirleri arasında ya da şirkete karşı bir şekilde «ecrimisil» ya da benzeri bir ortaklık giderinin istenmesinin mümkün olamayacağı, ancak «tasfiye» sonunda her bir ortağın payına düşen payını isteyebileceği, bu nedenle ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan Termal ilçesi, Şelalealtı mevkiinde bulunan Gökkuşağı Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi şirketin feshine, atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm «tasfiye işlemleri» için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın kabulüne, adi «şirketin feshine», atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine karar verilmiş ise de bu haliyle «adi ortaklığın» usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir.
3- Asıl dava, «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1-Asıl dava, taraflar arasındaki «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi, karşı dava, davalının «limited şirket ortaklığından çıkarılması», birleşen dava ise, el atmanın önlenmesi ve «ecrimisil» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi «şirketin feshine», mahkemece atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edİlen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm «tasfiye işlemleri» için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi «şirketin feshine», .... asıl davadaki davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin davanın reddine, birleşen dava yönünden birleşen el atmanın önlenmesi ve «ecrimisil» istemine ilişkin davanın reddine '' ifadelerine yer verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında ve aynı zamanda hükmün de kendi içerisinde çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacı-karşı davalı ..., asıl ve birleşen davada davalı-karşı davacı ... vekilleri ile «dahili» davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığı · infaz
Benzer bu kararda1-Asıl dava, taraflar arasındaki «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi, karşı dava, davalının «limited şirket ortaklığından çıkarılması», birleşen dava ise, el atmanın önlenmesi ve «ecrimisil» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7254 E. 2016/623 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece,davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.01.2015 günlü ilamıyla «yargılama giderinin» kabul ve red oranına göre paylaştırılması gerekçesiyle davacı yararına bozulması kararına karşı davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/642 E. , 2020/5755 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.10.2019 tarih ve 2019/273-2019/518 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı-karşı davada davalı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı ile alabalık üretimi yapmak için 1997 yılında adi ortaklık kurduğunu, buna göre tüm tesisin masraflarının davalı ile birlikte eşit olarak karşılandığını, ancak daha sonra davalının yaptığı masrafları yüksek göstermesi nedeniyle aralarında sorun çıktığını ve müvekkilinin tesisten uzaklaşmak zorunda kaldığını, bu nedenle adi ortaklığın devamının imkansız olduğunu ileri sürerek, adi ortaklığın feshini ve tasfiyesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise davalının Haziran 1999 tarihinden beri tesisi işlettiğini, müvekkilinin tesisten uzaklaştırılarak gelirlerinden mahrum kılındığını, tesisin bütün halinde kiralanması durumunda aylık gelirinin 5.000,00 TL'den az olmayacağını, davalının hisselerine isabet eden paya haksız olarak el atıldığını ileri sürerek, 01.06.1999 tarihi ile dava tarihi arasındaki döneme ilişkin olarak 50.000,00 TL ecrimisil bedelinin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında adi ortaklığın mevcut olmadığını, tarafların 3 ortaklı limitet şirket kurduklarını, bu nedenle asıl davanın reddini, karşı dava olarak da, davacının limited şirketin feshini istemiş olması nedeniyle şirketin devamı açısından davacının şirketten ihracını talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporuna göre taksim mümkün olmadığından Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre adi şirketin feshine karar verilmesi gerektiği, limited şirket ortaklarının birbirleri arasında ya da şirkete karşı bir şekilde ecrimisil ya da benzeri bir ortaklık giderinin istenmesinin mümkün olamayacağı, ancak tasfiye sonunda her bir ortağın payına düşen payını isteyebileceği, bu nedenle ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan Termal ilçesi, Şelalealtı mevkiinde bulunan Gökkuşağı Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi şirketin feshine, atanan tasfiye memuru tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm tasfiye işlemleri için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı - karşı davalı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı vekilinin birleşen ve karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre dahili davalı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Asıl dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın kabulüne, adi şirketin feshine, atanan tasfiye memuru tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine karar verilmiş ise de bu haliyle adi ortaklığın usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir. Zira adi ortaklığın tasfiyesinin mahkemece bizzat yapılması gerekmektedir.
Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 639. (eBK m. 538) maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.
Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleriyle alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.
Tasfiye usulünü düzenleyen TBK'nın 644. (eBK m.540) maddesi gereğince; ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.
Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.
Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oy birliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.
Aynı Yasa’nın kazanç ve zararın paylaşımı başlıklı 643. (eBK m. 539) maddesi gereğince; ortaklığın borçları ödendikten, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç ortaklar arasında paylaştırılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.
Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.( TBK'nın 642. md. eBK m. 538)
Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder. Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.
Hal böyle olunca mahkemece; ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini sağlanması, ancak bu konuda anlaşılamaması halinde tasfiye işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişiyi tasfiye memuru olarak re'sen atanması gerekmektedir.
Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir.
Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir.
İkinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi (TMK'nın 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır.
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
O halde, mahkemece; bütün bu açıklamalar ışığında, yukarıda açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş asıl davada verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı - karşı davalı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı vekilinin birleşen ve karşı davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya yönelik asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı vekilinin sair, dahili davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazının kabulüyle asıl davada verilen hükmün asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davaya yönelik - birleşen davada davacı ile birleşen davada davalıdan ve dahili davalıdan ayrı ayrı alınmasına, 09.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/632498100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz