Adi ortaklığın feshi | Tasfiye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1968 E. 2025/469 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortaklığından çıkarma↗ limited şirketin feshi↗ ortaklıktan çıkarma↗ ecrimisil↗ limited şirket ortaklığı↗ kâr payı alacağı↗ adi ortaklık↗ şirketin feshi↗ kıyasen uygulama↗ malvarlığına ilişkin dava↗ kâr mahrumiyeti↗ mirasçılık↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde ve karşı davaya cevap dilekçesinde; müvekkili ... ile davalının alabalık üretimini gerçekleştirmek üzere 1997 yılında adi ortaklık kurduğunu, buna göre tüm tesisin masraflarının eşit olarak karşılandığını, sonraki zamanlarda davalının yaptığı masrafları yüksek göstermesi nedeniyle aralarında sorun çıktığını, müvekkilinin tesisten uzaklaşmak zorunda kaldığını, adi ortaklığın devamının imkansız hale geldiğini ileri sürerek adi ortaklığın feshini ve tasfiyesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının, 1999 yılının Haziran ayından itibaren tesisi işlettiğini, tesisten uzaklaştırılan müvekkilinin gelirinden mahrum kaldığını, tesisin bütün halinde kiralanması durumunda aylık gelirinin 5.000,00 TL'den az olmayacağını, davalının hisselerine isabet eden paya haksız olarak el atıldığını ileri sürerek 01.06.1999 tarihi ile dava tarihi arasındaki döneme ilişkin olarak 50.000,00 TL ecrimisil bedelinin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde; karşı yan ile aralarında adi ortaklığın mevcut olmadığını, tarafların 3 ortaklı limitet şirket kurduklarını savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacının limited şirketin feshini istemiş olması nedeniyle şirketin devamı açısından davacının şirketten ihracını talep etmiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl dosyada davacı/ karşı davalı tarafın taleplerinin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini kapsadığı, bozma ilamı doğrultusunda görevlendirilen tasfiye memurlarının sunduğu kök ve ek raporlara göre; tasfiye memurlarının görevlendirme tarihi itibariyle adi ortaklığa konu binanın 355.630,14 TL, köprünün 13.056,00 TL, su bendinin 27.200,00 TL, su kanallarının 39.168,00 TL, balık havuzlarının 54.400,00 TL, yolların 15.172,50 TL değerinde olduğu, böylelikle aktif varlıkların toplamının 504.626,64 TL olarak hesaplandığı, pasif varlıkların tespitinin yapılamadığı, bu tarih itibariyle davacının payına düşen tasfiye payı alacağının 252.313,32 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasında ortaklık payı ve tasfiye payı konusunda anlaşma bulunmadığından yanların artık değer üzerinde 1/2'şer hisseye sahip oldukları, davacı/ karşı davalı ...'nın, ortaklığın sona erdiği 01.06.1999 tarihi itibariyle tasfiye payının ise 6.569,87 TL olduğu gerekçesi ile; asıl davanın davalı ... yönünden kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, davaya konu 6.569,87 TL'nin asıl davada davalı ...'ndan alınarak davacının mirasçılarına verilmesine, adi ortaklığın tarafı olmadığı anlaşılan dahili davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, şartları oluşmadığından birleşen ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi; karşı dava, limited şirket ortaklığından çıkarma; birleşen dava ise ecrimisil istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dahili davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; gerekçeli kararın, dahili davalı ...'e 05.02.2024 tebliğ edilmesine rağmen, adı geçenin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesinde öngörülen 15 günlük sürenin geçmesinden sonra 05.07.2024 günü temyiz dilekçesini verdiği anlaşıldığından, dahili davalının temyiz isteminin süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı/karşı davalı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı/karşı davacı vekilinin, birleşen ve karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
3.Asıl ve birleşen davada davacı/karşı davalı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı/karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; asıl dava adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece 09.12.2020 tarihli bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Uyulan bozma ilamında ortakların anlaşarak, anlaşamamaları durumunda ise tasfiye işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişinin tasfiye memuru olarak re'sen atanmasının gerektiği belirtildikten sonra atanan tasfiye memurlarının, bozma ilamında ayrıntılı olarak belirtilen şekilde en az üçer aylık periyotlarla üç aşamada adi ortaklığı sona erdirmek üzere tasfiye işlemlerini (Adi ortaklığın mal varlığının net olarak belirlenmesi, bilançonun taraflara tebliğ edilmesi, mal varlığının satış ve nakde çevrilmesi, malların bulunmaması halinde bilirkişice değerlerinin tespiti yoluna gidilmesi, borçların, avansların vs. düşürülmesinden sonra son bilançonun hazırlanması) yerine getirmeleri gerekirken, tasfiye memurlarının, adi ortaklığın hali hazırda mal varlığının olmasına rağmen adi ortaklığı sona erdirecek şekilde (satış vs.) işlemleri yerine getirmeyip, durum tespiti yaparak alacak verecek borç ilişkisini içerir tarzda rapor sundukları, mahkemenin de rapor doğrultusunda hüküm kurduğu anlaşılmıştır.
Daha önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere; adi ortaklığın tasfiyesinin bizzat Mahkemece yerine getirilmesi amacına yönelik olarak hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından üç aşamada gerçekleştirilmelidir.
Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir.
İkinci aşamada; ortaklığın mal varlığına ilişkin satış ve nakte çevirme işlemi (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 634 ve devamı maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse, değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır.
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan herbirinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
Hal böyle olunca Mahkemece; adi ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesinin ayrı ayrı hukuki işlemler olduğu, adi ortaklık hükümleri gereğince tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibari ile yapılması gerektiği ve tarafların sona eren ortaklığın tasfiyesi hususunda anlaşamadıkları gözetilerek, ortaklığın sona ermesinin yasal sonucu olan tasfiyenin de yukarıda açıklanan sıra ve yöntem titizlikle izlenerek ve Dairemizin önceki bozma ilamları da dikkate alınarak bizzat yaptırılması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, değinilen bu yönler dikkate alınmadan, sadece ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin tasfiye memuru tayinine karar verilip sunulan rapor doğrultusunda eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Adi ortaklığın feshi | Tasfiye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/642 E. 2020/5755 K.
Ortak:ecrimisil · adi ortaklık · şirketin feshi · kıyasen uygulama · malvarlığına ilişkin dava · tasfiye memuru · fesih · limited şirket · Adi ortaklığın feshi | Tasfiye
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi; karşı dava, «limited şirket ortaklığından çıkarma»; birleşen dava ise «ecrimisil» istemlerine ilişkindir.
CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde; karşı yan ile aralarında «adi ortaklığın» mevcut olmadığını, tarafların 3 ortaklı «limitet şirket» kurduklarını savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacının «limited şirketin feshini» istemiş olması nedeniyle şirketin devamı açısından davacının şirketten ihracını talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl dosyada davacı/ karşı davalı tarafın taleplerinin «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesini kapsadığı, bozma ilamı doğrultusunda «görevlendirilen» «tasfiye memurlarının» sunduğu kök ve ek raporlara göre; tasfiye memurlarının görevlendirme tarihi itibariyle adi ortaklığa konu binanın 355.630,14 TL, köprünün 13.056,00 TL, su bendinin 27.200,00 TL, su kanallarının 39.168,00 TL, balık havuzlarının 54.400,00 TL, yolların 15.172,50 TL değerinde olduğu, böylelikle aktif varlıkların toplamının 504.626,64 TL olarak hesaplandığı, pasif varlıkların tespitinin yapılamadığı, bu tarih itibariyle davacının payına düşen tasfiye «payı alacağının» 252.313,32 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasında ortaklık payı ve tasfiye payı konusunda anlaşma bulunmadığından yanların artık değer üzerinde 1/2'şer hisseye sahip oldukları, davacı/ karşı davalı ...'nın, ortaklığın sona erdiği 01.06.1999 tarihi itibariyle tasfiye payının ise 6.569,87 TL olduğu gerekçesi ile; asıl davanın davalı ... yönünden kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, davaya konu 6.569,87 TL'nin asıl davada davalı ...'ndan alınarak davacının «mirasçılarına» verilmesine, adi ortaklığın tarafı olmadığı anlaşılan «dahili» davalı ... yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», şartları oluşmadığından birleşen ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporuna göre taksim mümkün olmadığından Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre adi «şirketin feshine» karar verilmesi gerektiği, «limited şirket» ortaklarının birbirleri arasında ya da şirkete karşı bir şekilde «ecrimisil» ya da benzeri bir ortaklık giderinin istenmesinin mümkün olamayacağı, ancak «tasfiye» sonunda her bir ortağın payına düşen payını isteyebileceği, bu nedenle ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan Termal ilçesi, Şelalealtı mevkiinde bulunan Gökkuşağı Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi şirketin feshine, atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm «tasfiye işlemleri» için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın kabulüne, adi «şirketin feshine», atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine karar verilmiş ise de bu haliyle «adi ortaklığın» usulüne uygun tasfiye edildiğinden söz etmek mümkün değildir.
3- Asıl dava, «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · ortaklıktan çıkarılma · ortaklık sözleşmesi · kâr dağıtımı · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada bilirkişi raporuna göre taksim mümkün olmadığından Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre adi «şirketin feshine» karar verilmesi gerektiği, «limited şirket» ortaklarının birbirleri arasında ya da şirkete karşı bir şekilde «ecrimisil» ya da benzeri bir ortaklık giderinin istenmesinin mümkün olamayacağı, ancak «tasfiye» sonunda her bir ortağın payına düşen payını isteyebileceği, bu nedenle ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan Termal ilçesi, Şelalealtı mevkiinde bulunan Gökkuşağı Alabalık Üretim ve Pazarlama Tesislerinin konusu olduğu adi şirketin feshine, atanan «tasfiye memuru» tarafından mal varlığının satılması suretiyle elde edilen gelirden öncelikle tasfiye giderlerinin ve tasfiye memuru ücretini karşılamak ve artan kısmın ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılmak suretiyle tasfiyesine, asıl davadaki davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin davanın reddine, tasfiye memuru olarak SMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna tüm «tasfiye işlemleri» için toplam 1.000,00 TL takdirine, ücretin tasfiyedeki satıştan sonra ilk olarak ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Adi «ortaklık ilişkisi», TBK'nın 639. (eBK m.
Ancak, «ortaklık sözleşmesinde», ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.
Tasfiye usulüne veya «tasfiye» sonucunda her bir ortağa «dağıtılacak» paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12492 E. 2016/6430 K.
Ortak:şirketin feshi · malvarlığına ilişkin dava · tasfiye memuru · ek tasfiye · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaIII.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl dosyada davacı/ karşı davalı tarafın taleplerinin «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesini kapsadığı, bozma ilamı doğrultusunda «görevlendirilen» «tasfiye memurlarının» sunduğu kök ve ek raporlara göre; tasfiye memurlarının görevlendirme tarihi itibariyle adi ortaklığa konu binanın 355.630,14 TL, köprünün 13.056,00 TL, su bendinin 27.200,00 TL, su kanallarının 39.168,00 TL, balık havuzlarının 54.400,00 TL, yolların 15.172,50 TL değerinde olduğu, böylelikle aktif varlıkların toplamının 504.626,64 TL olarak hesaplandığı, pasif varlıkların tespitinin yapılamadığı, bu tarih itibariyle davacının payına düşen tasfiye «payı alacağının» 252.313,32 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasında ortaklık payı ve tasfiye payı konusunda anlaşma bulunmadığından yanların artık değer üzerinde 1/2'şer hisseye sahip oldukları, davacı/ karşı davalı ...'nın, ortaklığın sona erdiği 01.06.1999 tarihi itibariyle tasfiye payının ise 6.569,87 TL olduğu gerekçesi ile; asıl davanın davalı ... yönünden kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, davaya konu 6.569,87 TL'nin asıl davada davalı ...'ndan alınarak davacının «mirasçılarına» verilmesine, adi ortaklığın tarafı olmadığı anlaşılan «dahili» davalı ... yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», şartları oluşmadığından birleşen ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Uyulan bozma ilamında ortakların anlaşarak, anlaşamamaları durumunda ise «tasfiye» işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişinin «tasfiye memuru» olarak re'sen atanmasının gerektiği belirtildikten sonra atanan tasfiye memurlarının, bozma ilamında ayrıntılı olarak belirtilen şekilde en az üçer aylık periyotlarla üç aşamada «adi ortaklığı» sona erdirmek üzere tasfiye işlemlerini (Adi ortaklığın mal varlığının net olarak belirlenmesi, bilançonun taraflara tebliğ edilmesi, mal varlığının satış ve nakde çevrilmesi, malların bulunmaması halinde bilirkişice değerlerinin tespiti yoluna gidilmesi, borçların, avansların vs. düşürülmesinden sonra «son» bilançonun hazırlanması) yerine getirmeleri gerekirken, tasfiye memurlarının, adi ortaklığın hali hazırda mal varlığının olmasına rağmen adi ortaklığı sona erdirec …
Daha önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere; «adi ortaklığın» tasfiyesinin bizzat Mahkemece yerine getirilmesi amacına yönelik olarak hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde «tasfiye memuru» tarafından üç aşamada gerçekleştirilmelidir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı «şirketin feshi» ile «tasfiye memuru» «görevlendirilmesine», tasfiye memuruna şirket «malvarlığından» karşılanmak üzere 2.000 TL ücret ödenmesine, diğer taleplerin ise reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1968 E. , 2025/469 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/289 Esas, 2023/370 KararBİRLEŞEN YALOVA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2013/100 E. SAYILI DOSYASI
HÜKÜM
Asıl davanın davalı ... yönünden kabulüne, dahili davalı bakımından karar verilmesine yer olmadığına; karşı dava ve birleşen davanın reddine
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde ve karşı davaya cevap dilekçesinde; müvekkili ... ile davalının alabalık üretimini gerçekleştirmek üzere 1997 yılında adi ortaklık kurduğunu, buna göre tüm tesisin masraflarının eşit olarak karşılandığını, sonraki zamanlarda davalının yaptığı masrafları yüksek göstermesi nedeniyle aralarında sorun çıktığını, müvekkilinin tesisten uzaklaşmak zorunda kaldığını, adi ortaklığın devamının imkansız hale geldiğini ileri sürerek adi ortaklığın feshini ve tasfiyesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının, 1999 yılının Haziran ayından itibaren tesisi işlettiğini, tesisten uzaklaştırılan müvekkilinin gelirinden mahrum kaldığını, tesisin bütün halinde kiralanması durumunda aylık gelirinin 5.000,00 TL'den az olmayacağını, davalının hisselerine isabet eden paya haksız olarak el atıldığını ileri sürerek 01.06.1999 tarihi ile dava tarihi arasındaki döneme ilişkin olarak 50.000,00 TL ecrimisil bedelinin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde; karşı yan ile aralarında adi ortaklığın mevcut olmadığını, tarafların 3 ortaklı limitet şirket kurduklarını savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacının limited şirketin feshini istemiş olması nedeniyle şirketin devamı açısından davacının şirketten ihracını talep etmiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl dosyada davacı/ karşı davalı tarafın taleplerinin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini kapsadığı, bozma ilamı doğrultusunda görevlendirilen tasfiye memurlarının sunduğu kök ve ek raporlara göre; tasfiye memurlarının görevlendirme tarihi itibariyle adi ortaklığa konu binanın 355.630,14 TL, köprünün 13.056,00 TL, su bendinin 27.200,00 TL, su kanallarının 39.168,00 TL, balık havuzlarının 54.400,00 TL, yolların 15.172,50 TL değerinde olduğu, böylelikle aktif varlıkların toplamının 504.626,64 TL olarak hesaplandığı, pasif varlıkların tespitinin yapılamadığı, bu tarih itibariyle davacının payına düşen tasfiye payı alacağının 252.313,32 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasında ortaklık payı ve tasfiye payı konusunda anlaşma bulunmadığından yanların artık değer üzerinde 1/2'şer hisseye sahip oldukları, davacı/ karşı davalı ...'nın, ortaklığın sona erdiği 01.06.1999 tarihi itibariyle tasfiye payının ise 6.569,87 TL olduğu gerekçesi ile;
asıl davanın davalı ... yönünden kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, davaya konu 6.569,87 TL'nin asıl davada davalı ...'ndan alınarak davacının mirasçılarına verilmesine, adi ortaklığın tarafı olmadığı anlaşılan dahili davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, şartları oluşmadığından birleşen ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi; karşı dava, limited şirket ortaklığından çıkarma; birleşen dava ise ecrimisil istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dahili davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; gerekçeli kararın, dahili davalı ...'e 05.02.2024 tebliğ edilmesine rağmen, adı geçenin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesinde öngörülen 15 günlük sürenin geçmesinden sonra 05.07.2024 günü temyiz dilekçesini verdiği anlaşıldığından, dahili davalının temyiz isteminin süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı/karşı davalı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı/karşı davacı vekilinin, birleşen ve karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
3.Asıl ve birleşen davada davacı/karşı davalı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı/karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; asıl dava adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece 09.12.2020 tarihli bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Uyulan bozma ilamında ortakların anlaşarak, anlaşamamaları durumunda ise tasfiye işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişinin tasfiye memuru olarak re'sen atanmasının gerektiği belirtildikten sonra atanan tasfiye memurlarının, bozma ilamında ayrıntılı olarak belirtilen şekilde en az üçer aylık periyotlarla üç aşamada adi ortaklığı sona erdirmek üzere tasfiye işlemlerini (Adi ortaklığın mal varlığının net olarak belirlenmesi, bilançonun taraflara tebliğ edilmesi, mal varlığının satış ve nakde çevrilmesi, malların bulunmaması halinde bilirkişice değerlerinin tespiti yoluna gidilmesi, borçların, avansların vs.
düşürülmesinden sonra son bilançonun hazırlanması) yerine getirmeleri gerekirken, tasfiye memurlarının, adi ortaklığın hali hazırda mal varlığının olmasına rağmen adi ortaklığı sona erdirecek şekilde (satış vs.) işlemleri yerine getirmeyip, durum tespiti yaparak alacak verecek borç ilişkisini içerir tarzda rapor sundukları, mahkemenin de rapor doğrultusunda hüküm kurduğu anlaşılmıştır.
Daha önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere; adi ortaklığın tasfiyesinin bizzat Mahkemece yerine getirilmesi amacına yönelik olarak hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından üç aşamada gerçekleştirilmelidir.
Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir.
İkinci aşamada; ortaklığın mal varlığına ilişkin satış ve nakte çevirme işlemi (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 634 ve devamı maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse, değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır.
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan herbirinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
Hal böyle olunca Mahkemece; adi ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesinin ayrı ayrı hukuki işlemler olduğu, adi ortaklık hükümleri gereğince tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibari ile yapılması gerektiği ve tarafların sona eren ortaklığın tasfiyesi hususunda anlaşamadıkları gözetilerek, ortaklığın sona ermesinin yasal sonucu olan tasfiyenin de yukarıda açıklanan sıra ve yöntem titizlikle izlenerek ve Dairemizin önceki bozma ilamları da dikkate alınarak bizzat yaptırılması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, değinilen bu yönler dikkate alınmadan, sadece ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin tasfiye memuru tayinine karar verilip sunulan rapor doğrultusunda eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalının temyiz isteminin süre nedeni ile reddine, (2) bendi gereğince bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı - karşı davalı vekilinin, asıl ve birleşen davada davalı - karşı davacı vekilinin, birleşen ve karşı davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bent uyarınca asıl davaya ilişkin Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde temyiz edenlere iadesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130333500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz