İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3388 E. 2020/5112 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibraz süresi↗ imza incelemesi↗ eş rızası↗ mahsup↗ istirdat↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, davacının rızası ile ve usulüne uygun olarak kredi kullandığını davalının ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasında yaptığı itirazın iptaline karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 2013/12587 Esas, 2013/18989 Karar sayılı 27.11.2013 tarihli ilamıyla “Davacı, kredi sözleşmesinde imzanın kendisine ait olmadığını belirterek icra takibi sonucunda davalı bankaya ödediği bedelin iadesini istemiş ve kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya aidiyetinin belirlenemediğine dair rapora istinaden davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Davalı banka vekili, bu sözleşmeye istinaden davacıya ödemeler yapıldığını, ödemelerin bizzat davacı tarafından alındığını savunmuştur. Bankadan davacıya yapılan kredi ödemelerinin belgeleri getirtilerek kredi sözleşmesi ile birlikte bu ödemelere ilişkin evraklar üzerinde yeniden uzman bilirkişi kurulu tarafından inceleme yaptırılarak kredinin bizzat davacı tarafından alınıp alınmadığı tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyizi üzerine, Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 2015/4217 Esas, 2015/8049 Karar sayılı ve 01.06.2015 tarihli ilamında "Davacı, davalı banka personelinin kendisi adına kredi çekip kullandığını, davalı bankanın ise icra takibi yaparak haksız şekilde bu kredi alacağını tahsil ettiğini ileri sürerek fazladan ödediği bu tutarın istirdatını istemiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde davacı adına 15/01/2008 tarihinde yeni bir kredi sözleşmesi imzalanıp 9.000,00 TL limitle kredi açıldığı, bu krediden davacının 28/03/2007 tarihinde kullandığı 4.500,00 TL'lik kredi hesabındaki bakiye 3.252,00 TL asıl alacak ve ferilerine mahsup yapıldığı ve bu ilk hesabın kapatıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının ikinci kredi sözleşmesinde imzası bulunmasa dahi açılan yeni kredi hesabından kendi borcu kapatıldığı için kapatılan bu tutar nedeniyle sorumludur. Öte yandan 15/01/2008 tarihinde açılan hesaptan banka personeli dava dışı Burcu Biçer hesabına 5.300,00 TL'lik havale yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının anılan havale talimatında imzasının bulunduğu, ancak bu imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde incelemenin yapılmadığı, bu durumda bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece; havale talimat belgesi aslı üzerinde imza incelemesi yaptırılarak imzanın davacıya ait çıkması halinde davacının ikinci krediyi de kullandığının kabulü, aksi halde ikinci kredinin 5.300,00 TL'lik bölümünden sorumlu tutulmaması gerekir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı banka vekiline dayandıkları havale talimatı aslının ibrazı için süre verildiği, ayrıca davalı bankaya yazı yazılarak imza incelemesi için belge aslının istenildiği, davalının talimat aslının bulunmadığını bildirdiği, belge aslı olmadan imza incelemesi yapılması mümkün olmadığından fotokopi belgeye delil olarak değer verilmeyerek, mahkemece benimsenen 09.01.2018 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davalı bankanın davacıdan yaptığı tahsilat haksız olduğundan davanın kabulüne, davacının başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, alacak likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, havale talimat belgesi aslının davalı tarafından mahkemeye ibraz edilmemiş olması nedeniyle kabul edilmiş olup, temyiz aşamasında dilekçe ekinde mahkemesine sunulduğu görülmekle, belge üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olması halinde borcu söndüreceği anlaşılmakla, mahkemece havale talimat belgesi aslı üzerinde imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde inceleme yapılmasının temini için kararın usulen bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6367 E. 2023/6109 K.
Ortak:imza incelemesi · eş rızası · mahsup · havale · kredi sözleşmesi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı banka vekiline dayandıkları «havale» talimatı aslının «ibrazı» için süre verildiği, ayrıca davalı bankaya yazı yazılarak «imza incelemesi» için belge aslının istenildiği, davalının talimat aslının bulunmadığını bildirdiği, belge aslı olmadan imza incelemesi yapılması mümkün olmadığından fotokopi belgeye delil olarak değer verilmeyerek, mahkemece benimsenen 09.01.2018 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davalı bankanın davacıdan yaptığı tahsilat haksız olduğundan davanın kabulüne, davacının başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, alacak likit olduğundan davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan «bilirkişi incelemesinde» davacı adına 15/01/2008 tarihinde yeni bir «kredi sözleşmesi» imzalanıp 9.000,00 TL limitle kredi açıldığı, bu krediden davacının 28/03/2007 tarihinde kullandığı 4.500,00 TL'lik kredi hesabındaki bakiye 3.252,00 TL «asıl alacak» ve ferilerine «mahsup» yapıldığı ve bu ilk hesabın kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; «havale» talimat belgesi aslı üzerinde «imza incelemesi» yaptırılarak imzanın davacıya ait çıkması halinde davacının ikinci krediyi de kullandığının kabulü, aksi halde ikinci kredinin 5.300,00 TL'lik bölümünden sorumlu tutulmaması gerekir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin 01.06.2015 tarihli, 2015/4217 E. ve 2015/8049 K. sayılı kararı ile yeni bir «kredi sözleşmesi» ile davacı adına açılan krediden davacının daha önce kullandığı kredi hesabındaki bakiye 3.252,00 TL «asıl alacak» ve ferilerine «mahsup» yapılması nedeni ile yeni kredi hesabından kendi borcu kapatıldığı için kapatılan bu tutar nedeni ile sorumlu olduğu belirtilerek 15.01.2008 tarihinde açılan hesaptan banka personeli hesabına 5.300,00 TL'lik «havale» yapıldığı, davacının anılan havale talimatında imzasının bulunduğu ancak bu imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde inceleme yapılmadığından bozma gereğinin yerine getirilmediği, mahkemece havale talimat belgesi aslı üzerinde «imza incelemesi» yaptırılarak imzanın davacıya ait çıkması halinde davacının ikinci krediyi de kullandığının kabulü, aksi halde ikinci kredinin 5.300,00 TL'lik bölümünden sorumlu t …
İcra Dairesinin 2010/6432 E. sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 8.434,29 TL «asıl alacak» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacak üzerinden taktiren %40 oranında hesaplanan 3.373,72 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… lı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kredinin davacı tarafından kullanıldığı, bu para ile davacının bankaya olan borcunun kapatıldığı, kalan miktarın ise davacının «mevduat hesabına» yatırılarak davacının talimatları ile «havale» yapıldığı hususlarının dosya kapsamındaki belge ve beyanlardan anlaşıldığı, bilirkişi raporu ve Yargıtay kararları çerçevesinde davacının herhangi bir alacağının olmadığının ispatlandığı, dosyadaki belgelerdeki imzaların davacıya ait olduğunu, davacının ikinci krediyi kullandığını, icra takibindeki alacak talebinin yerinde olmadığının kabulü gerektiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen tutar içerisine «işlemiş faiz» ve vergilerin de «dahil» edildiğini, davacının talebi içerisinde işlemiş faiz de bulunduğundan ödenmiş faiz alacağına yeniden faiz işletilmesinin hukuka aykırı olacağını, %40 oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin kabul edilememekle birlikte alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu nedenlerle bozul …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat hesabı · işlemiş faiz · dahili dava
Benzer bu kararda… lı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kredinin davacı tarafından kullanıldığı, bu para ile davacının bankaya olan borcunun kapatıldığı, kalan miktarın ise davacının «mevduat hesabına» yatırılarak davacının talimatları ile «havale» yapıldığı hususlarının dosya kapsamındaki belge ve beyanlardan anlaşıldığı, bilirkişi raporu ve Yargıtay kararları çerçevesinde davacının herhangi bir alacağının olmadığının ispatlandığı, dosyadaki belgelerdeki imzaların davacıya ait olduğunu, davacının ikinci krediyi kullandığını, icra takibindeki alacak talebinin yerinde olmadığının kabulü gerektiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen tutar içerisine «işlemiş faiz» ve vergilerin de «dahil» edildiğini, davacının talebi içerisinde işlemiş faiz de bulunduğundan ödenmiş faiz alacağına yeniden faiz işletilmesinin hukuka aykırı olacağını, %40 oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin kabul edilememekle birlikte alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu nedenlerle bozul …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/864 E. 2019/6424 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı banka vekiline dayandıkları «havale» talimatı aslının «ibrazı» için süre verildiği, ayrıca davalı bankaya yazı yazılarak «imza incelemesi» için belge aslının istenildiği, davalının talimat aslının bulunmadığını bildirdiği, belge aslı olmadan imza incelemesi yapılması mümkün olmadığından fotokopi belgeye delil olarak değer verilmeyerek, mahkemece benimsenen 09.01.2018 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davalı bankanın davacıdan yaptığı tahsilat haksız olduğundan davanın kabulüne, davacının başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, alacak likit olduğundan davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, «havale» talimat belgesi aslının davalı tarafından mahkemeye «ibraz» edilmemiş olması nedeniyle kabul edilmiş olup, temyiz aşamasında dilekçe ekinde mahkemesine sunulduğu görülmekle, belge üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olması halinde borcu söndüreceği anlaşılmakla, mahkemece havale talimat belgesi aslı üzerinde imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde inceleme yapılmasının temini için kararın usulen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile Dairemiz bozma ilamında yer verilen 13/01/2009 tarihli “Muvafakatname” başlıklı belgenin aslının davalı tarafça «ibraz» edildiğinin ve incelendiğinin anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 18.000,00 TL «maddi tazminat» ile 8.000,00 TL manevi tazminatın 12/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10534 E. 2014/15673 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı banka vekiline dayandıkları «havale» talimatı aslının «ibrazı» için süre verildiği, ayrıca davalı bankaya yazı yazılarak «imza incelemesi» için belge aslının istenildiği, davalının talimat aslının bulunmadığını bildirdiği, belge aslı olmadan imza incelemesi yapılması mümkün olmadığından fotokopi belgeye delil olarak değer verilmeyerek, mahkemece benimsenen 09.01.2018 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davalı bankanın davacıdan yaptığı tahsilat haksız olduğundan davanın kabulüne, davacının başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, alacak likit olduğundan davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, «havale» talimat belgesi aslının davalı tarafından mahkemeye «ibraz» edilmemiş olması nedeniyle kabul edilmiş olup, temyiz aşamasında dilekçe ekinde mahkemesine sunulduğu görülmekle, belge üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olması halinde borcu söndüreceği anlaşılmakla, mahkemece havale talimat belgesi aslı üzerinde imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde inceleme yapılmasının temini için kararın usulen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının dayandığı makbuz asıllarını dosyaya sunmadığı, belge aslı «ibraz» edilmeden fotokopiye dayalı olarak hüküm verilemeyeceği, davacının para yatırdığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3388 E. , 2020/5112 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02.10.2018 tarih ve 2015/645 - 2018/209 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının personelinin davacı adına kredi çekip kullandığını, davalının icra takibi yaparak haksız şekilde davacıdan bu kredi alacağını tahsil ettiğini, davacının icra takibi sonucunda ödediği bu miktarı tahsil etmek için yaptığı icra takibinin, davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini, davalı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendi imzaladığı kredi sözleşmesi gereğince kredi kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, davacının rızası ile ve usulüne uygun olarak kredi kullandığını davalının ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasında yaptığı itirazın iptaline karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 2013/12587 Esas, 2013/18989 Karar sayılı 27.11.2013 tarihli ilamıyla “Davacı, kredi sözleşmesinde imzanın kendisine ait olmadığını belirterek icra takibi sonucunda davalı bankaya ödediği bedelin iadesini istemiş ve kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya aidiyetinin belirlenemediğine dair rapora istinaden davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davalı banka vekili, bu sözleşmeye istinaden davacıya ödemeler yapıldığını, ödemelerin bizzat davacı tarafından alındığını savunmuştur. Bankadan davacıya yapılan kredi ödemelerinin belgeleri getirtilerek kredi sözleşmesi ile birlikte bu ödemelere ilişkin evraklar üzerinde yeniden uzman bilirkişi kurulu tarafından inceleme yaptırılarak kredinin bizzat davacı tarafından alınıp alınmadığı tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyizi üzerine, Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 2015/4217 Esas, 2015/8049 Karar sayılı ve 01.06.2015 tarihli ilamında "Davacı, davalı banka personelinin kendisi adına kredi çekip kullandığını, davalı bankanın ise icra takibi yaparak haksız şekilde bu kredi alacağını tahsil ettiğini ileri sürerek fazladan ödediği bu tutarın istirdatını istemiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde davacı adına 15/01/2008 tarihinde yeni bir kredi sözleşmesi imzalanıp 9.000,00 TL limitle kredi açıldığı, bu krediden davacının 28/03/2007 tarihinde kullandığı 4.500,00 TL'lik kredi hesabındaki bakiye 3.252,00 TL asıl alacak ve ferilerine mahsup yapıldığı ve bu ilk hesabın kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının ikinci kredi sözleşmesinde imzası bulunmasa dahi açılan yeni kredi hesabından kendi borcu kapatıldığı için kapatılan bu tutar nedeniyle sorumludur. Öte yandan 15/01/2008 tarihinde açılan hesaptan banka personeli dava dışı Burcu Biçer hesabına 5.300,00 TL'lik havale yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının anılan havale talimatında imzasının bulunduğu, ancak bu imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde incelemenin yapılmadığı, bu durumda bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece; havale talimat belgesi aslı üzerinde imza incelemesi yaptırılarak imzanın davacıya ait çıkması halinde davacının ikinci krediyi de kullandığının kabulü, aksi halde ikinci kredinin 5.300,00 TL'lik bölümünden sorumlu tutulmaması gerekir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı banka vekiline dayandıkları havale talimatı aslının ibrazı için süre verildiği, ayrıca davalı bankaya yazı yazılarak imza incelemesi için belge aslının istenildiği, davalının talimat aslının bulunmadığını bildirdiği, belge aslı olmadan imza incelemesi yapılması mümkün olmadığından fotokopi belgeye delil olarak değer verilmeyerek, mahkemece benimsenen 09.01.2018 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davalı bankanın davacıdan yaptığı tahsilat haksız olduğundan davanın kabulüne, davacının başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, alacak likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, havale talimat belgesi aslının davalı tarafından mahkemeye ibraz edilmemiş olması nedeniyle kabul edilmiş olup, temyiz aşamasında dilekçe ekinde mahkemesine sunulduğu görülmekle, belge üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olması halinde borcu söndüreceği anlaşılmakla, mahkemece havale talimat belgesi aslı üzerinde imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde inceleme yapılmasının temini için kararın usulen bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/630291500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz