Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4825 E. 2020/4971 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedelsizlik iddiası↗ kayıtsız şartsız borç ikrarı↗ teminat çeki↗ çek ile ödeme↗ imza yetkisi↗ borç ikrarı↗ yetkili hamil↗ lehdar↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ karine↗ ciranta↗ tahsilde tekerrür↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ şikayet↗ basiretli tacir↗ ikrar↗ ciro↗ dolandırıcılık↗ garantörlük↗ tbk 99↗ hamil↗ keşideci↗ temlik↗ çek↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ dahili dava↗ teminat↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı hakkında tefecilik suçundan açılan ve beraat kararı verilen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinde yarar görülmediği, uyuşmazlığın çözümünün hukuki değerlendirmeye bağlı olduğu, davacının çeklerin lehtar ve cirantası durumunda olduğundan çeklerden sorumlu olduğu, keşideci yönünden temsil ve imza yetkisi hususlarında ileri sürdüğü iddiaların davanın esasına tesir etmeyeceği, davacının para almadan iki ayrı çek verdiğine dair iddiasının olağan hayat akışına ve basiretli tacir davranışına aykırı olduğu ve çeklerin düzenlenip verilmiş olmasının karşılığında bir para alındığına karine olduğu, bu karinenin aksinin ancak yazılı yahut kesin delillerle ispat edilebileceği, her ne kadar ...'ın süreçte çelişkili ifadeleri varsa da, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiyi sağlayan bu kişinin kendi aleyhine olacak biçimde beyan ve ifade vermesinin makul olmadığı, davalı ...’in çek bedelleri kadar takip yapmadığı, sadece ödediğini iddia ettiği 280.000 USD karşılığı olmak üzere takip yaptığı ve çekin kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiği nazara alındığında, davacının çek karşılığında para almadığı iddiasını destekleyecek hiçbir veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartlar oluşmadığından davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince,davacı takip konusu çeklerde lehtar ve ciranta durumunda olduğundan keşideci yönünden temsil ve imza yetkisi hususlarında ileri sürdüğü iddiaların eldeki davayı etkilemeyeceği ve davacının ciranta sıfatıyla çeklerden sorumlu olduğu, davacı tarafça takip konusu çeklerin teminat çeki olduğu iddia edilmekte olup çek ödeme vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği,davalı tarafından 280.000 USD borç verildiği iddia olunmakta olup Bursa 16.İcra Müdürlüğü 2011/13793 esas sayılı dosyası ile anılan miktarın TL değeri üzerinden takip başlatıldığı, aynı İcra Müdürlüğü’nün 2011/15173 esas sayılı dosyasında ise yine aynı miktar üzerinden ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip yapıldığından davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamına göre mahkeme kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, icra takibine konu iki ayrı çekten dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davaya konu çeklerde, davacı ... lehdar ciranta, davalı ... ikinci ciranta, diğer davalı ... ise çeki ciro yolu ile davalı ...’dan devir ve temlik alan 3. ciranta ve yetkili hamil konumundadır.
Davalı ... davacının bedelsizlik iddiası konusunda 17.12.2013 tarihli celsede ; “Ben Garanti Bankasında nakit yönetmeni olarak çalışıyordum. ...'i de banka müşterisi olduğu için tanıyorum. ...'i de yine bankadan dolayı tanıyorum. ...'in paraya ihtiacı vardı. Kendisini ...'e götürdüm. Orada konuşuldu ve 280.000 USD talep ettik. Kendisi bize bu parayı temin edip verebileceğini söyledi. Karşılığında da teminat olarak bizden çek talep etti. Biz de çeki verebileceğimizi söyledik. Bu şekilde kendisini tanıyıp güvendiğimden çeki parayı henüz almadan verdik......280.000 USD ...'den alınamadı.’’şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalının bu beyanı dikkate alındığında çeklerin bedelsiz olduğu bu davalı yönünden subüta ermiş bulunmaktadır. Bu nedenle davalı ... yönünden davanın kabul edilmesi gerekirken reddedilmesi doğru olmamıştır.
Davacının diğer davalı ...’e yönelik davasında ise; davacı, dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunu bilerek kötüniyetle bu davalı tarafından ciro ile alındığını iddia ettiğine göre TTK’ nun 687 maddesine göre " poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Meğer ki hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmü gereği bu iddiasını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Ancak mahkemece davacı tarafından delil dilekçesinde gösterilen kötüniyete ilişkin deliller toplanmamıştır.
Kötüniyet iddiası davacı tarafından ispatlandığı takdirde bu davalı hakkındaki davanın da TTK’nun 687. maddesi gereğince kabulü gerekir.
Kötüniyet iddiası ceza davası dışında ispat edildiğinde ceza davası sonucunun beklenmesine gerek olmayacaktır.
Kötüniyet iddiası davacı tarafından ispat edilemediği takdirde ise; davacının şikayeti üzerine her iki davalı hakkında dava konusu çeklerle ilgili tefecilik ve dolandırıcılık suçundan açılan Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/540 esas sayılı dosyasındaki ceza davası beraat kararı ile sonuçlanmış ise de Maliye Hazine vekilince temyiz edilmiş, dosya halen Yargıtay’da olup henüz kesinleşmemiştir. Bu kararın Yargıtay incelemesi sonucu bozulması ve her iki sanığın müsnet suçtan mahkum olmaları ve kararın kesinleşmesi halinde TBK'nun 74. madde ( BK. 53 m.) uyarınca ceza davasında verilecek mahkumiyet kararının dayandığı maddi vakalar hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olacağından ceza davası kararının sonucu beklenmeksizin karar verilmeside doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1163 E. 2023/1231 K.
Ortak:bedelsizlik iddiası · kayıtsız şartsız borç ikrarı · teminat çeki · çek ile ödeme · imza yetkisi · borç ikrarı · lehdar · tahsilde tekerrür olmaması · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince,davacı takip konusu çeklerde «lehtar» ve «ciranta» durumunda olduğundan «keşideci» yönünden «temsil» ve «imza yetkisi» hususlarında ileri sürdüğü iddiaların eldeki davayı etkilemeyeceği ve davacının ciranta sıfatıyla çeklerden sorumlu olduğu, davacı tarafça takip konusu çeklerin «teminat çeki» olduğu iddia edilmekte olup «çek ödeme» vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği,davalı tarafından 280.000 USD borç verildiği iddia olunmakta olup Bursa 16.İcra Müdürlüğü 2011/13793 esas sayılı dosyası ile anılan miktarın TL değeri üzerinden takip başlatıldığı, aynı İcra Müdürlüğü’nün 2011/15173 esas sayılı dosyasında ise yine aynı miktar üzerinden ve «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla takip yapıldığından davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamına göre mahkeme kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle d …
… eraat kararı verilen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinde yarar görülmediği, uyuşmazlığın çözümünün hukuki değerlendirmeye bağlı olduğu, davacının çeklerin «lehtar» ve «cirantası» durumunda olduğundan çeklerden sorumlu olduğu, «keşideci» yönünden «temsil» ve «imza yetkisi» hususlarında ileri sürdüğü iddiaların davanın esasına tesir etmeyeceği, davacının para almadan iki ayrı «çek» verdiğine dair iddiasının olağan hayat akışına ve «basiretli tacir» davranışına aykırı olduğu ve çeklerin düzenlenip verilmiş olmasının karşılığında bir para alındığına «karine» olduğu, bu karinenin aksinin ancak yazılı yahut «kesin» delillerle ispat edilebileceği, her ne kadar ...'ın süreçte çelişkili ifadeleri varsa da, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiyi sağlayan bu kişinin kendi aleyhine olacak biçimde beyan ve ifade vermesinin makul olmadığı, davalı ...’in çek bedelleri kadar takip yapmadığı, sadece ödediğini iddia ettiği 280.000 USD karşılığı olmak üzere takip yaptığı ve çekin «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerdiği nazara alındığında, davacının çek karşılığında para almadığı iddiasını destekleyecek hiçbir veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartlar oluşmadığından davacı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davaya konu çeklerde, davacı ... «lehdar» «ciranta», davalı ... ikinci ciranta, diğer davalı ... ise çeki «ciro» yolu ile davalı ...’dan devir ve «temlik» alan 3. ciranta ve «yetkili hamil» konumundadır.
Benzer bu kararda… eraat kararı verilen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinde yarar görülmediği, uyuşmazlığın çözümünün hukuki değerlendirmeye bağlı olduğu, davacının çeklerin «lehtar» ve «cirantası» durumunda olduğundan çeklerden sorumlu olduğu, «keşideci» yönünden «temsil» ve «imza yetkisi» hususlarında ileri sürdüğü iddiaların davanın esasına tesir etmeyeceği, davacının para almadan iki ayrı «çek» verdiğine dair iddiasının olağan hayat akışına ve «basiretli tacir» davranışına aykırı olduğu ve çeklerin düzenlenip verilmiş olmasının karşılığında bir para alındığına «karine» olduğu, bu karinenin aksinin ancak yazılı yahut «kesin» delillerle ispat edilebileceği, her ne kadar ...'ın süreçte çelişkili ifadeleri varsa da, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiyi sağlayan bu kişinin kendi aleyhine olacak biçimde beyan ve ifade vermesinin makul olmadığı, davalı ...’in çek bedelleri kadar takip yapmadığı, sadece ödediğini iddia ettiği 280.000,00 USD karşılığı olmak üzere takip yaptığı ve çekin «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerdiği nazara alındığında, davacının çek karşılığında para almadığı iddiasını destekleyecek hiçbir veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartlar oluşmadığından davacı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.11.2018 tarihli ve 2018/256 E., 2018/1051 K. sayılı kararı ile davacı takip konusu çeklerde «lehtar» ve «ciranta» durumunda olduğundan «keşideci» yönünden «temsil» ve «imza yetkisi» hususlarında ileri sürdüğü iddiaların eldeki davayı etkilemeyeceği ve davacının ciranta sıfatıyla çeklerden sorumlu olduğu, davacı tarafça takip konusu çeklerin «teminat çeki» olduğu iddia edilmekte olup «çek ödeme» vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği, davalı tarafından 280.000,00 USD borç verildiği …
… olması ve durumunu bilen diğer davalı ...’ın nakit parayı diğer davalıdan temin edeceğini söylemesi üzerine davacının, davalı ...’a keşide etme yetkisi olmadığından «sahte imza» ile keşide edilen «lehdarı» olduğu çekleri diğer davalıya verilmek üzere verdiğini, ancak davalı ...’in nakit para vermediğini ve çekleri de iade etmediğini, davalılarla herhangi bir ticari ilişkisi olmayan davacının «bedelsiz» çekler için davalı ... tarafından başlatılan takibin haksız olduğunu ileri sürerek icra dosyalarından dolayı borçlu bulunulmadığının tespitini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kişisel defi · iyiniyetli hamil · kötü niyetli iktisap · sahte imza · icra hukuk mahkemesi · iyiniyet · kazanılmış hak · kötü niyet tazminatı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının her iki icra takibinden dolayı «icra hukuk» mahkemelerinde de dava açıldğından bu davayı açmasında «hukuki yararı» olmadığını, 280.000,00 USD karşılığı takip yapıldığını, ikinci takibin «tahsilde tekerrür» etmemek kaydıyla hak «kaybı» olmaması için yapıldığını, sahte «keşideci» imzalı çekleri bilerek cirolayan davacının bu iddiasına sığınamayacağını, çekte «lehdar» ve «ciranta» olan davacının imzasını kabul ettiğini ve davalı «iyiniyetli hamile» karşı «kişisel defilerini» ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ının 1.400.000,00 TL'nin çok çok altında oluşu (ki 08.05.2011 tarihli USD kuruna göre 280.000,00 USD'nin karşılığı yaklaşık olarak 432.000,00 TL'dir.) davalı ...'in «iyiniyetli hamil» olmadığı, her ne kadar sanık ... hakkında tefecilik suçundan beraat kararı verilmişse de, davalının iyiniyetli hamil olmadığı, davalı ...'in karşılık bedelini vermediği halde davaya konu çekleri takibe konu ettiği, davalı ... yönünden davacı aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığından şartları oluşmamakla «kötü niyet tazminatı» istemi reddi gerektiği, davalı ... yönünden takip konusu yapılan 991.200,00 TL'nin %40'ı tutarında «icra inkar tazminatının» davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiğinden, davanın kabulü ile ...
… olması ve durumunu bilen diğer davalı ...’ın nakit parayı diğer davalıdan temin edeceğini söylemesi üzerine davacının, davalı ...’a keşide etme yetkisi olmadığından «sahte imza» ile keşide edilen «lehdarı» olduğu çekleri diğer davalıya verilmek üzere verdiğini, ancak davalı ...’in nakit para vermediğini ve çekleri de iade etmediğini, davalılarla herhangi bir ticari ilişkisi olmayan davacının «bedelsiz» çekler için davalı ... tarafından başlatılan takibin haksız olduğunu ileri sürerek icra dosyalarından dolayı borçlu bulunulmadığının tespitini talep etmiştir.
Organize Sanayi şubesine ait 30.05.2011 tarihli 900.000,00 TL bedelli «çek» dolayısıyla davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı ... yönünden davacı aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığından şartları oluşmamakla «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine, davalı ... yönünden takip konusu yapılan 991.200,00 TL'nin %40'ı tutarında «icra inkar tazminatının» davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
-
İhtiyati haciz | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9842 E. 2015/9918 K.
Ortak:ciranta · teminat
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince,davacı takip konusu çeklerde «lehtar» ve «ciranta» durumunda olduğundan «keşideci» yönünden «temsil» ve «imza yetkisi» hususlarında ileri sürdüğü iddiaların eldeki davayı etkilemeyeceği ve davacının ciranta sıfatıyla çeklerden sorumlu olduğu, davacı tarafça takip konusu çeklerin «teminat çeki» olduğu iddia edilmekte olup «çek ödeme» vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği,davalı tarafından 280.000 USD borç verildiği iddia olunmakta olup Bursa 16.İcra Müdürlüğü 2011/13793 esas sayılı dosyası ile anılan miktarın TL değeri üzerinden takip başlatıldığı, aynı İcra Müdürlüğü’nün 2011/15173 esas sayılı dosyasında ise yine aynı miktar üzerinden ve «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla takip yapıldığından davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamına göre mahkeme kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle d …
… eraat kararı verilen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinde yarar görülmediği, uyuşmazlığın çözümünün hukuki değerlendirmeye bağlı olduğu, davacının çeklerin «lehtar» ve «cirantası» durumunda olduğundan çeklerden sorumlu olduğu, «keşideci» yönünden «temsil» ve «imza yetkisi» hususlarında ileri sürdüğü iddiaların davanın esasına tesir etmeyeceği, davacının para almadan iki ayrı «çek» verdiğine dair iddiasının olağan hayat akışına ve «basiretli tacir» davranışına aykırı olduğu ve çeklerin düzenlenip verilmiş olmasının karşılığında bir para alındığına «karine» olduğu, bu karinenin aksinin ancak yazılı yahut «kesin» delillerle ispat edilebileceği, her ne kadar ...'ın süreçte çelişkili ifadeleri varsa da, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiyi sağlayan bu kişinin kendi aleyhine olacak biçimde beyan ve ifade vermesinin makul olmadığı, davalı ...’in çek bedelleri kadar takip yapmadığı, sadece ödediğini iddia ettiği 280.000 USD karşılığı olmak üzere takip yaptığı ve çekin «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerdiği nazara alındığında, davacının çek karşılığında para almadığı iddiasını destekleyecek hiçbir veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartlar oluşmadığından davacı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davaya konu çeklerde, davacı ... «lehdar» «ciranta», davalı ... ikinci ciranta, diğer davalı ... ise çeki «ciro» yolu ile davalı ...’dan devir ve «temlik» alan 3. ciranta ve «yetkili hamil» konumundadır.
Benzer bu karardaBonoya dayalı «ihtiyati haciz» isteminde; yetkili mahkeme; borçlunun «yerleşim yeri», «bonoda» gösterilen «ödeme yeri», bonoda ödeme yeri gösterilmemişse; bononun düzenlendiği yer, «ciranta» aleyhine ihtiyati haciz isteniyorsa cirantanın yerleşim yeri mahkemesi ihtiyati haciz kararı vermeye yetkilidir.
Bu hususlara göre; mahkemenin yetkili olup olmadığını başka bir anlatımla itiraz edenin «yetki» konusundaki itirazı hakkında karar verilmeksizin «teminat» iddiasının açılacak «menfi tespit» davasında değerlendirileceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme yeri · yerleşim yeri · ihtiyati haciz · bono · yetki · haciz · menfi tespit
Benzer bu karardaBonoya dayalı «ihtiyati haciz» isteminde; yetkili mahkeme; borçlunun «yerleşim yeri», «bonoda» gösterilen «ödeme yeri», bonoda ödeme yeri gösterilmemişse; bononun düzenlendiği yer, «ciranta» aleyhine ihtiyati haciz isteniyorsa cirantanın yerleşim yeri mahkemesi ihtiyati haciz kararı vermeye yetkilidir.
Dava «bonoya» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Bu hususlara göre; mahkemenin yetkili olup olmadığını başka bir anlatımla itiraz edenin «yetki» konusundaki itirazı hakkında karar verilmeksizin «teminat» iddiasının açılacak «menfi tespit» davasında değerlendirileceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4881 E. 2021/1035 K.
Ortak:ciranta · hamil · keşideci · kötüniyet · temsil
İncelediğiniz kararda… eraat kararı verilen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinde yarar görülmediği, uyuşmazlığın çözümünün hukuki değerlendirmeye bağlı olduğu, davacının çeklerin «lehtar» ve «cirantası» durumunda olduğundan çeklerden sorumlu olduğu, «keşideci» yönünden «temsil» ve «imza yetkisi» hususlarında ileri sürdüğü iddiaların davanın esasına tesir etmeyeceği, davacının para almadan iki ayrı «çek» verdiğine dair iddiasının olağan hayat akışına ve «basiretli tacir» davranışına aykırı olduğu ve çeklerin düzenlenip verilmiş olmasının karşılığında bir para alındığına «karine» olduğu, bu karinenin aksinin ancak yazılı yahut «kesin» delillerle ispat edilebileceği, her ne kadar ...'ın süreçte çelişkili ifadeleri varsa da, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiyi sağlayan bu kişinin kendi aleyhine olacak biçimde beyan ve ifade vermesinin makul olmadığı, davalı ...’in çek bedelleri kadar takip yapmadığı, sadece ödediğini iddia ettiği 280.000 USD karşılığı olmak üzere takip yaptığı ve çekin «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içerdiği nazara alındığında, davacının çek karşılığında para almadığı iddiasını destekleyecek hiçbir veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartlar oluşmadığından davacı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince,davacı takip konusu çeklerde «lehtar» ve «ciranta» durumunda olduğundan «keşideci» yönünden «temsil» ve «imza yetkisi» hususlarında ileri sürdüğü iddiaların eldeki davayı etkilemeyeceği ve davacının ciranta sıfatıyla çeklerden sorumlu olduğu, davacı tarafça takip konusu çeklerin «teminat çeki» olduğu iddia edilmekte olup «çek ödeme» vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği,davalı tarafından 280.000 USD borç verildiği iddia olunmakta olup Bursa 16.İcra Müdürlüğü 2011/13793 esas sayılı dosyası ile anılan miktarın TL değeri üzerinden takip başlatıldığı, aynı İcra Müdürlüğü’nün 2011/15173 esas sayılı dosyasında ise yine aynı miktar üzerinden ve «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla takip yapıldığından davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamına göre mahkeme kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle d …
Davaya konu çeklerde, davacı ... «lehdar» «ciranta», davalı ... ikinci ciranta, diğer davalı ... ise çeki «ciro» yolu ile davalı ...’dan devir ve «temlik» alan 3. ciranta ve «yetkili hamil» konumundadır.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, Yargıtay bozma ilamında esasa ilişkin bir hususa yer verilmediğinden taraflarca «kazanılmış hak» hususu gözetilerek takibe konu çekin «keşidecisine» ait imzanın davacı şirket «temsilcisi» olan ...'a ait olmadığı ve davalı ...’ın «son» «ciranta» ve «hamil» olması nedeniyle «kötüniyet tazminatının» şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve senedin iptaline, davalı ... aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kazanılmış hak · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, Yargıtay bozma ilamında esasa ilişkin bir hususa yer verilmediğinden taraflarca «kazanılmış hak» hususu gözetilerek takibe konu çekin «keşidecisine» ait imzanın davacı şirket «temsilcisi» olan ...'a ait olmadığı ve davalı ...’ın «son» «ciranta» ve «hamil» olması nedeniyle «kötüniyet tazminatının» şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve senedin iptaline, davalı ... aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4825 E. , 2020/4971 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.11.2017 tarih ve 2014/966 E- 2017/1321 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.11.2018 tarih ve 2018/526 E- 2018/1051 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 10.11.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... tarafından iki ayrı icra takibine konu edilen çekleri nakit para ihtiyacının olması ve durumunu bilen diğer davalı ...’ın nakit parayı diğer davalıdan temin edeceğini söylemesi üzerine davacının, davalı ...’a keşide etme yetkisi olmadığından sahte imza ile keşide edilen lehdarı olduğu çekleri diğer davalıya verilmek üzere verdiğini, ancak davalı ...’in nakit para vermediğini ve çekleri de iade etmediğini, davalılarla herhangi bir ticari ilişkisi olmayan davacının bedelsiz çekler için davalı ... tarafından başlatılan takibin haksız olduğunu belirterek icra dosyalarından dolayı borçlu bulunulmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının her iki icra takibinden dolayı icra hukuk mahkemelerinde de dava açıldğından bu davayı açmasında hukuki yararı olmadığını, 280.000 USD karşılığı takip yapıldığını, ikinci takibin tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla hak kaybı olmaması için yapıldığını, sahte keşideci imzalı çekleri bilerek cirolayan davacının bu iddiasına sığınamayacağını, çekte lehdar ve ciranta olan davacının imzasını kabul ettiğini ve davalı iyiniyetli hamile karşı kişisel defilerini ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... davaya cevap sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı hakkında tefecilik suçundan açılan ve beraat kararı verilen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinde yarar görülmediği, uyuşmazlığın çözümünün hukuki değerlendirmeye bağlı olduğu, davacının çeklerin lehtar ve cirantası durumunda olduğundan çeklerden sorumlu olduğu, keşideci yönünden temsil ve imza yetkisi hususlarında ileri sürdüğü iddiaların davanın esasına tesir etmeyeceği, davacının para almadan iki ayrı çek verdiğine dair iddiasının olağan hayat akışına ve basiretli tacir davranışına aykırı olduğu ve çeklerin düzenlenip verilmiş olmasının karşılığında bir para alındığına karine olduğu, bu karinenin aksinin ancak yazılı yahut kesin delillerle ispat edilebileceği, her ne kadar ...'ın süreçte çelişkili ifadeleri varsa da, davacı ile davalı ...
arasındaki ilişkiyi sağlayan bu kişinin kendi aleyhine olacak biçimde beyan ve ifade vermesinin makul olmadığı, davalı ...’in çek bedelleri kadar takip yapmadığı, sadece ödediğini iddia ettiği 280.000 USD karşılığı olmak üzere takip yaptığı ve çekin kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiği nazara alındığında, davacının çek karşılığında para almadığı iddiasını destekleyecek hiçbir veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartlar oluşmadığından davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince,davacı takip konusu çeklerde lehtar ve ciranta durumunda olduğundan keşideci yönünden temsil ve imza yetkisi hususlarında ileri sürdüğü iddiaların eldeki davayı etkilemeyeceği ve davacının ciranta sıfatıyla çeklerden sorumlu olduğu, davacı tarafça takip konusu çeklerin teminat çeki olduğu iddia edilmekte olup çek ödeme vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği,davalı tarafından 280.000 USD borç verildiği iddia olunmakta olup Bursa 16.İcra Müdürlüğü 2011/13793 esas sayılı dosyası ile anılan miktarın TL değeri üzerinden takip başlatıldığı, aynı İcra Müdürlüğü’nün 2011/15173 esas sayılı dosyasında ise yine aynı miktar üzerinden ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip yapıldığından davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamına göre mahkeme kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, icra takibine konu iki ayrı çekten dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davaya konu çeklerde, davacı ... lehdar ciranta, davalı ... ikinci ciranta, diğer davalı ... ise çeki ciro yolu ile davalı ...’dan devir ve temlik alan 3. ciranta ve yetkili hamil konumundadır.
Davalı ... davacının bedelsizlik iddiası konusunda 17.12.2013 tarihli celsede ; “Ben Garanti Bankasında nakit yönetmeni olarak çalışıyordum. ...'i de banka müşterisi olduğu için tanıyorum. ...'i de yine bankadan dolayı tanıyorum. ...'in paraya ihtiacı vardı. Kendisini ...'e götürdüm. Orada konuşuldu ve 280.000 USD talep ettik. Kendisi bize bu parayı temin edip verebileceğini söyledi. Karşılığında da teminat olarak bizden çek talep etti. Biz de çeki verebileceğimizi söyledik. Bu şekilde kendisini tanıyıp güvendiğimden çeki parayı henüz almadan verdik......280.000 USD ...'den alınamadı.’’şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalının bu beyanı dikkate alındığında çeklerin bedelsiz olduğu bu davalı yönünden subüta ermiş bulunmaktadır.
Bu nedenle davalı ... yönünden davanın kabul edilmesi gerekirken reddedilmesi doğru olmamıştır.
Davacının diğer davalı ...’e yönelik davasında ise; davacı, dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunu bilerek kötüniyetle bu davalı tarafından ciro ile alındığını iddia ettiğine göre TTK’ nun 687 maddesine göre " poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Meğer ki hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmü gereği bu iddiasını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Ancak mahkemece davacı tarafından delil dilekçesinde gösterilen kötüniyete ilişkin deliller toplanmamıştır.
Kötüniyet iddiası davacı tarafından ispatlandığı takdirde bu davalı hakkındaki davanın da TTK’nun 687. maddesi gereğince kabulü gerekir.
Kötüniyet iddiası ceza davası dışında ispat edildiğinde ceza davası sonucunun beklenmesine gerek olmayacaktır.
Kötüniyet iddiası davacı tarafından ispat edilemediği takdirde ise; davacının şikayeti üzerine her iki davalı hakkında dava konusu çeklerle ilgili tefecilik ve dolandırıcılık suçundan açılan Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/540 esas sayılı dosyasındaki ceza davası beraat kararı ile sonuçlanmış ise de Maliye Hazine vekilince temyiz edilmiş, dosya halen Yargıtay’da olup henüz kesinleşmemiştir. Bu kararın Yargıtay incelemesi sonucu bozulması ve her iki sanığın müsnet suçtan mahkum olmaları ve kararın kesinleşmesi halinde TBK'nun 74. madde ( BK. 53 m.) uyarınca ceza davasında verilecek mahkumiyet kararının dayandığı maddi vakalar hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olacağından ceza davası kararının sonucu beklenmeksizin karar verilmeside doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarih ve 2018/526 esas- 2018/1051 karar sayılı kararının BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 2.540.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/627156500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz