Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/3625 E. 2013/19873 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya↗ dolandırıcılık↗ taşıyıcı↗ çek↗ hasar↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve kısmen yararlanılan bilirkişi raporuna göre, davalı taşıyıcının oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 17.342,03 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma nedeniyle uğranılan zararın davalı taşıyıcıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı taşıyıcının hiçbir kusurunun bulunmadığı mütalaa edilmesine rağmen, mahkemece davalı taşıyıcının kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6762 sayılı TTK.’nın 781/1-3 maddesi gereğince, taşıyıcı ziya ve hasarın kendi kusuruna dayanmayan sebepten veya gönderenin verdiği emir ve talimatın tatbikinden ileri geldiğini ispat edecek olursa mesuliyetten kurtulur. Somut olayda, davacı şirket yetkilisi yaptığı telefon görüşmesi sonucunda, kendisini ... olarak tanıtan kişiye bilgisayar satmış, bu kişiden iki adet çek almış ve bu kişinin bildirdiği adrese satılan bilgisayarları göndermiştir. Yapılan savcılık soruşturması sonucunda düzenlenen iddianameye göre, kendisini ... olarak tanıtan kişi, gerçek ... olmayıp, gerçek ... bilgisayarların gönderildiği adresi de kullanmamaktadır. Zaten davacı da, ceza yargılaması sırasında talimatla alınan ifadesinde, kimliği bilinmeyen ancak kendisini ... olarak tanıtan sanık ...tarafından dolandırıldığını iddia etmiştir. Bu durumda, dolandırılan davacı olup davalı taşıyıcı sadece gönderenin bildirdiği adreste bulunan ve kendisini ... olarak tanıtan kişiye bilgisayarları teslim etmiş olduğundan sadece gönderenin talimatını yerine getirmiştir. Bu nedenle, zararın davalı taşıyıcının eyleminden doğmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8137 E. 2011/811 K.
Ortak:dolandırıcılık · çek
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı şirket yetkilisi yaptığı telefon görüşmesi sonucunda, kendisini ... olarak tanıtan kişiye bilgisayar satmış, bu kişiden iki adet «çek» almış ve bu kişinin bildirdiği adrese satılan bilgisayarları göndermiştir.
Zaten davacı da, ceza yargılaması sırasında talimatla alınan ifadesinde, kimliği bilinmeyen ancak kendisini ... olarak tanıtan sanık ...tarafından «dolandırıldığını» iddia etmiştir.
Bu durumda, «dolandırılan» davacı olup davalı «taşıyıcı» sadece gönderenin bildirdiği adreste bulunan ve kendisini ... olarak tanıtan kişiye bilgisayarları «teslim» etmiş olduğundan sadece gönderenin talimatını yerine getirmiştir.
Benzer bu kararda… ındaki davanın erken açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de tüm yargılama süreci boyunca çekleri keşide eden ...’na ulaşılamadığı, davacı tarafından «dolandırıcılık» ve sahte resmi evrak düzenlemek suçlarından Savcılığa yapılmış bulunan «şikayetlerin» halen sonuçlanmadığı, ...’nun hayali bir kişi olup, «çek» hesabı açılırken alınan belgelerin sahte olduklarının sonradan tespit edildiği, davaya konu çeklerin davacının sattığı mal karşılığı olarak ... sahte kimliğini «taşıyan» kişi tarafından keşide edilerek davacıya verilmiş olması nedeniyle anılan çeklerden dolayı davacının gidebileceği bir «müracaat borçlusunun» da bulunmadığı, çekleri keşide eden ve kendini ... olarak tanıtan kişinin gerçek kimlik bilgilerinin tespit edilemediği, bu şahsın halen bulunamadığının tüm dosya kapsamından anlaşılmasına göre davacının çek bedellerini öncelikle keşide eden kişiden tahsil etmesi için tüketmesi gereken etkili bir yasa yolunun olmadığı, gerçek kimliği belirsiz bir kişi hakkında geçerli bir takip yapılamayacağı gibi böyle bir takibin hukuken geçerli bir sonuç doğurmasının da mümkün olmaması karşısında davacının davaya konu çekleri «keşideciden» tahsil edemeyeceği ortayı çıkmış bulunmaktadır.
… amına göre, davacının dava tarihi itibariyle davalı bankadan zararını talep edebilmesinin ön koşulu olan çeke dayalı bütün başvuru yollarını tüketmesi ve bu suretle «çek» bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması koşullarının gerçekleşmediği, çek «keşidecisine» yönelik davadan önce yapılmış bir takibin bulunmadığı gerekçesiyle davalı banka hakkındaki davanın erken açılmış olması nedeniyle reddine, çek keşidecisi davalı ... hakkındaki davanın ise geri alınıp atiye «terk» edilmesi nedeniyle bu davalı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, davalı banka tarafından ... adına açılan «çek» hesabının açılışı sırasında ilgili yasal mevzuatın gereklerinin yerine getirilmediği iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müracaat borçlusu · şikayet · keşideci · terkin · taşıyan · kusur · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ındaki davanın erken açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de tüm yargılama süreci boyunca çekleri keşide eden ...’na ulaşılamadığı, davacı tarafından «dolandırıcılık» ve sahte resmi evrak düzenlemek suçlarından Savcılığa yapılmış bulunan «şikayetlerin» halen sonuçlanmadığı, ...’nun hayali bir kişi olup, «çek» hesabı açılırken alınan belgelerin sahte olduklarının sonradan tespit edildiği, davaya konu çeklerin davacının sattığı mal karşılığı olarak ... sahte kimliğini «taşıyan» kişi tarafından keşide edilerek davacıya verilmiş olması nedeniyle anılan çeklerden dolayı davacının gidebileceği bir «müracaat borçlusunun» da bulunmadığı, çekleri keşide eden ve kendini ... olarak tanıtan kişinin gerçek kimlik bilgilerinin tespit edilemediği, bu şahsın halen bulunamadığının tüm dosya kapsamından anlaşılmasına göre davacının çek bedellerini öncelikle keşide eden kişiden tahsil etmesi için tüketmesi gereken etkili bir yasa yolunun olmadığı, gerçek kimliği belirsiz bir kişi hakkında geçerli bir takip yapılamayacağı gibi böyle bir takibin hukuken geçerli bir sonuç doğurmasının da mümkün olmaması karşısında davacının davaya konu çekleri «keşideciden» tahsil edemeyeceği ortayı çıkmış bulunmaktadır.
… amına göre, davacının dava tarihi itibariyle davalı bankadan zararını talep edebilmesinin ön koşulu olan çeke dayalı bütün başvuru yollarını tüketmesi ve bu suretle «çek» bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması koşullarının gerçekleşmediği, çek «keşidecisine» yönelik davadan önce yapılmış bir takibin bulunmadığı gerekçesiyle davalı banka hakkındaki davanın erken açılmış olması nedeniyle reddine, çek keşidecisi davalı ... hakkındaki davanın ise geri alınıp atiye «terk» edilmesi nedeniyle bu davalı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu durumda davacının davaya konu çekler nedeniyle uğradığı zarardan dolayı bankanın sorumluluğuna gidebileceğinin kabulü ile mahkemece davacı ve davalı bankanın olaydaki «kusur» ve sorumluluklarının değerlendirilerek sonucuna göre davalı bankanın sorumluluğu konusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalı banka hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3831 E. 2014/10469 K.
Ortak:dolandırıcılık
İncelediğiniz karardaZaten davacı da, ceza yargılaması sırasında talimatla alınan ifadesinde, kimliği bilinmeyen ancak kendisini ... olarak tanıtan sanık ...tarafından «dolandırıldığını» iddia etmiştir.
Bu durumda, «dolandırılan» davacı olup davalı «taşıyıcı» sadece gönderenin bildirdiği adreste bulunan ve kendisini ... olarak tanıtan kişiye bilgisayarları «teslim» etmiş olduğundan sadece gönderenin talimatını yerine getirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece verilen karar sonucu davalının hesabına geçen «havale» tutarı üzerine «bloke» koyulmasına rağmen davacı tarafından hataen davalıya ödendiği, bunun üzerine davacı Banka tarafından yine mahkeme kararı üzerine havale miktarınca ayrı bir hesap açıldığı, dava konusu havale işlemi nedeniyle davalının hakkında «dolandırıcılık» suçundan açılan davada beraaat etmişse de aynı davada davalının kimlik kontrolü yapmadan kendini telefon'da Kenan olarak tanıtan aslında farklı birisi olan kişiye …
D.. tarafından «dolandırılmış» ve para ödenmesine rağmen mazotu alamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bloke · sebepsiz zenginleşme · havale · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece verilen karar sonucu davalının hesabına geçen «havale» tutarı üzerine «bloke» koyulmasına rağmen davacı tarafından hataen davalıya ödendiği, bunun üzerine davacı Banka tarafından yine mahkeme kararı üzerine havale miktarınca ayrı bir hesap açıldığı, dava konusu havale işlemi nedeniyle davalının hakkında «dolandırıcılık» suçundan açılan davada beraaat etmişse de aynı davada davalının kimlik kontrolü yapmadan kendini telefon'da Kenan olarak tanıtan aslında farklı birisi olan kişiye …
Ç.. hesabına «havale» edilmiştir.
K.. olarak tanıtan kişiye dosya içerisinde bulunan döviz satım belgesine göre 19.374,39 TL'lik döviz satmış ve bunun mukabilinde de davaya konu miktar döviz bedeli olarak hesabına «havale» edilmiştir.
Bu durumda, ceza mahkemesi kararı «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırıldığına göre bu davada davalı B..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/3625 E. , 2013/19873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.10.2012 tarih ve 2012/32-2012/79 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 16/09/2008 tarihinde davalı kargo firmasının Kayseri Şubesi'nden ... Şubesi'ne alıcı ... 'a teslim edilmek üzere 18.116,00 TL değerinde 60 koli bilgisayar gönderdiğini, davalının 17/09/2008 tarihinde gönderilen malı hiçbir kimlik tespiti yapmaksızın ... adlı şahsa teslim ettiğini, malların kime teslim edildiğinin belirlenemediğini, davacının çalışanı tarafından kimlik tespiti yapılmaksızın yapılan teslimin ağır kusur oluşturduğunu, bu sebeple zararın tazmin edilmesi gerektiğini iddia ederek 18.116,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gönderilen eşyaların usulüne uygun olarak teslim edildiğini, herhangi bir sorumluluğun söz konusu olmadığını, davacının bu durumdan kendisinin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve kısmen yararlanılan bilirkişi raporuna göre, davalı taşıyıcının oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 17.342,03 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma nedeniyle uğranılan zararın davalı taşıyıcıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı taşıyıcının hiçbir kusurunun bulunmadığı mütalaa edilmesine rağmen, mahkemece davalı taşıyıcının kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6762 sayılı TTK.’nın 781/1-3 maddesi gereğince, taşıyıcı ziya ve hasarın kendi kusuruna dayanmayan sebepten veya gönderenin verdiği emir ve talimatın tatbikinden ileri geldiğini ispat edecek olursa mesuliyetten kurtulur. Somut olayda, davacı şirket yetkilisi yaptığı telefon görüşmesi sonucunda, kendisini ... olarak tanıtan kişiye bilgisayar satmış, bu kişiden iki adet çek almış ve bu kişinin bildirdiği adrese satılan bilgisayarları göndermiştir.
Yapılan savcılık soruşturması sonucunda düzenlenen iddianameye göre, kendisini ... olarak tanıtan kişi, gerçek ... olmayıp, gerçek ... bilgisayarların gönderildiği adresi de kullanmamaktadır. Zaten davacı da, ceza yargılaması sırasında talimatla alınan ifadesinde, kimliği bilinmeyen ancak kendisini ... olarak tanıtan sanık ...tarafından dolandırıldığını iddia etmiştir. Bu durumda, dolandırılan davacı olup davalı taşıyıcı sadece gönderenin bildirdiği adreste bulunan ve kendisini ... olarak tanıtan kişiye bilgisayarları teslim etmiş olduğundan sadece gönderenin talimatını yerine getirmiştir. Bu nedenle, zararın davalı taşıyıcının eyleminden doğmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/619993000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz