İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13149 E. 2012/19919 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi harç↗ nispi karar harcı↗ davadan feragat↗ feragat↗ harç↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının davasından feragat ettiği gerekçesiyle, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacının davasından feragat ettiği gerekçesiyle, davanın reddine, feragat ilk celse vuku bulmadığından bakiye nispi harcın davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi “ Davadan feragat mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır “ hükmünü haiz olup, ayrıca feragat nedeni ile davanın reddi halinde nispi harç üzerinden harç alınacağına dair hukuki dayanak ve gerekçede bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece feragat ilk celseden sonra vuku bulduğundan maktu karar ve ilam harcının üçte ikisine hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5206 E. 2022/9301 K.
Ortak:feragat · harç
İncelediğiniz karardaOysa, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi “ Davadan «feragat» mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır “ hükmünü haiz olup, ayrıca feragat nedeni ile davanın reddi halinde «nispi harç» üzerinden harç alınacağına dair hukuki dayanak ve gerekçede bulunmamaktadır.
Mahkemece, davacının davasından «feragat» ettiği gerekçesiyle, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının davasından «feragat» ettiği gerekçesiyle, davanın reddine, feragat ilk celse vuku bulmadığından bakiye «nispi harcın» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDiğer «mirasçı» ... ... ise 09.11.2020 tarihli dilekçesi ile icra alacağı ile ilgili talebinden «feragat» ettiğini belirtmiştir.
İlk derece mahkemesince, icra dosyasına konu «bono» «sebebi» ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dosya kapsamına göre davalının «mirasçılarının» «kötüniyetinden» bahsedilemeyeceğinden, taraflar yararına «kötüniyet tazminatının» şartlarının oluşmadığından reddine karar verilmiş, davalı muris aleyhine «harç», «masraf» ve «vekalet ücreti» yüklenildiğini, dosya ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığını ileri sürerek «istinaf yoluna başvurmuştur».
Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin "Davanın konusuz kalması, «feragat», kabul ve sulhte ücret" başlıklı 6. maddesinin "Anlaşmazlık, «davanın konusuz kalması», feragat, kabul, «sulh» veya herhangi bir nedenle, ön «inceleme tutanağı» imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur." şeklindeki düzenlemesi dikkate alındığında, davalı muris aleyhine «vekalet ücretine» yarı oranda hükmedilmesi gerekirken, tamamına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gibi, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." hükmü karşısında, davalı muris açılan davayı, 02.12.2020 tarihli ilk duruşmadan önce imzalı beyanı ile kabul ettiğine göre, somut olayda yukarıda anılan koşullarının davalı muris lehine oluştuğu değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle «yargılama giderlerinden» tamamen sorumlu tutulması doğru görülmemiş kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ön inceleme tutanağı · davanın konusuz kalması · kötüniyet tazminatı · bedelsizlik · yargılama giderleri · mirasçılık · bono · sulh
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı aleyhine icra takibine konu edilen «bononun» «bedelsiz» olması nedeniyle dava açıldığı, davalının yargılama esnasında ölmesi, davalı «mirasçının» hukuken reddi ile diğer mirasçının kabulü karşısında, davacının eldeki borçtan sorumluluğu kalmadığından, icra dosyasına konu bono «sebebi» ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dosya kapsamına göre, davalının mirasçılarının «kötüniyetinden» bahsedilemeyeceğinden, taraflar yararına «kötüniyet tazminatının» şartlarının oluşmadığından reddine karar verilmiş, kararı «dahili» davalı ... ... vekili istinaf etmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin "Davanın konusuz kalması, «feragat», kabul ve sulhte ücret" başlıklı 6. maddesinin "Anlaşmazlık, «davanın konusuz kalması», feragat, kabul, «sulh» veya herhangi bir nedenle, ön «inceleme tutanağı» imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur." şeklindeki düzenlemesi dikkate alındığında, davalı muris aleyhine «vekalet ücretine» yarı oranda hükmedilmesi gerekirken, tamamına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gibi, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." hükmü karşısında, davalı muris açılan davayı, 02.12.2020 tarihli ilk duruşmadan önce imzalı beyanı ile kabul ettiğine göre, somut olayda yukarıda anılan koşullarının davalı muris lehine oluştuğu değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle «yargılama giderlerinden» tamamen sorumlu tutulması doğru görülmemiş kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince, icra dosyasına konu «bono» «sebebi» ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dosya kapsamına göre davalının «mirasçılarının» «kötüniyetinden» bahsedilemeyeceğinden, taraflar yararına «kötüniyet tazminatının» şartlarının oluşmadığından reddine karar verilmiş, davalı muris aleyhine «harç», «masraf» ve «vekalet ücreti» yüklenildiğini, dosya ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığını ileri sürerek «istinaf yoluna başvurmuştur».
Dava, icra takibine konu «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11456 E. 2010/2292 K.
Ortak:feragat · harç
İncelediğiniz karardaOysa, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi “ Davadan «feragat» mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır “ hükmünü haiz olup, ayrıca feragat nedeni ile davanın reddi halinde «nispi harç» üzerinden harç alınacağına dair hukuki dayanak ve gerekçede bulunmamaktadır.
Mahkemece, davacının davasından «feragat» ettiği gerekçesiyle, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının davasından «feragat» ettiği gerekçesiyle, davanın reddine, feragat ilk celse vuku bulmadığından bakiye «nispi harcın» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesindeki “ Davadan «feragat» veya davayı kabul veya «sulh», muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır” hükmü nazara alınarak karar ve ilam harcına hükmetmek gerekirken ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6.maddesindeki “Anlaşmazlık, «davanın konusuz kalması», feragat, kabul ve sulh nedenleriyle; «delillerin toplanmasına» ilişkin «ara» kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur” düzenlemesi nazara alınarak «vekalet ücretine» hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde «harç» ve vekalet ücretinin tamamının davalıdan tahsiline hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi ye …
Mahkemece, davanın kabulü ile TTK’nun 551/2.maddesi uyarınca, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, «fesih» talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «yargılama gideri», «harç» ve «vekalet ücretinin» davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · ortaklıktan çıkma · davanın konusuz kalması · terditli dava · delillerin toplanmaması · haklı sebep · ara karar · fesih
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesindeki “ Davadan «feragat» veya davayı kabul veya «sulh», muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır” hükmü nazara alınarak karar ve ilam harcına hükmetmek gerekirken ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6.maddesindeki “Anlaşmazlık, «davanın konusuz kalması», feragat, kabul ve sulh nedenleriyle; «delillerin toplanmasına» ilişkin «ara» kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur” düzenlemesi nazara alınarak «vekalet ücretine» hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde «harç» ve vekalet ücretinin tamamının davalıdan tahsiline hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi ye …
… ven ortamı kalmadığı, kavgaya ulaşan boyutta geçimsizlik bulunduğu, davalı tarafın da davacının ortaklıktan ayrılmasını istediği, davacının şirketten ayrılması için «haklı sebepler» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile TTK’nun 551/2.maddesi uyarınca, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, «fesih» talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, TTK’nun 551/2 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine, olmadığı taktirde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesini «terditli» olarak talep etmiştir.
2-Dava, «limited şirket ortağının» şirketten çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1574 E. 2018/7151 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · harç
İncelediğiniz karardaOysa, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi “ Davadan «feragat» mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır “ hükmünü haiz olup, ayrıca feragat nedeni ile davanın reddi halinde «nispi harç» üzerinden harç alınacağına dair hukuki dayanak ve gerekçede bulunmamaktadır.
Mahkemece, davacının davasından «feragat» ettiği gerekçesiyle, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının davasından «feragat» ettiği gerekçesiyle, davanın reddine, feragat ilk celse vuku bulmadığından bakiye «nispi harcın» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin «davadan feragat» ettiği, her iki taraf vekilinin de «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» talebinin bulunmadığı, feragatın davayı sona erdiren tek taraflı irade beyanı olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat «yetkisinin» bulunduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 22. maddesinde «davadan feragat», muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisinin alınacağı düzenlenmiş olup, işbu davadan feragat ilk celseden önce yapıldığı için 9,73 TL’nin peşin alınan harçtan «mahsup» edilmesi yerindedir.
İlk Derece Mahkemesince «feragat nedeniyle davanın reddine», alınması gereken 29,20 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.649,87 TL harçtan mahsubu ile bakiye kısmın talep halinde davacıya iadesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · peşin harç · peşin karar harcı · hisse devir sözleşmesi · mahsup · yargılama gideri · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin «davadan feragat» ettiği, her iki taraf vekilinin de «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» talebinin bulunmadığı, feragatın davayı sona erdiren tek taraflı irade beyanı olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat «yetkisinin» bulunduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2016/625 K. sayılı hükmün 2. fıkrasının HMK'nun m.353/(1)-b-2 hükmü gereğince, "492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9,73 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin alınan 1.649,87 TL ile «mahsup» edilen 11.000,00 TL icra «peşin harcı» toplamı olan 12.649,87 TL'den mahsubu ile bakiye 12.640,14 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine," şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince, işbu davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 2.200.000,00 TL için açıldığı, bu durumda 492 sayılı Harçlar Kanununun 29/3. maddesine göre «mahsup» edilecek icra «peşin harcının» dava değerine düşen tutar olacağı, bu tutarın 2.200.000,00 TL'nin binde beşi olan 11.000,00 TL'ye tekabül ettiği, dava açılırken ayrıca 1.649,87 TL harcın yatırıld …
Bu durumda, davacı taraf icra dosyasından alacağı «peşin harç» olan 35.920,63 TL’yi dava açılırken yatıracağı peşin harçtan «mahsup» ettirdiğine göre, dava açılırken alınan toplam 37.570,5 TL harçtan 9,73 karar ve ilam harcı düşülerek kalan kısmın davacıya iadesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4356 E. 2020/2706 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermayenin tamamlanması · münfesihlik · pay sahipliği · ziya · cy/cy şerhi · zayi · denetime elverişlilik · anonim şirket
Benzer bu karardaDava, 6762 sayılı TTK'nın 434. maddesi uyarınca, «anonim şirketin» «münfesih» olduğunun tespiti istemine ilişkin olup aynı maddenin 3. fıkrasında, şirket sermayesinin TTK'nın 324 üncü maddesi gereğince üçte ikisinin «ziyaı» halinde şirketin münfesih olacağı düzenlenmiştir.
Ancak, şirketin «münfesih» olduğunun tespitine karar verilebilmesi için TTK'nın 324/2. maddesi gereği esas sermayenin üçte ikisinin «zayi» olduğunun «kesin» olarak belirlenmesi gerekmekte olup mahkemece hükme esas alınan rapor bu yönden yetersiz bulunduğundan 6762 sayılı TTK'nın 324/2. maddesinde gösterilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti yönünde «denetime elverişli» bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin 20.03.2018 tarihli, 2016/919 …
Mahkemece, şirket esas sermayesinin üçte ikisinin «zayi» olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınmışsa da hükme esas alınan bu raporda, davalı şirketin «kaydi» esas sermayesinin 2/3'ünün kaybolmadığı, 25 milyon TL olarak gösterilen esas sermayenin gerçeği yansıtmadığının ve fiili duruma uygun olmadığının düşünüldüğü, şirket ve iştiraklerine ait araçların kayıp olduğu, taşınmazlar üzerinde çok sayıda ve yüksek tutarda «haciz» «şerhlerinin» bulunduğu, iştiraklerin ve bağlı ortaklıkların faal olduğu, «tasfiye» aşamasında bulundukları, dolayısıyla şirketin sermayesinin 2/3'ünün kaybedildiğinin düşünüldüğü ifade edilmiştir.
Aynı Yasanın 324/2. maddesi gereği, şirket esas sermayesinin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu «sermayenin tamamlanmasına» veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13149 E. , 2012/19919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Dalaman Asliye HukukMahkemesi’nce verilen 02/04/2010 tarih ve 2009/276-2010/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Dalaman hava alanının işletme hakkı sahibi olduğunu, 05.04.2006 tarihinde dava dışı Yöney Tur. AŞ. ile yapılan sözleşme ile hava alanındaki bir kısım yerin işletilmesinin devredildiğini, sözleşmenin sonradan haklı olarak feshedildiğini, davalının ise sözleşmeyi müşterek borçlu garantör olarak imzaladığını, yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan davadan feragat ettiğine dair beyanda bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davasından feragat ettiği gerekçesiyle, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacının davasından feragat ettiği gerekçesiyle, davanın reddine, feragat ilk celse vuku bulmadığından bakiye nispi harcın davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi “ Davadan feragat mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır “ hükmünü haiz olup, ayrıca feragat nedeni ile davanın reddi halinde nispi harç üzerinden harç alınacağına dair hukuki dayanak ve gerekçede bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece feragat ilk celseden sonra vuku bulduğundan maktu karar ve ilam harcının üçte ikisine hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/616387000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz