Hizmet bedeli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/277 E. 2020/4400 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hizmet bedeli↗ aktif husumet yokluğu↗ donatan↗ aktif husumet ehliyeti↗ acente↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ acentelik↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ hmk 353(1)b-2↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, acentenin müvekkili nam ve hesabına kurduğu sözleşmelerle ilgili olarak müvekkili adına dava açma hakkı bulunduğu, acente sıfatıyla davalı ile sözleşmeler yapan davacının kendi adına talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce, hizmet faturalarının tamamı davacı adına düzenlenmiş olsa da liman hizmetlerinin borçlusunun hizmeti alan donatanlar olduğu, davacı tarafından donatanlar adına davalı ile sözleşme kurulmuş olduğundan iadesi talep edilen hizmet bedellerinin borçlusunun davacı değil, dava dışı donatanlar olduğu, dolayısıyla davacı şahsen hizmet almadığından yapılan ödemeler de donatanlar adına olduğundan fazla ödenen bedellerin iadesini kendi adına talep etmesinin mümkün olmadığı, davacı hizmeti alan bizzat kendisi olduğunu idda etmekte olduğundan HMK 124 kapsamında maddi hatadan kaynaklanan bir yanılgıdan da söz edilemeyeceği, bu kapsamda davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2970 E. 2015/9764 K.
Ortak:donatan · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesi’nce, hizmet faturalarının tamamı davacı adına düzenlenmiş olsa da liman hizmetlerinin borçlusunun hizmeti alan «donatanlar» olduğu, davacı tarafından donatanlar adına davalı ile sözleşme kurulmuş olduğundan iadesi talep edilen «hizmet bedellerinin» borçlusunun davacı değil, dava dışı donatanlar olduğu, dolayısıyla davacı şahsen hizmet almadığından yapılan ödemeler de donatanlar adına olduğundan fazla ödenen bedellerin iadesini kendi adına talep etmesinin mümkün olmadığı, davacı hizmeti alan bizzat kendisi olduğunu idda etmekte olduğundan HMK 124 kapsamında maddi hatadan kaynaklanan bir yanılgıdan da söz edilemeyeceği, bu kapsamda davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, «acentenin» müvekkili nam ve hesabına kurduğu sözleşmelerle ilgili olarak müvekkili adına dava açma hakkı bulunduğu, «acente» sıfatıyla davalı ile sözleşmeler yapan davacının kendi adına talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğu sebebiyle reddine dair verilen kararın davacı vekillince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın davalı «donatan» yönünden geçerli bir icra takibi bulunmaması sebebiyle dava «şartı yokluğundan» reddine, davalı T.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · dava şartı yokluğu · pasif husumet
Benzer bu karardaA.Ş. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğu sebebiyle reddine dair verilen kararın davacı vekillince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın davalı «donatan» yönünden geçerli bir icra takibi bulunmaması sebebiyle dava «şartı yokluğundan» reddine, davalı T.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3559 E. 2015/10769 K.
Ortak:donatan · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesi’nce, hizmet faturalarının tamamı davacı adına düzenlenmiş olsa da liman hizmetlerinin borçlusunun hizmeti alan «donatanlar» olduğu, davacı tarafından donatanlar adına davalı ile sözleşme kurulmuş olduğundan iadesi talep edilen «hizmet bedellerinin» borçlusunun davacı değil, dava dışı donatanlar olduğu, dolayısıyla davacı şahsen hizmet almadığından yapılan ödemeler de donatanlar adına olduğundan fazla ödenen bedellerin iadesini kendi adına talep etmesinin mümkün olmadığı, davacı hizmeti alan bizzat kendisi olduğunu idda etmekte olduğundan HMK 124 kapsamında maddi hatadan kaynaklanan bir yanılgıdan da söz edilemeyeceği, bu kapsamda davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, «acentenin» müvekkili nam ve hesabına kurduğu sözleşmelerle ilgili olarak müvekkili adına dava açma hakkı bulunduğu, «acente» sıfatıyla davalı ile sözleşmeler yapan davacının kendi adına talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı TCDD ve davalı «donatan» yönünden davanın «husumetten» reddine, diğer davalı TCDD D.Liman İşletmesi açısından ise dava geri alındığından, davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı «donatan» vekili ve davalı TCDD vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı «donatanı» vekili ve davalı T.C.D.D. vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, davalı TCDD ve davalı «donatan» yönünden davanın «husumetten» reddine, diğer davalı TCDD D.Liman İşletmesi açısından ise dava geri alındığından, davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/368 E. 2013/554 K.
Ortak:donatan · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesi’nce, hizmet faturalarının tamamı davacı adına düzenlenmiş olsa da liman hizmetlerinin borçlusunun hizmeti alan «donatanlar» olduğu, davacı tarafından donatanlar adına davalı ile sözleşme kurulmuş olduğundan iadesi talep edilen «hizmet bedellerinin» borçlusunun davacı değil, dava dışı donatanlar olduğu, dolayısıyla davacı şahsen hizmet almadığından yapılan ödemeler de donatanlar adına olduğundan fazla ödenen bedellerin iadesini kendi adına talep etmesinin mümkün olmadığı, davacı hizmeti alan bizzat kendisi olduğunu idda etmekte olduğundan HMK 124 kapsamında maddi hatadan kaynaklanan bir yanılgıdan da söz edilemeyeceği, bu kapsamda davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, «acentenin» müvekkili nam ve hesabına kurduğu sözleşmelerle ilgili olarak müvekkili adına dava açma hakkı bulunduğu, «acente» sıfatıyla davalı ile sözleşmeler yapan davacının kendi adına talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaLiman Başkanlığına yazılan yazı cevabından ... isimli geminin «donatanının» ... olduğu, iktisap ve tasarrufun ise ... limanının 5213 sırasından naklen 23/07/2002 tarihinde doğduğu, olay tarihinde M/V ... isimli geminin donatanının davalı olmadığı gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar dava dilekçesinde davalı ... hakkında, M/V ... gemisinin «donatanı» olduğu belirtilerek dava açılmış ise de, TTK’nun 1235/7. maddesinde belirtildiği üzere davanın donatan olmasa bile «taşıyana» karşı açılması mümkündür.
Bu nedenle davalının «taşıyıcı» olup olmadığı tespit edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçeye dayanılarak, sırf «donatan» olmadığından bahisle davanın reddine dair verilen karar doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcı · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu nedenle davalının «taşıyıcı» olup olmadığı tespit edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçeye dayanılarak, sırf «donatan» olmadığından bahisle davanın reddine dair verilen karar doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Her ne kadar dava dilekçesinde davalı ... hakkında, M/V ... gemisinin «donatanı» olduğu belirtilerek dava açılmış ise de, TTK’nun 1235/7. maddesinde belirtildiği üzere davanın donatan olmasa bile «taşıyana» karşı açılması mümkündür.
Davacı, davalının «taşıyıcı» olduğunu da ileri sürmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/277 E. , 2020/4400 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Marmaraereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.04.2019 tarih ve 2018/37 E-2019/141 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.11.2019 tarih ve 2019/1786 E-2019/1386 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının gemi acentesi olarak acente hizmetleri verdiğini, liman işletmecisi olan davalının 2011 yılından itibaren hatalı tarife uyguladığını, Bakanlığa yapılan bildirim üzerine davalının hatalı uygulamasına son verdiğini, ancak bildirimden önce fazladan tahsil ettiği bedelleri iadeden kaçındığını, davacının acentelik faaliyetine devam edebilmek için davalının usulsüz uygulamasına katlanmak zorunda kaldığını, 2011 yılından bu yana 252 hizmet faturası karşılığında 1.052.865,26 TL hizmet bedeli tahsil etmesi gerekirken 204.309,50 TL fazla ücret tahsil ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 180.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, husumet, zamanaşımı ve esasa ilişkin savunmalarda bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, acentenin müvekkili nam ve hesabına kurduğu sözleşmelerle ilgili olarak müvekkili adına dava açma hakkı bulunduğu, acente sıfatıyla davalı ile sözleşmeler yapan davacının kendi adına talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce, hizmet faturalarının tamamı davacı adına düzenlenmiş olsa da liman hizmetlerinin borçlusunun hizmeti alan donatanlar olduğu, davacı tarafından donatanlar adına davalı ile sözleşme kurulmuş olduğundan iadesi talep edilen hizmet bedellerinin borçlusunun davacı değil, dava dışı donatanlar olduğu, dolayısıyla davacı şahsen hizmet almadığından yapılan ödemeler de donatanlar adına olduğundan fazla ödenen bedellerin iadesini kendi adına talep etmesinin mümkün olmadığı, davacı hizmeti alan bizzat kendisi olduğunu idda etmekte olduğundan HMK 124 kapsamında maddi hatadan kaynaklanan bir yanılgıdan da söz edilemeyeceği, bu kapsamda davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26.10.2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava dışı donatana gemi acentesi olarak hizmet vermekte olan davacının, bu hizmetlerin ifası sırasında hatalı tarife uygulanması sonucu davalı idarece kendisinden haksız yere tahsil edilen bedellerin istirdadı istemi ile açılan davada;
Bila tarihli bilirkişiler kurulu raporunda, " davanın donatan adına açılması gerektiği, davacı acentenin kendi adına iadeyi talep hakkının bulunmadığı" mütalaa edilmiş,
Rapora karşı tarafların beyanda bulundukları 18.04.2019 tarihli oturumda davacı vekili, husumetin yargılamanın her aşamasında düzeltilebileceği, bu konuda mahkemece süre verilmesi gerektiğini bildirmiş, mahkemece davacı vekilinin talebi yerinde görülmeyerek sözlü yargılama aşamasına geçilmiş, aynı tarihli sözlü yargılama aşamasında da davacı vekili aktif husumetle ilgili aynı talebini yinelemesine rağmen mahkemece yazılı şekilde karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK 105/1 maddesinde "Acentenin, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanlara müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkili" olduğu, Yasanın 105/2 maddesinde de "bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği..." hüküm altına alınmış,
Tarafta iradi değişiklik başlıklı 6100 sayılı HMK 124/3 maddesinde de dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği düzenlenmiştir.
HMK 124/3 maddesinde açıkca ifade edildiği gibi yanlış taraf gösterilmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması durumunda, ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak yargılamaya gerçek tarafla devam etmekte fayda bulunmaktadır. Böyle bir durumda karşı tarafın rızası aranmadan hakimin kabulüyle yeni tarafa karşı davaya devam edilebilecektir. Bu halde hakimin yapacağı inceleme sadece taraf değişikliği isteğinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığıdır.
Somut uyuşmazlıkta davacı acente, TTK 105/2 maddesi gereğince müvekkili (donatan) adına dava açması gerekirken kendi adına dava açmış olup, davacı acente vekilinin taraf (davacı) değişikliği talebi HMK 124/3 maddesinde ifade edilen dürüstlük kuralına aykırı değildir.
İlk Derece Mahkemesince 18.04.2019 tarihli oturumdaki davacı acentenin bu yöne ilişkin talebinin kabulü ile kendisine süre verilmesi gerekirken talebin reddi HMK 124/3 maddesi hükmüne aykırıdır.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması yerine yazılı gerekçe ile onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
...
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/615961200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz