Hisse devir işleminin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5427 E. 2020/4319 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defterine tescil↗ gabin↗ irade fesadı↗ yönetim kurulu üyeliği↗ hazirun cetveli↗ hile↗ hisse devri↗ pay defteri↗ anonim şirket↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davaya konu hisselerin değeri ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/428 esas sayılı dosyasındaki emsal hisse satış bedelleri arasında bariz aşırı oransızlık bulunduğu, davaya konu hisselerin değerinin çok altında davalılara devredildiği, murisin davaya konu hisseleri devir ve satma iradesinin bulunmadığı, murisin iradesinin sözleşme tarihinde yaşı da dikkate alınarak davalılar tarafından sakatlanmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Muris ... ile davalılar ..., ... ve ... arasında düzenlenen 20/10/2010 tarihli 10'ar adet Biltur Tur. İnş. Tic. A.Ş. hisse satış senedinin iptali ile her bir davalı adına olan 10 payın şirket pay defterinden terkinine, muris adına pay defterine tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar Biltur Turizm İnş.Tic.A.Ş., ..., ... vekili ve davalı ... temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket hisse devir işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketteki hisselerini hiçbir şekilde davalılara devretmek arzu ve iradesi olmadığı halde hata ve hile sonucu hisse devir evraklarını imzaladığını, davalılara gerçekten hisse satmadığını, hisse devrinin aldatılma ve hile nedeniyle geçersiz olup, irade fesadına uğradığını iddia etmiş; davalılar ise hisse devir tarihinde hisse sahibi olmadıklarını, ancak 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile yönetim kuruluna seçildiklerini, mülga 6762 sayılı TTK.’nın 312/2. maddesi gereğince şirket ortağı olmayanların yönetim kuruluna seçilmeleri mümkün olmasına rağmen göreve başlayabilmeleri için pay sahibi olmaları gerektiği, davacının da kendi hisselerinden sembolik bir kısmı olan sadece 30 adedini nominal bedelle devrederek davalı olan yönetim kurulu üyelerini göreve başlattığını savunmuş, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, Biltur…A.Ş. de 1.312,50 adet hisseye sahip olup, 20.10.2010 tarihinde her bir davalıya 10 adet olmak üzere toplam 30 adet hissesini devretmiş, aynı zamanda şirketin 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına asaleten katılarak divan katibi olmuş ve yönetim kurulu üyelerinin seçimleri yapılmıştır. Genel kuruldan davalılar ..., ... ve ... yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş, davacının da bu seçimde olumlu oy kullandığı tutanağa geçirilmiştir. Yönetim kurulu üyeliğine seçilen davalıların o tarihte şirket ortağı olmadığı genel kurul hazirun cetveli ile sabittir. Bu durumda davacının 20.10.2010 tarihli genel kurul toplantısına katılarak davalıların yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi için olumlu oy kullandıktan sonra aynı gün sembolik miktardaki hisselerini şirkette pay sahibi olmayan davalılara devretmek suretiyle 6762 sayılı TTK. 312/2. maddesinde belirtilen hükmü yerine getirerek davalıların yönetim kurulunda göreve başlamalarını sağladığı anlaşılmaktadır. Davacı, dava dilekçesinde hile suretiyle iradenin fesada uğratıldığını iddia etmiş olup, gabin iddiası da bulunmamaktadır. Bu durumda iradenin fesada uğratıldığıda ispatlanamadığından mahkemece, davacının davaya konu hisseleri devir ve satma iradesinin bulunmadığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse devir işleminin iptali | Hisse devir iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4231 E. 2024/1661 K.
Ortak:pay defterine tescil · gabin · yönetim kurulu üyeliği · hazirun cetveli · hile · hisse devri · pay defteri · anonim şirket
İncelediğiniz karardaA.Ş. hisse satış senedinin iptali ile her bir davalı adına olan 10 payın şirket «pay defterinden» terkinine, muris adına «pay defterine tesciline» karar verilmiştir.
Davacı, davalı şirketteki hisselerini hiçbir şekilde davalılara devretmek arzu ve iradesi olmadığı halde hata ve «hile» sonucu hisse devir evraklarını imzaladığını, davalılara gerçekten hisse satmadığını, «hisse devrinin» aldatılma ve hile nedeniyle «geçersiz» olup, «irade fesadına» uğradığını iddia etmiş; davalılar ise hisse devir tarihinde hisse sahibi olmadıklarını, ancak 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile yönetim kuruluna seçildiklerini, mülga 6762 sayılı TTK.’nın 312/2. maddesi gereğince şirket ortağı olmayanların yönetim kuruluna seçilmeleri mümkün olmasına rağmen göreve başlayabilmeleri için pay sahibi olmaları gerektiği, davacının da kendi hisselerinden sembolik bir kısmı olan sadece 30 adedini nominal bedelle devrederek davalı olan «yönetim kurulu» üyelerini göreve başlattığını savunmuş, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde «hile» suretiyle iradenin fesada uğratıldığını iddia etmiş olup, «gabin» iddiası da bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 21.10.2020 tarih, 2019/5427 E., 2020/4319 K. sayılı kararıyla davacı, «yönetim kurulu üyeliğine» seçilen davalıların o tarihte şirket ortağı olmadığı genel kurul «hazirun cetveli» ile sabit olduğu, bu durumda davacının 20.10.2010 tarihli genel kurul toplantısına katılarak davalıların yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi için olumlu oy kullandıktan sonra aynı gün sembolik miktardaki hisselerini şirkette pay sahibi olmayan davalılara devretmek suretiyle 6762 sayılı Kanun'un 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hükmü yerine getirerek davalıların yönetim kurulunda göreve başlamalarını sağladığı anlaşıldığı, davacı, dava dilekçesinde «hile» suretiyle iradenin fesada uğratıldığını iddia etmiş olup, «gabin» iddiası da bulunmadığı, bu durumda iradenin fesada uğratıldığı da ispatlanamadığına işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «anonim şirketteki» «hisse devrinin» «hile» ve aldatma sureti ile yapıldığını iddia ettiği, davacı davalı şirketin kurucu ortağı olduğu, 20.10.2010 tarihli genel kurul toplantısında 5 kişiden oluşan «yönetim kurulu» seçildiği, yönetim kurulunun 3 üyesi hisse sahibi olmayan kişiler arasından seçildiği, bu kişilerin göreve başlayabilmesi için «hisse senedi» sahibi olmaları gerektiği, bu nedenle davacı tarafından aynı gün göreve başlayabilmeleri için davalılara sembolik olarak 10'ar adet hisse devri gerçekleştirildiği, …
A.Ş. hisse satış senedinin iptali ile her bir davalı adına olan 10 payın şirket «pay defterinden» terkinine, muris adına «pay defterine tesciline» karar verilmiş, davalılar Biltur Turizm İnş.Tic.A.Ş., ..., ... vekili ve davalı ... temyiz temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tereke idare memuru · mazeret dilekçesi · resmi belgede sahtecilik · özel denetçi · tereke · adil yargılanma hakkı · mazeret · sözlü yargılama
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı «tereke idare memuru» vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk duruşmada davacı tereke idare memurunun «mazereti» kabul edilirken ikinci duruşmada tereke idare memurunun avukatının mesleki «mazeret dilekçesi» kabul edilmeyerek «tahkikatın» bittiği tefhim edildiği ve «sözlü yargılama» aşamasına geçildiğini, bu hususun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 184 ve 186 ncı maddelerine aykırı olduğunu ve davacının «adil yargılanma hakkın» ihlal eden bir karar olduğunu, davacının durumdan faydalanılarak söz konusu hisselerin devrine ilişkin belgelerin ve buna uygun genel kurul «toplantı tutanaklarının» müteveffa ...'in iradesini sakatlayarak imzalatıldığını, gerek davacının ölümünden önceki beyanları gerekse dinlenen tanık beyanları durumun bu şekilde olduğunu ortaya koyduğunu, dosya kapsamında belirlenen hisselerin emsal değerleri bilirkişi raporu ile de belirlendiğini, cüzi bir fiyata hisselerin devrinin «gabin» oluşturduğunu, davacının sembolik bedelle sahip olduğu hisseleri sırf davalıları yönetim kuruluna seçtirmek için devretmesi akla ve vicdana doğru gelmemekle birlikte hayatın olağan akışına da uygun olmadığını, davacının açık irade beyanı varken farazi bir irade atfedildiğini, 20.10.2010 tarihindeki genel kurulda hukuksuz bir şekilde annesi ...'in hisselerini oğlu ... ve çalışanlarının üstüne geçiren Bil-Tur A.Ş. «yönetim kurulu» başkanı Cihat Bilal ve yardımcısı ...'in, bu tarihten sonra yaptıkları yolsuzluklardan dolayı Ankara 2.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı «tereke idare memuru» vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Ticaret Mahkemesi tarafından şirkete «özel denetçi» atandığı ve devlet bankasını nitelikli «dolandırma» suçu, «resmi belgede sahtecilik» suçlarından yargılandıkları ceza davasının mevcut olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı «tereke idare memuru» vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14613 E. 2012/5975 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAncak, bilirkişi raporunda «temerrüt» tarihinden dava tarihine kadar «akdi faiz» hesaplanmış olup, dava tarihinden ödemelerin yapıldığı tarihe kadar faiz hesaplanmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından davanın açılmasından sonra 30/10/2009 tarihinde 22.312,00-TL ve 21/12/2009 tarihinde 13.500,00-TL ödeme yapıldığı, dava konusu alacağın ödendiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava alacak istemine ilişkin olup, yargılamanın devamı esnasında davalının 30/10/2009 tarihinde 22.312,00-TL ve 21/12/2009 tarihinde 13.500,00-TL ödediğinden bahisle mahkemece davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, en «son» ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle davacı alacağının tutarı konusunda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle, davacının halen alacağının bulunup bulunmadığının tespiti ile buna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15889 E. 2013/9169 K.
Ortak:irade fesadı · hisse devri · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · Hisse devir işleminin iptali
İncelediğiniz karardaDavacı, davalı şirketteki hisselerini hiçbir şekilde davalılara devretmek arzu ve iradesi olmadığı halde hata ve «hile» sonucu hisse devir evraklarını imzaladığını, davalılara gerçekten hisse satmadığını, «hisse devrinin» aldatılma ve hile nedeniyle «geçersiz» olup, «irade fesadına» uğradığını iddia etmiş; davalılar ise hisse devir tarihinde hisse sahibi olmadıklarını, ancak 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile yönetim kuruluna seçildiklerini, mülga 6762 sayılı TTK.’nın 312/2. maddesi gereğince şirket ortağı olmayanların yönetim kuruluna seçilmeleri mümkün olmasına rağmen göreve başlayabilmeleri için pay sahibi olmaları gerektiği, davacının da kendi hisselerinden sembolik bir kısmı olan sadece 30 adedini nominal bedelle devrederek davalı olan «yönetim kurulu» üyelerini göreve başlattığını savunmuş, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket» hisse devir işleminin iptali istemine ilişkindir.
Davacı, Biltur…A.Ş. de 1.312,50 adet hisseye sahip olup, 20.10.2010 tarihinde her bir davalıya 10 adet olmak üzere toplam 30 adet hissesini devretmiş, aynı zamanda şirketin 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına asaleten katılarak divan katibi olmuş ve «yönetim kurulu» üyelerinin seçimleri yapılmıştır.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nde devam eden davada verilen «ihtiyati tedbir» kararı nedeniyle bu işlemin gerçekleştirilemediği, bunun üzerine aynı gün davacı tarafından «hisse devrinin» gerçekleştirildiği, hisse devri yapılan ...'in davacının torunu, diğer davalıların ise şirket çalışanları oldukları, davacının amacının TTK'nın 312. maddesi kapsamında davalıların «yönetim kurulu» üyesi olarak göreve başlamalarını sağlamak olduğu, davacının konumu, yaşı ve «aile şirketlerinin» yapısı nazara alındığında mütedbir bir «tacir» niteliğinde olması gereken davacının yaptığı şirket işleri ile ilgili olarak atmış olduğu imzaların sonuçlarını bilemeyecek durumda olduğunu kabul etmenin mümkün o …
Mahkemece, davacının davalı şirketin kurucu ortağı olduğu, şirketin 20.10.2010 tarihli genel kurul toplantısında beş kişiden oluşan yönetim kurulunun seçildiği, yönetim kurulunun üç üyesinin şirket ortağı olmayan kişiler arasından seçilmiş oldukları, bu kişilerin göreve başlayabilmeleri amacıyla hisse sahibi olmaları gerektiği, bu «hisse devrinin» başka bir ortak tarafından yapılmak istenmesine rağmen ...
2) Dava, «anonim şirket» hisse devir işleminin iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade sakatlığı · aile şirketi · peşin karar harcı · maddi hata · ihtiyati tedbir · bilirkişi incelemesi · tacir
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nde devam eden davada verilen «ihtiyati tedbir» kararı nedeniyle bu işlemin gerçekleştirilemediği, bunun üzerine aynı gün davacı tarafından «hisse devrinin» gerçekleştirildiği, hisse devri yapılan ...'in davacının torunu, diğer davalıların ise şirket çalışanları oldukları, davacının amacının TTK'nın 312. maddesi kapsamında davalıların «yönetim kurulu» üyesi olarak göreve başlamalarını sağlamak olduğu, davacının konumu, yaşı ve «aile şirketlerinin» yapısı nazara alındığında mütedbir bir «tacir» niteliğinde olması gereken davacının yaptığı şirket işleri ile ilgili olarak atmış olduğu imzaların sonuçlarını bilemeyecek durumda olduğunu kabul etmenin mümkün o …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/428 Esas sayılı dosyası da getirtilerek, hisselerin devir bedeli ile ilgili «bilirkişi incelemesi» yapılması ve bu şekilde tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1) Mahkemenin gerekçeli kararında, dava tarihi ve karar tarihi yanlış yazılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilecek «maddi hata» niteliğinde olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
O halde, «irade sakatlığı» iddiasının bulunduğu durumların tanıkla ispatının mümkün olduğu da gözönünde bulundurularak, davacının tanık dinletme talebinin kabulü ile tanıklarının dinlenilmesi, yine delil olarak gösterilen ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5427 E. , 2020/4319 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18.06.2019 tarih ve 2013/609-2019/513 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar Biltur Turizm Inşaat Ticaret A.Ş., ..., ... vekili ve davalı ... tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirketin %8,75 hissedarı ve kurucu ortağı olduğunu, kurucu ortaklıktan gelen ve eşinden miras kalan hisselerini hiç bir şekilde devretmek arzu ve iradesi olmadığı halde dava dışı oğlu Murat Bilal'in davalı ... ile birlikte evine gelerek 73 yaşındaki müvekkiline formalite bir işlem için "şu evrakları bir imzalayıver" demek suretiyle, evrak arasında hisse devir evrakı olduğunu bilmeden oğlu tarafından hat ve hileye düşürülerek imza attırılmak suretiyle 30 adet hissesinin gasp edildiğini, müvekkilinin davalılar gerçekten hisse satmadığını, manevi değere sahip hisselerin devri arzusu olmadığını, maddi olarak satma ihtiyacı da bulunmadığını, davalı ...'in torunu, diğer davalıların da şirketin maaşlı çalışanları olduklarını, hisseleri satın alabilecek maddi güçleri bulunmadığını, şirket ana sözleşmesine göre hisse senetleri nama yazılı ise de, hisselerin pay senedine bağlanmamış ve hisse senedi olarak bastırılmamış olduğunu, devre ilişkin olarak BK'nın 162, 163.
maddelerine uygun bir sözleşme yapılmadığını, şirket yönetim kurulunu 5 kişiye tamamlamak için yapılmış gibi gösterilen hisse devrinin aldatılma ve hile nedeniyle geçersiz olup, yok hükmünde olduğunu, işlemin terkini amacıyla Ankara 38. Noterliği'nin 09.02.2011 tarihli ihtarnamesi gönderilmiş ise de, cevap verilmediğini ileri sürerek hisse devirlerinin şirket pay defterinden tamamen terkin ve iptal edilerek eski hale getirilmesini, bu hisselerin gerçek sahibinin müvekkili olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının 20.10.2010 tarihinde onar adet hissesini davalılara devrettiğini, devir senedini sadece imzalamakla kalmamış, isim ve soyadını da yazdığını, devir senedinin bir adet olmayıp, üç adet olmasının davacının yanlışlıkla ya da hile ile imzaladığı iddiasını boşa çıkardığını, şirketin 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kuruluna katılan davacının, yönetim kurulu seçiminde davalıların yönetim kuruluna girmesi yönünde oy kullandığını, TTK. gereğince şirket ortağı olmayanların yönetim kuruluna seçilmeleri mümkün olmasına rağmen göreve başlayabilmeleri için pay sahibi olmaları gerektiği, davacının da kendi hisselerinden sembolik bir kısmı olan sadece 30 adedini devrederek yönetim kurulu üyelerini göreve başlattığını, ancak daha sonra büyük oğlu ...'in baskı ve tehditleri ile karşılaşınca manevi baskı altında bu davayı açtığını, hisse devrinin yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğunu, davacının gönderdiği ihtarnameye Beyoğlu 15.
Noterliği'nin 03.03.2011 tarih 3935 numaralı ihtarnamesi ile cevap verilmiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davaya konu hisselerin değeri ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/428 esas sayılı dosyasındaki emsal hisse satış bedelleri arasında bariz aşırı oransızlık bulunduğu, davaya konu hisselerin değerinin çok altında davalılara devredildiği, murisin davaya konu hisseleri devir ve satma iradesinin bulunmadığı, murisin iradesinin sözleşme tarihinde yaşı da dikkate alınarak davalılar tarafından sakatlanmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Muris ... ile davalılar ..., ... ve ... arasında düzenlenen 20/10/2010 tarihli 10'ar adet Biltur Tur. İnş. Tic. A.Ş. hisse satış senedinin iptali ile her bir davalı adına olan 10 payın şirket pay defterinden terkinine, muris adına pay defterine tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar Biltur Turizm İnş.Tic.A.Ş., ..., ... vekili ve davalı ... temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket hisse devir işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketteki hisselerini hiçbir şekilde davalılara devretmek arzu ve iradesi olmadığı halde hata ve hile sonucu hisse devir evraklarını imzaladığını, davalılara gerçekten hisse satmadığını, hisse devrinin aldatılma ve hile nedeniyle geçersiz olup, irade fesadına uğradığını iddia etmiş; davalılar ise hisse devir tarihinde hisse sahibi olmadıklarını, ancak 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile yönetim kuruluna seçildiklerini, mülga 6762 sayılı TTK.’nın 312/2. maddesi gereğince şirket ortağı olmayanların yönetim kuruluna seçilmeleri mümkün olmasına rağmen göreve başlayabilmeleri için pay sahibi olmaları gerektiği, davacının da kendi hisselerinden sembolik bir kısmı olan sadece 30 adedini nominal bedelle devrederek davalı olan yönetim kurulu üyelerini göreve başlattığını savunmuş, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, Biltur…A.Ş. de 1.312,50 adet hisseye sahip olup, 20.10.2010 tarihinde her bir davalıya 10 adet olmak üzere toplam 30 adet hissesini devretmiş, aynı zamanda şirketin 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına asaleten katılarak divan katibi olmuş ve yönetim kurulu üyelerinin seçimleri yapılmıştır. Genel kuruldan davalılar ..., ... ve ... yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş, davacının da bu seçimde olumlu oy kullandığı tutanağa geçirilmiştir. Yönetim kurulu üyeliğine seçilen davalıların o tarihte şirket ortağı olmadığı genel kurul hazirun cetveli ile sabittir. Bu durumda davacının 20.10.2010 tarihli genel kurul toplantısına katılarak davalıların yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi için olumlu oy kullandıktan sonra aynı gün sembolik miktardaki hisselerini şirkette pay sahibi olmayan davalılara devretmek suretiyle 6762 sayılı TTK.
312/2. maddesinde belirtilen hükmü yerine getirerek davalıların yönetim kurulunda göreve başlamalarını sağladığı anlaşılmaktadır. Davacı, dava dilekçesinde hile suretiyle iradenin fesada uğratıldığını iddia etmiş olup, gabin iddiası da bulunmamaktadır. Bu durumda iradenin fesada uğratıldığıda ispatlanamadığından mahkemece, davacının davaya konu hisseleri devir ve satma iradesinin bulunmadığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar Biltur Turizm İnş.Tic.A.Ş., ..., ... vekilinin ve davalı ...’ün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612989500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz