Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1522 E. 2020/4343 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pervasızca hareket↗ alt taşıyıcı↗ ağır kusur↗ cmr konvansiyonu↗ sınırlı sorumluluk↗ cmr↗ ziya↗ zayi↗ taşıyıcı↗ kusur↗ hasar↗ dahili dava↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alt taşıyıcının sürücüsünün araçta bulunmadığı esnada emtianın çalındığı, şöförün araç yanında olması halinde bu hadisenin meydana gelmeyeceği, olayın yağma mahiyeti taşımadığı, taşıyıcının bu hareketinin pervasız hareket ve kasta yakın ağırlıkta bir kusur kabul edildiği, sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, uluslararası taşıma nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup davalı, yükün tam zayi olmasının CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesi uyarınca taşımacının önlemesine olanak bulunmayan bir durumdan ileri geldiğini savunmuştur.
CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesi uyarınca kayıp, taşımacının hatasından değilde, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz.
Davacı tarafından Ürdün'e ihraç edilen tekstil emtiasının taşımasının davalı şirketçe üstlenildiği, fiili taşımayı yapan şirket yetkilisinin 21.07.2012 tarihinde aracın yağmalandığı haberini aldığını belirterek 22.07.2012 tarihinde Cilvegözü Gümrüğüne müracaat ettiği, bu hususta tutanak tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, sürücünün araç başında bulunmadığı, aracın Suriye Gümrüğünde neden 7 gün beklediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle taşıyıcının davranışı kasta yakın ağır kusur olarak değerlendirilmişse de, davalı Suriye yönetimi ile muhalifler arasında çıkan çatışmalar sebebiyle Suriye yönetiminin gümrük sahasının kontrolünü kaybettiğini, gümrük işlemlerinin yapılamadığını, bu sebeple aracın gümrük sahasında bulunduğunu savunmuştur. Nitekim aynı dönemlerde bir çok Türk nakliye aracının Suriye'de alıkonulduğu, yağmalandığı, hatta ateşli silahlarla saldırıya uğradığı Gümrük İdaresi tarafından düzenlenen tabloda gösterilmiş, dava konusu taşımayı yapan araç da "yağmalama- maddi hasar" açıklamasıyla bu cetvelde yer almıştır. Yine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 25.07.2012 tarihli basın açıklamasında Suriye'deki gelişmelerin sürücülerin can ve mal güvenliklerini her geçen gün daha da tehdit eder hale geldiği, son günlerde sınır kapılarında ciddi can ve mal güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya kaldıkları, muhalifler ile rejim yanlıları arasında çıkan çatışmada Bab-el Hava sınır kapısında bekleyen tırlardan 17'sinin yakıldığı, bu çatışmayı fırsat bilen soyguncuların tırları yağmaladıkları, hükümet güçlerine karşı mücadele eden kuvvetler tarafından Bab-el Hava da dahil olmak üzere bir kısım gümrük sahası ve ünitelerin ele geçirildiği, gümrük hizmetini sağlayacak ünitelerin tahrip edildiği, Suriye gümrük kapılarında hiçbir güvenliğin kalmadığı ifade edilmiştir. Uluslararası Nakliyeciler Derneği tarafından düzenlenen cetvelde de dava konusu taşımayı yapan aracın yükünün tamamen boşaltıldığı, hasarlı olarak Türkiye'ye getirildiği belirtilmiştir. Ayrıca aynı dönemde Bab-el Hava gümrüğünün muhalif güçlerce ele geçirildiği basında çıkan haberlere konu olmuştur. Bu durumda ziyaın taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri geldiğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rücu | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14898 E. 2012/21185 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuan tazminat · teslim
Benzer bu kararda1-Dava, «nakliyat sigortasından» kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu olaya TTK hükümleri uygulanmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TTK’nun 788. maddesi uyarınca taşınan eşyanın «tesliminden» önce zarar gören veya eksik çıkan kısmının, mahkemece bilirkişi marifetiyle tespiti yapılmadan kayıtsız ve şartsız olarak kabulü halinde dava hakkının düşeceği, davacının bu tespiti yaptırdığına dair delil olmadığı, davacının dava hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2870 E. 2010/9232 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3313 E. 2020/2354 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:deniz alacağı · kanunlar ihtilafı · yabancılık unsuru · ihtarat · satış sözleşmesi · ihtiyati haciz · tebligat · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, davacı şirketin Suriye bayraklı LOUAY-K isimli gemiyi 16.07.2012 tarihinde gemi «satış sözleşmesi» ile satın aldığı ve 21.07.2012 tarihi itibarı ile geminin mülkiyetinin davacı şirkete geçtiği, «ihtiyati haciz» kararının alındığı tarih olan 27.07.2012 tarihinde gemi malikinin borçlu Louay Shipping & Trading CO şirketi olmayıp, davacı şirket bulunduğu, bu durumda ihtiyati haciz talep eden alacaklı davalı şirketinin gerçek maliki araştırarak «deniz alacağı» niteliğindeki alacağın temini için ihtiyati haciz talep ederken TTK m.
Ancak, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı mahkemenin de kabulünde olmakla birlikte uygulanacak hukukun tespitinde taraflarca hazırlama ilkesinin benimsenmiş olması ve «ihtaratlı» «tebligat» sonrasında Suriye hukukuna ilişkin taraflarca bilgi verilmemesi neticesinde Türk hukukunun uygulanması doğru olmamıştır.
… ."nin uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda taraflarca uygulanacak yabancı hukuk olan Suriye hukuku hakkında mahkemeye bilgi vermesi gerektiği ve fakat yapılan «ihtaratlı» «tebligata» rağmen tarafların Suriye Hukuku' na ilişkin bilgi vermediği, bu suretle Türk Hukukunun uygulandığı gerekçelendirilmiştir.
Zira, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun md 2/1 uyarınca, hakim, Türk «kanunlar ihtilafı» kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1522 E. , 2020/4343 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.04.2017 tarih ve 2014/943 E- 2017/312 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.12.2018 tarih ve 2018/396 E-2018/1464 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.10.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca Ürdün'e taşınacak tekstil emtiasının davalıya teslim edildiğini, davalının bu taşıma işini ... Nakliyat Ltd. Şti'ye devrettiğini, iddiaya göre Suriye Gümrüğü'ne girildiğinde tırın yağmalanıp emtianın çalındığını, mallarına zayine davalının dikkat ve özeni göstermemesinin neden olduğunu ileri sürerek şimdilik 80.721,47 USD gümrüklenmiş eşya değeri ile 800.- USD nakliye bedelinin yıllık %5 faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yağmanın mücbir sebep niteliği taşıdığını, fiili taşıyıcının sorumlu olduğunu, aksi düşünülse dahi sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alt taşıyıcının sürücüsünün araçta bulunmadığı esnada emtianın çalındığı, şöförün araç yanında olması halinde bu hadisenin meydana gelmeyeceği, olayın yağma mahiyeti taşımadığı, taşıyıcının bu hareketinin pervasız hareket ve kasta yakın ağırlıkta bir kusur kabul edildiği, sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, uluslararası taşıma nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup davalı, yükün tam zayi olmasının CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesi uyarınca taşımacının önlemesine olanak bulunmayan bir durumdan ileri geldiğini savunmuştur.
CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesi uyarınca kayıp, taşımacının hatasından değilde, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz.
Davacı tarafından Ürdün'e ihraç edilen tekstil emtiasının taşımasının davalı şirketçe üstlenildiği, fiili taşımayı yapan şirket yetkilisinin 21.07.2012 tarihinde aracın yağmalandığı haberini aldığını belirterek 22.07.2012 tarihinde Cilvegözü Gümrüğüne müracaat ettiği, bu hususta tutanak tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, sürücünün araç başında bulunmadığı, aracın Suriye Gümrüğünde neden 7 gün beklediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle taşıyıcının davranışı kasta yakın ağır kusur olarak değerlendirilmişse de, davalı Suriye yönetimi ile muhalifler arasında çıkan çatışmalar sebebiyle Suriye yönetiminin gümrük sahasının kontrolünü kaybettiğini, gümrük işlemlerinin yapılamadığını, bu sebeple aracın gümrük sahasında bulunduğunu savunmuştur.
Nitekim aynı dönemlerde bir çok Türk nakliye aracının Suriye'de alıkonulduğu, yağmalandığı, hatta ateşli silahlarla saldırıya uğradığı Gümrük İdaresi tarafından düzenlenen tabloda gösterilmiş, dava konusu taşımayı yapan araç da "yağmalama- maddi hasar" açıklamasıyla bu cetvelde yer almıştır. Yine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 25.07.2012 tarihli basın açıklamasında Suriye'deki gelişmelerin sürücülerin can ve mal güvenliklerini her geçen gün daha da tehdit eder hale geldiği, son günlerde sınır kapılarında ciddi can ve mal güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya kaldıkları, muhalifler ile rejim yanlıları arasında çıkan çatışmada Bab-el Hava sınır kapısında bekleyen tırlardan 17'sinin yakıldığı, bu çatışmayı fırsat bilen soyguncuların tırları yağmaladıkları, hükümet güçlerine karşı mücadele eden kuvvetler tarafından Bab-el Hava da dahil olmak üzere bir kısım gümrük sahası ve ünitelerin ele geçirildiği, gümrük hizmetini sağlayacak ünitelerin tahrip edildiği, Suriye gümrük kapılarında hiçbir güvenliğin kalmadığı ifade edilmiştir.
Uluslararası Nakliyeciler Derneği tarafından düzenlenen cetvelde de dava konusu taşımayı yapan aracın yükünün tamamen boşaltıldığı, hasarlı olarak Türkiye'ye getirildiği belirtilmiştir. Ayrıca aynı dönemde Bab-el Hava gümrüğünün muhalif güçlerce ele geçirildiği basında çıkan haberlere konu olmuştur. Bu durumda ziyaın taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri geldiğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612576000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz