İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4614 E. 2020/3587 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet tarihi↗ müteselsil kefalet↗ çek hamili↗ kefalet limiti↗ akdi faiz↗ kefalet sözleşmesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ bsmv↗ depo kararı↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ garantörlük↗ hamil↗ kefil↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ çek↗ dosya masrafı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, genel kredi sözleşmesini ... ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayan ...’in de kendi temerrüdünün sonuçları ile borçtan müteselsilen kefalet limiti ile sorumlu kabul edildiği, alacağın davalı ...'e kullandırılan tarım kredisi tutarı ile davacı bankanın çek hamillerine ödediği iki adet çek ve iadesi sağlanamayan bir adet çekin garanti tutarlarının toplamından oluştuğu, takip tarihi olan 05/06/2013 tarihi itibariyle davacının talep edilebilir alacağının 44.075,00 TL asıl alacak, 751.47 TL akdi faiz, 2.892,40 TL, 182,19 TL BSMV, 415,08 TL masraf olmak üzere 48.315,93 TL olduğu buna ilaveten 1.045,00 TL gayri nakdi depo talep edilen çek bedeli ile birlikte 49.360,93 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu genel kredi sözleşmesinde davalı ... müteselsil kefil olarak yer almaktadır.Ancak sözleşmenin yapıldığı 27.01.2012 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olması nedeniyle söz konusu yasanın 583/1 maddesi uyarınca “kefilin,kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi gerekir”.Her ne kadar sözleşmede kefil olunan miktar el yazısı ile yazılmış ise de kefalet tarihi yazılmadığından Türk Borçlar Kanunu 583/1 maddesinde öngörülen şekil koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle kefalet sözleşmesi geçersizdir.Bu nedenle davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/465 E. 2018/7493 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9170 E. 2015/9977 K.
Ortak:kefalet tarihi · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu «genel kredi sözleşmesinde» davalı ... «müteselsil kefil» olarak yer almaktadır.Ancak sözleşmenin yapıldığı 27.01.2012 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olması nedeniyle söz konusu yasanın 583/1 maddesi uyarınca “kefilin,kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısı ile belirtmesi gerekir”.Her ne kadar sözleşmede kefil olunan miktar el yazısı ile yazılmış ise de kefalet tarihi yazılmadığından Türk Borçlar Kanunu 583/1 maddesinde öngörülen şekil koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle kefalet sözleşmesi «geçersizdir».Bu nedenle davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «genel kredi sözleşmesini» ... ile birlikte müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olarak imzalayan ...’in de kendi «temerrüdünün» sonuçları ile borçtan «müteselsilen kefalet limiti» ile sorumlu kabul edildiği, alacağın davalı ...'e kullandırılan tarım kredisi tutarı ile davacı bankanın «çek hamillerine» ödediği iki adet çek ve iadesi sağlanamayan bir adet çekin «garanti» tutarlarının toplamından oluştuğu, takip tarihi olan 05/06/2013 tarihi itibariyle davacının talep edilebilir alacağının 44.075,00 TL «asıl alacak», 751.47 TL «akdi faiz», 2.892,40 TL, 182,19 TL BSMV, 415,08 TL «masraf» olmak üzere 48.315,93 TL olduğu buna ilaveten 1.045,00 TL gayri nakdi «depo» talep edilen çek bedeli ile birlikte 49.360,93 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» Borçlar Kanunu Hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği, Türk Borçlar Kanunun 583. maddesine göre «kefalet sözleşmesi» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda bu sıfatla veya bu anlamda gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, davaya konu «kredi sözleşmesinde» müteselsil kefillerin bu şartları taşımadığı, borcun likit olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği, aynı konu hakkında «itirazın iptali davası» açıldığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
1-Talep, ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği gerekçesiyle, itiraz eden borçlular hakkında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Ancak, talep dayanağı «genel kredi sözleşmesi» 16.10.2006 tarihli, itiraz eden borçlu kefillerin imzaladığı limit arttırım sözleşmesi ise 29.08.2007 tarihli olup TBK'nın yürürlük tarihinden evvel akdedilmiş olm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · itirazın iptali davası · ihtiyati haciz · iptal davası · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» Borçlar Kanunu Hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği, Türk Borçlar Kanunun 583. maddesine göre «kefalet sözleşmesi» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda bu sıfatla veya bu anlamda gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, davaya konu «kredi sözleşmesinde» müteselsil kefillerin bu şartları taşımadığı, borcun likit olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği, aynı konu hakkında «itirazın iptali davası» açıldığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden borçlular tarafından «ihtiyati hacze itiraz» edilmeden önce aynı mahkemede «itirazın iptali davası» açıldığı anlaşılmaktadır.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
1-Talep, ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği gerekçesiyle, itiraz eden borçlular hakkında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Ancak, talep dayanağı «genel kredi sözleşmesi» 16.10.2006 tarihli, itiraz eden borçlu kefillerin imzaladığı limit arttırım sözleşmesi ise 29.08.2007 tarihli olup TBK'nın yürürlük tarihinden evvel akdedilmiş olm …
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17931 E. 2015/954 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · kefil
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «genel kredi sözleşmesini» ... ile birlikte müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olarak imzalayan ...’in de kendi «temerrüdünün» sonuçları ile borçtan «müteselsilen kefalet limiti» ile sorumlu kabul edildiği, alacağın davalı ...'e kullandırılan tarım kredisi tutarı ile davacı bankanın «çek hamillerine» ödediği iki adet çek ve iadesi sağlanamayan bir adet çekin «garanti» tutarlarının toplamından oluştuğu, takip tarihi olan 05/06/2013 tarihi itibariyle davacının talep edilebilir alacağının 44.075,00 TL «asıl alacak», 751.47 TL «akdi faiz», 2.892,40 TL, 182,19 TL BSMV, 415,08 TL «masraf» olmak üzere 48.315,93 TL olduğu buna ilaveten 1.045,00 TL gayri nakdi «depo» talep edilen çek bedeli ile birlikte 49.360,93 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu «genel kredi sözleşmesinde» davalı ... «müteselsil kefil» olarak yer almaktadır.Ancak sözleşmenin yapıldığı 27.01.2012 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olması nedeniyle söz konusu yasanın 583/1 maddesi uyarınca “kefilin,kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısı ile belirtmesi gerekir”.Her ne kadar sözleşmede kefil olunan miktar el yazısı ile yazılmış ise de kefalet tarihi yazılmadığından Türk Borçlar Kanunu 583/1 maddesinde öngörülen şekil koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle kefalet sözleşmesi «geçersizdir».Bu nedenle davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, sözleşmede «müteselsil kefiller» için «muacceliyet» hükmü bulunup bulunmadığı ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd ile 586. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılıp değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 ve devamı maddeleri uyarınca «kefalet» için şekil şartları getirildiği, bu şartların «geçerlilik şartı» olup söz konusu sözleşmede bu şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd. maddeleri uyarınca «kefalet» için öngörülen şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, kararda yasada belirtilen hangi şartların oluşmadığı hususunda hiçbir açıklama yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 ve devamı maddeleri uyarınca «kefalet» için şekil şartları getirildiği, bu şartların «geçerlilik şartı» olup söz konusu sözleşmede bu şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Mahkemece, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583 vd. maddeleri uyarınca «kefalet» için öngörülen şartların bulunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, kararda yasada belirtilen hangi şartların oluşmadığı hususunda hiçbir açıklama yapılmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4614 E. , 2020/3587 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.05.2014 tarih ve 2013/309-2014/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı ... vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı ... arasında akdedilen nakdi tarım kredi sözleşmesine davalı ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın katedilerek davalı borçlular hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı asıl borçlu ...'e ilgili kredi sözleşmesi gereğince çek karnesi verildiğini, iki adet çekin hamilleri tarafından bankaya ibraz edildiğini, 5941 sayılı Çek Yasası gereğince çek hamillerine ödenen alacaklarının bulunduğunu, ayrıca nezdinde bulunan 1 adet çek karnesi bedelinin nakdi olarak depo edilmesi gerektiğini belirterek davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, takip konusu tebligattan yalnızca ödeme emri çıktığını sözleşme ve eklerinin bulunmadığını bu nedenle borcun neden kaynaklandığını ve hangi sözleşmeye dayandığını bilmediklerini, davalının kefil konumunda olduğunu ve usulüne uygun temerrüde düşürülmeden icra takibine girişildiğini bu yüzden takibin hükümsüz olduğunu, temerrüt faizi talep edilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, bankaya asıl borçlu tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini, asıl borçluya ait müşteri senetlerinin tahsil için bankada bulunduğunu ancak bankanın zamanında protesto işlemi yaptırmadığını ve senetleri asıl borçluya iade etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, genel kredi sözleşmesini ... ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayan ...’in de kendi temerrüdünün sonuçları ile borçtan müteselsilen kefalet limiti ile sorumlu kabul edildiği, alacağın davalı ...'e kullandırılan tarım kredisi tutarı ile davacı bankanın çek hamillerine ödediği iki adet çek ve iadesi sağlanamayan bir adet çekin garanti tutarlarının toplamından oluştuğu, takip tarihi olan 05/06/2013 tarihi itibariyle davacının talep edilebilir alacağının 44.075,00 TL asıl alacak, 751.47 TL akdi faiz, 2.892,40 TL, 182,19 TL BSMV, 415,08 TL masraf olmak üzere 48.315,93 TL olduğu buna ilaveten 1.045,00 TL gayri nakdi depo talep edilen çek bedeli ile birlikte 49.360,93 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ...
vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu genel kredi sözleşmesinde davalı ... müteselsil kefil olarak yer almaktadır.Ancak sözleşmenin yapıldığı 27.01.2012 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olması nedeniyle söz konusu yasanın 583/1 maddesi uyarınca “kefilin,kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi gerekir”.Her ne kadar sözleşmede kefil olunan miktar el yazısı ile yazılmış ise de kefalet tarihi yazılmadığından Türk Borçlar Kanunu 583/1 maddesinde öngörülen şekil koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle kefalet sözleşmesi geçersizdir.Bu nedenle davalı ...
hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...'e iadesine, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/607548900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz